“Türk gibi hissetmeye, Türk gibi yaşamaya ve Türk gibi çalışmaya... Çünkü Türk’üm ve başka Türkiye yok!”
“Kandırılmadığı” için katledilen; Türkçü, Atatürkçü, Türk aydını Necip Hablemitoğlu'nun aziz hatırasına saygı ile…
Sağlık sistemimiz bir günde bu duruma gelmedi. Israrla yanlış politikaların uygulanmasıyla ve yavaş yavaş bir çöküş yaşadı. Bu çöküşü ideolojik/siyasi olarak değil tamamen politikalara odaklanarak özetledim. Eksiğim/yanlışım varsa lütfen yorumlarda paylaşın👇
Uzunca okumak istemeyenler için özet:
Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın yarattığı denetimsiz ticarileşme, sağlık hizmetlerinde kaliteyi düşürdü, eşitsizlikleri derinleştirdi. Performansa dayalı ödeme sistemi, şehir hastanelerinin kamu kaynaklarını israf etmesi ve sağlıkta şiddet gibi sorunlar Türkiye’nin sağlık sistemini çöküşe sürükledi. Sağlık hizmetlerine erişim zorlaştıkça, şarlatanlara ve alternatif tıp yöntemlerine yönelme arttı. Denetimsizlik ve bilim dışı yöntemlerin yaygınlaşması, sağlığın daha da tehlikeye girmesine neden oldu. Sağlık hizmetlerine erişim zorlaştı, kamu hastanelerinde kuyruklar uzadı, ilaç ve tıbbi malzeme bulunamaz hale geldi. Türkiye'nin sağlık sisteminin toparlanabilmesi için derin yapısal reformlara ihtiyaç var. Benim bu reformların yapılacağı ile ilgili inancım her gün azalıyor.
2002
“Sağlıkta Dönüşüm Programı” uygulamaya konuldu. Sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesine zemin hazırlayan bu politika, uzun vadede kamusal sağlık hizmetlerinin zayıflamasına yol açtı.
2004-2005
SSK hastanelerinin devri gerçekleştirildi. Yaklaşık 150 hastane ve toplam 400'e yakın sağlık tesisi, SSK'dan Sağlık Bakanlığı’na devredildi. Bu, SSK’nın kendi hastanelerini işletme yeteneğini ortadan kaldırdı ve sağlık hizmetlerinde tekelleşmeyi hızlandırdı.
2008-2010
Sağlık ocakları kapatıldı ve Aile Sağlığı Merkezi (ASM) sistemi devreye sokuldu. ASM'lerin büyük kısmı kamuya ait olmayan binalarda hizmet verirken, Aile Hekimlerinin yetkilerinin zayıflatılmasıyla koruyucu sağlık hizmetleri tamamen arka plana atıldı. Aile hekimlerine ağır iş yükü getirildi, performansa bağlı ödeme sistemiyle sağlık çalışanlarının gelirleri belirsizlik içine sokuldu.
2010-2015
Performans sistemi hız kazandı. Sağlık çalışanlarının hasta başına prim almasıyla, hastalardan gereksiz tetkikler ve tahliller istenmeye başlandı. Performans odaklı bu yaklaşım, sağlığın niteliğini düşürürken, sağlık çalışanları üzerinde ağır baskılar oluşturdu. Ayrıca bu yıllarda hastanelerde yaşanan yığılmalar sağlıkta şiddetin artmasına neden oldu. Sağlıkta şiddet 6 kat arttı.
2018
Ekonomik kriz sağlık sektörünü derinden etkiledi. Döviz kurlarındaki artışla birlikte ilaç ve medikal malzeme fiyatları hızla yükseldi. Türkiye’de pek çok ilaç bulunamaz hale geldi, firmalar ilaç tedariğini kesti, hastaneler operasyonları ertelemeye başladı. Bu dönemde, birçok uluslararası ilaç firması Türkiye piyasasından çekildi.
2019
Hekimler bu ortamda hem mesleklerini layıkıyla yapamadıkları hem artan şiddet olayları hem de ekonomik sıkıntılar nedeniyle yurt dışına göç etmeye başladı. Bu durumla ilgili herhangi bir önlem alınmadı, hatta direkt olarak 'gitsinler' denildi.
2020
COVID-19 pandemisi, sağlık sistemindeki sorunları daha da gün yüzüne çıkardı. Hastanelerde yoğun bakım kapasitesi yetersiz kaldı, sağlık çalışanları koruyucu ekipman eksikliğiyle savaştı. Pandeminin yönetilememesi ve sağlık verilerinin gizlenmesi iddiaları büyük tepki çekti. Bu dönem, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin de arttığı bir dönem oldu.
2021-2022
Şehir hastanelerine kamu kaynaklarının büyük bir bölümü aktarıldı. 31 adet yapılacağı söylenen bu hastaneler için devlet bütçesinden harcama yapılırken, pek çok kamu hastanesi kapatıldı. Şehir hastaneleri için döviz bazlı hasta garantileri verildi, kamu bütçesi büyük bir yük altına girdi. 2024 yılı için bu hastanelere ayrılan ödenek 80 milyar TL’den fazla. Bu arada 2021'den beri yaklaşık 14 bin sağlık çalışanı istifa etti, sadece 2023’te 3 binden fazla hekim yurt dışında çalışma talebinde bulundu. Bu sırada defalarca değiştirilen ödeme sistemleri ve sağlık çalışanlarının üzerindeki baskının artmasıyla sağlık çalışanları birbirine girdi. Yalnızca hasta-hekim ilişkisi değil hekim-hemşire ve diğer sağlık çalışanları ilişkileri bozuldu.
2023
Türkiye genelinde randevu almak neredeyse imkansız hale geldi. Dijital sistemlerle randevu almak isteyen vatandaşlar, bilgisayar başında saatler harcamak zorunda kaldı. Hal böyle olunca durumu biraz elveren vatandaşlar onlarca kalitesiz özel hastaneye yöneldi. Yalnızca ekonomik durumu çok iyi olan küçük bir kesim iyi hizmet veren ve bir elin parmaklarını geçmeyen özel hastanelere gidebildi (ki bunlarda bile sıkıntılar var). Durumu hiç elvermeyenler, ki bu nüfusun çoğunluğu, randevu bulamayınca acillere yöneldi. Aciller dolup taştı. Bunun çaresi olarak daha çok randevu verilsin diye 5 dakikada 1 ve hatta bazen 2 dakikada bir randevu verildi. Bu yanlış belirlenmiş soruna çok yanlış bir çözümdü. Çünkü, artık randevu bulabilenler de sorunlarına çare bulamadı. Doktorlar hastalarından hikaye alamaz oldu. Bir doktora giden bir daha ve bir daha randevu aldı. Acillerde yoğunluk azalmadığı gibi daha da arttı.
2022-2024
Bozulan sağlık sistemine erişim zorlaştıkça, vatandaş çareyi alternatif tıpta aramaya başladı. Kötüleşen sağlık hizmetleri nedeniyle şarlatanlar ve bilimsel temeli olmayan “alternatif tıp” yöntemleri yaygınlaştı. Ciddi sağlık sorunlarına karşı zararlı olmasına rağmen, birçok “alternatif tıpçı”ya göz yumuldu, denetimsizlik arttı. Sağlık hizmetine erişemeyenler, hayati tehlike oluşturan bu yöntemlere başvurdu. Bu şarlatanlar sosyal medyada yüz binlerce takipçi kazandı ve yozlaşan ulusal medya sayesinde her gün boy boy televizyonlarda ve gazetelerde afişe edildiler. Yıllardır devam eden politikaların işlevsizleştirdiği meslek örgütleri bunlar karşısında çaresiz bırakıldı (buna rağmen halen takdir edilesi bir çaba var).
2024
Özel hastane sayısı 2002'den bu yana 2 kattan fazla arttı. 2002’de 271 olan özel hastane sayısı 572’ye çıktı. Özel hastanelerin, SGK anlaşması olan yerlerde bile fahiş ek ücretler talep etmesi, vatandaşların büyük faturalarla karşılaşmasına neden oldu. Özel hastanelerde hizmet alan vatandaşlar, SGK’nın yüzde 200’ün üzerinde ilave ücret talebini denetleyememesi nedeniyle büyük zorluklarla karşılaştı.
Annem felç geçiren uzak akrabamızın ziyaretine gitmiş. Teyze konuşamıyor. Eliyle oğlan evlendi mi diye yüzük işareti yapmış. Teyzem bu halde bile görevini ifa etmiş. Bu azim ve kararlılığa ben artık sadece saygı duyarım