Azimut @YKPortfoy ‘ü ~400m€ bedelle satın aldı. Kredi yok, borç yok neden portföy satılır ki düşündüğümüzde;
Benim aklıma iki ihtimal geliyor:
1) Bankanın finansalları iyi değildir (bu bir ihtimal), bu iş kolu para yapmıyordur (ki 2025 yılı karı ~ 43.4m€ ) satıp bilancoyu toparlar.
2) #YKBNK'yi almak isteyen bankanın bu işi zaten vardır, ben bunu istemiyorum demiştir.
https://t.co/dxhsjwknYF
#EKGYO 2026 yılsonu tahminime ve NAD değerlemesine bakacak olursak;
#EKGYO’da operasyonel tablo, hisse fiyatının ima ettiğinden daha güçlü; fakat %40 civarındaki faiz, konut finansmanına erişimin zayıflığı, jeopolitik riskler, petrol fiyatları ve dezenflasyon sürecinin uzaması nedeniyle şirketin net aktif değerine belirgin iskonto uygulanması şu an için normal.
#EKGYO bence ucuz; ancak ucuzluğun tamamının kapanmasını beklemek mevcut faiz ortamında gerçekçi değil. %55-60 arası NAD iskontosu bugün için hatta yılsonu için makul varsayımıdır.
Birkaç saat önce açıklanan satış raporuna baktığımızda ortay çıkan önemli sonuç şu,
2026 ilk yarıda satış adedi geçen yılın altında. Buna karşılık ortalama m² satış fiyatı güçlü. 2026/2Ç’de yaklaşık 131,5 bin TL/m² ile bugüne kadarki en yüksek çeyreklik m² satış fiyatı görülüyor. Dolayısıyla şirket hacim kaybını büyük ölçüde ürün karması ve fiyatlama ile telafi ediyor.
2025/6 ile 2026/6 karşılaştırması
Adet bazında bir önceki yılın aynı dönemine göre %36,9 düşüş, m² bazında %27,4 düşüş, Konut ön satış gelirinde %5’lik bir düşüş söz konusu. Ortalama m² fiyatı %30,8 artmış durumda.
Bu tablo, faaliyet hacmi açısından zayıflamaya; fakat fiyatlama kalitesi açısından belirgin güçlenmeye işaret ediyor.
Marjlara bakacak olursak;
2025/1Ç brüt kâr marjı: %26,2
2026/1Ç brüt kâr marjı: %33,5
2025/1Ç FAVÖK marjı: %22,2
2026/1Ç FAVÖK marjı: %25,5
Yani satış geliri gerilemiş olsa da satış karması ve kârlılık kalitesi bozulmamış, aksine operasyonel marjlar iyileşmiş görünüyor.
2026 yıl sonu gelir tablosu tahminime gelince;
2026 ilk yarısında toplam satış değeri 50,70 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Yani Şirketin 135,2 milyar TL’lik proje satış hedefinin yaklaşık %37,5’i tamamlanmış durumda.
Ancak 2025 yılında satışların özellikle son çeyrekte belirgin hızlandığını gördük.
2025/1Ç: 31,53 milyar TL ön satış
2025/2Ç: 16,03 milyar TL
2025/3Ç: 9,48 milyar TL
2025/4Ç: 47 milyar TL
Dolayısıyla EKGYO’nun satışlarında yılın ikinci yarısına, özellikle son çeyreğe yığılma olağan dışı değildir. Bununla birlikte mevcut faiz ortamı nedeniyle şirket hedefini bütünüyle beklentime taşımıyorum.
Bu seneki yönetim hedefini aşırı iyimser buluyorum. Buna karşılık petrol kaynaklı maliyet baskısı, faiz indirimlerinin gecikmesi, finansman maliyetleri, teslim nedeniyle hedefin tam olarak tutturulmasına temkinli yaklaşıyorum.
Geçelim NAD hesabına;
Şirketin açıklanan 2026/1Ç NAD’ı 208,5 milyar TL, pay başına NAD ise:
208,495 \ 3,8 = 54,87 TL seviyesindedir. Bu değer faaliyet raporunda yayımlanan ekspertiz, proje gelirleri ve yükümlülükler üzerinden hesaplanmaktadır.
Bugünkü kapanış fiyatı olan 20.38 TL üzerinden mevcut NAD iskontosu;
Piyasa değeri = 20.38 *3,8 = 77.44 milyar TL
NAD iskontosu = 1- 77.444/208,495 dediğimizde %62.8’e geliyor. Bu iskonto yüksek politika faizi, artan net borç, konut talebinin krediye duyarlılığı, kamu kontrollü şirketlerde kurumsal iskonto, proje gelirlerinin uzun zamana yayılması nedeniyle kısmen haklı.
Yani #EKGYO, bugünkü kapanışı olan 20,38 TL fiyatla, açıklanan son NAD’a göre yaklaşık %62,9 NAD iskontosu ile işlem görmektedir.
Az önce temkinli bir senaryo tercih ettiğimi söylemiştim. Buna göre;
2026 yıl sonu NAD hedefim : 220 milyar TL
Pay başına NAD: 57,89 TL
Adil iskonto: %55 (son çeyrek faiz indirimi olacağı varsayımıyla)
Hedef PD: 220*0,45 = 99,0 milyar TL
Hedef fiyat: 99,0 \ 3,8 = 26,05 TL
Güncel fiyata göre getiri potansiyeli: %27,8
Brüt kâr marjının %30 civarında korunması, net borcun kontrollü seyretmesi, ikinci yarıda ön satışların yeniden hızlanması,
şirketin 13,1 milyar TL net kâr hedefinden ciddi biçimde sapmaması hâlinde daha iyi bir değerleme mümkün olabilir.
Not: EKGYO’da pozisyonum yoktur.
#EKGYO Q2/26 satış raporu açıklandı. Uzun zamandır bakmıyordum. Gördüklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Biraz geçmişi de yad ederek, bugüne gelelim.
2024 → 2025 dönüşümünden başlayalım. 2024 yılına baktığımızda;
5.620 adet satış, 843 bin m², 50,6 milyar TL satış. Ortalama satış fiyatı ise yalnızca 60 bin TL/m².
2025 yılında ise çok önemli bir paradigma değişimi yaşandı.
Satış adedi %43 arttı, Satış cirosu %106 arttı, metrekare fiyatı ise ~ %74 yükseldi.
Bu aslında Emlak Konut’un daha yüksek fiyatlı projelere yöneldiğini ve fiyatlama gücünün ciddi biçimde arttığını gösteriyor.
2025 1Ç oldukça güçlü başladı. 3.004 konut, 31,5 milyar TL. Yıllık hedefin ~ %40’ı ilk çeyrekte gerçekleşmişti. Bu dönem kampanyaların ve yeni projelerin en yoğun olduğu dönemdi.
2025 2Ç’de ilk bakışta adet düşüyor. Fakat ilginç nokta şu, Metrekare fiyatı 87 bin TL’den 126 bin TL’ye çıkıyor. Yani daha az konut satılıyor ama çok daha pahalı konut satılıyor. Bu oldukça kaliteli bir satış kompozisyonu.
2025 3Ç Yaz aylarının etkisi görülüyor. Adet satışlar düşüyor. Buna rağmen ortalama fiyat ~ 96 bin TL/m² seviyesinde korunuyor.
2025 4Ç Bence geçen yılın en etkileyici çeyreğiydi. 47 milyar TL satış, 3.212 bağımsız bölüm. Hem adet güçlü, hem fiyat güçlü. Yıl sonu hedefi %135 gerçekleşme ile tamamlanmıştı. Bu da şirket tarihindeki en başarılı satış yıllarından biri oluyor.
2026 1Ç’e geldiğimizde ise Satış adedi 3.004’ten 1.623’e düşüyor. İlk bakışta olumsuz gibi görünüyor. Ama metrekare fiyatı 125 bin TL/m² seviyesine çıkıyor. Yani şirket artık çok daha pahalı projeler satıyor.
2026 2Ç’de daha da ilginç bir tablo oluşuyor. 975 adet satış var. Buna rağmen 20,8 milyar TL gelir geliyor. Ortalama satış fiyatı ise 131.500 TL/m² ile şimdiye kadarki en yüksek seviyeye ulaşıyor.
Bu, EKGYO tarihinde görülen en güçlü fiyatlama dönemlerinden biri.
2026 İlk 6 Ay Toplamına bakarsak, 2.598 bağımsız bölüm, 353 bin m², 45,2 milyar TL konut ön satışı var. Buna ek olarak 5,5 milyar TL arsa satışı ile toplam 50,7 milyar TL satış hacmine ulaşılıyor.
Bana göre bu verilerden çıkan ana hikâye, #EKGYO’nun artık “çok adet satayım” stratejisinden “yüksek değerli ürün satayım” stratejisine geçtiği yönünde. Satış adedi düşmesine rağmen metrekare fiyatlarının her çeyrekte yüksek seviyelerde kalması, şirketin proje karmasını yukarı taşıdığını ve fiyatlama gücünü koruduğunu gösteriyor.
Bu tablo, 2026 yılının ikinci yarısında güçlü proje teslimleriyle desteklenirse finansallarda ciro ve özellikle brüt kârlılık açısından olumlu bir görünüm oluşabilir. İlk yarıda 50,7 milyar TL toplam satış hacmine ulaşılması, yılın geri kalanında benzer performansın korunması halinde şirketin 2026 satış hedeflerine ulaşma olasılığının yüksek olduğuna işaret ediyor.
Özellikle 2026 ikinci çeyrekte ulaşılan ~ 131 bin TL/m² ortalama satış fiyatı, #EKGYO’nun fiyatlama gücünün hâlâ güçlü olduğunu gösteren en önemli göstergelerden biri.
Ortalama m² fiyatındaki gelişime bakacak olursak, şu sonuçlar ortaya çıkıyor,
2024 → 2025: ~ %74 artış
2025 → 2026 ilk yarı: ~ %22 artış
2025 ilk yarı → 2026 ilk yarı: ~%30.8 artış
2024 → 2026 ilk yarı: ~ %113 artış
Yani iki yılda metrekare satış fiyatı yaklaşık iki katından fazla artmış durumda. Böyle olursak çok iyi :)
Önümüzde 06/2026 bilançosu olduğunu düşündüğümüzde, ve YoY bakarsak m² fiyatındaki yıllık %31’lik artış, Merkez Bankası'nın açıkladığı Haziran 2026 raporuna göre, konut fiyatlarındaki yıllık %24,5’lik artışın üzerinde. Bu beklentiyi biraz daha normalleştirir diye düşünüyorum.
Bir Fenerbahçe’linin konuşması, tartışması gereken tek şey son 30 yıldır Türk futbolunu tahakkümü altına alan düzendir. Her skandalın, her şaibenin altından aynı kulübün çıkması artık rezillik sınırlarını aşmıştır.
Spor tarihinin en utanç verici yapılanmasıyla karşı karşıyayız.
Sağlıklı sermaye piyasalarının temelinde, arz edenlerin yatırımcı için rekabet ettiği; yatırımcının ise fiyatı ve kaliteyi ödüllendirdiği bir düzen vardır.
SPK’nın son dönemde izlediği halka arz yaklaşımı doğru yönde. Aynı dönemde birden fazla arzın gelmesi, şirketleri yatırımcıyla rekabete zorluyor. Piyasa artık “her halka arz yükselir” anlayışını değil, şirketin değerini ve fiyatlamasını ödüllendiriyor. Aslında olması gereken de bu.
Bu noktaya evrilir miyiz bilemiyorum ama en azından gidişat doğru geliyor bana.
BofA’nın mesajı dört cümlede özetlenebilir:
Türk bankalarının uzun vadeli normalleşme hikâyesi hâlâ var. Ancak kârlılık toparlanması beklenenden daha geç geliyor. Yüksek alternatif TL getirisi nedeniyle beklemenin fırsat maliyeti arttı. Bu nedenle büyük özel bankalarda “Al” yerine “Nötr”, kamu bankalarında ise “Endeks altı getiri” görüşü tercih ediliyor.
Başlıktaki “Always a year away”, “Hep bir yıl ötede” ifadesi de tam olarak bunu anlatıyor. Bankalarda reel kârlılık ve güçlü özkaynak getirisi ne zaman beklense, tarih bir sonraki yıla öteleniyor.
Yani rapor “Doğru hikâye olabilir ama yanlış zamanda satın almak istemiyoruz” diyor.
Manipulasyonun cılkı çıktığı için, para normal fonlardan ponzi fonlara geçiyor. Çıkış olunca normal fonlar temel göstergelerle aldıkları hisseleri satıyor. Bu fonların zayıfladığını gören yabancı da satıyor. Doğal olarak iyi hisselerde alıcı bazı kalmıyor. Yazık gerçekten yazık.
Türkiye’yi son ziyaret eden ABD Başkanı Obama olmuştu. 2009’da Obama’nın Türkiye ziyareti, küresel risk iştahındaki toparlanmayla birlikte BIST’te güçlü bir yükseliş dönemine denk gelmişti (4.5 ayda ~%110).
Şimdi gözler 7-8 Temmuz’daki NATO Zirvesi ve Trump’ın Ankara ziyaretinde. Elbette tek başına bir lider ziyareti para girişini garanti etmez; ancak ABD-Türkiye ilişkilerinde pozitif mesajlar, savunma sanayii, F-16/F-35, CAATSA, ticaret veya yatırım başlıklarında yapıcı açıklamalar gelirse yabancı fon akışını destekleyen, sermaye akışını destekleyebilecek önemli bir katalizör olabilir.
Hayal kurmak bedava :)
#TKFEN 09 Haziran tarihinde Şirket sermayesinin %42.8'ine sahip olan Can Kültür Sanat Eğitim Kurumları İşletmeciliği A.Ş. paylarının devrine yönelik olarak OYAK ile görüşmelere başlanmasının ardından bugün de Şirket sermayesinin %32.08'ine sahip olan ARY Holding, #TKFEN’deki doğrudan ve dolaylı paylarını Libco İnşaat’a devretmek üzere sözleşme imzaladı.
Sırasıyla önce Libco İnşaat kimdir, ne iş yapar, #TKFEN’e ne gibi katkısı olur’u konuşalım, daha Oyak’ın Toros özelindeki sinerji etkisini ve #HEKTS’a olası etkilerini anlatalım.
KAP metnine göre ARY Holding, #TKFEN’deki doğrudan ve dolaylı paylarını Libco İnşaat’a devretmek üzere sözleşme imzaladı. Bu oran önemli çünkü Libco artık pasif bir finansal yatırımcı gibi değil, #TKFEN’in stratejik yönünü etkileyebilecek büyüklükte bir ortak haline gelir.
#TKFEN açısından ortaklık değişimi ne anlama geliyor?
Bence burada 2 eşit büyüklükte senaryo var:
A) Libco etkisi
Bu #TKFEN için birinci güçlü senaryo.Libco’nun Libya ve büyük ölçekli inşaat/taahhüt projeleriyle öne çıkması #TKFEN’in taahhüt tarafı için önemli olabilir. #TKFEN İnşaat geçmişte çok güçlü bir EPC/taahhüt şirketiydi ama son yıllarda kârlılık baskısı ve proje akışı zayıfladı.
Libco’nun Libya, hastane, altyapı, konut ve kamu projeleri bağlantısı #TKFEN İnşaat’a yeni iş akışı sağlayabilirse, #TKFEN’in en sorunlu görünen segmentlerinden biri yeniden değer yaratabilir.
Libco neden önemli?
Libco’nun öne çıktığı alan Libya. Libco İnşaat, Libya Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Fonu ile Bingazi, El-Beyda, Şahat ve Tobruk gibi şehirlerde hastane, altyapı, yol, bakım ve kamu projelerine yönelik sözleşmeler imzalıyor.
Bu şu anlama geliyor:
Libco’nun Libya’da proje erişimi, yerel ilişki ağı ve iş alma kabiliyeti var. #TKFEN’in ise mühendislik, taahhüt, büyük ölçekli proje yönetimi, uluslararası EPC geçmişi ve kurumsal kapasitesi var. Bu ikisi birleştiğinde ortaya çıkan sinerji şu; Libco proje kapısını açabilir. #TKFEN projeyi kurumsal ölçekte yapabilir.
#TKFEN açısından en somut sinerji şu bence, #TKFEN İnşaat son yıllarda holding değerlemesinde güçlü bir çarpan yaratmıyordu. Hatta piyasa #TKFEN’i daha çok Toros Tarım üzerinden fiyatlıyordu. Fakat Libya’da yeniden yapılanma projeleri hızlanırsa #TKFEN İnşaat tekrar değer yaratabilecek bir segmente dönüşebilir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Libya ile işbirliğini geliştirme mesajı, Türk şirketleri için diplomatik destek anlamına gelir. Bu tarz ülkelerde büyük projelerde sadece teknik yeterlilik değil, ülke ilişkileri de belirleyicidir. Bu açıdan Libco-#TKFEN kombinasyonu stratejik hale geliyor.
B) OYAK’ın Can Holding’in payını alması
Bu da #TKFEN için ikinci güçlü senaryo, ki bence en güçlü senaryo. Çünkü OYAK’ın #HEKTS üzerinden tarım, gübre, bitki besleme, tarımsal teknoloji ve dağıtım tarafında ciddi bir varlığı var. #TKFEN’in Toros Tarım’ı ise klasik gübre üretimi, liman, depolama, dağıtım ve ölçek tarafında güçlü.
Buradaki en önemli olası sinerji şu olur;
Toros Tarım = üretim, ölçek, lojistik, liman, klasik mineral gübre
#HEKTS = bitki koruma, özel gübre, akıllı tarım, bayi ağı, marka
Bu ikisi aynı stratejik çatı altında düşünülürse, Türkiye’nin en büyük entegre tarım girdileri platformlarından biri doğabilir.
Bu durumda #TKFEN için çarpan genişlemesi mümkün. Bugün piyasa #TKFEN’i “zarar eden, karmaşık holding” gibi fiyatlıyor. OYAK etkisiyle “yeniden yapılandırılan, tarımda stratejik platform” algısına geçerse PD/DD ve FD/FAVÖK çarpanları yukarı taşınabilir.
OYAK’ın tarım tarafında; #HEKTS, Areo Tohumculuk, çeşitli Ar-Ge şirketleri, biyolojik mücadele, özel gübre, bitki besleme, tarım teknolojileri bulunuyor.
Ancak OYAK’ın eksik olduğu taraf; Türkiye’nin en büyük klasik gübre üretim kapasitesi. İşte burada Toros devreye giriyor.Toros’un sahip olduğu stratejik varlıklar ise; Türkiye’nin en büyük üretim kapasitesi, ~ %38 üretim kapasitesi, ~ %30 pazar payı. Bu kolay kurulabilecek bir kapasite değil.
Yeni bir gübre fabrikasının; ÇED, liman, enerji, depolama, doğal gaz, lojistik yatırımları nedeniyle milyarlarca dolar yatırım gerektiriyor. Dolayısıyla Toros’un değeri öyle azımsanacak bir değer değil.
Sonuç olarak;
• Libya’dan gelecek büyük EPC projeleri, #TKFEN İnşaat’ın büyüme patikasına girmesi,
• Toros’un FAVÖK marjı belirgin şekilde yükselmesi,
• OYAK lead’inde #HEKTS-Toros tarafında güçlü entegrasyon gerçekleşmesi,
• Piyasa holding iskontosunu azaltması halinde
2027 sonunda #TKFEN’in 110-120 milyar TL bandında bir piyasa değerine ulaşması gayet makul görülebilir.
Bugünkü ~ 52 milyar TL piyasa değeriyle #TKFEN’in önemli bir kısmı hâlâ mevcut finansallar üzerinden değerlendiriliyor. Oysa önünde çok büyük stratejik senaryolar bulunuyor:
#TKFEN’de hikâye artık sadece “gübre/inşaat holdingi” değil; ortaklık yapısı değişimi + Toros Tarım’ın yeniden konumlanması + olası OYAK/#HEKTS sinerjisi + Libco üzerinden taahhüt/inşaat canlanması hikâyesine dönmüş durumda.
Yapılan KAP açıklamasına göre OYAK, başlangıçta planlanan %7 yerine, gelen yoğun talep sonrası işlemi büyüterek #HEKTS sermayesinin %8,5’ine denk gelen 716.550.000 adet payı kurumsal yatırımcılara sattı.
İşlem fiyatı 3,39 TL, brüt hasılat ise 2.43 milyar TL oldu. Fiyat, son kapanışa göre ~%15 iskonto içeriyor.
1. Fiyatlama etkisi
Birincisi, kurumsal yatırımcılar Hektaş’a 3,39 TL’den ciddi büyüklükte para koydu. Bu fiyat kısa vadede piyasa için referans/denge noktası olabilir.
İkincisi, işlem %15 iskonto ile yapıldığı için hisse üzerinde ilk etapta “iskontolu satış fiyatına yaklaşır mı?” baskısı oluşabilir.
Ancak burada klasik negatif blok satıştan farklı bir durum var. Çünkü OYAK parayı kendi kasasında bırakmıyor; satış gelirini Hektaş’a tahsisli sermaye artırımıyla geri koymayı taahhüt ediyor.
Bu yüzden işlem, özünde OYAK pay satışı + Hektaş’a sermaye enjeksiyonu + borç azaltımı işlemidir.
2. Bilanço etkisi
1Ç26’da Hektaş’ın net borcu ~8,54 milyar TL idi. Bu işlemden brüt 2,43 milyar TL kaynak oluştu. Net tutarın tamamı borç azaltımında kullanılırsa, teorik net borç 8,54 milyar TL seviyesinden ~ 6,1-6,3 milyar TL seviyesine gerileyebilir. Bu ciddi bir iyileşme.
Özkaynak tarafında da aynı anda güçlenme olur. 1Ç26 özkaynak ~14,93 milyar TL idi. Sermaye enjeksiyonu sonrası özkaynak teorik olarak 14,93 milyar TL → ~ 17,2-17,4 milyar TL seviyesine çıkabilir.
Net borç / özkaynak oranı da ~ %57’den %35-37 bandına gerileyebilir. Bu Hektaş’ın finansal risk algısını belirgin azaltır.
3. Finansman gideri etkisi
#HEKTS’ın ana problemi son yıllarda operasyonel taraftan çok yüksek borç ve finansman gideri oldu.
2,4 milyar TL borç azalımı, yıllık %35-45 finansman maliyeti varsayımıyla 850 milyon – 1,1 milyar TL yıllık finansman gideri tasarrufu potansiyeli yaratır.
2026’ya etkisi yarım yıl/yılın kalan kısmı nedeniyle daha sınırlı olur, 2026 net kâra katkı ~300-500 milyon TL seviyelerinde olabilir.
2027 tam yıl etkisi ise daha güçlü olur. 2027 net kâra katkı ~ 850 milyon – 1,1 milyar TL. Bu yüzden #HEKTS’ın 2026’da net kâra dönme ihtimali bu işlemle belirgin artmış oldu.
4. Seyrelme etkisi
Burada olumsuz taraf, tahsisli sermaye artırımı nedeniyle pay sayısının artacak olması. Eğer sermaye artırımı yaklaşık 3,39 TL civarından yapılırsa, şirkete girecek 2,43 milyar TL karşılığında ~716,5 milyon adet yeni pay ihraç edilebilir.
Mevcut sermaye 8,43 milyar adetken Yeni sermaye ~9,15 milyar adet olacak. Bu da mevcut ortaklar için ~ %7-8 civarı seyrelme anlamına gelir.
Ama bu seyrelme “boş” değil. Karşılığında şirkete nakit giriyor, borç düşüyor ve finansman gideri azalıyor. Bu nedenle net etki bence negatif değil, pozitif/nötr üstü.
Bu sonuç #HEKTS için bence beklenenden daha güçlü. Negatif olarak değerlendirebilecek tek unsur %15 iskonto ve kısa vadeli arz baskısı.
Pozitif unsurlar ise yoğun talep, işlem büyüklüğünün artırılması, 2,43 milyar TL sermaye desteği, borç azaltımı ve finansman gideri düşüşü ve operasyonel iyileşme.
OYAK, #HEKTS’ın %7’sine denk gelen 590,1 milyon adet payı kurumsal yatırımcılara satıyor. Hektaş bu ilk satıştan doğrudan para almayacak. Ancak OYAK, satıştan elde edeceği net gelirin tamamını tahsisli sermaye artırımıyla Hektaş’a geri koymayı taahhüt ediyor.
Kısaca; OYAK pay satıyor → nakdi Hektaş’a sermaye olarak geri koyuyor → Hektaş borç azaltıyor. Bu yapı, klasik “patron satışı” gibi değil. Çünkü para OYAK’ta kalmıyor; şirkete dönüyor.
İskonto ve masraflar sonrası Hektaş’a girecek net kaynak muhtemelen 2 milyar TL civarında olur.
1Ç26 itibarıyla Hektaş’ın net borcu yaklaşık 8,5 milyar TL seviyesindeydi. Bu kaynak tamamen borç azaltımında kullanılırsa net borç teorik olarak 6,2-6,4 milyar TL seviyesine gerileyebilir. Bu önemli.
Çünkü Hektaş’ın ana problemi ( 7 çeyrek sonra brüt kâr yarattığını düşünürsek) operasyonel zarar değil, yüksek borç + yüksek finansman gideri idi.
2 milyar TL borç azalımı, yıllık %35-45 finansman maliyeti varsayımıyla yaklaşık 750 milyon – 1 milyar TL yıllık finansman gideri tasarrufu anlamına gelir.
Kısa vadede ise iki zıt etki var,
Olumlu olan etkiler, zaten operasyonel olarak toparlanan bir Hektaş vardı. Üre fiyatlarındaki düşüş de bunu bu çeyrekte destekliyor. Bu hamle ile beraber bilanço güçleniyor, borç düşüyor, OYAK şirkete para koyuyor.
Olumsuz tarafı ise, %7’lik blok satış nedeniyle kurumsal yatırımcıya iskonto yapılabilir ve bu fiyat kısa vadeli referans olabilir. Ayrıca yabanciya yapilan blok satislarda 20 tane fona mal veriliyor, herkes iskontoyu görüp digerleri mal vermeden ben vereyim diye tahtaya malı veriyor. Öyle olunca da tahta sürünüyor (Ör: #GLRMK).
Tek fon alıp tutacaksa tadından yenmez, 20 tane fona malı sendike edeceklerse çok da tatlı bir senaryo olmuyor yatırımcı açısından.
Özetle;
Bu haber #HEKTS için bence 2026’nın en önemli bilanço güçlendirme hamlesi. Her ne kadar önemli bir hamle olsa da, kısa vadede nötr/karışık.
Ancak orta-uzun vadede net pozitif bir gelişme. Bu işlem net borcu aşağı çeker, operasyonel toparlanmayla beraber finansman giderinin daha da azaldığı bir senaryoda 2026 sonunda net kâra dönüş ihtimalini artırır.
Ekteki haber #SAHOL açısından ilk bakışta “iyi bir operasyonel gelişme” gibi görünse de, piyasa etkisini değerlendirirken haberi birkaç katmanda incelemek gerekiyor.
Haberin Özeti;
Sabancı Renewables, ABD’de geliştirdiği Lucky 7 Solar 100 MWac (130 MWdc) ve Pepper Solar 120 MWac (156 MWdc) olmak üzere toplam 220 MWac ve 286 MWdc kapasiteli iki güneş santrali için Meta ile uzun vadeli PPA (Power Purchase Agreement) imzaladı.
Santrallerin 2027 ikinci yarısında devreye alınması planlanıyor. Meta çevresel sertifikaların (%100 environmental attributes) alıcısı olacak ve ERCOT (Texas) bölgesinde faaliyet gösterecekler.
Bu Haber Neden Önemli?
ABD yenilenebilir enerji piyasasında en büyük risklerden biri “Santrali yapıyorum ama elektriği kime satacağım?” sorusudur.
PPA imzalandığında, gelir görünürlüğü oluşur, finansman bulmak kolaylaşır, proje riski düşer ve bankalar daha düşük maliyetli kredi verir.
Bu nedenle aslında haberin özü “Sabancı iki yeni santralinin gelirini şimdiden büyük ölçüde güvence altına aldı.” demektir.
Meta Faktörü Neden Kritik?
Meta bugün dünyadaki en güçlü kurumsal enerji alıcılarından biri. Meta’nın: Veri merkezleri, AI altyapısı, GPU kümeleri nedeniyle enerji ihtiyacı hızla artıyor. Microsoft, Amazon, Google ve Meta son dönemde ABD’deki yenilenebilir projelerin en büyük müşterileri haline geldi.
Bu nedenle Meta ile imzalanan PPA’nın kredibilitesi oldukça yüksek. Piyasa bunu “Counterparty risk çok düşük” şeklinde okuyabilir.
Finansal Etkiyi Sayısallaştırdığımda,
Kapasite 286 MWdc. ABD Texas bölgesinde tipik kapasite faktörü %25–28. Baz senaryo %26 diyelim. Yıllık üretim 286 × 8760 × 0.26 ≈ 651 GWh
Gelir Potansiyeli’ne baktığımızda benzer kurumsal PPA’lar son dönemde 45-60 USD/MWh bandında gerçekleşiyor. Orta senaryo 50 USD/MWh dersek, 651.000 MWh × 50 USD = 32,5m $ yıllık gelir demek.
Solar projelerde Ebitda marjı oldukça yüksek. %75-80 kabul edilebilir. Orta senaryo’da %78 alalım. 32,5m $ × 0.78 = 25m $ Ebitda.
#SAHOL ölçeğinde büyük mü? Bence değil. #SAHOL’ün konsolide aktifler’ini ve yıllık yaklaşık 2.5-3 milyar $ Ebitda’sını düşündüğümüzde 25m$ Ebitda tek başına büyük bir hikaye değil.
Ama asıl hikâye başka. Asıl değer yaratan taraf ABD yenilenebilir enerji platformunun ölçeklenmesi. Sabancı yönetimi uzun süredir Türkiye dışına çıkmak, döviz bazlı gelir yaratmak ve ABD enerji platformu oluşturmak stratejisini anlatıyor.
Bu nedenle piyasada haberin karşılığı büyük ihtimalle “kısa vadede sınırlı pozitif, uzun vadede değer artırıcı stratejik gelişme” şeklinde olacaktır. Özellikle Sabancı Renewables’ın önümüzdeki yıllarda 1 GW+ ölçeğe ulaşması halinde, bugün küçük görünen bu tür PPA anlaşmalarının holding değerlemesinde çok daha görünür hale gelmesi beklenebilir.
https://t.co/L5ycPHYrp6
Aşağıdaki grafik üre fiyatlarındaki düşüşü gösteriyor. Bu grafiği “Gübre fiyatlarındaki sert düşüş” diye okumak son derece yanlış. Burada önemli bir kavram karmaşası var.
#TKFEN (Toros), #HEKTS#GUBRF#EGGUB ve #BAGFS yatırımcılarının konuyu sağlıklı değerlendirmesi açısından detaylı açıklamak istiyorum;
Paylaşılan grafikte görünen şey üre (urea) fiyatı, yani tek bir gübre hammaddesinin veya gübre çeşidinin fiyatı. Bu doğrudan “gübre fiyatları” demek değildir.
Üre, azotlu gübreler içinde en yaygın kullanılan ürünlerden biridir. Kimyasal olarak %46 azot içerir. Dünyada en çok tüketilen azotlu gübredir. Uluslararası piyasalarda USD/ton olarak fiyatlanır.
Grafikte görülen düşüş ~700 $/ton seviyelerinden 360 $/ton seviyelerini gösteriyor. Yani son dönemde üre fiyatı neredeyse %50 düşmüş durumda.
“Gübre fiyatları” dediğimiz şey çok daha geniş bir kavramdır.
Örnek olarak; Üre azotlu gübre’dir. DAP Fosfatlı-kompoze gübre’dir. NPK kompoze gübre’dir. Potasyum Sülfat potaslı gübre’dir.
Üre %50 düşebilir, DAP %15 düşebilir, NPK %10 düşebilir, Potas fiyatları sabit kalabilir. Bu durumda “gübre fiyatları %50 düştü” demek yanlış olur.
Konu bu da değil;
Üre’deki bu sert düşüş yılın geri kalanında işletme sermayesi ihtiyacını azaltan ve maliyetleri aşağı çeken bir faktör olabilir; ancak etkisinin net yönünü anlamak için şirketin elindeki stokların maliyetine ve ürün karmasına da bakmak gerekir.
#TKFEN (Toros Gübre), #HEKTS #GUBRF #EGGUB #BAGFS açısından buna göre değerlendirmek daha doğru olacaktır.
Örnek olarak da #HEKTS üzerinden gidelim;
#HEKTS’ın gübre tarafında sattığı ürünlerin tamamı üre değildir. Şirket, Organomineral gübreler, NPK ürünleri, Özel formülasyonlu gübreler, Bitki besleme ürünleri de satıyor.
Bu nedenle üre fiyatındaki düşüşün Hektaş’a etkisi iki türlü değerlendirilmelidir.
Olumlu tarafı,
- Organomineral gübre üretim maliyetleri düşer,
- İşletme sermayesi ihtiyacı azalır,
- Stok finansmanı yükü hafifler, Stoklar doğru yönetilmişse marjlar iyileşebilir.
- Brüt marjlar desteklenir. Hammadde maliyetleri düşebilir.
Olumsuz tarafı ise;
- Piyasa satış fiyatları da aşağı gelir.
- Eski yüksek maliyetli stok varsa stok zararı oluşabilir.
Dönüp #HEKTS’ın stok seviyesine baktığımız zaman;
12/2025 itibarıyla stok 2.73 milyar TL (satışların %40’ı) , 03/2026 stok 2.13 milyar TL (satışların %34’ü). Yani stok seviyesi azalıyor. #HEKTS 2026 ikinci çeyrekte de stok azaltmaya devam ettiyse bu üre fiyatlarındaki düşüş Şirket için son derece avantajlı bir durum.
Şahsi fikrim;
2024-2025’te yaşanan aşırı yüksek hammadde maliyeti baskısına kıyasla üre düşüşü bugün #HEKTS için daha çok pozitif etki yaratıyor. Çünkü şirketin asıl problemi son dönemde marj çöküşüydü. Üre düşüşü marjlara destek olur.
Bu yorumum #TKFEN (Toros) #GUBRF #EGGUB #BAGFS gibi şirketleri değerlendirirken de önemli. Benzer bir mantıkla yürüyebilirsiniz.
Son olarak;
Daha makro bir açıdan değerlendirelim. Üre fiyatlarındaki düşüş, Gıda enflasyonu açısından pozitif. İyi bir Haziran enflasyonu sonrası 4-5 ay gecikme ile yeniden faiz indirimi döngüsü gündeme gelebilir.
Yurt dışında bir okuldan mezun olan Türk kadın, mezuniyet töreninde Türk bayrağıyla sahneye çıkmak istedi. Yunan öğretmen rahatsız olunca, bayrağı sırtına alıp Bozkurt işareti yaparak karşılık verdi.
Bazı arkadaşlarımdan “Kime oy vereceksin, kafam biraz karışık” gibi sorular duyuyorum. Kafanızın karışmasına gerek yok. Cevap çok basit;
Yarın aklı olan, sağlıklı düşünebilen, kalbi Fenerbahçe için atan Sn. Hakan Safi’ye,
Aziz Bey’i seven Sn. Aziz Yıldırım’a oy verecek.