Genel Başkanımız @OnderKahveci : Kamu çalışanlarının ve emeklilerimizin beklentisi ayrıcalık değil, ücrette adalet ve alım gücünün korunmasıdır.
Türkiye Kamu-Sen olarak, maaşların enflasyon karşısında erimediği, çalışanların ekonomik büyümeden hak ettiği payı aldığı ve emeğin karşılığının gerçek anlamda verildiği adil bir ücret politikası için gerekli adımların bir an önce atılmasını bir gereklilik olarak görüyor, çağrımızı yineliyoruz.
Açıklamanın tamamı için 🔗https://t.co/0Lx8IbUqiU
TEŞEKKÜRLER...
ŞUBAT AYINDA 3149 YENİ ÜYEMİZ AİLEMİZE KATILDI.
Tercihini güçlü bir iradeyle “Türk Sağlık-Sen” diyerek ortaya koyan kıymetli üyelerimize ve gece gündüz demeden emek veren tüm teşkilat mensuplarımıza en içten şükranlarımızı sunuyoruz.
Gösterdiğiniz azim, cesaret ve özveri için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.
TEŞEKKÜRLER...
ŞUBAT AYINDA 3149 YENİ ÜYEMİZ AİLEMİZE KATILDI.
Tercihini güçlü bir iradeyle “Türk Sağlık-Sen” diyerek ortaya koyan kıymetli üyelerimize ve gece gündüz demeden emek veren tüm teşkilat mensuplarımıza en içten şükranlarımızı sunuyoruz.
Gösterdiğiniz azim, cesaret ve özveri için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.
💢Memurlarımıza acilen ek zam yapılmalıdır.
💢Bu artış refah payı ile desteklenmelidir.
💢Önümüzdeki aydan itibaren gerçekleşen enflasyon doğrudan memur ve emekli maaşlarına yansıtılmalıdır.
Emperyalist Dayatmalara Karşıyız!
Türkiye Kamu-Sen olarak; Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı askeri saldırıları, özellikle sivilleri hedef alan ve masum insanların hayatını hiçe sayan uygulamaları şiddet ve nefretle kınıyoruz.
Kendisini dünyanın sahibi ve hâkimi gibi gören ülkelerin, hiçbir değerle bağdaşmayan, diğer ülke ve halkların yaşama hakkına karşı gösterdiği bu hayasızlığın insanlık adına kabul edilmesi mümkün değildir. Bu çerçevede ABD ve İsrail’in dünyayı dizayn etme ve emperyalist emellerini gerçekleştirme planları bölgemizi bir kan gölüne çevirmekte, istikrarsızlığıyaygınlaştırmaktadır.
Devletlerin egemenlik haklarını, uluslararası hukuku ve evrensel insan haklarını yok sayan bu saldırılar; yalnızca bölgesel barışı değil tüm dünyayı tehdit eden tehlikeli bir sürecin kapısını aralamaktadır. Savaşın kazananı olmaz. Bombaların altında can veren çocuklar, yerle bir edilen şehirler ve göçe zorlanan milyonlar, bu kirli hesapların en acı bedelini ödemektedir.
Ramazan’ın manevi iklimini en derin şekilde hissettiğimiz bu mübarek ayda, gerek ABD ve İsrail’in müzakerelerin sonucunu beklemeden başlattığı ve insani değerleri ayaklar altına alan saldırıları gerekse İran’ın çatışmanın dışında kalan ülkelere karşı saldırıları kabul edilemez. Bu tutumlar bolgedeateşi körüklemek ve çatışmaları siddetlendirmek dışında bir sonuç doğurmayacaktır.
Sivillerin, hastanelerin, okulların, ibadethanelerin ve yaşam alanlarının hedef alınması açık bir savaş suçudur. Güçlü olanın hukuku değil, hukukun üstünlüğü esas alınmadıkça dünyada adalet ve barıştan söz etmek mümkün değildir. Küresel güçlerin kendi çıkarları uğruna halkları ateşe atması, insanlık vicdanında çoktan mahkûm olmuştur. İnanıyoruz ki, ABD ve İsrail, hiçbir kirli emperyalist hedefine ulaşamayacak, akıttığı masumların kanlarında boğulacaktır.
Türkiye Kamu-Sen olarak;
Sivillere yönelik her türlü saldırının derhal durdurulmasını,
Uluslararası toplumun çifte standartlı tutumdan vazgeçmesini,
Sorunların savaşla değil, diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesini,
İnsan hakları ve uluslararası hukukun herkes için bağlayıcı olmasını ve
Aklı selimin galip gelmesini
ısrarla talep ediyoruz.
Mazlumların yanında durmak, zulme karşı ses yükseltmek insan olmanın ve vicdan sahibi olmanın gereğidir. Türkiye Kamu-Sen, dün olduğu gibi bugün de savaşın, şiddetin ve emperyalist dayatmaların karşısında; barışın, adaletin ve insan onurunun yanında durmaya devam edecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
TÜRKİYE KAMU-SEN BASKANLAR KURULU
Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.
Nusaybin’de aziz bayrağımıza karşı alçakça saldırı yaparak ay yıldızlı al bayrağımızı bulunduğu yerden indirmeye kalkışanların hevesleri dün olduğu gibi bugünde kursaklarında kalacaktır.
Tarih açıkça göstermiştir ki Türk bayrağına el uzatanlar, bunun bedelini daima ağır ödemiştir. Bugün de yarında bu hakikat değişmeyecektir. Provokasyon peşinde koşanlar gereken cevabı alacaktır.
“2025 Yılı Çalışma Hayatı ve 2026 yılından Beklentiler” başlığıyla, 2025 yılı enflasyon rakamları, 2026 yılı çalışma hayatına ilişkin talep ve beklentilerimizi değerlendiriyoruz.
Türkiye Kamu-Sen olarak;
💢Ek zam ve refah payı, vergi dilimleri,
💢Emeklilere ilave ek ödeme,
💢Tüm ek ödemelerin emekliliğe sayılması,
💢Yardımcı hizmetlilerin GİH’e geçirilmesi,
💢Birinci dereceye gelen kamu Görevlerine 3600 ek gösterge verilmesi,
💢Enflasyon farkının aylık olarak ödenmesi gibi çalışma hayatının önemli başlıklarını gündeme taşıyor ve sorunların çözümü noktasında gayret sarf edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.
2026 Yılında ekonomik adaletin sağlanması için
✅Ek zam ve refah Payı
✅Vergi diliminin %15'e sabitlenmesi
✅Enflasyon farkının maaşlara aylık yansıtılması konularının
takipçisi olacağız.
Sendikacılık sistemli, ısrarcı ve kararlı bir mücadeledir.
Kreş meselemiz Sağlık Bakanlığı'nın meselesi haline geldi. Çalışanlar açısından sorun çözülene kadar mücadeleye devam edeceğiz.
Türkiye Kamu-Sen anlık kararlar vermez, Türkiye Kamu-Sen, ihtiraslarıyla hareket etmez, Türkiye Kamu-Sen, kamu çalışanları ve emeklilerinin aleyhine hiçbir kararın altına imza atmaz, Türkiye Kamu-Sen Türk memurunun teminatıdır.
#KamuSenMemurunTeminatıdır
Türkiye Kamu-Sen anlık kararlar vermez, Türkiye Kamu-Sen, ihtiraslarıyla hareket etmez, Türkiye Kamu-Sen, kamu çalışanları ve emeklilerinin aleyhine hiçbir kararın altına imza atmaz, Türkiye Kamu-Sen Türk memurunun teminatıdır.
#KamuSenMemurunTeminatıdır
Toplu sözleşme masası kısır bir döngüye girmiştir!
Sekizinci dönem Toplu Sözleşme süreci, kamu görevlilerinin geneline yönelik hususlarda uzlaşmazlıkla sonuçlandı.
Kamu İşveren Heyeti’nin en son teklifi olan 2026 yılı için yüzde 11+7; 2027 yılı için yüzde 4+4 ve taban aylığa bin TL artış, kamuda var olan ücret adaletsizliğini çözmeye, alım gücünü artırmaya ve maaşları yoksulluk sınırının üzerine çıkarmaya yetmemektedir. Bu nedenle, bu teklifin kabul edilmesi mümkün değildir.
Uzlaşılmayan hususlara ilişkin bundan sonraki süreçte kararı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu verecektir.
Biz, Türkiye Kamu-Sen olarak bütün kamu çalışanları ve emeklilerimizin uzun yıllardan beri birikmiş sorunlarının çözülmesi için taleplerimizi ortaya koyduk.
Bu süreçte olumlu bir sonuç alınabilmesi adına sürece katkı sunduk, destek olduk, eylem ve etkinliklerle kamuoyunda farkındalık yaratmaya çalıştık.
Ne yazık ki, bundan önceki yedi dönemde yaşadığımız benzer sorunların bu toplu sözleşme döneminde de devam ettiğini üzülerek gördük.
Bir tarafta 4688 sayılı Kanun’dan kaynaklanan aksaklıklar, diğer tarafta ise yetkili konfederasyonun süreci doğru yönetememesi, sorunları toplu sözleşme masasında müzakere etmek yerine kapalı kapılar ardında çözmeyi hedefleyen yaklaşımlar bugün gelinen noktayı hazırlayan en önemli unsurlar oldu.
Yaşanan bütün bu olumsuzluklar ve kamu çalışanlarına tatmin edici kazanımlar sağlamayan toplu sözleşme süreçleri, artık masada yetkili konfederasyonun değişmesi gerekliliğini bir kere daha ortaya koydu.
Aileleriyle birlikte 25 milyon vatandaşımızı doğrudan ilgilendiren bir toplu sözleşme sürecinin bu denli sönük ve verimsiz geçmesinin en önemli müsebbiplerinden biri de yetkili konfederasyon oldu.
Bu süreçte kamu görevlilerimizin sendikal tercihlerini gözden geçirmeleri gerekliliği bir kez daha ortaya çıktı.
Aksi halde, kısır döngüye girmiş olan bu süreçlerin önümüzdeki dönemlerde de yaşanması kaçınılmaz bir hâl alacaktır.
Biz, Türkiye Kamu-Sen olarak toplu sözleşme masasına gelirken hazırladığımız; kamu görevlilerinin ekonomik sorunlarının çözümüne yönelik maaş artışı, refah payı, enflasyon farkı, ek ödeme, seyyanen zam, ilave ek ödemenin emekli maaşlarına yansıtılması, 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetliler, vergi dilimleri, bayram ikramiyesi, aile yardımı, çocuk parası, kira yardımı, eğitim yardımı gibi sosyal ödemeler; büyükşehirlerde çalışan kamu görevlilerimizin desteklenmesi; taşeron uygulamasına ve sözleşmeli istihdama son verilmesi; sosyal güvenlik haklarında 2008 öncesi ve sonrası göreve başlayan memurlar arasındaki adaletsizliğe son verilmesi başta olmak üzere diğer bütün konulardaki mücadelemizi her platformda sürdürmeye kararlıyız.
Bilinmelidir ki, toplu sözleşme sürecinin olumsuz tamamlanmış olması, mücadelemiz açısından bir son değildir.
Sendikacılık çok boyutlu ve çok unsurlu bir mücadeleyi gerekli kılmaktadır. Türkiye Kamu-Sen, sendikacılığın gereğini yapacak irade ve donanıma sahip en önemli sivil toplum kuruluşudur.
Bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na da büyük bir görev düşmektedir. Toplu sözleşme sürecinin kazanımlarla tamamlanması, kamu görevlileri ve emeklilerimizin sorunlarının çözülmesi noktasında heyet üyelerinin omuzlarına büyük bir sorumluluk yüklemiştir.
Hakem Kurulu sürecinde heyetin bu konulara duyarlı davranmasını ve sorunların sürdürülmesi değil, çözülmesi noktasında irade ortaya koymasını özellikle bekliyoruz.
Türkiye Kamu-Sen olarak taleplerimizin hayat bulması, tüm çalışanlarımızın ve emeklilerimizin insan onuruna yaraşır bir hayat seviyesine ulaşması, ülkemizin 21. yüzyıl hedeflerine uygun bir kamu çalışma hayatına kavuşması için her platformda mücadelemizi aynı kararlılıkla sürdüreceğiz.