Karanlık Gider Gezi Kalır!
Bundan 13 yıl önce demokrasiye, adalete, özgürlüğe susamış her yaştan, her kimlikten, her düşünceden, her inançtan, her meslekten milyonlar dayanışmayı, karşılıklı saygı ve sevgiyi, kardeşliği temel alan bir toplumsal direnişe, GEZİ’YE imza attılar.
AKP’nin bütün toplumu yok sayan, bütün demokratik tepkileri şiddet ve baskıyla yok eden politikalarına, milyonlarca insanın sokağa çıkmasıyla ve kurmuş olduğu dayanışma ilişkileriyle yarına dair umutların yeşerdiği eylemin sembolüdür, Gezi Direnişi.
Bugün de , Gezi’nin üzerinden geçen yıllara rağmen, kampüslerde, meydanlarda, sokaklarda adaleti ve eşitliği savunanlar Gezi’nin açtığı yolda, baskının değil dayanışmanın, tahakkümün değil ortaklaşmanın mümkün olduğunu göstermeye devam ediyor.
O mücadele günlerinde yitirdiğimiz
Ali İsmail Korkmaz'ı, Abdullah Cömert'i, Ethem Sarisülük'ü, Ahmet Atakan'ı, Mehmet Ayvalıtaş'ı, Hasan Ferit Gedik'i, Medeni Yıldırım'ı ve Berkin Elvan'ı asla unutmaycağız.
“Saraylar, saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter,
menekşeler de açılır üstümüzde, leylaklar da güler.
Bugünlerden geriye bir yarına gidenler kalır, bir de yarınlar için direnenler!"
#Gezi umuttur .
#Gezi Dayanışmadır..
#Gezi13yaşında
🔴GEZİ DİRENİŞİ’NİN 13. YILDÖNÜMÜ: “YILGINLIK YOK, MÜCADELEYE DEVAM!
Gezi Direnişi’nin üzerinden tam 13 yıl geçti. Milyonlarca insanı eşitlik, özgürlük, adalet, barış, demokrasi ve laiklik talebiyle alanlarda buluşturan Gezi; Türkiye tarihinin en kitlesel, en yaygın ve en görkemli halk hareketlerinden biri olarak hafızalarımızdaki canlılığını ve toplumsal mücadele açısından taşıdığı umudu korumaktadır.
Gezi’de yaşamını yitiren gençlerimizi bir kez daha saygıyla anıyor; katillerinin ve bu cinayetlerin arkasındaki siyasi iradenin peşini bırakmayacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.
Gezi’nin bize bıraktığı en büyük miras dayanışmadır. Çünkü biliyoruz: Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiçbirimiz!
Bugün Gezi’yi hatırlamak, sadece geçmişte yaşanmış bir halk hareketini anmak değildir. Aynı zamanda Gezi’nin yarattığı toplumsal umuttan intikam almak amacıyla yürütülen hukuksuzluklara karşı ses yükseltmektir. Siyasi iktidar, Gezi’yi yıllardır demokratik muhalefeti cezalandırmanın bahanesi haline getirmiştir. Uydurma delillerle ve siyasi intikam hırsıyla Gezi Parkı davasında verilen ağır cezalar ile sürdürülen tutukluluklar, Türkiye’de yargının bağımsızlığını büyük ölçüde yitirdiğinin en somut göstergelerinden biridir.
Daha da vahimi, bu süreçte Anayasa Mahkemesi’nin verdiği hak ihlali kararları ve tahliye hükmü içeren bağlayıcı kararlar yerel mahkemelerce açıkça tanınmamıştır. Bu durum, ülkede hukuk devletinin, anayasal düzenin ve temel hak güvencelerinin siyasi iktidarın keyfi uygulamaları karşısında nasıl aşındırıldığını bütün açıklığıyla göstermektedir.
Gezi Direnişi’ni bugün de canlı kılan temel neden, iktidarın baskıcı ve otoriter uygulamalarından rahatsız olan milyonların korku duvarını aşarak alanlara çıkmasıdır. Gezi; yaşam alanlarına, doğaya, emeğe, laikliğe, özgürlüklere ve kamusal haklara sahip çıkma iradesinin ortak bir mücadele zemininde buluşabileceğini göstermiştir.
Gezi sürecinde siyasi iktidar tarafından üretilen ayrımcı, kutuplaştırıcı ve nefret yüklü dil, aradan geçen yıllar içinde daha da sistematik hale getirilmiştir. İktidar karşısında diz çökmeyen, biat etmeyen kişi, kurum, sendika, demokratik kitle örgütü ve siyasi partiler hedef haline getirilmekte; baskı, ceza, yargı sopası ve sindirme politikalarıyla toplumsal muhalefet teslim alınmak istenmektedir.
Ancak Gezi, bu ülkenin halklarına korku duvarlarının aşılabileceğini, dayanışmanın büyütülebileceğini ve milyonların yan yana geldiğinde iktidarların bütün baskı mekanizmalarına rağmen geri adım atmak zorunda kalabileceğini göstermiştir. Meydanlarda dayanışma içinde direnmenin gücünü gören Türkiye halklarının emek, demokrasi, barış, adalet, eşitlik ve özgürlük taleplerindeki ısrarı bugün de sürmektedir.
Başta işçiler ve kamu emekçileri olmak üzere toplumun sömürülen, ezilen, ötekileştirilen ve haksız yere zindanlarda tutulan tüm kesimleri Gezi’nin açtığı yolda yürüdüğü sürece, mücadelenin olduğu her yerde Gezi’den bir iz mutlaka olacaktır.
Gezi Direnişi, geçmişte örülen korku duvarlarını yıkmış; “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” sözüyle bizlere yürünmesi gereken yolu göstermiştir. Ülkede yaşanan tüm hukuk dışı uygulamalara, hak ihlallerine, anayasayı dahi tanımayan siyasi keyfiyete ve sindirme politikalarına karşı tek çıkar yol; emekçilerin örgütlü, kararlı ve kitlesel mücadelesidir.
Eğitim Sen olarak Gezi Direnişi’nin 13. yılında meydanları dolduran milyonları, Gezi’de yaşamını yitiren gençlerimizi, Gezi davası bahanesiyle zindanlarda tutsak edilen ve iradesi gasp edilen dostlarımızı selamlıyoruz.
Gezi umuttur. Gezi direniştir. Gezi, halkların özgürlük, eşitlik ve adalet iradesidir.
YILGINLIK YOK, MÜCADELEYE DEVAM!
#Gezi13Yaşında
#KaranlıkGiderGeziKalır
Eğitim kurumlarına yönelik gerçek ihtiyaç analizi; derslik sayısı, psikolojik danışmanlık hizmetleri, sportif faaliyet alanları ve depreme dayanıklılık gibi kriterler üzerinden yapılmalıdır.
🔴Okullarda “İhtiyaç Analizi” Eğitimin Gerçek İhtiyaçları Üzerinden Yapılmalıdır!
Eğitim kurumlarına yönelik gerçek ihtiyaç analizi; derslik sayısı, psikolojik danışmanlık hizmetleri, sportif faaliyet alanları ve depreme dayanıklılık gibi kriterler üzerinden yapılmalıdır. MEB’in önceliğini tamamen dini-ideolojik bir zemine kaydırarak okulları pedagojik merkezler yerine, okulların dini mimari eksiklerini tamamlayan birer envanter gibi görmesi kabul edilemez.
Eğitim Sen olarak, Millî Eğitim Bakanlığı bürokratlarını ülke gerçekliğinden tamamen kopuk bu tür manipülatif uygulamalardan vazgeçmeye ve eğitimin temel sorunlarına kalıcı ve bilimsel çözümler üretmeye davet ediyoruz.
https://t.co/FpXKRYNMYp
🔴Okullarda “İhtiyaç Analizi” Eğitimin Gerçek İhtiyaçları Üzerinden Yapılmalıdır!
Eğitim kurumlarına yönelik gerçek ihtiyaç analizi; derslik sayısı, psikolojik danışmanlık hizmetleri, sportif faaliyet alanları ve depreme dayanıklılık gibi kriterler üzerinden yapılmalıdır. MEB’in önceliğini tamamen dini-ideolojik bir zemine kaydırarak okulları pedagojik merkezler yerine, okulların dini mimari eksiklerini tamamlayan birer envanter gibi görmesi kabul edilemez.
Eğitim Sen olarak, Millî Eğitim Bakanlığı bürokratlarını ülke gerçekliğinden tamamen kopuk bu tür manipülatif uygulamalardan vazgeçmeye ve eğitimin temel sorunlarına kalıcı ve bilimsel çözümler üretmeye davet ediyoruz.
https://t.co/FpXKRYNMYp
# 8 MART ‘ a giderken …
KESK Kadın Meclisi olarak DUYGUSAL OLAN POLİTİKTİR ,KESKli Kadınların Mücadele Deneyimleri adlı kitap üzerine yazarı Değerli Ayşegül Sandıkcoğlu ile söyleşi gerçekleştirilecektir.Kitap şubemizden temin edilebilir.
Kadın katliamlarını protesto ettiği için
Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hakkında idari soruşturma açılan sağlık emekçisinin yanındayız. Bu soruşturma
derhal geri çekmelidir! Kadın katliamlarına geçit vermeyeceğiz.
#birliğinvedirenişinörgüsü
Kocaeli İl Sağlık Müdürlüğü açtığı idari soruşturmayı derhal geri çekmelidir!
Sağlık emekçisi kadın arkadaşımızın sergilediği tutum suç değil vicdani ve meşru bir pasif eylemdir.
Arkadaşımızın yanındayız.
#birliğinvedirenişinörgüsü