"Yaşı müsait olanlar hatırlar. 1 Mayıs 1977 sonrası, 30 Nisan gecesi zenginler lüks araçlarını askeri tesislere park ederlerdi. Ertesi gün orada kalırdı. O gün için buna izin verilirdi. 1 Mayıs öyle bir korkudur."
"Sınıf zil çalınca içine girdiğiniz yer değildir."
#1Mayıs
Önce cenazelerimizi yiğit maden işçilerimize yakışır biçimde ailelerimizin gelenek ve göreneklerine göre defnedeceğiz.
Sonra bu katliamda sorumluluğu olan herkesten her kurumdan hesap sorulması için her türlü mücadelenin içinde olacağız!
Başımız sağolsun!
1 Mayıs’a katılma “ihtimali” üzerine tutuklanan İstanbul Üniversitesi öğrencisi Tacettin Erol Şahin, hapsedildiği Marmara 6 No'lu L Tipi Kapalı Hapishane’de tecrit, keyfi uygulama ve 24 saat kamerayla izlenme işkencelerine karşı süresiz açlık grevinin 152. gününde.
🧵 Fon vurgunu Türkiye'deki sınıf eşitsizliğini ve sınıf piramidini bir kez daha gözler önüne serdi:
Tasfiye sürecine giren fonların toplam büyüklüğü, Burundi, Liberya, Sierra Leone ve Gambiya gibi 10'dan fazla yoksul ülkenin yıllık milli gelirlerinin 6-7 katına denk. Çıkan paraları da ilave ettiğimizde ölçek büyüyor.
Ancak asıl eşitsizlik ve "vurgun" toplumsal yapıda, bu servetin ve suçun hangi toplumsal yapı içinde biriktiği:
📍 Forbes'un 2026 verilerine göre Türkiye'de 42 kişi ve ailenin toplam serveti 105,3 milyar dolar. Nisan ayına kadar Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ve babası Oğuz Tezmen de bu listedeydi.
📍 World Inequality Report 2026 verilerine göre en zengin yüzde 10 toplam servetin yüzde 68,4'üne, en zengin yüzde 1 ise yüzde 35,1'ine sahip. En yoksul yüzde 50'nin servetten aldığı pay yalnızca yüzde 2,7.
📍 Knight Frank "Wealth Report 2026" raporuna göre net serveti 30 milyon doların üzerinde olan kişi sayısı 2021'de 2 bin 174 iken 2026'da 4 bin 208'e çıktı. Beş yıldaki artış yaklaşık yüzde 94'ü buldu.
📍 Buna karşılık TÜİK verileri çocuklu hanelerin yaklaşık yüzde 9'unun yeni giysi, yüzde 9'unun düzgün iki çift ayakkabı alamadığını, yaklaşık yüzde 10'unun çocuklarına her gün taze meyve ve sebze sağlayamadığını gösteriyor.
📍 Ülke nüfusunun yüzde 20'si sosyal yardımlardan yararlanarak yaşamını idame ettiriyor.
📍 Fon vurgununun yaşandığı hafta diğer tarafta fabrikalarda dağıtılan meyve, yoğurt ve ayranı çocuklarının beslenmesi için eve götüren işçiler; geçinemediğini söyleyerek yaşamına son veren emekli Ali Şekeroğlu; Şanlıurfa Hilvan'da fıstık fabrikasında makinenin altında hayatını kaybeden 6 yaşındaki Halime Okkalı vardı.
Bu tabloya yol olan mülkiyet rejimini tartışmak zorundayız.
DEVAMI: https://t.co/dnUyX80gnL
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar,
Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var.
88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim?
İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş.
Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette “zengin derdi” sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik.
“Müziksiz yaşayamam” tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama “müziksiz 88 gün yaşayamam” tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor.
Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir.
24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz.
Favorilerim:
Eypio & Sibel Can – Kıyamam
Mabel Matiz – Umrumdışı
Hücremde Mabel Matiz’in “Ben büyüttüm boy boy” dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti.
Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: “Ekmek ve poğaçaaaa”
(Fuat Ergin tarzı bir flow’la)
Ekmek ve poğaça Vaktimiz bolca Cicibebe olmasa Halimiz n’olcak Menü ful carbo Ne peynir ne yarım kadeh Doluca Haluk, Cem, Özkan, ben D Blok dört yapraklı yonca
Görüşmek üzere.
Holdinglerin, sarı sendikaların onların yönlendirdiği yargının esiri olmayı reddediyoruz.
Hesabımı erişime kapatanlar işçi sınıfı ve emekçi halkı zenginin kölesi yapmak için seferber olanlardır!
Bizim sesimiz işçi sınıfının kurtuluşu fikrini taşır!
Hiçbir güç bizi engelleyemez!
Elbette intihar girişiminde bulunan emekli yurttaş tetiği kendi çekmedi..
Holdingler servet biriktirsin diye tüm halkı yoksullaştıranlar sorumludur!
Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!
Çocuk işçilik yasaklansın… Mesleki eğitim yeniden yapılandırılsın…
2023-2024 eğitim öğretim yılında en az 66 çocuk işçi hayatını kaybetti
https://t.co/qozxHJbo98
Mesleki eğitime değil çocuk işçiliğe karşıyız…
2024-2025 eğitim öğretim yılında en az 72 çocuk işçi hayatını kaybetti
https://t.co/Kg91tvN0zY
(2025-2026 eğitim öğretim yılı çocuk iş cinayetleri raporunu bu hafta açıklayacağız)
Holdinglerin talimatıyla 10 gündür tutsak edilen Bağımsız Maden İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve 5 gündür açlık grevinde olan yoldaşımız Başaran Aksu tahliye edildi!
Mücadeleye devam ederek holdingleri ve holdingçi güçleri üzmeye, tüm siyasi tutsaklara özgürlük demeye devam edeceğiz!
10 gündür tutuklu olan Sendikamız Genel Başkanı Gökay Çakır ve 5 gündür açlık grevinde olan Başaran Aksu tahliye edilmiştir.
Madenciler başta olmak üzere tüm işçi sınıfının gözü aydın. Holdingleri üzmeye devam edeceğiz!
Tek yürek, aynı umut; ayrı cezaevleri…
Gökay Çakır ve Başaran Aksu’nun tutukluluğu 9. güne evriliyor.
İşçinin hakkını savunmak suç değildir.
Başaran Aksu ve Gökay Çakır’ı serbest bırakın!
#BaşaranAksu#GökayÇakır
Madenci aileleri Başaran Aksu ve Gökay Çakır'a sahip çıkıyor!
"İşçisinin hakkını savunmak suçsa biz de bu suçu savunuyoruz."
"Başaran Aksu ve Gökay Çakır suçsuzdur, serbest bırakılmalarını istiyoruz."
Gökay Çakır ve Başaran Aksu holdinglerin talimatıyla 6 gündür tutuklu!
Madencilerin hakları için Cumhurbaşkanlığı külliyesine yürüme iradesi beyanından sonra, bunun söylemine dahi tahammül edemeyip tüm işçi sınıfına gözdağı veren, direnen işçilere sopa gösteren iktidar ve çanağını tuttuğu Yıldızlar SSS Holding, ortaklaşa talimatla madenci önderlerini tutuklattı.
Bu göz dağını tanımıyor; cezacı, yasakçı kararınızın ve düzeninizin üstüne yürüyoruz. Bir milim eğilmek yok. Başaran Aksu ve Gökay Çakır serbest bırakılsın!
Hayatlarımız üzerinde söz sahibi olmaya çalışıyorlar. Buna müsaade etmeyeceğiz!
Kendi gücümüzü adım adım inşaa edeceğiz. Örgütleneceğiz.
Yoldaşlaşmaya çağırıyoruz.
https://t.co/KugOO2ulAN
Alo Umut-Sen
0552 286 56 36
Tutuklu Genel Başkanımız Gökay Çakır'dan mektup var.
"Benden önceki Genel Başkanım Tahir Çetin işçiler için, hakları için çok mücadele etti, Soma'da 7200 işçinin hakkını aldı ama işçiler için bunu yaptı, hayatını kaybetti. Genel Başkanım hayatını kaybetti ise işçiler için, ben yada Başaran Aksu cezaevine düşmüşüz, çok mu?"
Akhisar Süleymanlı CİK
A-26-Tekli Koğuş
Gökay Çakır
Üç ay maaşsız sen yaşa İsmail Ilgaz!
Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü yeni hizmet binası şantiyesinde çalışan işçiler, üç aydır alamadıkları ücretleri için başlattıkları direnişe devam ediyor.
Yüklenici firma Ilgazlar İnşaat’ın konkordato sürecinde olduğu söyleniyor.
Konkordato ilanı ile işçilerin haklarına, ücretlerine yasal yollarla çöken bu firmalar gaspçıdır. İnşaat işçisini köleniz değil. İşçilerin ücretleri derhal öndensin!
MADENCİLER KAZANDI, İŞÇİLER KAZANDI!
Basına ve kamuoyuna,
Direnişimizin 18. gününde Doruk Madencilik ve Eti Gümüş işçilerinin tüm yasal talepleriyle beraber kazanımla sonuçlandığını gururla duyururuz. Direnişimiz boyunca 8 kere gözaltına alındık, Enerji Bakanlığı önünde günlerce güneşin altında bekletildik, sendikamız Genel Başkanı Gökay Çakır ve Başaran Aksu tutuklandı, türlü baskılarla karşılaştık ama yılmadık! Halkımızın sonsuz desteği ve dayanışması ile bir uzlaşıya varılmıştır.
Yıldızlar SSS Holding’in 20 yıldır yarattığı sorunlar, yarattığı hak kayıpları her bir işçi için çeşitli ve katmanlaşmıştır. Yasal olan tüm alacaklar uzlaşı kapsamında belirlenmiş ve ödenmeleri hususunda anlaşmaya varılmıştır. Anlaşma uyarınca alacaklarımızın bir kısmı peşin yatırılmış, kalan kısmı için 40 günlük bir ödemeye planı hazırlanmış ve bu plan arabuluculuk tutanağı ile tartışmasız bir hale getirilmiştir. Bu halde direnişi kazanım ile bitirme konusunda yapılan ve tüm madencilerden oluşan oylamada firesiz bir şekilde direnişi kazanımla bitirme kararı alınmıştır.
28 Nisan 2026 tarihinde varılan uzlaşıya garantör olan İçişleri Bakanı ve Yardımcısı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve Yardımcısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ve Yardımcısı, ilgili bakanlıkların yüksek bürokratları, Emniyet Genel Müdürü verdikleri sözlerde durmamış, holdingi korumak için seferber olmuşlardır. Tüm karşı koymalara rağmen, madenciler kendi dertlerini kendileri çözmüş, direnişi kendi öz güçleri ile kazanımla sonuçlandırmışlardır. Kamuoyu ve madenciler, madencilere reva görülen bu şartları unutmayacaktır.
3 Bakanlığın bu işi çözemediği ve çözmek istemediği anlaşılınca madenciler, Türkiye’deki her devlet kurumunun işaret ettiği Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne yürüme kararı almıştır. Bu kararın ardından Enerji Bakanlığı, direnişimizin 16. Gününde madencileri muhatap olarak görmeye karar vermiş ve ilk görüşme sağlanmıştır. Sendikamızın genel tavrı olarak görüşmeye ve uzlaşıya olan saygımızdan dolayı yürüyüşümüzü ertelemiştik. Ancak hemen ardından Genel Başkanımız Gökay Çakır ve Başaran Aksu, Külliyeye yürüme iradesi gösterdikleri için cezalandırılmaya kalkılmış ve tutuklanmışlardır. Tekrar ve tekrar altını çiziyoruz; Bizler meşruluğumuzu işçi sınıfından, madencilerden alıyoruz. Bizleri cezalandırma yetkisi yalnız onlardadır! Gökay Çakır ve Başaran Aksu derhal serbest bırakılmalı, 20 yıllık bu soyguna izin verenler tutuklanmalıdır!
Nisan ayında başladığımız ve üç etap süren Yıldızlar SSS Holding direnişimiz boyunca dayanışmasını bir an olsun esirgemeyen başta halkımıza, fabrika fabrika madencinin sesi olan işçilere, patron-sarı sendika ağıyla mücadele eden az sayıdaki sendikalara, emek ve demokrasi kurumlarına, siyasi parti ve milletvekillerine teşekkür ederiz.
Bizimle yürüyen, güneşin altında bekleyen, madencilerle esmerleşen basın emekçilerine ayrı bir teşekkürü borç biliriz. Oldukça iyi bildiğimiz ağır ve kötü çalışma şartlarında çalıştırılan muhabir dostlarımızın hepsine madenciler olarak minnettarız.
Bu zaferimizi tüm işçi sınıfına armağan ediyoruz.
Asla geri adım atmayacağız!
Hepimiz Gökay Çakır’ız, hepimiz Başaran Aksu’yuz!
Bağımsız Maden İşçileri Sendikası
Başaran Aksu’nun cezaevinden madencilere gönderdiği mesaj:
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin gerçekte "cumhurbaşkanlığı holding sistemi" olduğunu kahramanca mücadeleleriyle Enerji Bakanlığının önünü kapatarak, kapısını kırarak, sekiz kez gözaltına alınma iradesi göstererek; tutsak edilen öncülerinin yanında dimdik durarak tarihin onur nişanesini yakalarına takan madencilere selam olsun!
Sağından soluna, devletinden holdingine herkesin yalan söylediğini, direnmek dışında bize kalan hiçbir şeyin olmadığını herkese gösteren bu madenciler; hangi siyasi kostümü giymiş olursa olsun hiçbir muhalefetin gücünün ağzına almaya bile korktuğu, asıl muhatabın Cumhurbaşkanlığı olduğu hakikatini ve o kuruma karşı yürümeden işçi sınıfının ve emekçi halkın emperyalistler, uluslararası tekeller ve holdingler tarafından soyulması pratiğine son verilemeyeceği gerçeğini bütün halka yol göstererek somutlaştırdılar.
Hâlâ seçimde kullanacağı oyla bu vahşi sömürü ilişkisini ve eşitsiz, adaletsiz güç dizaynını dağıtacağını düşünenler ya boş hayaller peşindeler ya da halkı kandırmaya devam etmektedirler.
Yaklaşık 20 yıldır kesintili, 1 yıldır da kesintisiz bir biçimde gece gündüz kora kor bir mücadelenin içerisindeyiz.
Bugün, her günkünden daha güçlüyüz, daha umutluyuz, daha korkusuzuz. Emekçi halkın derdine, çaresizliğine, ne yapacağını bilemezliğine fiziken koşmayanlar; orada olmayanlar, uzaktan seslenenler, ortaya konuşan kimseler bu yapıp etme biçimlerini değiştirmedikçe halktan teveccüh görmemeye devam edecekler.
Biz, bundan önce hangi partiye oy verdiğine bakmaksızın işçilerle büyük bir mücadele kardeşliği yaratarak işçi sınıfına bu savaş koşullarında bir kurtuluş yolu aralamaya çalışıyoruz. Erdoğan’dan yakınanlar; holdinglerden ve sarı sendikalardan yakınmıyor, topyekûn bir tavır almıyorlarsa Erdoğan'a ve onu ayakta tutan bu mekanizmalara çalışıyorlardır.
Herkes şunu bilsin ki fabrikalarda, tarlalarda, bürolarda, maden ocaklarında, depolarda çalışanlar, emekliler, çiftçiler, esnaflar, mühendisler, mimarlar, avukatlar arasında aynı ortak duygu var: Holdingçi güçlere karşı yüksek bir nefret!
Erdoğan ve holdingçi güçlerden büyük bir kopuşun içerisinde artık açık ki millî iradeyi biz temsil ediyoruz.
Madencileriz!
Devrimcileriz!
Celalileriz!