“Çocukken evdekilere hisli mektuplar yazıp kapı altlarından atardım. Sonra büyüyünce bu tip soytarılıklar yapmak komik kaçmaya başladı. Ben de o zaman şiir yazmaya başladım.
Bu yüzden şiir sanırım bende hep bir çocukluk alışkanlığı olarak kaldı. Bir tür muziplik olarak kaldı.”
Tam da Fahri Başkanın dediği gibi olmalıydı her şey. Kendisi de seçime 3 gün kala görevden alındı ama çiçeklerle devir etti. Parti tüzüğü ve terbiyesi almış herkes böyle yapmalı. Mücadelenizi yine verin. Zamanında bizide ihraç etmeye çalıştılar çıkıp partiyi reklam etmedik.
📌”Seçime 3 gün kala beni görevden aldılar”
🗣️ CHP Ankara İl Başkanı Fahri Yıldırım:
“Biz Ankara il binasının terk edilmesini bekliyoruz. Hayatımın büyük kısmını CHP’ye adadım.”
Ele güne karşı bu şekilde olmaz. Gazeteciler tabiki tvlerde eleştirir durumu konuşur. Ama bizler bir sorun varsa birebir oturup konuşmalıyız. Yarın yüz yüze bakacağız. Buralarda ben seni biliyorum sen beni biliyorsun yaparak birbirinizi üzmeyin.
Üzülüyoruz, olanları yaşananları gördükçe. Biz gençliğimizi bugün bunlar olsun diye vermedik. Dün yoldaş dediklerimize hain diyelim veya ihraç edelim diye değil.
Ve bize ne olursa olsun baba ocağında kendi içimizde konuşmamız gerektiği öğretilmişti. Sosyal medya da değil.
antik yunanda krallar kendilerini eleştiren oyunları yasaklamışlardı.
konuşamayan, kendilerini anlatamayan sanatçılar da bu sefer ellerinde yazılarla sahneye çıkmaya başladılar. sonunda bu da yasaklanınca; işaret ve hareketlerle sözsüz anlatım sanatı yani pandomim doğmuş oldu.
Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’nun tarihi savunmasının tam metni:
Sayın Yargıç,
Konuşmama başlamadan önce iki hususa dikkat çekmek istiyorum. Birincisi : Ben buraya işlediğim bir suçtan ötürü kendimi savunmak için değil, işlenen suçları kayıtlara geçirmek, hesabını sormak ve tarihe not düşmek için geldim.
İkincisi : Maruz bırakıldığım bu hukuksuzluğun öznesi ve sebebi olmadığınızı biliyorum. Söyleyeceklerimin hiçbirisinin şahsınızla bir ilgisi yoktur. Ancak bilmenizi isterim ki sizinle ortak bir noktada buluştuk.
Tarih, bana gerçekleri söyleme görevi verdiği gibi size de bu gerçekleri kayıt altına alma fırsatı sunmuştur. Sanırım, açılan davaların ve mahkemeye çıkmamın nedeni; Erdoğan'a "Başçalan, Hırsız ve Başhırsız" demiş olmamdır. Öncelikle ispatlarla sabit olan bu gerçekleri dile getirdiğim için hiçbir pişmanlığımın olmadığını söylemek isterim. Ne mutlu ki bana, mahkeme karşısına, "Rüşvet suçundan" çıkmadım. Ne mutlu ki bana, "yetim hakkı yiyen zimmet suçlusu bir hırsız" olarak karşınıza çıkmadım.
Ve yine ne mutlu ki bana Sayın Yargıç, karşınıza "Vatana ihanetten" de çıkmadım. Karşınıza Sayın Yargıç, "Hırsıza hırsız " dediğim için çıktım. Sizlerin ve aziz milletimin huzurunda ve tarih önünde tekrar söylüyorum; "Oğlum evdeki paraları sıfırladın mı " diyen adam HIRSIZDIR. "Bir tek yüzüğüm var, zengin olursam bilin ki çalmışımdır" diyen adam zengin olmuş ise Sayın Yargıç, buradan tekrar söylüyorum BAŞÇALANDIR - HIRSIZDIR.
Sayın Yargıç; Ben Kemal Kılıçdaroğlu..!
Maliye Bakanlığında hesap uzmanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığında Daire Başkanlığı ve Genel Müdür Yardımcılığı yaptım. Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumunda Genel Müdürlük ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında Müsteşar yardımcılığı yaptım. Siyaset arenasına girmeden önce Üniversitede ders verdim. Milletvekilliği ve Grup Başkan Vekilliği yaptım. Daha sonra üyesi olmaktan her zaman gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisinde Genel Başkanlık görevini 13 yıl boyunca yerine getirdim.
Sayın Yargıç, Bütün görevlerim süresince çok büyük bütçeler yönettim. 10 binlerce memura amirlik yaptım. Ne beytül malın bir kuruşuna el uzattım, ne de bir kişiye müsaade ettim. Çeteler, baronlar ve mafyalar hep karşımda olmuştur. Tarih kadar uzun bir yolculuktan geldim Sayın Yargıç. 68 Kuşağında Denizlere, Mahirlere ve Hüseyinlere yoldaşlık ettim. İdamlara tanıklık ettim. Daha sonraları anladım ki, Sağdan ve soldan idam edilenlerin aslında aynı hedefte yürüyen kardeşler olduğunu. Düşmanlarımızın ise tek olduğunu. Aslında, bu ülkeyi bölmek ve bizleri kendilerine köle yapmak için amansızca çalışan Emperyalistlerdi bizim tek düşmanımız. O kara günler geçtikten sonra, darbeler ve idamlar sürecini çok düşündüm ve tek bir şeye
İnandım… "Biz; sağcı-solcu, seküler-dindar, Alevi-Sünni, Türk-Kürt- " değildik. Biz, Dünyanın en güzel toprakları olan bu vatanda, barış, kardeşlik, huzur ve bereket
İçerisinde yaşama mücadelesi veren ama İşgalci güçler ve onların içimizdeki işbirlikçileri eliyle birbirini öldüren…
Gençlerini uyuşturucu baronlarının eline terk etmiş,
Çocuklarının eğitim-sağlık ve beslenme ihtiyaçlarını karşılayamayan,
Gelişmiş dünyanın çoktan unuttuğu saçma konular yüzünden kutuplaşmış,
Emeklisi aç,
Hastası tedavi edilemeyen,
Sınırları korunamayan,
Emeği sömürülen,
İnsanlık onuruna yakışan bir hayattan çok uzaklaşmış,
Ağız dolusu gülmeyi unutmuş,
85 milyon ve tek millet olan kardeşler olduğumuza inandım.
Anlatacağım Sayın Yargıç, Sizde bunu aziz millet adına ve tarih önünde kayıtlara geçirin. Herkes iyi dinlesin! Bu sözlerime kulak versin! Sayın Yargıç bu anlatacaklarımın dava konusu ile ne alakası var demeyin!
Bakın yolsuzluk ve hırsızlık, ülkenin başına ne işler açıyor!
Yaptığı hırsızlık, yolsuzluk nedeniyle mal varlığının hesabını veremeyenler, egemen güçler tarafından teslim alınırlar. Ve bu sonuçta o ülke için felaketlerin kapısını aralar. Bakınız, Büyük Ortadoğu Projesinin 2. Fazına geçildi!
Atatürk'ün bize emanet ettiği Cumhuriyet'i, çağdaş değerler ve demokratik ilkelerle geleceğe taşımak en büyük sorumluluğumuz. Bu gurur dolu mirası yaşatmanın sevinciyle... 🇹🇷 #29Ekim#CumhuriyetBayramı