@patyale Just typed Süzer Plaza, went to wiki page (Turkish one) and turns out the construction permit was approved in 1987 when Bedrettin Dalan (ANAP) was the mayor.
Sometimes using google the old way (going through websites rather than asking questions) is more effective.
@Pozzecco__ İlk günden beri istemediğim bir topçuydu çok iyi oldu hayrını görsünler. 34 yaşında futbolcu kim olursa olsun görmek istemiyorum. Not bariz bjk tabii
@eserbeyimiz Abi saati 1000 dolar diyo. Andres Ntoi haftada kırk saat mesai yaparsa 168.25 eur, 7/24 hiç uyumadan çalışsa ise saati 40.07 eur oluyor. Rio Ave üstünden gittim tabii, saati 1000’den düşünsek takımın açık ara en pahalı topçısu olurmuş.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
@caglauren Yanılıyorsunuz, köpeklerin yaptıkları hareketleri insani bir şekilde yorumlamak yapılan en büyük hatalardan biri. Uzun uzun anlatmayı çok isterim ama buradan yazmak çok zor. Köpeklerde müteşekkir olmak diye bir davranış yoktur, oinsanlara özgü olan bir davranış.
Kadıköy Anadolu Lisesi Talaş Günü’nde ödül alırken gururla nasıl kopya çeke çeke mezun olduğunu anlatmıştı. Verdiği ümit aslında bu ülkede hırsızlıkla bir yerlere gelmenin teşvik edilir hale gelmiş olması.
Acun Ilıcalı: "Ben aslında okuyamayanların, derslerde kötü olan kardeşlerimin ümidiyim.
Yıllarca şunu merak ettim: Tanjant, kotanjant... Biz bunu niye öğrenmeye çalıştık? Matematiğin hard-core'unu bize öğrettiler."
"Kutsallarımıza hakaret etmemişti, espri yapmıştı." hede hödö diye ılık götlü muhaliflik yapmayı kesin.
TCK 299, TCK 216, TCK 217/A, TCK 301, TCK 125, 5816, 5187, 2911 hepsi kaldırılmalı.
Bu kadar. Talep edilmesi gereken şey bu kadar basit.
Senelerdir şunu net bir şekilde söyleyebilen, şunun için uğraşan somut bir muhalif siyasi çaba yok.
Beni asıl sinirlendiren, hem muhalif olup hem de hâlâ ifade özgürlüğü kavramını kimseyi rahatsız etmeyecek cümleler için var olan bir şeymiş gibi pazarlamayı sürdürenler.
"Ama hakaret etmemişti." savunusu da bu sistemin çarkı olmaya dahildir. "İsterse hakaret de eder, o yasalar kalkmalı." diyemediğiniz sürece sizin oluşturacağınız kamuoyundan hiçbir hayır gelmez.
Bezdim bu ülkedeki mıymıntılıktan.
@utkusen Ben sıkıldım ya, artık tasarımlı bir şeyler istiyorum. Yeni forma almak için beni motive edecek bir şey yok. Fikrim en doğru diye düşündüğüm için söylemiyorum bunu, kendi talebimden bahsediyorum.
“Surların yıkımına kredi sağlayanlar, hendekler doldurulduktan sonra ortaya çıkan araziye kendi apartmanlarını inşa eden zenginlerdi. “
Yani bugün gayrimüslimlerden kalan apartmanların hikayesi
History is like a mirror, the angle of the glass changes with whoever is holding it
Yıl 1854... İskoç fotoğrafçı James Robertson, Galata Kulesi ve çevresini ölümsüzleştirirken aslında kısa süre sonra yok olacak bir silüeti kaydediyordu.
Ön planda sessizce duran Ceneviz dönemi surları, 1864 yılında Altıncı Daire-i Belediyye tarafından rant uğruna yıkıldı.
Surların yıkımına kredi sağlayanlar, hendekler doldurulduktan sonra ortaya çıkan araziye kendi apartmanlarını inşa eden zenginlerdi.
Eski mezarlığın ve kadim taşların yerini beton almaya başlarken, kulenin tepesinde gördüğümüz o zarif külah 1875'te kopan büyük İstanbul fırtınasında uçarak kayboldu.