Uzun süredir dolandırıcılık yöntemlerini anlatıyorum ve yazıyorum.
Bu yazdığımı lütfen okuyun ve E-Devlet’ten bilgilerinizi kontrol edin.
Hakan iyi bir takipçim. Kendisine yeni hat aldığına dair bir mesaj geliyor. Hakan hat almadığı için şaşırıyor ve hemen operatörü arıyor. Gerçekten de Hakan adına 0530 2152265 numaralı hat alınmış gözüküyor.
Peki, nasıl yapmışlar. Ele geçirdikleri vatandaşlık bilgileri ile anlaştıkları bir bayiden Hakan adına hat almışlar.
Sonra ne yapıyorlar? Bu hat ile Muhtemelen dolandırıcılık faaliyetinde bulunuyorlar veya başka işlerde kullanıyorlar.
Hakan bunu farketmemiş olsa ve bu hat ile yasadışı bir faaliyet yapılsa yargılanan Hakan olacak!
E-Devletinizi devamlı kontrol edin.
Okumanızı Tavsiye Ediyorum.
DELİCE..
1951-1952 yıllarında İspanya Hükümeti, Türkiye’den çok yüksek miktarda odun kömürü satın almak istiyor. O güne kadar İspanya’ya yapılan ihracat kalemleri arasında yer almayan bu talebin bir de özel şartı vardı:
Kömürler İskenderun'dan Saroz Körfezi'ne kadar Akdeniz ve Ege sahillerinde doğada kendiliğinden yetişen *"delice"* ağacından elde edilmesi isteniyordu. ! İstek dönemin Hükumeti tarafından yüksek getirisinden sevinçle karşılanıyor,
ülkemizde bol miktarda bulunan delice kömürü ihraç edilmeye başlanıyordu. Görgü tanıklarının anlattıklarına göre, limanların üzeri gemi yüklemeleri sebebiyle kara bir bulut ile kaplanıyor göz gözü görmüyordu! O yıllarda Ankara'da görev yapan
ABD Ticaret Ataşesi, dönemin Dış işleri Bakanı'na ihraç edilen kömürün İspanya tarafından nasıl değerlendirildiği ya da nerelerde kullanıldığını araştırıp araştırmadıklarını soruyor. Aldığı cevap, getirisinin önemli olduğu, nerede kullanıldığının Türkiye'yi ilgilendirmediği şeklinde oluyor.
Bunun üzerine ataşe konuyu kendisi araştırıyor ve otoyollarda dolgu malzemesi olarak kullanıldığı bilgisine ulaşıyor. Bununla yetinmeyip ABD'de tanıdığı mühendislerden bilgi alıyor ve otoyolda kömür dolgunun bir yararı olmadığını öğreniyor.
Öğrendiklerini Bakan'a iletiyor, Türkiye'nin rahatsız olmadığını, gelirden dolayı memnun olduklarını söylüyor, konu kapanıyor... *Delice ağacının zeytin aşılamak için en uygun ağaç olduğunu bilenler Türkiye'ye oyun oynamışlardı.
Sonuç olarak İspanya dünyanın en büyük zeytinyağı ihracatçısıdır ve ne tesadüf ki aynı yıllarda Türkiye margarinle tanışmıştır.
NOT; Aşılanmamış zeytin ağacına "delice" denir. Marshall yardımlarıyla Ege ve Akdeniz bölgemizdeki milyonlarca zeytin ağacımız kökünden sökülerek gemilerle Avrupa'ya götürüldü. ABD bize bu ağaçların yerine milyonlarca kavak ve çam(çıra) fidanı verdi. Kavak ağacı memlekette alerjik hastalıklar başlattı. Çam ağacı ise bildiğimiz yağlı çıra idi.
Dağlarımıza ovalarımıza her yere diktik. Oksijenden başka hiç bir işe yaramayan bu ağaç, ülkemizin dağına bayırına dikilen saatli bomba oldular. Bu ağaçlar yandığı zaman kozalakları patlayarak yanar halde 200 metre uzağa fırlamakta oradaki çam ağaçlarını da tutuşturmaktadır.
Bugüne kadar kimi gördüysem yetkili yetkisiz, beyinli beyinsiz herkese anlattım. "ABD liler bizim ormanlarımızı çam (ÇIRA) ağaçlarıyla dolduruyor, bir kibrit çakmasıyla 100 savaş uçağının verdiği zararı veriyorlar.
Şimdi soruyorum size devletimiz bu çam ağaçlarının yerine zeytin, ceviz, badem, incir, sakız ağacı dikse hem bu ağaçlar kolay kolay yanmaz hemde köylümüze bir gelir olur. Hala çam dikiyoruz bıkıp usanmadan...!!!
Atatürk, öğretmendir.
Atatürk, komutandır.
Atatürk, başkandır.
Atatürk, önderdir.
Atatürk, yurttur.
Atatürk, devrimdir.
Atatürk, bayraktır.
Atatürk, Türk dilidir.
Atatürk, özgürlüktür.
Atatürk, gelecektir.
Atatürk, Türkiye'dir.
Ona düşman olanlar düpedüz, alçak ve haindir!
24 yaşında Şam'da 5. Ordu'da
26 yaşında Selanik'te 3. Ordu'da
28 yaşında Hareket Ordusu'yla İstanbul'da
29 yaşında Picardie Manevraları'nda
30 yaşında Trablusgarp'ta Şark Gönüllüleri Komutanlığı'nda
31 yaşında Balkan Savaşları'nda
32 yaşında Edirne'de
33 yaşında Sofya'da
34 yaşında Çanakkale'de tümen komutanı,
35 yaşında Diyarbakır'da kolordu komutanı,
36-37 yaşında Suriye ve Filistin'de ordu ve ordular grubu komutanlıkları,
38 yaşında Anadolu'da başlattığı Kurtuluş Savaşı ile bir milletin başında...
https://t.co/pVceFqGXYJ
VOLKAN KONAK'IN DEDİKLERİNE BAKIN....
VOLKAN KONAK epeydir ekranda yoktu “Nerede?” diye merak edenlere, söyleyelim hemen. Amerika Birleşik Devletleri’nde, turnede.
En son New York’ta bir konser verdi. Ve sadece şarkı söylemedi.
Binlerce kişiye hitaben şöyle dedi:
“- Biz Türkiye’nin içindekileri sevdik, insanıyla, otuyla, akarsuyuyla, kayan yıldızlarıyla.
Ama şunu da söyleyeyim, bestelerimi beğenmezseniz size kırılmam, sizle ahbaplık edebilirim.
Tuttuğum takımdan hoşlanmayabilirsiniz, sizle ahbaplık edebilirim, bir masada yemek yiyebilirim.
Sevdiğim ya da çıktığım bir kadından hoşlanmayabilirsiniz, sizle ahbaplık kurabilirim.
Ama Mustafa Kemal’i sevmeyen bir adamla ahbaplık edemem, onun dostu olamam. Çünkü Mustafa Kemal uygarlıktır, çağdaşlıktır.”
Ey Kuzey’in oğlu..
Ey yurdumun delikanlısı..
Ey yiğit adam!
Al benden de o kadar.
Türk insanı para gibidir; ışığa tut, içinde Atatürk yoksa, sahtedir.
Afrika'nın Che Guevara'sı Thomas Sankara
Sankara 4 yıllık iktidarında dış yardım almadan 350 okul, yol, demiryolu inşa etti ve okuma yazma oranını %60 arttırdı. Ayrıca zorla evlilikleri yasakladı ve yoksul insanlara toprak verdi, 2,5 milyon çocuğu aşıladı, 10 milyon ağaç dikti.
Kadınları yüksek devlet görevlerine atadı, onları çalışmaya teşvik etti, orduya aldı ve hamilelik izni verdi. Ayrıca hükümetin Mercedes otomobil filosunu sattı ve Renault 5'i (o dönemde Burkina Faso'da satılan en ucuz otomobil) bakanların resmi hizmet aracı haline getirdi.
Kendisi de dahil olmak üzere tüm kamu görevlilerinin maaşlarını düşürdü ve devlet şoförlerinin ve 1. sınıf uçak biletlerinin kullanılmasını yasakladı.
Başkan olarak maaşını ayda 450 dolara düşürdü ve mal varlığını bir araba, dört bisiklet, üç gitar, bir buzdolabı ve bozuk bir dondurucu ile sınırladı.
Kadınlar gününde ya da anneler gününde, tüm alışverişleri erkeklerin yapmasını şart koydu.
Sırf kadınların neler çektiğini anlasınlar diye. Hem de Afrika'da.
"Sizi besleyen, sizi kontrol eder" diyerek dış yardıma karşı çıktı.
"Helal olsun" başka diyecek birşey yok …
YEREL YÖNETİMLERE DUYURU:
Bir çok yerde insanlarımız deprem korkusu içerisinde. Korkuyu yenmenin yolu tehlike yokmuş gibi davranmak, o konuyu gündeme getirmemek, sessiz kalmak ve hiç bir şey yapmamak değildir. Bugüne kadar başımıza gelenler zaten bu yüzden meydana geldi. Lütfen ŞUNU YAPIN:
Yerel yönetimler kendi yerleşim alanları içerisinde DEPREM TEHLİKE ANALİZİNİ VE MİKRO-BÖLGELEME çalışmalarını yaptırsınlar. Bir çok yerde üniversitelerimiz var, bu çok zor olmayacaktır. Elimizde bu çalışmalar olursa o yerleşim alanını daha kolay ve sağlıklı olarak depreme hazırlar ve deprem güvenli olarak yönetiriz. Siyasi parti liderleri lütfen kendi partinize bağlı belediye başkanlarını bu doğrultuda uyarınız ve eğitiniz. İnanınçok daha sevilecek ve yüceltileceksiniz. Saygıyla