Eski Başbakanımız,merhum Ahmet Mesut Yılmaz'ın vefatının sene-i devriyesi Demokrat Parti Genel Başkanımız Sn. @DpGultekinUysal katılımları ile kabri başında yad edildi.
Eski Başbakanımız ve Anavatan Partisi eski Genel Başkanı Merhum Mesut Yılmaz’ı, ebediyete irtihalinin 6. yıl dönümünde Demokrat Parti Genel Başkanımız katılımıyla kabri başında rahmetle yad edildi.
@DpGultekinUysal
CUMHURİYET, BİR MİLLETİN İSTİKLALİNDEN İSTİKBALİNE UZANAN İRADE BEYANIDIR!
Cumhuriyet, tarihin gördüğü en büyük varoluş mücadelelerinden birini zaferle taçlandıran Aziz Türk Milletinin şeref madalyasıdır.
Ancak Cumhuriyeti yalnızca kazanılmış bir savaşın ardından tercih edilmiş bir idare biçimi olarak görmek, onun tarihî manasını, fikrî derinliğini ve milletimize yüklediği büyük sorumluluğu eksik kavramaktır.
Zira Büyük Türk Milletinin verdiği destansı mücadele, yalnızca vatan topraklarını işgalden kurtarmanın, düşmanı Anadolu’dan söküp atmanın mücadelesi değildi. Aynı zamanda geri kalmışlığa karşı ilerlemenin, cehalete karşı bilimin, atalete karşı üretimin, imtiyaza karşı eşitliğin, keyfîliğe karşı hukukun ve şahıs iradesine karşı millet egemenliğinin mücadelesiydi.
Savaş meydanlarında kazanılan zafer, bu büyük mücadelenin nihayeti değil; bağımsız, müreffeh ve hür bir Türkiye inşa etme iradesinin başlangıcıydı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyetle ortaya koyduğu büyük ideal, yalnızca devletin yönetim şeklini değiştirmek değildi. Asıl hedef, milletin kaderini değiştirmekti.
Tebaa yerine vatandaşın, imtiyaz yerine eşitliğin, kulluk yerine hür iradenin, şahıs hâkimiyeti yerine millî egemenliğin esas alındığı yeni bir toplumsal ve siyasal düzen kurmaktı.
Cumhuriyet, bu topraklarda doğan her insanın kendi geleceğine dair hayal kurabilmesiydi.
Cumhuriyet, yoksul bir Anadolu çocuğunun eğitimle, emekle ve liyakatle devletin en yüksek makamlarına ulaşabilmesiydi.
Cumhuriyet, fabrikaydı; üretimdi, alın teriydi. Suyu tutan baraj, bereketle dolan tarla, tüten fabrika bacasıydı.
Cumhuriyet, delik pabucunu yamayan çocuğun geleceğe umutla bakabilmesi, milletin refahtan hak ettiği payı alabilmesiydi.
Cumhuriyet,adaletti. Cumhuriyet,hürriyetti. Cumhuriyet,milletin kendi kaderi üzerinde söz ve karar sahibi olmasıydı.
Ve Cumhuriyet, demokrasiyle tamamlanması, hukukla korunması,refahla güçlendirilmesi gereken büyük bir medeniyet iddiasıydı.
Bugün,Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünde, üzerinde asıl düşünmemiz gereken mesele de budur.
Cumhuriyeti kuran iradenin milletimize gösterdiği hedeflerle, bugün içinde bulunduğumuz siyasi, iktisadi ve toplumsal şartlar arasındaki mesafe ne kadardır?
Millet egemenliğinin yalnızca sandıktan ibaret görüldüğü,hukukun tarafsızlığına duyulan güvenin tartışıldığı,kamu yönetiminde liyakat ve şeffaflık taleplerinin giderek önem kazandığı bir dönemde Cumhuriyetin kurucu ilkelerini yeniden hatırlamak,tarihî bir anma vazifesinden çok daha fazlasıdır.
Çünkü Cumhuriyet,yalnızca geçmişte kazanılmış bir hak değil,her neslin korumak ve geliştirmekle mükellef olduğu bir emanettir.
Devletin kurumları şahısların iradesine tabi hâle geldiğinde,hukuk herkes için aynı güvenceyi sunmadığında,kamu imkânlarının dağıtımında liyakat yerine yakınlık belirleyici olduğunda, bundan zarar gören yalnızca demokrasi değildir.
Zarar gören,milletin devlete duyduğu güven, gençlerin geleceğe ilişkin ümidi,üreticinin emeği, girişimcinin cesareti ve nihayetinde toplumsal huzurun kendisidir.
İşte bu nedenle Cumhuriyetin değerlerinden uzaklaşmanın bedelini yalnızca siyasal hayatımızda değil; ekonomide,eğitimde, adalette ve gündelik hayatın hemen her alanında tartışmak zorundayız.
Bir ülkede hukuk güvenliği ile yatırım iklimi,fırsat eşitliği ile toplumsal hareketlilik, kurumsal liyakat ile kamu hizmetlerinin niteliği birbirinden ayrı düşünülemez.
Demokrasi yalnızca seçim kazanma usulü değildir.Demokrasi,iktidarın da hukukla bağlı olduğu,devletin millete karşı hesap verdiği,vatandaşın düşüncesini korkmadan ifade edebildiği ve iktidarın barışçıl yollarla değişebildiği bir yönetim anlayışıdır.
Cumhuriyetin gerçek gücü de burada aranmalıdır.
Cumhuriyetin gücü,devletin vatandaş karşısındaki sınırsız kudretinde değil; vatandaşın hukuk karşısındaki güvencesindedir.
Devletin büyüklüğü,yönetenlerin sahip olduğu yetkilerin genişliğiyle değil, o yetkilerin hangi hukukî ve demokratik sınırlar içerisinde kullanıldığıyla ölçülmelidir.
EMEKLİ LÜTUF DEĞİL HAKKINI İSTİYOR!
GEÇİM MÜCADELESİ VEREN EMEKLİYİ, SEÇİM MÜCADELENİZ BAŞLAYINCA HATIRLADINIZ!
Önce akıl ve bilim dışı “Faiz sebep, enflasyon sonuç” teziyle ekonomiyi ağır bir krize sürüklediniz. Ardından yanlış ekonomi politikalarınızın bedelini milyonlarca emekliye, dar gelirliye ve ücretliye ödetirken yüksek faizden kazanç sağlayan kesimlere büyük gelir kapıları açtınız!
Enflasyon karşısında eriyen maaşlar, düşürülen aylık bağlama oranları ve TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarına yönelik ciddi güven tartışmalarıyla emeklilerimizin alım gücü yıllardır geriliyor.
Şimdi çıkmış, geçim mücadelesi yüzünden evinden çıkamaz hâle gelen emeklilerimizi sözüm ona “baş tacı” yapacağınızı söylüyorsunuz!
Emekliyi baş tacı yapmak, seçim yaklaşırken hatırlamakla değil; çalışırken ödediği primin, yıllarca verdiği emeğin ve hak ettiği insanca yaşamın karşılığını teslim etmekle olur!
Emeklinin ihtiyacı seçimlik iltifatlar değil, kalıcı gelir adaleti ve insanca yaşayabileceği bir refah seviyesidir.
Yıllarca alın terinin karşılığını bekleyen emeklilerimiz sadaka değil, hakkını; lütuf değil, adalet istiyor!
Kanal Urfa’mızın haber muhabiri Umut Deli kardeşimizi, geçirdiği ameliyatın ardından hastanede ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerimizi ilettik.
Rabbim acil şifalar versin inşallah
@deliumut1
"Vurgun büyük, soygun büyük, skandal büyük!" 💥
🗣️ Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtlıyor:
"Sadece çaldıklarını, bu milletin hazinesinden aldıklarını, milletin kesesinden aldıklarını değil; hakikaten topyekün bir kurumsal olarak devletin çöküşü var, devletin itibarını iade etsinler."
'FETÖ' diyemeyecekleri, 'dış güçler' diyemeyecekleri, 'PKK' diyemeyecekleri ve bu argümanlarla beraber üstünü örtemeyecekleri kadar apaçık ortada bir büyük skandal var.'
İKTİDARIN ORTAK ADAYI YAVAŞ OLUR MU?
💬Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal:
"İktidarın parolası belli: Ya benimsin ya da kara zindanın!"
"Sayın Mansur Yavaş da hakikaten Türkiye'de, Türk siyasetinde milletin güvenine mazhar olmuş, bu noktada beklentileri şahsında toparlamış, toplamış ve bu beklentiler de gazete manşetine yansıdığı şekliyle milletimizin dilinde de bunlar konuşuluyor."
@DpGultekinUysal@KucukkayaIsmail #iadeedin
"Vurgun büyük, soygun büyük, skandal büyük!" 💥
🗣️ Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Sözcü Televizyonu’nda İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtlıyor:
"Sadece çaldıklarını, bu milletin hazinesinden aldıklarını, milletin kesesinden aldıklarını değil; hakikaten topyekün bir kurumsal olarak devletin çöküşü var, devletin itibarını iade etsinler."
'FETÖ' diyemeyecekleri, 'dış güçler' diyemeyecekleri, 'PKK' diyemeyecekleri ve bu argümanlarla beraber üstünü örtemeyecekleri kadar apaçık ortada bir büyük skandal var.'
@DpGultekinUysal@KucukkayaIsmail #iadeedin
“İlk defa şöyle bir şey oldu; FETÖ diyemeyecekleri, dış güçler diyemeyeceklerleri, PKK diyemeyecekleri, bu argümanlarla üstünü örtemeyecekleri apaçık ortada büyük bir skandal var!”
@DpGultekinUysal
"Bu ülkenin namuslu insanları yargıdan, adaletten, devletten korkacak; kriminaller ise imtiyazlılar kulübünde denetimden muaf olacak. Böyle bir şey olabilir mi?"
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal
📺 Sözcü TV #FonSkandalı@DpGultekinUysal
“Gırtlağına kadar bu skandalın içine batmış olanların peşine düşmek yerine bunları kamuoyu önünde konuşan, görevini yapan gazetecilerin peşine düşüyorsunuz! Çöküşün en temel göstergelerinden biri bu!”
@DpGultekinUysal
🚨 Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Sözcü Televizyonu’nda fon soruşturmasındaki çarpıcı rakamları ve iddiaları yorumladı:
💬 "1 ile 16 Eylül arasında 440 kişi, 401 milyar dolar sistemden çekmiş."
💬 "İktidar bu isimleri araştırırsa kendi kapısına çıkar. Niçin bu isimleri açıklayamıyorsunuz?"
@DpGultekinUysal@KucukkayaIsmail #iadeedin
🗣️ Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal:
"Bugün maalesef Türkiye şöyle bir üçlü açmazın içerisindedir: Bir taraftan etkisizleştirilmiş Büyük Millet Meclisi, talimatla hareket eden bir yargı ve keyfi bir yürütmenin arasında sıkışmış..."
@DpGultekinUysal@KucukkayaIsmail #iadeedin
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal:
🗣️ "Türkiye bir yol ayrımında. AKP'nin bu ülkenin önüne koyacağı bir vizyon yok."
🗣️"Sandıkta iktidarları değiştirebilme yetisi, yetkisi bugün Türk milletinin elinden alınmak istenmektedir."
@DpGultekinUysal@KucukkayaIsmail #iadeedin
Sözcü TV’de Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ı izliyorum. Gültekin Uysal Türkiye’de olan biteni bir tablo gibi resmetti. Analiz müthişti, izlemeyenler bulsun izlesin.
İzlerken şunu düşündüm, Gültekin Uysal gibi çok iyi yetişmiş, genç, dürüstlüğüyle maruf ve Menderes’in, Demirel’in, Özal’ın koltuğunda oturan bir siyaset adamını millet neden yeterince değerlendirmez, görev, sorumluluk tevdi etmez. Elbette Gültekin Uysal da çok daha fazla çalışmalı ve birikimi ile toplumu buluşturmalıdır.
Genç siyasi yetenekleri her vakit milletin dikkatine getiren İsmail Küçükkaya’yı da tebrik etmeliyiz.
Türk milletinin evlatları var!
Türk siyaseti alternatifsiz değildir!
🔴 Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, fon krizini ve ekonomideki son durumu değerlendirdi:
💬 "Bu iktidar bu soruşturmayı layıkıyla yapamaz. Çünkü kendi kapısına dayanır."
💬 "İçeriden bilgi alan 440 kişi neden açıklanmıyor?"
💬 "Sahte demokrasicilik oyununun sonuna geldik."
💬 "Artık insanlar dalında zeytin toplamaktan vazgeçer hale gelmiş."
@DpGultekinUysal@KucukkayaIsmail #iadeedin