Çerçeve yasa hakkında muhalif çevrelerde çok farklı analizler yapıldı. Bunlar arasında sık tekrarlanan ve oldukça temelsiz bulduğum birkaç tezden bahsetmek istiyorum. Bu argümanlar yasayı desteklemek, Özel'in pozisyonunu savunmak ve siyasi partilerin tercihlerine idealist gerekçeler bulmak için kullanılıyor. Ama sonuçta, öyle ya da böyle, iktidarın planını kabul ettirme işlevi görüyorlar.
1. "Çerçeve yasa çok sorunlu ama hayır dersek iktidar propagandası yüzünden Kürtler bize oy vermez."
HAYIR. Doğru aday ve kampanyayla, özellikle büyükşehirlerde Kürt seçmenin desteğini muhalefet alabilir. Ayrıca süreci yürüten Kürt aktörlerin, siz evet deseniz bile, seçim zamanı sizi desteklemesinin hiçbir garantisi yok. Kazanımlarını korumak için iktidara giderek daha bağımlı hale geliyorlar.
Daha önemlisi, muhalefet iktidar propagandasından korkarak oy kullanırsa yarın başka konularda da aynı baskıyla iktidarın çizdiği sınırlar içinde hareket etmek zorunda kalır. Yeni Parti başarılı olacaksa, iktidar propagandası aşılmasını öğrenmeli.
2. "Yasa sorunlu ama destek verip süreci barış ve demokratikleşme yönünde itelim."
HAYIR. Türkiye'deki otoriterleşmeyi yaratan aktörlerle bu yasayı gündeme getirenler aynı. Otoriterleşme, iktidar elitlerinden bağımsız olarak ,gelişen bir doğa olayı değil. Dolayısıyla iktidar değişmeden, iktidarın hazırladığı bu yasanın kendi başına demokratikleşme getirmesini beklemek gerçekçi değil.
Aynı argüman komisyona katılım için de söylenmişti. CHP komisyona girdi ama geçen bir yılda demokratikleşme olmadı; aksine çok daha ağır baskılarla karşılaştı.
3. "İki yıldır devam eden süreç bir devlet projesidir. Özel ve İmamoğlu da destek vermek zorunda; yoksa iktidara gelemezler."
HAYIR. Artık iktidardaki elitlerden özerk hareket eden bir devlet aygıtı yok. Olsaydı yargı ve bürokrasi muhalefeti bu ölçüde sistematik baskı altında tutamazdı.
Süreci yürüten aktörler zaten iktidar değişmesin diye bu hamleleri yapıyor ve muhalefetin iktidara gelmesini engellemeye çalışıyor. Dolayısıyla onlarla kurulacak bir uzlaşının muhalefetin önünü açacağını düşünmek gerçekçi değil.
4. "Yasaya hayır demek sağcılıktır, Kürt düşmanlığıdır."
HAYIR. Yasayı zaten sağcı bir iktidar hazırladı. Hukuken ve siyaseten ne kadar sorunlu olduğunu söyleyen çok sayıda solcu hukukçu, akademisyen ve gazeteci var. Kürt seçmende de sürece ilişkin iddia edildiği ölçüde büyük bir heyecan görünmüyor.
Nitekim aylardır sürecin çok popüler olduğunu gösteren anketler paylaşan bazı araştırmacılar, referandum önerisine ilk karşı çıkanlar arasında yer aldı.
5. "Kendisi evet deyip partisini serbest bırakan Özgür Özel büyük bir stratejik hamle yaptı. Şimdi iki tarafın da desteğini alacak."
HAYIR. İki tarafın da desteğini kaybetmesi daha olası. Böylesine önemli bir konuda günlerce net bir pozisyon alınamamasının ardından Özel'in evet, grubun çoğunluğunun ise hayır demesi iki başlı bir görüntü yarattı. "Tabanın sesini dinleyin" denilen milletvekilleri hayır diyorsa, doğal olarak, siz kimin sesini dinliyorsunuz sorusu ortaya çıkıyor.
Üstelik Özel'in evet oyu iktidar medyasında neredeyse gündem bile olmadı. Parti, anayasaya aykırı bulduğu için komisyonda önerge verdiği ve görüş aldığı hukukçuların ciddi biçimde eleştirdiği bir yasaya Meclis'te destek vermiş oldu.
Ortaya 2016 dokunulmazlık krizinden çok farklı olmayan bir tablo çıktı. Kılıçdaroğlu örneğinde olduğu gibi, Özel'in taban desteği ve siyasi meşruiyeti darbe aldı. Bundan sonra bu yasa kapsamında yaşanacak her olumsuzluk da dönüp kendisine yönelik bir eleştiriye dönüşecek.
1) Bugün, iktidar uğruna insanları katledenlerin, hapsedenlerin, ister Firavun olsunlar, ister İmparator, ister Şah, ister Padişah; ister Piramitleri, ister Terra Kota Ordularını yaptırsınlar; insanlığın yüz karası ZALİMLER olarak tarihe geçtiklerini belirtecektim...
2) Ülkemizdeki uygulamaların, 1215’te kabul edilen Magna Carta’nın bile gerisinde kaldığına işaret edecektim...
3) Binlerce insanın canını kurtarmış, Türkiye’ye organ naklinde çağ atlatmış olan büyük Hümanist, büyük Operatör, Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın, Birinci Silivri Trajedisi’nde, 4 yılı aşkın süreyle hapsedilmiş olmasının rezaletini anımsatacaktım...
@baskentunv
Şu rezaleti savunanları neden ciddiye alamam biliyor musunuz?
Bir insanı, attığı tiviti bahane edip, hukuken hiçbir yaptırımı olamamasına rağmen hapse atıyorsanız, hukuktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Anayasaya göre serbest kalması gereken insanları tutsak edip Anayasayı çiğnerseniz, Anayasanın öneminden bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Kul hakkına girip, çalana çırpana, gasp edene, çökene “bizdendir” deyip susarsanız, dinden, imandan, ahlaktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Sabah programlarında grup yapan dayılar, kayınvalidesine atlayan damatlar, eşini zehirleyip ele kaçanlar kol gezerken, eteğin boyundan, makyajın tonundan bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Cümle kuramayan yazarlar, bebek öldüren doktorlar, torpille atanan yeğenler, sahte diplomalı mühendisler varken yarını hedefleyemezsiniz . Ciddiye alamam.
Yazılı kuralları vardır hukukun. Kafanıza göre kural ekleyemez, işinize geldiği gibi şekillendirip, adına “adalet” diyemezsiniz. Derseniz ciddiye alamam.
Ardına saklandığınız tüm değerleri çıkarlarınız uğruna yok etmek üzeresiniz. Şeffaf duvarlar ardında, gizleniyoruz zannettiniz. Yanlışsınız! Elbette yanlışınıza “yanlış” diyeni susturur, sindirir, hapsedebilirsiniz! Ancak dünün tarihini nasıl değiştiremediyseniz, yarının kitaplarına da “haklı” geçmeyeceksiniz. Kendi yazdığınız kitaplara elbette geçersiniz, ama ciddiye alamam.
Sokakta dayak yiyen gençler, hakkını arayan ablalar, abiler, kardeşler, 70 yaşında ekmek derdine düşmüş dedeler, neneler! Halk işte. Değil derseniz, ciddiye alamam.
Her şey Türkiye için diyorsunuz. Biz Türkiye değil miyiz? Milletin refahı için diyorsunuz, biz millet değil miyiz? “Öyleyiz” derseniz, ciddiye alamam.
Yıkıldıysa Cumhuriyet bilelim. Geçersizse hukuk bilelim. Korkulmuyorsa Allah’tan bilelim. Aksi taktirde, her birini haksızca ağzınıza alıp, kimseden susmasını bekleyemezsiniz. Beklerseniz, ciddiye alamam.
“Özlem Çerçioğlu’nun AKP’ye katılmasından günler sonra İller Bankası Genel Müdürlüğü işbirliğinde Aydın Büyükşehir Belediyesi’ne 860 milyon Türk Lirası tutarında finansman sağlandı.” (Kaynak: Birgün)
—
Belediye muhalifse, kendi döneminden kalan borçları zorla tahsil et, kredi kullandırtma, projelerini engelle, her türlü zorluğu çıkar, kumpas kur, iftira at, operasyon yap, tutukla…
Muhalif belediye teslim olup sana geçerse, kumpası bitir, dosyalarını kapat, kredi ver…
İşte Ak-Düzen…
Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek ile ilgili “Başsavcıyı tehdit” davasında, “tüm suçlardan beraat etmeli” şerhini koyan üye hâkim, görevinden alındı. Ağır Ceza Mahkemesi hâkimi, cezai yargılama alanından uzaklaştırılarak İş Mahkemesi’ne gönderildi.
Bu, açıkça yargı bağımsızlığına müdahale ve “beğenilmeyen karar veren hâkimi sürgün” uygulamasıdır.
Anayasa’nın 138. maddesi, hâkimlerin bağımsız ve tarafsız olarak, Anayasa’ya, kanuna ve hukuka göre vicdani kanaatleriyle karar vereceklerini emreder. Ancak görüyoruz ki, siyasi iktidarın hoşuna gitmeyen kararların bedeli, görev yeri değişikliği ile ödetiliyor.
Hâkim teminatı, sadece hâkimleri değil, her vatandaşın adil yargılanma hakkını korur. Bu teminatı yok eden her adım, yargıyı siyasi iktidarın sopası haline getirir.
Bugün hâkime yapılan, yarın herkesin hukuk güvenliğini yok edecek.
✅Bastırdığı paranın üzerine Bozkurt koydurdu.
✅ Yakın arkadaşlarına Bozok, Bozkurt gibi soy isimler verdirdi.
✅Manevi kızına Ülkü adını verdi.
✅Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu’nu kurdu.
✅İbrahim Çallı’ya “Ergenekondan Çıkış” tablosunu yaptırdı.
✅Petrol Ofisi’ne Göktürk simgesi olan Bozkurt logosu ekliyor.
✅Her konuşmasında Türklük vurgusu yaptı.
✅Türklüğün ebedî olduğunu haykırdı.
✅Anadolu’da, unutulmuş, sinmiş, hor görülmüş Türklüğü şahlandırdı.
✅“Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur..” diyerek kutlanmış Türklüğünü hatırlattı.
✅“Bir Türk Dünyaya bedeldir.” Sözüyle dünyaya seslendi.
✅Türk Tarih tezini hazırlattı.
✅Asırlar sonra Türk adını vererek Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu.
İşte bu yüzden adı Atatürk oldu.
Yıl 1958. ABD'de öğrenciler tartışıyor.
⚠️İzlandalı Öğrenci: "Nefret ettiğim tek halk Türklerdi, Tanrım Türklerden beni koru diye dua ederdim."
⚠️Yunan Öğrenci "Türkleri sevmiyoruz, çünkü 400 yıl bizi işgal ettiler çok acı çektik" diyor.
🇹🇷Türk Öğrencinin cevabı şöyle; "Atalarım Size din ve medeniyet özgürlüğü vermeseydi, bugün bu şekilde konuşamazdınız çünkü ortada Yunan Milleti diye bir şey olmazdı..."
Yani Kısacası:
Acı çektirip Soykırım yapsak soyunuz kalmazdı...✅
Tüm Türk Düşmanları bunu çok iyi bilir.
Türk adildir, merhametlidir. Kimsenin kültürüne, yaşam tarzına karışmaz, müdahale etmez.
Not: İzlandalı Öğrenci kısmen haklı korkusunda. Malum İzlanda seferi yapmışız 17. Yy'da lakin, o seferi yapanlar Osmanlı hakimiyeti altına girmiş Hollandalı Korsanlardı. (Küçük Murat Reis/Jan Janszoon van Haarlem)
Hatta Osmanlı sancağı altında korsanlık yapan Hollandalılar için Avrupa'da bir atasözü bile vardır.
Şöyle derler;
"De ergste Turk was nota bene een Hollander..!"
Yani; En zalim Türk kesinlikle bir Hollandalıydı..."
*****
Not-2: İzlanda Seferine çıkan bir başka korsanımız da İngiliz asıllı Korsan Jack Ward'dı. Kendisi Yusuf Reis olarak bilinir. Tabi Jack Ward deyince ilgi çekmiyor lakin, Kaptan Jack Ward, Flying Dutchman'i (Uçan Hollandalı) ele geçirmek için sefere çıkan ilk denizcidir, yani popüler kültürdeki Kaptan Jack Sparrow'un esin kaynağıdır.
*****
Not-3: Ulan yine bir tweet atalım dedik konu nereden nereye geldi...
RAND Corporation: ABD'de Kutuplaşma ve "Hakikatin Çürümesi", Milli Güvenliği Tehdit Ediyor
Merkezi ABD'de bulunan düşünce kuruluşu RAND Corporation, ABD'deki kutuplaşma ve kişisel görüşlerin doğru bilginin önüne geçmesi anlamına gelen "hakikatin çürümesi"nin, ülkedeki en önemli milli güvenlik meselelerinden biri haline geldiğini belirtti.
Sivas’ta, 30 yıl önce bugün insanlığın yüzkarası bir katliam gerçekleştirildi. Madımak Oteli’ne sığınan, ozanlarımız, şairlerimiz ve yazarlarımızın da içlerinde olduğu 35 insanımız çıkarılan yangında vahşice öldürüldü.
Madımak’ta yiten canları sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum.
Tüm Gezi tutsaklarının hukuksuz tutukluluğuna ve Hatay Milletvekilimiz Av. Can Atalay'ın vekillik mazbatasını aldığı halde cezaevinde tutulmasına derhal son verilmelidir.
Can Atalay meclise!
Bugün hep birlikte kişilerden ziyade mevcut anlayışı değiştirdiğimizde:
✅Depremzedelere hakları olan evler ücretsiz yapılacak
https://t.co/pa6FfuUEKT
✅Kredi kartı faizleri silinip, 36 ay yapılandırılacak.
✅Emekliye 15 bin TL bayram ikramiyesi verilecek.
✅EYT'de kademeli sistem uygulanacak.
✅En düşük memur maaşı NET 21.265 TL olacak.
✅Maçlar TRT'de şifresiz yayınlayacak.
✅Gençlerin ilk otomobili ve ilk telefonu ÖTV'siz olacak.
✅13 milyon sığınmacı 1 yıl içinde ülkelerine gönderilecek
✅86 milyon nefes alacak
#Yaparsınİstanbul #YaparsınTürkiye
TEŞEKKÜRLER TÜRKİYE 🇹🇷
250.000'e yakın başvuru ile gösterdiğiniz yoğun ilgiye teşekkür ederiz. Başvurularımız sona ermiştir.
Vatanını seven yarın sandığa gitsin!