Atatürk'ün kurduğu tam bağımsız ve laik Cumhuriyet'in ödünsüz savunucusu, "Kalpaksız Kuvayimilliyeci" Uğur Mumcu'yu katledilişinin 33. yıl dönümünde saygı, sevgi ve özlemle anıyorum.
"Türkiye bugün ayakta duruyorsa, Atatürk döneminde atılan temellerin sağlamlığı nedeniyle duruyor." (Uğur Mumcu, Cumhuriyet, 10 Şubat 1991)
"Eğer Türkiye ayakta durmuşsa, duruyorsa, Atatürk ve onun çevresinde Kuvayı Milliye ruhuyla bu topluma hizmet edenler sayesindedir."
"Mustafa Kemal ve arkadaşları ulusal kurtuluş ustalarıdır."
“Biz oldum olası Kemalizm’i, antiemperyalist bir olgu olarak gördük ve ilerici düşüncelerimizin odak noktasına Kurtuluş Savaşımızın ulusçu ve devrimci geleneğini yerleştirmeye çalıştık.” (Uğur Mumcu, Cumhuriyet, 3 Ekim 1980)
Uğur Mumcu, Atatürk'ün kurduğu bağımsız ve laik Türkiye Cumhuriyeti'nin tarikat-cemaat - siyaset eliyle bir din devletine dönüştürülmek istendiğini görmüştü.
Ancak Uğur Mumcu, her şeye rağmen umutsuz değildi:
”Atatürkçü düşünce yenilmedi, yenilmeyecek.Kuvayı Milliye ruhuna,ulusal onura,Anadolu devrimine,aydınlanma çağına ve çağdaş özgürlüklere sahip çıkarak güçlenecek” diyordu.
Ekte, Uğurumcu'nin ilk kez ortaya çıkan ses kaydı var.
Video kaynak: @umagduyuru
Gaffar Okkan'ı katledilişinin 25.yıl dönümünde saygı, minnet ve özlemle anıyorum.
Di̇yarbakır Emni̇yet Müdürü Gaffar Okkan, Hi̇zbullah ve PKK ile mücadelede di̇kkat çekmi̇şti̇. Di̇yarbakır ve çevre illerde halk onu "Gaffar Baba" diye adlandırıyordu. Doğuda halkın etnik köken din ve mezhep farkıyla ayrışmayıp bi̇r araya gelmesi,Türkiye Cumhuriyeti düşmanı terör örgütlerini, emperyalizmi ve yerli işbirlikçilerini çok rahatsız etti.
Uğur Mumcu, bugünleri o günlerden görüp toplumu uyarmıştı.
Uğur Mumcu, bıkıp usanmadan laikliğin anlam ve önemi ile artan din istismarını ve irtica tehtidini olanca açıklığıyla anlatmıştı:
“Laiklik, Atatürk ilkelerinin temelini oluşturur. (...) Laikliğin toplumu büyük kargaşalardan ve kör bağnazlıklardan kurtaran bir dünya görüşü olduğunu yaşanan her olay ile yeniden öğreniyor ve Atatürk’ün büyüklüğünü her olayda yeniden anlıyoruz. (…) Yakın tarihimizde çok acı örnekleriyle gördük ki laiklik ilkesinden verilecek küçük, küçücük bir ödün, toplum için büyük ve onarılmaz yaralar açmaktadır.”
(Cumhuriyet, 31 Temmuz 1981)
“Laiklik, Atatürk ilkelerinin temelini oluşturur” diyen Uğur Mumcu, 1985’te “Yine Laiklik” başlıklı yazısında, “Laiklik ilkesi adım adım yok edilmektedir” diye yazmıştı (Cumhuriyet, 25 Eylül 1985)
Laikliği savunmak gerektiğini belirten Mumcu, “Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” diye de eklemişti. (Cumhuriyet 1 Mart 1987)
Mumcu, 1984’te “Böyle Başlar” başlıklı yazısında yine din sömürüsünden söz etmişti: “Din sömürüsünün sonu yoktur. Bu kapıyı bir kez açtınız mı, dince kutsal sayılan ne kadar kavram varsa siyaset sahnesinin malzemeleri olur. Bundan zarar görecek olan dinin kendisidir.” (Cumhuriyet, 16 Mart 1984)
Mumcu, 1986’da “İrtica Var mı?” başlıklı yazısında irticaya verilen tavizler sonunda gelinen noktaya dikkat çekmişti: “Bugün tiyatro basıldı, yarın yasal toplantılar basılır. Siyasal partilere karşı silahlı eylemler düzenlenebilir. Anarşi ve terör dediğimiz kargaşa da işte böyle başlar. (...) 163’üncü madde devletin temellerini din kurallarına göre değiştirmeyi suç sayıyor da ne oluyor? Nakşibendi tarikatı bir partide, Süleymancılar bir başka partide kümeleniyorlar. Seçimlerde tarikat şeyhlerinin sakalları sıvazlanıyor. Demirel gibi mason localarına kayıtları düşmüş siyasetçiler Said Nursi’ye övgüler yağdıran demeçler veriyorlar. Yasaklar var da Allah aşkına ne değişiyor, ne engelleniyor?” (Cumhuriyet, 17 Aralık 1986)
https://t.co/yB57MYtBCs
“Böyle karanlık günler görmedim.” demişti Tarık Akan.
10-15 yıl sonra olacakların da o günkü karanlığı aratacağını söyleyip uyarmıştı.
Ruhun şad olsun …
Deniz Yavuzyılmaz: Akp'nin tarihimizdeki en büyük peşkeşini tespit ettik
207.4 Milyar Dolar
Bunun adı Türkiye'nin geleceğini satmaktır
Kendi vatandaşlarına değil yabancı ülkenin çıkarına hizmet etmektir
Derhal Akkuyu sözleşmesi iptal edilmelidir #BuKadarDaOlmaz#itirazımvar
Brezilya’dan Mersin Limanı’na gelen ve yasal yükü yer fıstığı olarak beyan edilen bir konteynerde yapılan operasyonda 298 kg kokain ele geçirildi.
Mersin Emniyeti’ni ve Gümrük Muhafaza ekiplerini tebrik ederiz.
Operasyona ilişkin alıcı ve satıcı bilgileri açıklanmadı.
Daha önce muz konteynerlerinde defalarca yakalama gerçekleştirildi. Yabancı uyruklu, Türk vatandaşı olan firma sahipleri, “Muzu deniz ortasında satın aldık” şeklinde beyan verdi ve yargılanmadı.
Hatta konteynerlerinde defalarca kokain çıkan ve İspanya’da Patroniçe adlı kısa filme konu olan kişi marka değiştirdi; bugün muzları üç-dört harfli marketlere satıyor.