Dayanışma Çağrısı!
Yeni kurmuş olduğumuz online marketimizde,
Binlerce ürünü, komisyon ve kargo maliyetlerini ortadan kaldırarak sizlere ulaştırmayı hedefliyoruz.
Vereceğiniz her sipariş bizim için oldukça değerli...
https://t.co/md8Yb6hVOr
#alışveriş#market#marketis
türkiye'deki en nefret dolu kesim türkçü ulusalcı tayfa. profillerine atatürk portresi ekleyip herkese küfrediyorlar, herkesi tehdit ediyorlar. ölen sanatçıdan yaşayan yazara kadar herkes terörist, herkes bölücü, herkes hain, bir tek onlar vatanını seviyor. toksik bir zihniyet.
Yoksulluğun hallerini anlatmak giderek zorlaşıyor. Uzun zamandır gördüklerimi yazmıyorum. Ama şunu söyleyebilirim. Bir zamanlar insanların bir geçim stratejisi vardı makalelere konu olan. Bir şeyden vazgeçip daha önemli olanı tercih edebilmek gibi. Şimdi ise aynı anda birden fazla temel ihtiyaca erişememek.
Birincisi barınma, ikincisi gıda, ulaşım, eğitim…
Mesela farelerin dolaştığı, çatısı akan bir evde, ne onu onarma imkanı ne de başka bir eve taşınma olanağı olmadan, çocuklarla birlikte her gün tükenerek yaşamak zorunda kalmak.
Mesela banka hesabı borç nedeniyle blokeli olmak, Mesela, yoğun bakımda yatan bebeğine gidecek yol parasına bile güçlükle ulaşan bir anne olmak,
Mesela okul devamsızlığı yapan çocukların bir süre sonra eğitimden kopması ve bunu sorgulamayan bir sistem,
Mesela sürekli ev değiştiren, faturalarla ve geçimle boğuşmaktan çocuğunun eğitimiyle ilgilenemeyecek noktaya gelen anne babalar.
Mesela eşinden şiddet gördükten sonra çocuklarıyla birlikte hayata tutunmak için günlük çalışan yalnız bir annenin, her ay kira ve faturaları ödeme günü yaklaştıkça büyüyen kaygısı.
Ekonomik büyüme rakamlarına odaklanan sistem, derin yoksulluğun içinde büyüyemeyen, eğitimden kopan çocukları görmezden geliyor. Dahası, kamu harcamalarını kısan politikalarıyla bu yoksulluğu bile, isteye daha da derinleştiriyorlar. @memetsimsek@tcailesosyal@tcmeb@csgbakanligi
Bu nedenlerle dayanışmaktan ve umutlu olmaktan vazgeçmeyin... Ne demiş Yaşar Kemal "Bugünkü dünyada bile yoksulluk varsa, bu en aşağılık şeydir. İnsanlar yoksul olmamalı. Çünkü insanların yoksul olmasını engelleyecek her şey bu dünyada var."
Kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorsunuz demek… Benim babam, sizin doğru bulmadığınız dokunulmazlığı kaldırılınca, görev gereği KÜRSÜ DIŞINDA okuduğu mektup yüzünden 60 yaşında tutsak edildi. Gençliğinin tam 8 yılını, aynı sizin gibi hiçbir aksiyonundan pişman olmayanların uygulattığı iğrenç, insanlık onurunu yok edecek işkencelerle geçirdikten sonra, daha sıçramadan derin bir uyku uyuyamazken yeniden mahkum oldu. Binbir çeşit yeni hastalık edindi Kandıra cezaevinde. Çok geçmeden daha da hastalandı ve öldü. Susmak istiyordum çünkü size laf atmak konforlu. Siz en basit olansınız, en kolay bölümsünüz. Katıldığınız programda Selahattin Demirtaş ve terör kelimelerini arka arkaya kullanmaya hiç utanmadığınız için susamadım. 78 yaşında birine bela okuyacak değilim fakat dokunulmazlıkların kaldırılmasından bugüne dek tutsak edilmiş, ruhunda onarılmaz yaralar açılmış, çocuklarının büyüdüğünü görememiş, aile üyelerini toprağa vermiş ve cenazesine bile gidememiş herkesin ahı her gece ve gündüz, bu dünyada ve ahirette üzerinizdedir. İyi hatırlanmayacaksınız.
@bekir_kaplan Yine çok büyük bir iş başardınız!
Ülkede yağmanın, talanın sonu yok, sosyal medyada bir bürokrat kahramancılık oynuyor!!!
Yiyorsa dokunsanıza büyük sermayeye!
Bir tane büyük sermaye işletmesine denetim ve inceleme yapıldığını görmedim.
(Esnaf yavşaklığını savunmuyorum)
Bazen siyasi süreçler, kişileri görünmez kılmak yerine daha görünür hale getirir. Mahir Polat, Tayfun Kahraman, Fatoş Pınar Türker örneğinde olduğu gibi.
Bu isimlere bakınca insan düşünmeden edemiyor: Geleceğin kabinesi!?
#ibbdavası#FatoşPınarTürker@mhrpolat@tayfun_kahraman
31 yıl önce bir haziran gününde, işçilerin, emekçilerin ve alın teriyle yaşayanların sesi olmak için yola çıktık
Bir tomurcuk olarak başladığımız yolculukta, bugün de leylak gibi dirençle yarına uzanıyor; emeğin, hakikatin ve mücadelenin yanında durmaya devam ediyoruz
“gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor”
🗞️ #Evrensel31Yaşında
4 kişilik ailemle 9 gecelik Tayland tatilinin (18-28 Mayıs 2026) yaklaşık maliyeti ektedir. Uçuşlar THY ile aktarmasız yapılmıştır.
-Uçuşlar : 110.000
-Konaklamalar: 33.000
-Transferler: 5000
-Şehir içi ulaşım: 3000
-Tüm yeme içme: 25.000
-Tur bedelleri : 14.000
TOPLAM: 180.000
Antalya'da aynı dönem için aldığım fiyatlar ise 350.000 - 550.000 arasındaydı. Ulaşımın tamamını da kendim karşılamam şartıyla. Yukarıdaki bedellerden ulaşımı çıkarırsak 70.000 maliyet var.
Şimdi soralım; Türk Milleti neden olması gerekenin en az 5 katı bedel ödüyor her şeye? Neden 70.000 liralık tatili 350.000'e satıyorlar? Aynı paketi yabancılara Tayland'la benzer fiyatlara satanlar iş Türk Milleti olunca neden bir kazıklama duygusuna giriyor?
Buna dur diyecek bir otorite yok mu?
Esenler Belediyesi, 17 köpek kafesi için açtığı ihaleyi, 2 milyon 579 bin TL'ye AKP ilçe yönetim kurulu üyesine verdi.
Tanesi 151.000 TL tutan metal kafesler Alibaba'da sadece 2.000 TL'ye satılıyor.
(Sözcü)
Ah, burjuvazinin o göz yaşartıcı, insanın kalbini adeta bir mengene gibi sıkan "kendi tırnaklarıyla kazıma" hikayeleri... Dinleyin sevgili dostlar, size insanlık tarihinin en çileli, en dipten zirveye tırmanış destanlarından birini, o Bebek’teki küçük ve mütevazı sarayda filizlenen sıfırdan başlama masalını anlatayım.
Her şey, genç kahramanımızın fukaralığın o soğuk ve acımasız nefesini Harvard Business School’un klimalı koridorlarında hissetmesiyle başladı. Harvard’ın o kasvetli koridorlarında yaşanan bu büyük çile dile kolaydı, Boston’ın o amansız kışında, milyarder adayı olmanın omuzlara yüklediği o ağır yükle eziliyor, içtiği latte bile boğazına diziliyordu. İşte tam o günlerde ruhunda bir fırtına koptu ve fildişi kulelerin konforunu reddedip, insanlığa hizmet etmek adına okulu ikinci sınıfta terk etme cesaretini gösterdi. Çünkü gerçek bir dahi, öyle her önüne gelenin alabildiği diplomalara tenezzül etmezdi.
Yurda döndüğünde ise onu tam bir hayatta kalma mücadelesi, adeta Bebek’teki bir mağarada, pardon o salonun tenhalığında verilecek amansız bir savaş bekliyordu. Gözünüzün önüne getirin o dramı
İstanbul’un o en yoksul, en unutulmuş semtindeki Boğaz manzaralı pencereden sızan o hırçın iyot kokusu, dalgaların getirdiği amansız kasvet ve masanın üzerinde sanki bir köşede unutulmuş bozuk paralar gibi duran, o boynu bükük, o minicik 300.000 dolarlık sermaye... Kahramanımız, asgari ücretle geçinen milyonların halini en iyi anlayabileceği yer olan o yalı dairesinin parkelerinde adeta bir münzevi gibi sabahlıyor, dünyaya adalet ve kupon kodu dağıtmak için gözyaşı döküyordu.
İşte o karanlık, o hüzünlü salonda atılan tohumlar, kapitalizmin o şefkatli rüzgarıyla birleşince 16 ayda gelen o muazzam mucize gecikmedi. Sadece 16 aycık gibi kısa bir sürede, Bebek sahilindeki mütevazı kıvılcım 150 milyon dolarlık devasa bir yangına dönüştü. Dünya çapındaki küresel fonlar, bu odadaki trajediyi görmüş olacaklar ki, ellerinde milyarlarla o salonun kapısında kuyruğa girdiler; çünkü serbest piyasa, nerede bir zorluk ve imkansızlık görse hemen oraya koşmayı bir borç bilirdi.
Netice itibarıyla, hani muhtemelen Arşimet eğer Harvard'ı ikinci sınıfta bıraksaydı "Bana yeterince büyük bir Bebek salonu ve birkaç yüz bin dolar verin, size dünyayı yerinden oynatacak bir e-ticaret sitesi kurayım" derdi ya, işte tam olarak öyle. Demem o ki;
Eğer bir gün hayallerinizden vazgeçecek gibi olursanız bu büyük mücadeleyi hatırlayın ve asla enseyi karartmayın. Unutmayın ki her büyük başarı, Harvard’ı bırakacak kadar asil bir öfke, Bebek’te bir salon ve cebinizde duran minicik bir 300.000 dolarla başlar. Geri kalan fonlar zaten siz istemeseniz de kapınıza gelecektir.
Amed Konserimize Dair!
Değerli dinleyicilerimiz;
15 Mayıs’ta Amed/Diyarbakır’da Sezai Karakoç Kültür Merkezi'nde gerçekleştirmeyi planladığımız konserimiz, aynı gün Kürt Dil Bayramı kapsamında kentte düzenlenecek etkinliklerle çakıştığı için, düzenleyici kurumların talebi doğrultusunda
1 Haziran’a ertelenmişti.
Ancak, düzenleyici kurumlar tarafından yapılan son bilgilendirmede, 15 Mayıs’ta Kürt Dil Bayramı kapsamında planlanan konser ve etkinliklerin, yaşanan bazı organizasyonel aksaklıklar nedeniyle gerçekleştirilemeyeceğini öğrenmiş bulunmaktayız.
Bu erteleme ve iptal süreçlerinden dolayı halkımıza ve değerli dinleyicilerimize karşı mahcubiyet duyuyoruz, çok özür diliyoruz.
Bu olumsuzluğu bir nebze olsun telafi edebilmek adına, konserimizi herkese açık ve ücretsiz bir halk konseri olarak gerçekleştirme kararı aldığımızı paylaşmak isteriz. Bilet alan dinleyicilerimizin ücretleri geri iade edilecektir.
1 Haziran günü saat 20.00’da, Dağ Kapı Meydanı'nda, açık havada buluşmak dileğiyle.
Bütün halkımızı bekliyoruz.
@guven.organizasyon @amidart_
@sanatcaorg @saredariyasur
#mikailaslan #amed #diyarbakır
#konser