Ne AHBAP ne AFAD!
✍️ TUNCAY YILMAZ yazdı: Haluk Levent ve AHBAP hakkında başlatılan soruşturma, 6 Şubat depremlerinin ardından Türkiye'de ortaya çıkan dayanışma pratiğini, devletin rolünü ve toplumun nasıl örgütlenmesi gerektiğini yeniden tartışmaya açıyor.
https://t.co/XIHZ2Nmv4X
🩶 Our deepest condolences and solidarity with the education communities affected by the school violence in Türkiye.
✊🏾 We fully support @egitimsen
📢 Authorities must act to protect students and education workers and address the root causes of violence in education.
Oğuzhan Müftüoğlu’na kamuoyu önünde sitem
✍️KEMAL KAÇAROĞLU & MAHİR SAYIN yazdı: Elbetteki yaşadığımız tarihin gelecek nesillere ders olacak sahnelerini aktarmak gerekir ama “bu devrimcilerin hepsi de birbirinin kuyusunu kazarlarmış meğer” dedirtecek bağlamından koparılmış, sadece kendimizi “örnek insan” olarak ortada bırakmaya varacak anlatılar oluşturmamak gerekir. Hakikati, kendi bildiğimizce kurmamak gerekir; etrafa da kulak verip kendi hafızamızı da arada bir teste tabi tutmakta yarar vardır.
https://t.co/VNOTcaJ2Kr
🔴Okullarda “İhtiyaç Analizi” Eğitimin Gerçek İhtiyaçları Üzerinden Yapılmalıdır!
Eğitim kurumlarına yönelik gerçek ihtiyaç analizi; derslik sayısı, psikolojik danışmanlık hizmetleri, sportif faaliyet alanları ve depreme dayanıklılık gibi kriterler üzerinden yapılmalıdır. MEB’in önceliğini tamamen dini-ideolojik bir zemine kaydırarak okulları pedagojik merkezler yerine, okulların dini mimari eksiklerini tamamlayan birer envanter gibi görmesi kabul edilemez.
Eğitim Sen olarak, Millî Eğitim Bakanlığı bürokratlarını ülke gerçekliğinden tamamen kopuk bu tür manipülatif uygulamalardan vazgeçmeye ve eğitimin temel sorunlarına kalıcı ve bilimsel çözümler üretmeye davet ediyoruz.
https://t.co/FpXKRYNMYp
Dün oynanan Ankara Keçiörengücü-Erzurumspor maçının son dakikalarında verilen skandal nitelikteki hakem kararları, yalnızca karşılaşmanın sonucunu değil, kamuoyunun vicdanını da derinden yaralamıştır. Müsabakanın kaderini ve ligin zirvesini etkileyen bu hatalı ve taraflı kararlar, futbolun adalet ilkesine açıkça zarar vermiştir.
Bugün ise Amedspor olarak, Sarıyer SK karşılaşmasında benzer bir hakem yönetimiyle karşı karşıya kalmamız kabul edilemez bir durumdur. Oyuncumuz Hasan Ali Kaldırım’a gösterilen her iki sarı kart ağır ve tartışmalıydı ve bu kartlar yüzünden takımımız 10 kişi bırakılmış; hemen ardından verilen haksız penaltı ile müsabakanın sonucu doğrudan değiştirilmiştir. Bu kararlar, saha içindeki emeği ve rekabet eşitliğini gölgeleyen uygulamalardır.
Futbolunun güvenilirliği açısından bu tür yönetimlerin ve yöntemlerin bir an önce sorgulanması ve gerekli adımların atılması kaçınılmazdır. Ligin sonuna doğru yaklaşırken futbol etiği ile bağdaşmayan bu tür yönetimlere karşı TFF'nin duyarlı davranması gerektiğini belirterek, göreve davet ediyoruz.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen Amedspor, şampiyonluk hedefinden ve haklı mücadelesinden asla vazgeçmeyecektir. Sahada alın teriyle, inançla ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğimizin bilinmesini isteriz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Vecdeddin Erbeyi
Amedspor Basın Sözcüsü
Suriye’de Alevi soykırımı sürüyor
✍️ TUNCAY YILMAZ yazdı: Suriye’de radikal İslamcı bir iktidarın kalıcılaşması tüm bölgeye kutuplaşma, radikalleşme ve çatışma pompalayacaktır. Radikal İslamcı bir iktidarın kendileri açısından nasıl bir tehdit olduğunu gören ve Suriye'de devam eden Alevi soykırımına dikkat çekmek isteyen Türkiyeli Arap Aleviler ve Alevi örgütleri, 7 Mart’ta Samandağ'da büyük bir miting düzenleyecek. “Suriye’de soykırıma dur de!” mottosuyla gerçekleştirilecek mitinge Alevi örgütlerinin yanı sıra demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler de destek veriyor.
https://t.co/dcGZXdPWwB
🔴6 Şubat Depremlerinin 3. Yılında Deprem Bölgesinde Eğitimin Durumu:
Hatay’dan Adıyaman’a, Malatya’dan Kahramanmaraş’a, Antep’ten Osmaniye’ye, Adana’dan Diyarbakır’a, Kilis’ten Şanlıurfa’ya ve Elâzığ’a uzanan deprem hattında kentlerin yeniden inşası ve öğrencilerin eğitim hakkına erişimi başta olmak üzere birçok alanda sorunlar devam etmektedir.
Taleplerimiz:
✔️Konteyner okullar kademeli olarak kapatılmalı, yerlerine depreme dayanıklı, altyapısı tamamlanmış, ihtiyaca uygun sayıda ve donanımda kalıcı okul binaları yapılmalıdır.
✔️Tüm kademelerde her öğrenciye ücretsiz bir öğün yemek, temiz içme suyu, kırtasiye, dijital erişim ve ulaşım desteği sağlanmalıdır.
✔️Öğrenciler ve eğitim emekçileri için psikososyal destek ve rehberlik hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır.
✔️Tüm eğitim emekçileri için kadrolu ve güvenceli istihdam sağlanmalı; TYP ve diğer geçici istihdam modelleri yerine kadrolu temizlik ve destek personeli istihdam edilmelidir. Eşit işe eşit ücret ilkesi uygulanmalı, iş sağlığı ve güvenliği eksiksiz sağlanmalıdır.
✔️Norm kadro adaleti sağlanmalı, branş dışı görevlendirmelere son verilmelidir. Barınma sorunu yaşayan eğitim emekçileri için lojman ve kira desteği hayata geçirilmelidir.
✔️MESEM uygulamalarına ve çocuk emeği sömürüsüne son verilmelidir.
✔️Çocukların mevsimlik tarım işçisi olarak çalıştırılmasına derhal son verilmelidir. Ancak bu sorun devam ettiği sürece bu çocukların eğitim hakkı güvence altına alınmalı; göç ettikleri bölgelerde telafi eğitim programları uygulanmalı, gezici öğretmenlik ve mobil okul uygulamaları hayata geçirilmeli, ücretsiz ulaşım, barınma ve sosyal destek sağlanarak eğitimden kopmaları önlenmelidir.
✔️Kamu kaynaklarının kullanımında devlet okulları önceliklendirilmelidir. Özel okullara verilen teşvikler ve kamu protokolleri durdurulmalı; bu kaynaklar kamusal, bilimsel, laik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitim için devlet okullarına aktarılmalıdır.
✔️Millî Eğitim Bakanlığı’nın cemaat, dernek ve vakıflarla yaptığı bütün protokoller iptal edilmelidir.
Kamu harcamalarında şeffaflık, toplumsal denetim ve hesap verebilirlik sağlanmalıdır.
✔️Acele kamulaştırma ve rezerv alan uygulamaları derhal durdurulmalı; okul ve şantiye çevrelerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemleri eksiksiz olarak alınmalıdır.
✔️Başta deprem bölgeleri olmak üzere ülke genelinde halkın insanca yaşanabilir, güvenli ve sağlıklı barınma hakkı güvence altına alınmalıdır.
#6Şubat #Deprem
https://t.co/XhUgSP1Sa3
Hatay'da depremin üzerinden geçen 3 yıl: Etrafında önlem alınmayan çukurlar, çamur içinde sokaklar..
"İnsanca yaşamak istiyoruz!"
https://t.co/WkctL8ovFk
Benim durum da oldukça vahim;
Alevi için düşkün
Kürt için devşirme
Türk için terörist
CHP��li için solcu
Solcular için Kemalist
Ermeniler için Soykırımcı
Kötü türkücüler için köylü
AKP’li için terör destekçisi
Mhp’li için Kürt
Yobaz için Kızılbaş’ım…
Zarf ve mazruf meselesi
Rojova'da HTŞ, IŞİD vb. çetelerin Kürt, Ezidi, Alevi, Dürzi kadınlar üzerinden yürüttüğü savaşta bir kadını vahşice öldürüp, örgülü saçını keserek paylaşması sonrası tüm dünyaya yayılan saç örme eylemi bir suç değil, kadınların savaşa, militarizme, sömürüye karşı dayanışma eylemidir!!!
Kadın
Yaşam
Özgürlük
***
Jin
Jiyan
azadi
***
زن, زندگی, آزادی
#birliğinvedirenişinörgüsü
Rojova'da HTŞ, IŞİD vb çetelerin Kürt, Ezidi, Alevi, Dürzi kadınlar üzerinden yürüttüğü savaşta, bir kadını vahşice öldürüp, örgülü saçını keserek paylaşması sonrası tüm dünyaya yayılan saç örme eylemi bir suç değil, kadınların savaşa, militarizme, sömürüye karşı dayanışma eylemidir.
#birliğinvedirenişinörgüsü
EĞİTİM SEN OLARAK ULUSLARARASI KAMUOYUNA ÇAĞRIMIZDIR❗️
Bölgede emperyalist düzenin maşası haline gelen HTŞ rejiminin 6 Ocak 2026 tarihinde Halep’te başlattığı, kuzey ve doğu Suriye’ye doğru devam ettiği çok yönlü saldırılar; çocukları, kadınları ve sivilleri doğrudan hedef alan örgütlü bir katliam sürecine dönüşmüştür. Bu saldırılarla birlikte yaşam hakkı sistematik biçimde ihlal edilmiş; temel yaşam koşullarının ortadan kaldırılmasıyla çocukların eğitim hakkı fiilen yok sayılmıştır. Elektrik, su ve ısınmanın kesilmesi,yaşamı sürdürülemez hale getirirken; eğitim emekçileri ve öğrenciler can güvenliğinden yoksun koşullarda yaşamaya zorlanmıştır.
Kobanê’de dört çocuğun, temel yaşam koşullarının bilinçli biçimde ortadan kaldırılması nedeniyle donarak ölmesi, HTŞ saldırılarıyla sürdürülen kuşatmanın doğrudan bir insanlık suçu olduğunu göstermektedir. Bu ölümler bir doğal afetin değil; IŞİD barbarlığını aratmayan bir yok etme anlayışıyla yürütülen bilinçli bir politikanın sonucudur. Çocukların yaşam hakkına yönelen ve ihlal eden bu tablo, insanlığa karşı işlenmiş açık bir suçtur.
Rojava’da yaşananlar bir “çatışma” olarak tanımlanamaz. Sivil yerleşim yerlerinin doğrudan hedef alınması; evlerin, okulların ve yaşam alanlarının bombalanması, savaş hukukunun ve uluslararası insancıl hukukun ağır ihlalidir. Sivil nüfusu korumasız bırakan bu saldırılar, çocukların ve kadınların yaşam hakkını doğrudan hedef almaktadır. Yaşananlar, halkların eşit ve barış içinde bir arada yaşama iradesine karşı işlenen ağır bir suçtur.
Çocukların yaşam hakkı ile eğitim hakkı birbirinden ayrılamaz. Eğitim fiilen durdurulmuş, okullar işlevsiz hale getirilmiş; eğitim emekçileri ve öğrenciler kuşatma ve şiddetin ortasında, can güvenliği olmayan koşullara terk edilmiştir. Çocukların eğitime erişiminin engellenmesi, onların geleceğinin bilinçli biçimde karartılması anlamına gelmektedir.
Eğitim Sen olarak uluslararası kamuoyunu, Birleşmiş Milletleri ve ilgili tüm uluslararası kurumları sorumluluk almaya çağırıyoruz:
🔴Eğitim kurumları, eğitim emekçileri ve öğrenciler derhal uluslararası koruma altına alınmalıdır.
🔴Sivil yerleşim yerlerini ve eğitim alanlarını hedef alan saldırılar derhal durdurulmalıdır.
🔴Çocuk haklarını ihlal eden tüm saldırılar uluslararası düzeyde bağımsız biçimde soruşturulmalı, sorumlular yargılanmalıdır.
🔴Kuşatma ve saldırılar nedeniyle yaşamın sürdürülemez hale geldiği tüm bölgelere derhal insani yardım koridorları açılmalı; gıda, temiz su, ısınma, sağlık hizmetleri ve barınmaya engelsiz erişim sağlanmalıdır.
Çocukların donarak öldüğü bir dünyada sessizlik tarafsızlık değildir. Susmak, bu suça ortak olmaktır.
Bizler; savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunmaya devam edeceğiz. Çocukların ölmediği bir dünya mümkündür ve bu dünya ancak dayanışma ve mücadeleyle kurulabilir.
El-Kaide kalıntısı HTŞ, Alevi toplumunu açlığa mahkum etmek amacıyla işten çıkarmalara devam ediyor. Liman ve diğer kurumlardaki işçi/memurlardan sonra aralarında doktorların da olduğu yüzlerce sağlık çalışanı işten çıkarıldı.
İşten çıkarılanların sayısı toplamda 10.000’i aştı.