Son 1 ayda 5 il 13 ilçeyi dolaşma fırsatım oldu.
Farklı meslek gruplarından yurttaşımızla, esnafımızla, çiftçimizle, emeklimizle, memurumuzla, işçimizle sohbet ettik.
Eski tezimden farklı noktada değilim.
CHP’de olup biteni daha çok CHP’liler konuşuyor.
Kitlelerin kendi öncelikleri var, siyasete de o pencereden bakıyor.
İktidara kırgın, muhalefete güvenmiyor.
Öncelikli gündemini şöyle sıralayabilirim:
-Hayat pahalılığı.
-Emekli maaşı.
-Asgari ücret.
-Kira.
-Kredi/kaynak.
Özetle, ekonomi.
İktidara giden yol ekonomiden geçiyor.
Ekonomideki zorlu sürecin uzun sürmesi tahribatı derinleştirdiğinden cari enflasyon hesabı üzerinden ve seçime kısa süre kala yapılacak iyileştirmelerin beklentileri karşılamayacağını söyleyebilirim.
Naçizane…
Cumhurbaşkanımız @RTErdogan ‘ın Sapanca’daki “yorulan kenara gelsin dinlensin, kenara gelmeyen de meydanın hakkını versin” uyarısından sonra vekillere yeni bir ev ödevi hazırlandı.
Teşkilat Başkanımız Ahmet Büyükgümüş’ün vekillere gönderdiği çalışma programı hayli yoğun.
Buna göre;
-Ayda 1 ilçe, mahalle, köy ziyareti yapılacak.
-Burada en az 5 hane ziyareti, istifa etmiş 2 üye ziyareti, 2 vefa ziyareti, 2 esnaf ziyareti olacak.
-Ayda 1 parti binasında vatandaşlarla bir araya gelinecek.
-Ayda 2 kez sivil toplum kuruluşları, şehit aileleri ve gaziler ziyaret edilecek.
-Ziyaretlerin sonunda basın toplantısı yapılacak.
-Yılda 1 kez kadın ve gençlik buluşmasına katılım olacak.
Aslında bu yoğun çalışma programı AK Parti’de yıllardır uygulanır.
Sanırım son yıllarda biraz aksatılmış olmalı ki yeni hazırlık yapılmış.
Özellikle bir öneri dikkatimi çekti, istifa etmiş üyeleri kazanmak için seferberlik ilan edilmesini çok önemsedim.
Zira, dışarıya açılırken içeride güçlü tahkimata ihtiyaç var.
Böylece yılların ihmalini telafi ederken, mevcut kadrolara yönelik itibar suikastlerinin de önlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Teşkilat başkanımızı kutluyorum, yolunuz açık olsun
@mehmetsoylu2023 Sizinde kalbimizde hep ayrı bir yeriniz olacak yeni görev yeriniz de başarılar diliyor İslahiyemize kattığınız değerler için teşekkür ediyorum 🙏
Özgür Özel ve arkadaşları tüm tuşlara basıyor.
Korsan toplantıda grup başkanı seçtiler.
Alternatif bayram mitingi yaptılar.
Butlan MYK’yı topladılar.
Salı günü alternatif grubu topluyorlar.
Şimdi de kurultay için delege imzası toplayacaklarmış.
Oysa mutlak butlan kararı kesinleşmeden istedikleri kadar imzaya ulaşsınlar kurultay toplanamıyor.
Bunu bildikleri halde gerginlikten medet umuyorlar.
Bir AK Partili olarak umurumda değil, ne yaparlarsa yapsınlar ama her hamleleri bir vesileyle kamu kurumları veya yargının görev alanına giriyor, bu sefer ‘saray’ diye bağırıyorlar.
TBMM devreye girerse sorun.
Polis müdahale ederse sorun.
Mahkeme karar verirse sorun.
Fatura iktidara.
Bizden uzak durun, ne haliniz varsa görün.
Some journeys reveal more than a destination, they uncover the soul of a city.
Ready to explore the timeless beauty, rich heritage, and extraordinary flavors of Gaziantep with Furkan Palalı?
Bırakın genel başkan değişikliğini Refah Partisi kapatıldı, Merhum Erbakan ‘direneceğiz’ diyerek kendini odaya kapatmadı.
Fazilet Partisi kapatıldı, Recai Kutan da partinin kapısını kilitleyip ‘içeri kimse giremez’ demedi.
İçlerine sinmedi ama karara uydular.
Bugün.
CHP’de eşyaları kapı önüne yığarak barikat oluşturanlar, polisin kapıya dayanmak zorunda kalmasından utanmadılar mı?
Belediyeler Birliği, kamu yararına faaliyet gösteren dernek statüsünde bir kuruluştur.
Farklı partilerden seçilmiş belediye başkanları birliğin üyesidir.
Yani.
CHP’nin bir örgütü değildir.
Şu aşamada kamusal hiçbir statüsü bulunmayan İmamoğlu’nun mesajının divan tarafından kurulda okunması doğru değildir.
Her zemini istismara kalkarsanız, sadece kendinize zarar verirsiniz.
Bu yol, yol değil.
Bu Cumhuriyet Halk Partisi bir garip.
Kendi zihinlerinde bazı sorunlar var; kendi zihinlerinde sadece problemler var. Bunu millete boca etmenin ve orada bazı istismarlarla koltuk kapmanın peşindeler.
Bu ülkede mehter diye bir sorun var mı? Osmanlı diye, Selçuklu diye bir sorun var mı? Ama beylerin kafasında sorun var, beylerin kafasında problem var; onu topluma boca etme derdindeler.
İki gündür sanayi şehri Gaziantep’teyim.
Şikayetlerin ilk sırasında kontrolsüz ve abart��lı vergi denetimleri geliyor.
Bir baklavacı, “Denetlesinler ama 1 yılda 16 defa vergi denetimi olur mu?” diye sordu.
Bir lokantacı şöyle dedi: “Biri gidiyor, biri geliyor, bazen kalabalık halde baskın yapıyorlar, müşteriler panikliyor, kasanın yanına oturup tek tek fiş sayıyorlar.”
Bu serzenişleri önceki seyahatlerimde İstanbul’da, Bursa’da, Kocaeli’nde, Trabzon’da ve Ankara’da da çok duymuştum.
Esnafa, ticaret erbabına potansiyel hırsız muamelesi yapıp sıkboğaz etmek, denetimde ölçüyü kaçırmak, zulümdür.
İktisadi fayda sağlayamacağı gibi siyaseten de zarardır.
Haklı olduğunuzu düşünüyorsanız, o vakit
denetimde adaleti sağlayın.
Sadece vatandaşı değil kamu kurumları ve ayrımsız tüm belediyelileri yılda 16 defa denetleyin, imza yetkisi olanların yanı başına birer dedektif koyun.
Gelirde adaleti sağlayamadık, hiç olmazsa denetimde adaleti sağlayalım.
Unutmayalım, en sahici denetimi sandıkta vatandaş yapar.
Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz’dan sonra İlçe Başkanı Hurşit Yıldırım da CHP’den istifa etti.
İstifa kararını açıklarken açtı ağzını, yumdu gözünü.
“Yeter artık dayanamıyorum” dedi.
İsyanın gerekçeleri aşağıdaki videoda.
İzledikçe şok geçireceksiniz.
Buyurun👇
"Allah yoluna cenk edelim, şan alalım şan,
Kur'an'da zafer vâdediyor Hazret-i Yezdân."
Harikasınız çocuklar 👏
Bu topraklara ait her yürekte yankı bulan bu seda, bizim tarihimizdir, kimliğimizdir, kültürümüzdür.
23 Nisan’da çocuklarımızın sevincine ortak olmak yerine, milli kültürümüzün bir parçası olan mehterimize sırt dönen anlayış, milletimizin değerleriyle arasındaki mesafeyi bir kez daha ortaya koymuştur.
Mehter, bu milletin tarihinin, hafızasının ve ortak gururunun sesidir. Çocuklarımızın heyecanını ideolojik ezberlere kurban edenlere karşı Gaziantep İl Başkanlığımız, evlatlarımızın yanında durarak en doğru cevabı vermiştir.
CHP kendi ezberleriyle uğraşmaya devam etsin. Biz çocuklarımızın kalbini inciten değil, onların sevincine ortak olan bir siyasetin temsilcisi olmayı sürdüreceğiz.
İslahiye Kaymakamı Sayın Mehmet Soylu, Belediye Başkanvekilimiz Sayın Ali Göl ve değerli hazirun ile birlikte 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlenen etkinlikte çocuklarımızın coşkusuna ortak olduk.
“CHP anakronik partidir” diye yazdım, daha mürekkebi kurumadan bana hak verdiler.
Mehter marşı söyleyen çocuk mehteran takımına sırt dönerek Gaziantep’teki 23 Nisan törenini protesto ettiler.
“Çocuklarımızın saray kültürüne özendirilmesini protesto ettik” dediler.
Toplumun kültürel değerleriyle çatışarak toplumu yönetmeye nasıl talip olacaklar?
Çağın çok gerisindeler, günümüzün partisi değiller, düne sıkışıp kalmışlar.
Dünün retoriğiyle bugün politika yapanlar, yarının umudu olamazlar.
En büyük saygısızlığı da Atatürk’ün hatırası ve emaneti CHP’ye yapıyorlar.
Pişmiş tavuğun başına gelmez” denir ya…
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin içine düştüğü durum tam da bunu anlatıyor. Ama mesele sadece dış baskılar değil; asıl sorun, partinin kendi içinde yaşadığı derin kimlik krizidir.
CHP’yi anlatan tek cümle; Belirsiz, kararsız, yönünü tayin edememiş bir siyaset.
Kendi kendini zehirliyor, kendini ihbar ediyor, kendini yiyor.
CHP İl Başkanı Vakkas Acar, "Çocuklarımızın saray kültürüne özendirilmesini protesto ettik. Bu özentiye karşı onlara arkamızı döndük." dedi.
CHP Genel Başkanı tam aksine mehter bizim dedi :)
Bu sadece siyasi bir zafiyet değildir; aynı zamanda psikolojik bir çözülmedir.
CHP bugün sadece kendi içindeki belirsizlikle mücadele ediyor.
Mehter; bu milletin tarihi, hafızası ve köklü kültürüdür.
Sadece bir marş değil; ecdadın izini, milletin ruhunu ve asırlardır süregelen medeniyet yürüyüşünü taşıyan güçlü bir mirastır.
Milletimiz ise kimin kendisinden yana, kimin kendisine yabancı olduğunu her zaman çok iyi görür. 🇹🇷
@abuyukgumus@acarfaruka@fmfedaioglu@Akparti
Cem Küçük aradı, rica etti, Bahar Feyzan yazdığına pişman olmuş, karşılıklı ‘twitlerin silinmesini istiyor’ dedi.
Silmeye hazırlanırken baktım coşmuş, kendisini teğet geçmiş ne kadar haslet varsa art arda sıralamış.
Bir yerde benim cumhurbaşkanı, dışişleri bakanı ve adalet bakanına küfrettiğime dair elinde kayıtlar olduğunu söyleyip yarım aklıyla kendine koruma kalkanı oluşturmaya, beni hedef göstermeye çalışmış.
Bu sayfayı kirletmemek için Bahar Feyzan ismini son kez kullanacağım takipçilerime hürmeten, beni bağışlasınlar.
Şahsına fazla bir şey söylememe gerek yok, sektördeki işlevini herkes biliyor zaten.
O küçük aklıyla yaptığı blöfünü görüyor, restimi çekiyorum:
Eğer o kayıtları açıklamaz ve gereğini yapmazsan namussuz, haysiyetsiz, şerefsizsin.
Zorunluluktan kullandığım bu ifadeler için kıymetli takipçilerimden tekrar özür diliyorum.
Şehadetinden sonra kıymetini idrak ettiğimiz Muhsin Yazıcıoğlu, 12 Eylül sonrası 5.5 yılı hücrede olmak üzere 10 yıla yakın cezaevinde kaldı.
Yıllar sonra suçsuzluğu anlaşılıp özgürlüğüne kavuştuğunda ‘Ne devletime küstüm, ne kaderime…’ dedi.
Devamında yaradana yalvarışı hâlâ hafızlardadır:
‘Kahrın da hoş, lütfun da hoş…’
Nasıl güçlü bir iman, tarifsiz bir adanmışlık.
Şehadetinin 17. yıldönümünde bir kez daha rahmet ve muhabbetle yad ediyoruz.
Mekanı cennet, makamı âli olsun🤲
#MuhsinYazıcıoğlu
Adalet Bakanımız @abakingurlek ‘le güzel bir sohbet oldu.
Aktüel tartışma konularını değerlendirdik.
Açık yüreklilikle her mevzuya değindi, suskunluğunun sebebini açıkladı.
İlginç bilgiler verdi.
Bu akşam saat 21.00’de başlayacak TGRT Haber’deki Medya Kritik’te nasipse buluşmak üzere.