Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bugün telefonla arandım.
Yarın ifade vermek üzere Başsavcılığa davet edildim.
Hangi sıfatla ifadeye çağrıldığım tarafıma henüz bildirilmedi.
Yarın gerekli bilgileri edindikten ve ifade işlemleri tamamlandıktan sonra kamuoyunu bilgilendireceğim.
Bir ülkenin kaderini değiştirmek, önce o kaderin değişebileceğine inanmakla başlar.
Bu inancı zaferle taçlandıran başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. 🇹🇷
Bugün sizlerle bir arada olamasam da, yüreğim sizinle.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu büyük zaferi bizlere armağan eden tüm kahramanlarımızı minnet ve rahmetle anıyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. 🇹🇷
Sizleri sevgiyle, hasretle ve büyük bir inançla kucaklıyorum.
#SinemDedetaşYalnızDeğildir
Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını içeren ‘Millet Şahidimdir’ adlı kitabı basım aşamasında yasaklandı.
Kitabın basılmış ve basılmakta olan nüshalarına el konmasına karar verildi, dağıtım ve satışına yasak getirildi.
I was elected Mayor of Istanbul three times. When I became the leading democratic challenger to the government, my university diploma, a prerequisite for running for presidency, was annulled. I was arrested and placed in pre-trial detention.
Since then, they have tried repeatedly to silence me.
My voice, my image and even photographs of me have been restricted. My social media accounts have been blocked time and again.
Then they tried to silence me inside the courtroom itself. I was prevented from presenting my defence and even from questioning other defendants.
Now they are trying to silence that defence outside the courtroom as well.
My forthcoming book, Millet Şahidimdir — The Nation Is My Witness — contains much of the defence I was not allowed to deliver freely before the court. On 27 August, before the book could even be released, an Istanbul court ordered all printed and forthcoming copies to be seized and banned its distribution and sale.
Police were sent to printing houses and copies were confiscated.
Think about what this means, first they prevent a political prisoner from presenting his defence in court; then they prohibit the public from reading that defence.
This is not justice. It is censorship backed by judicial power.
But I will not be intimidated.
I will not be silenced.
I will not surrender.
Millions will read this book. My defence will be heard. The truth will reach the public including those who are trying so desperately to suppress it.
You can confiscate a book. You cannot confiscate the truth.
Demokrasi yarışından korktu diplomamı iptal ettirdi.
Tutuklanıp hücreye atılmamı istedi.
Sesimi, yüzümü, fotoğrafımı yasaklattı.
Sosyal medya hesabımı defalarca kapattırdı.
Yetmedi, mahkemede savunma hakkımı dahi engelletti.
Sanıklara soru sormama bile tahammül gösteremedi.
Şimdi ise bana yaptırmadıkları savunmamın yer aldığı “Millet Şahidimdir” kitabımı daha yayınlanmadan yasaklattı.
Emniyet güçleri eliyle matbaalar basıldı ve kitaplar toplandı.
Yılmayacağım!
Susmayacağım!
Durmayacak ve teslim olmayacağım!
Milletle beraber bu kitabı milyonlar okuyacak.
Savunmamı herkes görecek. Yasakçılar dahil!
Bu sansür aklıma sevgili Ahmet Şık’ın kitabını getirdi. “İmamın Ordusu” basılmadan toplatılmaya çalışılmış, Ahmet tutuklanmış ama kitabın basılması ve okunması engellenememişti. Ahmet her zaman yaptığı gibi cesur bir gazetecilik tavrı göstermiş, o zamanlar anlattıklarını yalanlayanlar, daha sonra gerçekler birer birer ortaya çıktığında sessizliğe gömülmüştü.
Baştan sona şaibeyle götürülen bir yargı sürecinde, Adalet Bakanı’nın açıkça kendisini hedef aldığı bir ortamda Ekrem İmamoğlu’nun da görüşlerini ve savunmasını yazma, yaygınlaştırma hakkı vardır. Bu iktidarın hakkı, hukuku çoktan terkettiğini biliyoruz ama baskı, sansür ve şiddet üzerine kurdukları bu düzeni nereye kadar sürdürebilecekler ki?
Gerçekler er ya da geç ortaya çıkacak; haklı olanlar, doğruda duranlar mutlaka kazanacak.
Dünden beri bakıyorum, bir cinnet hâlindesiniz İ. Melih Gökçek Bey.
Durun, 6 yıldır yaptıklarınızı ve yapacaklarınızı sıralayayım.
Trol saldırıları ✔️ Ev ve iş adresime linç kitapçıkları ⏳ Beyaz TV’de Onlar TV ve Murat Ağırel programı ⏳ …
Bu FETÖ mensubu hainleri siz iyi bilirsiniz. Oğlunuz bu hainlerin okulunda okudu, eşinizin adı bu hainlerin yetiştiği okulların tabelasında yer aldı. FETÖ’ye “parsel parsel” arazi veren, genel sekreteri FETÖ’cü olan, kapının önüne boş damacana gibi konulmuş belediye başkanı; FETÖ kumpasında yargılanmış bana “Sana FETÖ’cüler destek veriyor” martavalına sığınıyor. :)
Daha önce argümanınız PKK’ydı, sanırım “Terörsüz Türkiye” sürecinden mütevellit bugün DHKP-C olmuş. Yakında Guatemala’daki adı sanı bilinmeyen bir örgütün de beni gizliden desteklediğini iddia ederseniz…
Bırakın bu bıdı bıdıları.
Ben çok basit bir soru sordum:
Oğlunuzun ve onun eşinin 30 bin avro sermayeyle kurduğu şirket nasıl oldu da kısa sürede milyonlarca avroluk mal varlığına ulaştı?
Bu paranın kaynağı nedir?
Bu kadar basit.
Hodri meydan. Bekliyorum.
30 bin Avro sermaye.
Sıfır ciro.
Sıfır çalışan.
İki yıl sonra bilançoda 3 milyon 857 bin Avroluk gayrimenkul.
Ardından 8,5 milyon Avroluk bir ticari kompleks için satın alma sözleşmesi…
Sonra 180 milyon Avroluk bir AVM için görüşmeler…
Gökçek ailesinin Almanya’daki milyonlarca Avroluk yatırım trafiğini, şirketleri, gayrimenkulleri ve noter belgelerini inceledim.
30 bin Avrodan milyonlara uzanan Gökçek ailesinin Almanya dosyası bugün Cumhuriyet’te.
Troll saldırısı başlamış…
Aynı görseller, aynı sorular, aynı cümleler peş peşe servis ediliyor.
Demek ki bu akşamki yayın daha başlamadan birilerini ciddi biçimde rahatsız etmiş.Ateş bacayı sarmış!
Ama gündemi değiştiremeyeceksiniz.
Bu akşam saat 21.00’de; Gökçek ailesinin Almanya’daki milyonlarca dolarlık yatırımlarını, bu servetin nasıl oluştuğunu, paranın Türkiye’den yurt dışına nasıl taşındığını ve nelerin satın alındığını belgeleriyle anlatacağım.
Troller konuşsun, saat 21.00’de belgeler konuşacak.
Bekliyoruz👇
https://t.co/HrmgXJnfeK