AK Parti Gençlik Kolları Genel Merkez Teşkilat Başkan Yardımcısı olarak görevlendirilmiş bulunmaktayım.
Pendik İlçe Gençlik Kolları Başkanlığım süresince her daim destek olan Pendik İlçe teşkilatımıza, beraber yol yürüdüğümüz @PendikAKGenclik ailesine, İlçe Başkanımız @Sarikaya0zer’e, Pendik Belediye Başkanımız Sn.@ahmetcinpendik’e teşekkür eder,
Bizleri bu göreve layık görmeleriyle onurlandıran, Gençlik Kolları; İl Başkanımız Sn.@CCekerek’e GM Teşkilat Başkanımız Sn.@avyusufibis’e ve Genel Başkanımız Sn. @eyupkadirinan’a şükranlarımı sunarım.
Aziz milletimizin ve İslam âleminin Leyle-i Miraç’ını tebrik ediyor, bu rahmet ve hikmet dolu gecenin Filistinli kardeşlerimiz başta olmak üzere tüm insanlık için huzura ve refaha vesile olmasını Allah’tan niyaz ediyorum. Gecemiz mübarek olsun…
Türkiye Cumhuriyeti belki yarına bırakır ama ihaneti ve terörü kimsenin yanına kâr bırakmaz.
İster içeride ister dışarıda olsunlar, isterlerse Fizan’a kaçsınlar; devletimizin nefesi sürekli teröristlerin ensesinde olacak.
İstanbul'u sistemli ve planlı bir sekilde yönetmek, şehre hak ettiği özel ilgiyi göstermek için buradayız
#HazırızKararlıyız
Yeni dönemde bu güzel şehir, tecrübesini Türkiye'den sonra SADECE İstanbul'a odaklayan bir yönetime sahip olacak.
YENİDEN İSTANBUL, ŞİMDİ İSTANBUL, SADECE İSTANBUL!
Başımız sağolsun🇹🇷
Irak’ın kuzeyinde bölücü terör örgütüne yönelik yürütülen operasyonlarda şehit düşen kahraman Mehmetçiklerimize Allah'tan rahmet diliyorum.
Şehitlerimizin mekânı cennet, makamı âli olsun.
Bugün Dubai’de gerçekleştirdiğimiz Dünya İklim Eylemi Zirvesi’nin tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Türkiye tüm krizlerde barışın yanında olmuş, adalet ve hakkaniyet temelinde çözüm için çalışmıştır.
İklim değişikliğine de bu perspektiften yaklaşıyoruz.
2053 yılı itibarıyla net sıfır emisyon hedefini gerçekleştirmeyi öngörüyoruz.
Toplam kurulu güç içerisinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payını %55’e yükselttik. Bu oranla Avrupa’da 5’inci, dünyada ise 12’nci sırada yer alıyoruz.
Jeotermal kurulu gücünde Avrupa’da 1’inci, dünyada 4’üncüyüz.
Hidroelektrik santrali kurulu gücünde ise Avrupa’da 2’nci, dünyada 9’uncu sıradayız.
2053’te yenilenebilir enerjinin payını %69’a çıkarmayı planlıyoruz.
Eşim @EmineErdogan’ın himayesinde başlatılan Sıfır Atık Projesi’yle atıkların geri kazanım oranını 2035 yılında %60’a taşıyacağız.
İklim kriziyle ilgili görüşlerimizi paylaşırken hemen yanı başımızda, Filistin topraklarında yaşanan insani krize değinmeden geçemeyiz.
İsrail saldırıları sonucu, çoğunluğu çocuk ve kadın 16 bini aşkın Filistinli masum sivilin hayatını kaybetmesi hiçbir şekilde meşru gösterilemez.
Son gelişmelerle birlikte 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve toprak bütünlüğünü haiz bir Filistin devletinin kurulmasının ehemmiyetini hep birlikte tekrar gördük.
Türkiye olarak bunun tesis ve temini noktasında her türlü sorumluluğu almaya hazırız.
Bu vesileyle tekrar vurgulamak istiyorum: “Dünya beşten büyüktür” ve “daha adil bir dünya mümkündür”.
Cumhurbaşkanımız @RTErdogan:
“Gençler başta olmak üzere vatandaşımızın hükûmetimizden beklentisi, daha yüksek standartlarda bir hayat seviyesini kendisine sağlamasıdır. Türkiye Yüzyılı işte bu hedefin adıdır.”
İki gün önce 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ydü. 7 bine yakın masum Filistinli çocuk maalesef bu günü göremedi.
Çünkü İsrail yönetimi, bu çocuklarla birlikte 14 bin sivilin en temel hakkı olan “yaşama hakkını” onların elinden aldı.
Filistinlileri kendi yurtlarından göçe zorladı; ölümden kaçmak için son bir umutla sığındıkları hastaneleri, okulları, kampları, ibadethaneleri, kiliseleri acımasızca bombaladı.
Hatta bugüne kadar varlığını hep inkâr ettikleri nükleer bomba kullanma tehdidinde bulunacak kadar kontrolü kaybettiler.
Elini vicdanına koyan herkesin kabul edeceği üzere bu yaşananların hiçbiri kendini savunma hakkıyla açıklanamaz.
Burada açıkça savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlenmektedir.
Bunları yapanlar, insanlığın vicdanıyla birlikte uluslararası hukuk önünde de muhakkak hesap vermelidir.
Biz hiçbir şekilde sivillere yönelik eylemleri mazur ve meşru görmüyoruz.
Bugün Çevrim İçi G20 Zirvesi’ni gerçekleştirdiğimiz tüm liderleri de İsrailli-Filistinli, Yahudi-Müslüman-Hristiyan diye ayırmadan sivil ölümlerine karşı aynı tepkiyi vermeye davet ediyorum.
Son olaylarla birlikte, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, İsrail’le yan yana barış içinde yaşayacak bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının ehemmiyetini hep birlikte tekrar gördük.
Tüm ülkeleri bu kapsamda iki devletli çözümün tesisi için de inisiyatif almaya çağırıyorum.
Biz Türkiye olarak garantörlük dâhil kurulacak yeni güvenlik mimarisinde başka ülkelerle birlikte sorumluluk üstlenmeye hazırız.
4 günlük insani fasıla ilanı ve sınırlı sayıda da olsa rehine ve tutukluların takası konusunda mutabakata varılması olumlu bir gelişmedir.
Bu adımın, önceliğimiz olan ve bir an evvel tesis edilmesini beklediğimiz kalıcı ateşkese ve barışa vesile olmasını temenni ediyorum.
İsrail yönetimi, askeri ve silahlı sivilleriyle “bir atışta iki ölü” diyerek hamile kadınları daha doğmamış bebekleriyle birlikte katletmekle övünen bir cinnet hali içindedir.
Bunun adı barbarlıktır, eşkıyalıktır, devlet terörüdür.
Çocukları, daha ağzı süt kokan sabileri, onların anne ve babalarını, yaşlı erkek ve kadınları uçaklarla, tanklarla, toplarla bombalayarak, üzerlerine mermi yağdırarak öldürmenin adı savaş değildir.
Netanyahu, İsrail halkı nezdinde tamamen yitirdiği itibarını hastaneleri, okulları, ibadethaneleri bombalayarak yeniden kazanma çabasındadır.
Türkiye olarak Gazze’de akan kanın durması için seferber olmuşken Batılı ülkelerin vicdansızlığını yüzümüz kızararak takip ediyoruz.
Holokost utancı Avrupalı liderleri âdeta esir almış durumda.
İsrail yönetimi de Holokost’u, Filistinlilere yönelik soykırıma varan saldırılarının kalkanı olarak kullanıyor.
İsrail, “ateşkes çağrısı” dâhil her türlü tepkiyi “antisemitizm” parantezine alarak anında boğmaya çalışıyor.
Gazze’deki vahşet karşısında insanlığın vicdanı ve sesi olma görevi, şu an Türkiye’nin omuzlarındadır.
Biz, şairin ifadesiyle “Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası varsa hakkın da dönmez yüzü, bükülmez kolu vardır.” düsturuyla mücadelemizi sürdüreceğiz.
Cumhurbaşkanımız @RTErdogan:
“Kıbrıs Türkü'nü ambargolarla haklı davalarından döndürmeye çalışanların Kafkasya'da yeni oyunlar peşinde koştuğuna şahit oluyoruz. Kimi Batılı güçler, Karabağ Savaşı’yla birlikte bölgemizde yepyeni bir dönemin başladığını hâlen idrak edemiyor.”
Ne zaman gönül coğrafyamızı kendi dışımızda görmeye başlarsak işte o vakit eldeki vatan da tehlikeye düşmüş demektir.
Balkanlar’dan Kafkaslar’a, Karadeniz’den Akdeniz’in doğu kıyılarına kadar dört bir yanımızda yaşanan her hadise bizi doğrudan ilgilendirir.