Siyaseti ilke ve hizmet için değil; çıkar, makam ve menfaat kapısı olarak görenler, herkesi kendileri gibi sanır. Çünkü karakteri menfaatle şekillenenler, onurlu duruşun ne olduğunu anlayamaz. Herkesin bir bedeli olduğunu zannedenler, aslında kendi değerini ele verir.
"Bilim, aklın ışığıdır; ilim ise o ışığa vicdanı katan hikmettir. Bilgi, paylaşıldıkça çoğalır; insan ise öğrendikçe büyür. En büyük zenginlik, okumaktan ve sorgulamaktan vazgeçmeyen bir zihindir."
"Kitaplarla geçen her an, cehaletten aydınlığa atılmış sessiz ama en güçlü adımdır
Özgür Özel'den salonu ayağa kaldıran sözler!
"Saflar nettir. Otokratlarla demokratlar mücadele etmektedir. Bu meclise, bir yazı yazılmış 'grubumuz yoktur' diye. Grubumuz buradadır, birdir, bir aradadır, CHP grubu dimdik ayaktadır. Bu grup, bir siyasi parti grubudur, adı Cumhuriyet Halk Partisi grubudur. Bu grup bir yürüyüş grubudur, iktidara yürüyüş grubudur. O zaman yürüyelim arkadaşlar!"
Hak, hukuk ve adalet için yürüdüğümüzü, yağmur altında demokrasi uğruna ıslandığımızı sanıyorduk.
Oysa birisi, her şeyi, bir koltuğu kaybetmemek için yapıyormuş!
Ne ediniz laa;
Yoksa memleketten bi’ haber mi var?Maaş cebe girmeden buhar ekranlarda her şey güllük gülistanlık.Millet geçim hesabı yaparken,bazıları hâlâ algı muhasebesinde.Unutulan Sandık geldiğinde kısa çöp, uzun çöpten hakkını elbette alır. Çünkü halkın sabrı sessizdir…
🔴DOMATESİN KİLOSU
179.95..
Burası lüks semtler değil, sıradan mahalleler…
Sabit ücretle çalışan da, emekli de artık geçinemiyor.
Ekonomi yönetimi SOS veriyor, acil müdahale gerekiyor.
Çay ocağının,berberin,mahalle bakkalının kasasına vergi memuru oturtup tahsilatı takip ederek ekonomi düzelmez, enflasyon düşmez.
Üretimi artırmadan, piyasaya güven vermeden, vatandaşın alım gücünü yükseltmeden bu kriz aşılmaz.
Sahadaki feryat duyulmalı, milletin yükü hafifletilmelidir.
Ya ekonomi yönetimimizden vazgeçeceğiz ya da halkımızdan.
Takdir sizlerin..
Ali bey, bu cümleyi ben kurabilirim. Ancak siz CHP’li seçmenlerin oyu ile parlamentoya girdiniz. Bugün yapmanız gereken CHP’ye saldırmak değil saldırıya uğrayan CHP’ye destek olarak vefanızı göstermek olmalı. @zaferpartisi@devapartisi@alibabacan@herkesicinCHP
Genel Başkanımız Özgür Özel:
“2018’de Diyanet, kurban kesimi için 850 lira istiyormuş, bu yıl 18 bin lira istiyor. Kesim bedeli 21 kat artmış.
O Diyanet İşleri Başkanı’nı atayanların o zaman CHP’nin zoruyla verdiği 1000 liralık emekli ikramiyesi ise şimdi hâlâ 4 bin lira.”
İBB davası sanığı, “Örgüt yöneticisi” dedikleri Murat Gülibrahimoğlu…
Kendi şirketinden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na 4 lüks araç tahsis etmiş. Bu araçlar 19 Mart sonrası da kullanılmış.
Kime tahsis etmiş?
Akın Gürlek’e…
İşte çürümenin, yozlaşmanın belgesi!
Sn. Erdoğan’a çağrım:
Erken seçim yap seni sandıkta bekliyoruz.
CHP hazır. Gençler hazır. Anadolu’nun güzel insanları hazır. Safları sık tutalım, bu yürüyüş milletin yürüyüşüdür.
AKP GİDECEK HALK GÜLECEK.
KAMUOYUNA SAYGI İLE DUYURULUR
Bugün gerçekleşen duruşma sırasında ismimin karıştırıldığı olayla herhangi bir ilgim bulunmamaktadır.
Geçtiğimiz Salı akşamı cezaevine nakil sırasında, cezaevi nakil aracının 2 izole kabininden ön kabininde tahminimce 4-5 kişi vardı ve kendi aralarında sohbet etmekteydiler. Ben ise penceresiz arkadaki izole kabinde tek başıma bulunmam nedeniyle psikolojik olarak olumsuz etkilenmemek için dikkatimi bir evraka yöneltmiş durumdaydım. Arka kabinde olduğum için sadece sesleri duyabiliyor, konuşmaları seçemiyordum.
Kabinlerin dış kısmında bulunan ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığı belirtilen bir şahsın, ön kabindeki konuşmaları duyduğu ve bu konuşmalar arasında adımın geçtiğine ilişkin bazı beyanlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak açıkça ve tekrar ifade etmek isterim ki, bulunduğum izole kabin nedeniyle söz konusu konuşmaları duymam mümkün olmamıştır. Yalnızca anılan şahsın yüksek sesle küfürlü ifadeler kullandığını işittim.
Olası bir provokasyona mahal vermemek adına azami derecede itidal gösterdim; herhangi bir karşılık vermedim ve tek bir kelime dahi sarf etmedim. Cezaevi nakil aracı kamera kayıtları incelendiğinde, tarafımın tek başına bir kabinde bulunduğu ve herhangi bir sözlü müdahalede bulunmadığı açıkça görülecektir.
Jandarma tarafından düzenlenen tutanaklarda da ismimin yer almadığını, tutanaklarda adı geçen kişilerden ikisini daha önce tanımadığımı, aramızda herhangi bir geçmiş ilişki ya da husumet bulunmadığını özellikle belirtmek isterim. Sayın Kapki’yi ilk kez ilk tutuklandığımızda nezarethanede, Sayın Soytekin’i ise yine ilk kez duruşmalar başlayınca mahkeme salonunda görmüş bulunmaktayım. Bunun dışında, adımın geçtiği herhangi bir konuşma ya da tartışmanın tarafı olmadım, hiç kimseye yönelik hakaret veya küfür içeren bir ifade kullanmadım.
Hayatı boyunca hiç kimseye karşı kaba veya kırıcı bir üslup kullanmamış bir kişi olarak, bu tür bir olayla ilişkilendirilmekten ve kamuoyunun bu yönde yanıltılmasından derin üzüntü duymaktayım.
Buna rağmen, ismimin bu şekilde anılması ve tarafıma isnatta bulunulması nedeniyle, ilgili beyanlarda bulunan kişiler hakkında tüm hukuki haklarım saklıdır.
Mahkeme sırasında bu hususlara ilişkin açıklama yapmak üzere söz talebim kabul edilmediğinden, işbu açıklamayı kamuoyunu bilgilendirme amacıyla yapma gereği doğmuştur.
Saygılarımla.
Bugün 05:30’da, tüm yöneticilerimizin katılımıyla, İETT’nin 18 farklı garajında kaptanlarımızla birlikteydik.
Sürücülerimiz işbaşı yapmadan; yol ve yolcu emniyetini konuştuk, yolcu memnuniyetinin önemini bir kez daha vurguladık.
Filo Yönetim Merkezlerimizde seferleri canlı izledik.
“Her seferinde daha iyiye” hedefiyle çalışmaya üretmeye devam ediyoruz.
50 yıl önce bugün yıkıntıya dönmüş bu viranede doğdum.
İliklerime kadar yaşadığım bildiğim tek kimliğim Anadolu oldu. Duygunun mayası bizim topraklarımız, bizim vatanımız oldu hep.
Baştan başa kardeşlerimle dolu bu vatanın evladı oldum. Hamdolsun bu deme ulaştım. İyiyi de gördüm kötüyü de. Gariban da gördüm, zalimi de. Şiirlerle, türkülerle, muhabbetle geldi geçti zaman. Nice büyük insan geldi geçti bu topraklardan hepsi bir iz bıraktı, toprağa tohum eker gibi bize izler bıraktı. Tarihini okudum, bugününü gördüm.
Gelip geleceğim tek menzildeyim, başka da muradım yok. İnsanlık davasından başka davam, bu hakikatten başka da menzilim yok. Daimi Sultan’ın sırrı ile;
“Bir gerçeğe bel bağladım erenler,
Aldı benliğimi, bitirdi beni.
Damla idim bir ırmağa karıştım,
Denizden denize götürdü beni.
Nice kabdan kaba boşaldım doldum,
Karıştım denize, deniz ben oldum.
Damlanın içinde evreni buldum,
Yine benden bana getirdi beni…”
Hakikat ummanında damlada kaybolan gerçeğin demine devranına aşk ile…
Hoş geldin 50 yaşım 🍂
Tişörtteki İnan Güney fotoğrafından korkanlar,
iftira atarken ise sınır tanımayacak kadar cüretkârlar.Yapılanları ibretle izliyoruz.
@herkesicinCHP@inanguney
Yok artık daha neler göreceğiz derken bunuda gördük!
İBB Davasında Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in fotoğrafı olan tişörtle gelen yurttaşın tişörtü içeri alınmadı.
Video: @puleragema
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?