Bir gün anlayacaksın ki istiğfar haberin bile olmadığın belalardan seni koruyormuş, hiç beklemediğin bereketleri getiriyormuş ve samimi her kelimenle seni Allah'a daha da yaklaştırıyormuş. Bu yüzden bırakma.
Tutarlı şekilde devam et.
Kur’ân’da pek dikkat etmediğimiz bahislerden biri de cehennem ehlinin kendi ağızlarından aktarılan sözleridir. İnsan bu konuşmaları yan yana okuyunca ürperiyor.
Çünkü orada neredeyse hiç kimse:
“Ben niçin buradayım?”
“Benim yerim burası olamazdı.”
“Bana haksızlık edildi.”
demiyor.
Bilakis, sorulunca kendi hâllerini anlatıyorlar.
“Mâ selekekum fî Sekar?”
“Sizi Sekar’a sokan nedir?”
Cevap:
“Kâlû lem neku mine’l-musallîn.”
“Biz namaz kılanlardan değildik.”
Ardından:
“Ve lem neku nut‘imu’l-miskîn.”
“Yoksulu doyurmazdık.”
“Ve kunnâ nehûdu mea’l-hâidîn.”
“Bâtıla dalanlarla beraber biz de dalardık.”
“Ve kunnâ nükezzibu bi-yevmi’d-dîn.”
“Hesap gününü yalanlardık.”
(Müddessir, 74/42-46)
Dikkat edin; mazeret sıralamıyorlar. İtiraf ediyorlar.
Bir başka sahnede:
“Rabbenâ ebsarnâ ve semi‘nâ ferci‘nâ na‘mel sâlihan innâ mûkinûn.”
“Rabbimiz! Gördük, işittik; bizi geri gönder de salih amel işleyelim. Artık kesin olarak inandık.”
(Secde, 32/12)
Orada artık şüphe kalmamış. “Gördük ve işittik” diyorlar. Mesele hakikatin belirsiz oluşu değilmiş; hakikati görmeden evvel ona teslim olabilmekmiş.
En‘âm Sûresi’nde de ateşin karşısında şöyle derler:
“Ah, keşke dünyaya geri gönderilsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve müminlerden olsak.”
(En‘âm, 6/27)
İşte insanı asıl titreten yer burası:
Cehennemde hakikat tartışılmıyor; dünyada ertelenen hakikat itiraf ediliyor.
Namazın kıymeti orada anlaşılır.
Bir yoksulun hakkı orada hatırlanır.
Kiminle beraber yüründüğü, hangi söze kapılındığı, hesap gününün ne kadar ciddiye alındığı orada bir bir önlerine çıkar.
Ve insan ister istemez kendi kendine soruyor:
Ben bugün, yarın itiraf etmek zorunda kalacağım hangi şeyi erteliyorum?
Kur’ân cehennem ehlinin sözlerini bize onların hâlini seyrettirmek için anlatmaz sadece; biz henüz konuşma sıramız gelmeden kendimize gelelim diye anlatır.
Yâ Rabbi… Bize hakikati, pişmanlığın fayda vermeyeceği yerde görmek yerine bugün görmeyi nasip eyle. Namazımızı muhafaza etmeyi, muhtacın hakkını gözetmeyi, bâtılın kalabalığına kapılmamayı ve hesap gününü unutmadan yaşamayı nasip eyle.
Âmin.