Psikolog Neslihan Girgin, kimseye muhtaç olmamak için her zaman önlem alan kişiler üzerine dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu:
🔶 Bazı insanlar vardır, bir ekmek lazımken iki tane alırlar.
🔶 Benzin ışığı yanmadan depoyu doldururlar.
🔶 Telefonun şarjı daha yüzde yirmideyken panikle şarja takarlar.
🔶 Bir mesajı göndermeden iki kere düşünürler.
🔶 Şampuanı bitmeden yenisini alırlar.
🔶 Bu insanlar dışarıdan bakınca fazla tedbirli gözüküyor.
🔶 Ama aslında mesele çok daha farklı.
Kemoterapi sebebiyle ikinci kez saçlarını kaybeden küçük kız annesinden saçlarını yapmasını istemiş, annesi tokayı taktığında yaşadığı mutluluk paha biçilemez.
Erkekler sabah 5’te uyanıp gece 2’ye kadar çalışabilir, borç batağında, iflas etmiş, yalnız olabilir ve yine de bir gün her şeyin yoluna gireceğine dair inancını koruyabilir.
Gerçekten isteseydi, bir yolunu bulurdu. Dünyanın en yoğun insanı bile, değer verdiği biri için iki dakikasını ayırıp bir hal hatır sorabilir. En yorgun insan bile, sevdiği birinin sesini duyunca dinlenir. Mesele hiçbir zaman imkanlar ya da zaman değildi, mesele her zaman önceliklerdi. Biz, bize değer vermeyen insanların bahanelerini geçerli sebep kategorisine sokmak için kendi huzurumuzdan harcıyoruz. Onlar sessiz kaldıkça biz altını dolduruyoruz, onlar adım atmadıkça biz belki bekliyordur diyerek biz koşuyoruz.
Ama bu matematik hiç değişmiyor. Konunun ne olduğu, aradaki mesafenin kaç kilometre olduğu ya da saatin kaç olduğu fark etmez. Bir insan seni hayatında istiyorsa, seni o hayatın içine dahil etmek için çabalar. Seni kaybetmekten korkan insan, seni belirsizlikte bırakmaz. Eğer sürekli bir ama ile biten cümleler duyuyorsan, eğer sürekli "aslında yapacaktım ama..." diye başlayan açıklamalarla karşılaşıyorsan, orada samimiyet bitmiş, sadece vakit doldurma başlamış demektir.
Kendini büyük anlamlar altında ezmeyi bırak artık. Acaba ne düşünüyor? diye uykularını kaçırma. Çünkü düşünen insan bunu sana hissettirir. Aramayan insan özlememiştir, yazmayan insan merak etmemiştir, yanına gelmeyen insan seni görmeyi o kadar da istememiştir. Bu kadar düz ve bu kadar net. İnsanların bahanelerini kucaklamaktan vazgeçip, sadece gösterdikleri emeğe bakmaya başladığında, aslında her şeyin ne kadar basit olduğunu göreceksin. İstemedi, hepsi bu.
Tolstoy diyor ki; "Belki de her seyi kabullenip hayati akisina birakmak lazim. Zorlamak bazen çözüm degildir. Ve zorla olan hiçbir sey güzel degildir."
“Değerinizin bilinmediği masalardan nezaketle kalkmayı bilin, çünkü bir yerlerde gerçekten sana ait bir masa ve seni anlayacak gözlerin karşındaki sandalyede seni bekliyor.”