Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici’ye, kıymetli ağabeyi Merhum Halil Nural Destici’nin vefatı dolayısıyla taziye ziyaretinde bulundum.
Merhuma bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet; başta Sayın Mustafa Destici olmak üzere ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin.
ÇİZMESİ ÇAMURLU OLANA "HESAP" SORANLARIN PİŞKİNLİĞİ
Konforun Sahipleri, Sahadakileri Anlayamaz!
Türkiye’de siyasetin geldiği en hazin noktadayız. Bu uzun uzun düşünülesi yer: Emek vermeyenlerin, konforundan taviz vermeyenlerin, zor günde halkın yanına sadece kameralar için uğrayanların; ömrünü sahada, cephede ve afet bölgesinde tüketmiş bir iradeye "maaş" üzerinden dil uzatmasıdır. Bu dil uzatanlar cephesindeki en geniş kesim ise cep harçlığını maalesef "küresel karar vericilerden" alan medya mensupları.
Bugünlerde bir "maaş" sakızı çiğneniyor. Kimin maaşı? Yedi yıl boyunca bu ülkenin en kritik güvenlik koltuğunda oturmuş, PKK’dan FETÖ’ye, uyuşturucu baronlarından kirli mafya yapılarına kadar her türlü şer odağının uykusunu kaçırmış bir bakanın; bugünkü milletvekili ve İçişleri Komisyon Başkanı Süleyman Soylu’nun hakkı tartışılıyor.
"Adaletin Terazi Bozuldu:
Çamurlu Çizmelere, Islak Pantolona Hesap Sormak"
Sormak lazım o şerli dilleri uzatanlara: Siz bu ülkenin sel bölgesinde aylarca kurumayan paçalarla, çamurun içinde halkın elini tutan bir bakanı daha önce kaç kez gördünüz? Gabar’ın tepesinde, Afrin’in sınır hattında Mehmetçikle aynı karavanaya kaşık sallayan, yılbaşını evinde değil karakolda geçiren bir bakanın emeğini hangi teraziyle tartıyorsunuz?
Siz kendisi hiç bir baltanın sapı değil iken mahiyetindeki basın danışmanına devlet bütçesinden hatırı sayılır maaş ödeyenlere sordunuz mu helali haramı? Siz müessir olaylara restoranlardan, düğün salonlarından müdahale eden eski Türkiye'nin jargonu demagoji üzerine kurulu siyasilerine maaş edebiyatı yaptınız mı hiç?
"Hakkaniyet Tartısında Bir Ömür: Maaşı Değil, Vefayı Konuşalım"
Milletin parası helal mi diye soranlar; asıl haramzadeyi arıyorlarsa, sahada olması gerekirken tatil merkezlerinde keyif çatanlara, sel felaketinde tatilini bölmeyenlere, büyükelçi sofralarında "eski Türkiye" rüyası görenlere, görev bölgelerine keyif çattıkları yerlerden bağlananlara baksınlar! İsteseydi o da onlar gibi olamaz mıydı? Pantolonunun ütüsünü bozmadan, terör uzantılarıyla "al gülüm ver gülüm" yaparak, yabancı başkentlerden alkış, diplomatlardan "aferin" alarak sefa süremez miydi? Mafyayı görmemeyi, narko baronları duymamayı tercih edemez miydi? Elbette yapardı. O zaman bugün ne düşmanı olurdu ne de belli gazetelerden televizyonlarına kadar medya onu eleştirmek için sıraya girerdi. Ödüllere boğulurdu ama bir tek vatanseverlerin duasını alamazdı. Ona da eksin kalıversinler der geçer, bakardı işine!
O, zoru seçti. Dalkavuklukla koltuk peşinde koşmak, sessiz kalıp "herkes beni sevsin" demek yerine, yüreği ve bileği neyi gerektiriyorsa onu yaptı. Üç ay boyunca deprem bölgesinde bastonla enkazlar arasında dolaşırken, ondan gidenlerin bedelini hangi maaş karşılayabilir?
"Yalanın Ağırlığı mı, Hakikatin Şahitliği mi?"
Gerçekler hafiftir, yalan ise sahibini ezen en ağır yüktür. Biz o çamurlu pantolonları, o yorgun ama pes etmeyen bakışları bizzat gördük. Şahitliğimiz paradan da puldan da büyüktür. Bugün onun maaşını dile dolayanlar, aslında onun mücadelesinden, temizlediği kirli yapılardan ve eğilmeyen duruşundan rahatsız olanlardır.
"Süleyman SOYLU'nun Giydiği Çizmelerin Çamuru Sizin Siyasetinize Fazla Gelir!"
Kimin helalinden yediğini merak ediyorsanız; afet bölgesinde dizi çürüyene, sınır boylarında ömrü geçene değil, hizmet üretmek yerine sadece algı üreten o simalara bakın. Vefa sadece bir semt adı da değildir, TDK'da kayıtlı bir kelime de değildir; kelimelerin ruhu vardır, vefa bu milletin özüdür. Ve bu millet, "çizmesindeki çamuru vatan toprağı bilenleri" asla unutmayacaktır!
TV100 yayınına telefonla bağlandım.
Hakkımda ortaya atılan iddialara, Gülistan Doku kızımız, mecliste Now TV muhabiriyle yaşananlara kadar merak edilen her şeye eğip bükmeden, tüm açıklığıyla cevap verdim.
Sadece dedikoduları değil, “gerçekleri ve doğruları bilmek isteyenler" için karnımdan değil açık açık konuştuğum bu yayının tamamını buraya bırakıyorum.
Not: Biraz uzun ve detaylı bir yayın oldu, vaktinizi almamak için izlerken video hızını 2x yapabilirsiniz.
🔗 https://t.co/UDKsiKCr3b
HAKİKAT, ALGIDAN DAHA BÜYÜKTÜR!
(Süleyman Soylu’ya Kurulan Bu "Hint Dizisi" Kurgusu Nereye Kadar?)
O kadar büyük bir operasyon yürütülüyor ki; ne sosyal medya ayağına yetişip gerçeği anlatabiliyorsunuz, ne basın mecralarına… Şu son birkaç günde çevrilen dolaplara bizzat şahitlik ettiğim için, yargıda olup bitene de (Yargı mensuplarını tenzih ederek) büyük bir ihtiyatla yaklaşıyorum.
Deliller, ifadeler, gizli tanıklar… Dosyanın sessize alındığı o dönemde her şey ince ince örülmüş birer kumpas parçası mı, emin değilim. Kendimi bazen saçma sapan, mantık dışı bir kurgusu olan Hint dizilerindeymiş gibi hissediyorum.
Neticede Tunceli’de yaşamayan, oradaki mülki amirle sadece resmiyet sınırları içinde mesaisi olan; hele ki oğluyla hiçbir teması bulunmayan bir bakan… Bir aile babası, bir sadakat ve vefa timsali, işini her şeyin önüne koymuş bir isim neden böyle bir şeye bulaşsın? Neden itibarını, güvenilirliğini ve geleceğini gölgeye düşürsün? Bu örüntüye inanmak akıl karı değil.
Gözümüzün önünde bu dolaplar dönmese, biz bile bu algıların kurbanı olacağız. Şimdi de “falan emri Bakan vermiş” safsatası yayılıyor. Eh be kardeşim; suçu işlediği iddia edilen karanlık tiplerin suçuna, devletin bakanı neden ortak olsun? Hele ki mesele böyle adi bir olayken...
VİCDAN VE VEFA, SİYASİ HESAPLARA KURBAN EDİLEMEZ
Bir de işin vicdani tarafı var... Biz bu adamı; şehit analarıyla omuz omuza ağlarken, sel sularının yıktığı yerlerde çocukların korkusunu yüreğine yük ederken, deprem yıkıntıları arasında kederle yoğrulurken tanıdık.
Bir tarafta bizzat şahit olduğumuz o samimiyet, diğer tarafta kapalı kapılar ardında dönen dolaplar!
Yapmayın! İnsanların onuru ve itibarı, hiçbir bedelle tartılmaz. Bugün yaşattıklarınızı yarın yaşamayacağınızın garantisi yok. Allah’ın adaleti belki gecikir ama illaki tecelli eder; ya bu dünyada ya ahirette...
Yüreğini merhametinden, öfkesinden ve mücadele ruhundan tanıdığımız Süleyman Soylu’nun yanında bugün durmayacaksak; ne zaman hakikati bükmeden "HAK" ve "HAKİKATİN" yanında duracağız? Hangi yalan bizi doğru safta hizalayacak?
Allah’tan korkun; O, yaptıklarınıza şah damarınızdan daha yakın!
@suleymansoylu
#SüleymanSoylu #Vefa #Hakikat #DevletinYanında #Gündem
Süleyman Soylu
✅
TBMM’de oturum sırasında bir milletvekiline telefonu ağzına gözüne sokarcasına dayayıp tahrik etmek...
Bu ne siyaset ne hesap sorma.
Bu açık taciztir.
Bu kaba kuvvet ve saygısızlık gösterisidir.
Neresinden tutsanız tutun, ayıptır, rezilliktir.
Meclis milletin evidir, provakasyon ya da taciz yeri değildir.
Karşısındakinin yüzüne telefonu sopa gibi sallamak, kişisel alanını işgal etmek tacizdir.
Bunu yapan da, buna göz yuman da meclisin itibarını ayaklar altına almaktadır.
“Cesur , tarafsız gazetecilik habercilik” diye yutturmaya çalışıyorlar.
Yalan.
Özel hayatta birinin yüzüne telefonu dayasan “taciz” diye suç duyurusu yaparsın.
Aynı şeyi Gazi Meclis’te yapmak daha mı masum oluyor?
Hayır. Katmerli taciz oluyor.
Telefonu milletin vekilinin suratına sokmak nezaket midir?
Bu, açık bir kişilik haklarına saldırıdır.
Siyaset zaten boktan bir seviyeye düştü.
Bir de bu tür kaba, terbiyesiz, tacizvari hareketlerle daha da batırıyorlar.
Haddini bilmeyen bu tiplerden bu tarz provokatörden bırakın meclis muhabiri, gazeteci dahi olmaz.olsa olsa sokak röportajcisi dahi olmaz.
Gerçek cesaret fikirle, sözle, akılla hesap sormaktır.
Telefonu yüzüne sokmak cesaret değil, ucuz provokasyontur.
Bu rezilliğe “normal” diyen, “siyaset böyle, gazetecilik, habercilik böyle” diyen herkes suç ortağıdır.
#TBMM
#MeclisTacizi
#SiyasiTerbiye
#SaygıSınırları
@suleymansoylu@demokratlar2023@nowtvturkiye@nowhaber #nowtv
"Hükümet ortağı partilerin çatısı altında olup da yol arkadaşına atılan iftiralara, kurulan kumpaslara dilsiz kesilenler; sözümüz doğrudan sizedir!
📍'Suya sabuna dokunmamayı' siyaset sanıyorsanız, bilin ki bu suskunluk bir strateji değil, düpedüz 'bana dokunmayan yılan bin yaşasın' acizliğidir.
📍O kayıtsız kaldığınız yılanların gün gelip davanıza da şahsınıza da zarar vereceğini göremeyecek kadar basiretsiz misiniz, yoksa davanın neferi olma şerefini çoktan terk mi ettiniz?
📍Kale burçtan yıkılır, kale burçtan savunulur! Yol arkadaşını zor gününde yalnız bırakanların , davasına ve liderine sadakatinden söz edilemez. Çünkü bu gün yol arkadaşınız için suizanda bulunanların hedefindeki asıl yer ortadadır.
Biz sizi o koltuklara çiçek sulayıp misafir ağırlamanız için değil, davanın ve yol arkadaşlarınızın izzetini korumanız için gönderdik. Sokaktaki vatandaş bile Sayın Süleyman Soylu ’ya yapılan haksızlığın farkındayken, sizin bu 'ölü taklidi' yapmanızın izahı yoktur.
Kendinize gelin; davanıza ve yol arkadaşlarınıza sahip çıkın! Bu pasifliğiniz ve sessizliğiniz , tarih önünde en büyük vebaliniz olacaktır."
#SüleymanSoylu #Dava #Vefa #Siyaset