İnsanlara yeterince yakından bakınca şunu fark ediyorsunuz:
Kötülük sandığınız şeyin büyük kısmı kasıt değil, kapasite meselesi.
Çoğu insan zarar vermek için hareket etmiyor.
Taşıyamadığı duyguların içinden hareket ediyor.
Korku, utanç, dürtü…
Adını koyamadıkları şeyler davranışa sızıyor.
Dışarıdan bakınca kasıt gibi görünen birçok şey,
aslında dağınık bir iç dünyanın sonucu.
Bunu anladığınız anda hayal kırıklığı şekil değiştiriyor.
Acı hâlâ var ama artık kişisel değil.
@AzizGwenSancar Değerli hocam çalışmalarınızla, başarılarınızla gurur duyuyoruz! En kısa sürede insanlar için de etkili bir tedaviye dönüşmesini diliyoruz! @AzizGwenSancar
Yaşar bey. Vicdanınız rahat mı?
Torunlarınız vs.Onların yüzüne "Ben Atatürk devrimlerini savunuyorum" diyebiliyor musunuz?
Kasabınız, manavınız vs önlerinden geçerken başınız dik, alnınız açık mı?
Merak ettim de. İyi misiniz?
İnsan özü itibarıyla iyiyi arayan bir varlık. Örneğin sürekli kötüden, kötülükten bahseden kişiler bile içindeki kötüyü dışarı yansıtarak kendisinin iyi bir insan olduğunun düşünülmesini istiyor gibi gelir bana. İyi bir varlık değilse bile iyi bir insan olmayı arzuluyor diyebiliriz sanırım insan için.
Bir de dışarıdaki iyiyi görebilenler var. Özüne güvenmek budur işte. Hemen her gün iyiden, bilgiden, güzelden bahseden onlarca insanla karşılaşıyoruz.
Özündeki iyiye güvenen, iyi bir insan pozu kesmek için dışarıdaki kötüyü kötülemeye tenezzül etmeyen, içindeki iyiye güvenen özgüvenli insanların çoğunlukta olduğu bir hayatınız olsun.
Hieronymus Bosch, Meclisin bugünkü durumunu 500 sene önceden çizmiş.
Bugünü yaşasaydı ve bu “cehennem” tablosunu yeniden çizseydi eminim aşağıdaki “karakterlerden” daha “acayiplerini” artık kolaylıkla resmedebilirdi.
Utandık!
“Herkesin her şeyden haberdar olup, hiçbir şey yapmadığı, her şeyle dayanışma içinde görünüp yerinden bile kıpırdamadığı bir dünyada yaşıyoruz.”
—Jean Baudrillard