Halkımızın iradesi şafak operasyonlarıyla teslim alınamaz.
31 Mart 2024’te halkın büyük desteği ile seçilen Silivri Belediye Başkanımız Bora Balcıoğlu ve yol arkadaşlarımızın gözaltına alındığı operasyonun siyaseti dizayn etme planının bir parçası olduğunu biliyoruz.
Çürümüş düzenlerini sürdürmek için devletin gücünü istismar edenler bilsinler ki, biz bu kuşatmanın karşısında eğilmeden, geri adım atmadan durmaya devam edeceğiz.
Siyaseti ve milli iradeyi boğmak isteyenlere teslim olmayacağız.
Yine bir şafak operasyonu ile uyandık.
Silivri halkının oyları ile seçilmiş Belediye Başkanımız Bora Balcıoğlu'na ve millet iradesine sahip çıkmak için bu akşam Silivri'deyiz
Silivri Belediye Başkanımız Bora Balcıoğlu’nun bu sabah gözaltına alınması, artık münferit bir hukuk süreci olarak açıklanamayacak bir tablonun parçasıdır.
Seçilmiş belediye başkanlarına, yerel yöneticilere ve halkın iradesine yönelik bu bitmek bilmeyen siyasi operasyonlar ne gerçeği değiştirebilir ne de bizi mücadelemizden vazgeçirebilir.
Sandıkta yenemediklerini soruşturmalarla susturmaya çalışanlar şunu bilsin: Korkmuyoruz, geri adım atmıyoruz, milletin iradesini savunmaya devam edeceğiz.
Demokrasiye, hukuka ve halkın seçme hakkına sahip çıkacağız. Bugün de yarın da.
Milli Takım, herhangi bir partinin ya da siyasi görüşün propaganda aracı değildir. Ay-yıldızlı forma; AK Partilinin de, CHP’linin de ve hiçbir partiye oy vermeyen vatandaşın da ortak değeridir.
Milyonları birleştirmesi gereken Milli Takım’ın, siyasi talimatlar ve parti organizasyonlarıyla anılması büyük bir yanlıştır. Futbolcuların teriyle, milletin desteğiyle büyüyen bir değeri siyasi aidiyetlerin gölgesine sokmayın.
Milli Takım hepimizin. Siyasetin değil.
A Millî Takımımız için, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda, AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı tarafından hazırlanan “Siz Hepiniz Biz Türkiye” marşı sizlerle.
Millî Takımımızın Dünya Kupası yolculuğunda birliğimizi, beraberliğimizi ve ortak heyecanımızı yansıtan bu anlamlı çalışma; milyonlarca vatandaşımızı ay-yıldızlı formamızın etrafında buluşturan güçlü bir mesaj taşımaktadır.
Bu kıymetli eser için başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Ak Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı’na, katkı sunan, emeği geçen herkese teşekkür ederiz.
Grup Sözcümüz Melendiz Dalyan İzgi (@AvMelendiz):
"Türkiye'ye verebileceğiniz bir tane olumlu tablo kalmamıştır. Kimsenin yarın ne olacağı belli değil.
Hadi biz muhalefetiz, güvencesiz kalmaya alıştık. Peki ya siz kendinizi güvende hissediyor musunuz? Sizler de iktidar için muteber olduğunuz sürece güvendesiniz. Yarın içinizden kimin istenmeyen kişi ilan edileceği belli değil. Ülkede ne anayasal hak kaldı ne yargı sistemi kaldı, kimsenin hukuk güvenliği yok. Herkes muteber olduğu sürece güvende."
Daha önce kaosun, keşmekeşin hakim olduğu Mecidiyeköy yaptığımız düzenleme çalışmasının ardından hemşehrilerimizin nefes aldığı bir alan haline geldi.
2. etap çalışmalarımızı da tamamlıyor, Mecidiyeköy’ü daha da güzelleştiriyoruz.
İstanbul için tam yol ileri!
Göreve geldiğimizde harabe hâlinde bulduğumuz ecdat yadigârlarını ihya ederek halkımıza kazandırmaya devam ediyoruz. Artİstanbul Feshane, Yerebatan Sarnıcı ve daha niceleri.
İstanbul için çalışıyoruz! İstanbul için tam yol ileri!
İstanbul'a meydanlar kazandırarak halkımıza ve şehrimize nefes aldırmaya devam ediyoruz. Göreve geldiğimizden beri Eminönü, Beyazıt gibi tarihe tanıklık etmiş meydanları kadim İstanbul'a kazandırdık. İstanbul için çalışmaya, üretmeye devam ediyoruz. İstanbul için tam yol ileri!
Göreve geldiğimizden beri 65,1 kilometre metro hattını halkımıza kazandırdık, 62, 1 km metro hattını da yakında kazandırıyoruz, İstanbul için çalışıyoruz, İstanbul için tam yol ileri!
Bu tarihi görüntüyü kendim çektim.
İstanbul Örgütümüzle birlikte, sabahın ilk ışıklarından beri Meclis kapısında demokrasi nöbetindeyiz. İrade gaspına geçit vermeyen ilçe başkanlarımıza, tüm yürekli yol arkadaşlarımıza, İstanbul’dan ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen halkımıza teşekkür ediyorum.
Demokrasi ve adalet mücadelesine omuz veren herkesi, saat 13.30’da Genel Başkanımız Özgür Özel’in yapacağı grup toplantısını bulundukları her yerden izlemeye davet ediyorum.
Halkımızın iktidarını hep birlikte kuracağız.
Bu saatten sonra kimse çıkıp bize “tarafsız yargı”, “aklanın da gelin” demesin.
Ekrem İmamoğlu’nu, duruşmaya getirileceği söylenerek cezaevi aracında 60 kilometre yol götürüp, ardından “araç bozuldu” denilerek geri çevirmek; üstelik bozuk olduğu söylenen araçla 60 kilometre geri götürmek ne demek?
Bu mudur tarafsız yargı?
Yargının tarafsızlığından kimse bahsetmesin.
Hâkimin duruşmaya getirilmesi kararına, mevcut teknik mevzuat doğrultusunda cezaevi savcısı “hayır” diyemediği için orada bir oyun oynandı.
“Çıkarın yola” dendi, ardından “yoldan geri getirin” dendi.
İşte bu işkencedir.
Bu tam bir işkencedir.
Ekrem İmamoğlu’nu yıldırma projesidir.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı yapılan operasyon da aynı şekilde bir yıldırma projesidir.
Ama biz yılmayacağız.
Sizin bütün oyunlarınıza rağmen biz yılmayacağız, iktidara da geleceğiz.
İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ve giderek genişleyen çatışmalar, yalnızca askeri hedefleri değil, milyonlarca insanın yaşamını doğrudan etkileyen ağır bir insani krizi de beraberinde getirmiştir. Mevcut verilere göre 3 bin 468 kişi hayatını kaybetmiş, 26 bin 500'den fazla kişi yaralanmıştır. Söylemesi kolay olsa da bu sayıların her biri yarım kalan hayatları, dağılan aileleri ve geleceğe dair kaybedilen umutları temsil etmektedir.
Savaşın en ağır sonuçlarından biri siviller üzerinde görülmektedir. Minab kentindeki Şacereh Tayebeh İlkokulu'na yönelik saldırıda İranlı yetkililerin açıklamalarına göre 168 kız çocuğu yaşamını yitirmiştir. Çocukların eğitim gördüğü bir okulun hedef alınması, ailelerin sevdiklerini enkaz altında aramak zorunda kalması ve sivil yaşam alanlarının ağır şekilde zarar görmesi, savaşın insani boyutunu tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır.
Bugün İran'da yaşanan trajediye dikkat çekerken, Gazze'de uzun yıllardır süren ve son dönemde daha da ağırlaşan insani felaketi de görmezden gelemeyiz. On binlerce sivilin hayatını kaybettiği, çocukların, kadınların ve yaşlıların yaşam hakkının ihlal edildiği, hastanelerin, okulların ve temel yaşam altyapısının hedef alındığı Gazze'de yaşananlar, insanlığın ortak vicdanında derin yaralar açmıştır. Gazze'de olduğu gibi İran'da da savaşın en ağır bedelini siviller ödemektedir.
Yaşananlar yalnızca İran ile sınırlı kalmamış, İsrail'in saldırıları kısa sürede bölgesel bir yıkıma dönüşmüştür. İlk 100 günlük süreçte Lübnan'da 3 bin 371 kişi hayatını kaybederken 10 bin 129 kişi yaralanmış, Irak'ta 118 kişi yaşamını yitirmiştir. Bu tablo, çatışmaların artık yalnızca iki ülke arasındaki bir mesele olmaktan çıktığını, tüm Ortadoğu'nun barışını ve istikrarını tehdit eden bölgesel bir krize dönüştüğünü göstermektedir.
Bizlerin ve uluslararası toplumun görevi, yaşanan acıları sıradanlaştırmamak ve nerede meydana gelirse gelsin sivillerin yaşam hakkını savunmaktır. Hastanelerin, okulların ve sivil yerleşim alanlarının hedef alınması karşısında sessiz kalmak, bu acıların normalleşmesine izin vermek anlamına gelecektir.
Bu nedenle tüm uluslararası kurumları, yerel yönetimleri ve vicdan sahibi insanları; sivillerin korunmasına yönelik çabalara destek vermeye, uluslararası hukukun uygulanması çağrısını yükseltmeye ve bölgede kalıcı barışın tesisi için sorumluluk almaya davet ediyoruz.
Hayatını kaybeden tüm sivilleri saygıyla anıyor, yaralılara acil şifalar diliyor ve Ortadoğu'nun yeniden barış, istikrar ve huzurla anıldığı günlerin en kısa sürede gelmesini temenni ediyoruz.
@alisar_