Sayın Cumhurbaşkanımız, 2003 de "halkın yüzde 35 inin" kendini Başbakan olarak görmek istediğine inandı ve Millet Vekili adayı bile olamadığı ilk seçimde Ak Partiyi iktidara taşıdı.
Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel parti kurmaya yanaşmadılar. Çünkü oyların kaynağı kendileri değil CHP, yani partiydi... Bunun için her yolu mubah görüp CHP de kaldılar... Ancak bazen yollar mubah değil, ah vah oluyor!..
İşte bu ineklerin etleriyle bu yırtıcı hayvanları besliyorlar! İnek çiflikleri ifls edip batarken, köpek çiftliklerine de milyarlar akıyor!..
Sonrada "neden hayvansal gıdalar almış başını gidiyor?"
Tüm eğitim ve öğretim hayatlarında, okullarda aldığı en iyi notu bile, 10 üzerinden 6 bile olmayanlar, sosyal medya hesaplarında insanlara akıl verir olmuşlar..!
Oysa yazdıklarına verilebilecek en iyi not, yine okul hayatlarında aldığı notlar kadardır!.. Ancak onlar bunu fark etmezler...
Ondadırki sadece kendilerini aldatmaktadırlar...
Maalesef bilmeyenlerin ezberden, işkembeden konuştuğu, bilenlerin sessizce kustuğu bir devre kaldık... Allah sonumuzu hayır etsin. Amin.
Zorunlu kısım 8 yıl olabilir. Sonra kişi zeka türüne göre yönlendirilmelidir.
Eskiden matematiği iyi olan öğrenciler “Zeki” olarak kabul edilirdi.
Oysa "Çoklu ZEKA" denen bir kavram var.
Matematiksel (bilimsel) zeka
Sosyal (ezber, hitabet vb.) zeka
Sanatsal (Ustalık gerektiren işler vb.) zeka
Müziksel zeka (şarkıcı vb.)
Görsel(ressam, heykeltraş vb.)zeka
Fiziksel (tiyatrocu, sporcu vb.) zeka Vs...
Bu zeka çeşitlerinden birden fazlası çok az insanda olur.
Başa dönersek, matematiksel zekada deha biri, diğer zeka türlerinde sıradan hatta düşük zekalı biride olabilir… Binlerce formülü düşünerek bulup çıkarır, ama görünce ismiyle hatırladığı insan sayısı 5-10 kadardır…
Veya sosyal zekada dahi biri, binlerce insanı görünce ismiyle hatırlar. Ama çarpım tablosunu ezberleyemez!
Yani bir gencin hangi tür zekaya sahip olduğunun tespiti ve o doğrultuda eğitilmesi önemlidir.
Bir çocuk 12 değil, 22 yıl zorunlu eğitime tabi tutulsada mevcut potansiyeli değişmez… Hatta var olan yeteneğide heba olup gider. Yani liyakatsız olmanın, veya işinin ehli olmamanın temelinde bu ayrımı yapamama ve gecikme yatar!..
ıı
🔴 MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu:
“Türkiye'de 8 yıllık eğitim yeter.”
“Zorla okula giden çocuğun kendisine faydası olmadığı gibi, okumak isteyen çocukların da huzurunu bozuyor.”
Tıp Tarihi ve Deontoloji(Tıp ahlakı) Hocamız Rahmetli Prof. Dr. Zeki Başar Hocamızdan altın gibi nasihatler;
1-Hastalara karşı hep güler yüzlü olun. Halk sizi tıbbi bilginizle değil, beden dilinizle değerlendirir…
2-Haklıda olsanız, meslektaşlarınızı hastaların yanında eleştirmeyin… Bu tutumunuz o meslektaşınıza artı puan olarak yansırken, sizi küçültür!
3-Vatan, Bayrak ve Millet sevgisi ana gibidir… Bu kutsallarımıza küsülmez.
Misal; küçükken anamız bizi dövse de, kendimizi yine onun şefkat dolu kolllarınına atardık… Ama analarımız kayınvalidesine ses çıkaramadığı için arada hırsını bizden çıkarırdı oda başka…
İçte ve dışta yüzlerce sorunumuz varken, sosyal medya yazar, çizer ve ahalisinin tek bir gündemi var; "CHP de Hızır idi, Yunus idi..."
Yazık oluyor içinden geçtiğimiz bu günlere...
Bir gün deyip geçmemek lazım.
Yaşanılan her gün geçmişin tohumu, geleceğin meyvesidir...
Eğer bu günü boşa harcarsak, geçmişi değiştiremez, geleceğe hükmedemeyiz...
Ahlaksızlığı atalarımız zaten açıklamıştır;
-Aslı hu nesli hu! (aslı neyse, neslide o dur.)
-Asil azmaz, bal kokmaz. Kokarsa yağ kokar çünkü aslı ayrandır!
-İtten it törer. İtten kuzu töremez!...Vs…
Bakınız, Peygamberimiz(sav), "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" demiştir.
Yani ,“Ben ahlaksızları ahlak sahibi yapmak için gönderildim” demiyor!
Sonuçta ahlaksıza camide kar etmez, okulda... Öğretmeninde yapacağı bir şey ypoktur, İmamında...
Bunlarla "toplumla aynı havayı paylaşmak" bile zuldür insana…
Ç***** Meslek Lisesinde yaşanan REZİLLİK. İzlerken kendinizi zor tutacaksınız.. Öğretmenlik mesleğinin düştüğü konuma bakın.. Meslektaşımız adına çok talihsiz anlar... 'Öğretmen orda kırmızılı çocuğu kolundan itse ihraç edilirdi.' ÖĞRETMEN ALEYHİNE VİDEOLAR BOY BOY PAYLAŞILIYOR. LÜTFEN 'PAYLAŞIP YAYILMASINI SAĞLAYIN.
Evrendeki nizam ve intizama...
Dünyada insan başta olmak üzere canlıların yaşamına uygun hava, güneş, ısı, ışık, su ve toprağın mevcudiyetine...
Gören göze, ışiten kulağa, durmadan kan pompalayan kalbe, oksiǰenizasyon için hava alıp veren akciğerlere, kanı temizleyen böbreklere, karaciğere, kan üreten kemik iliğine, besinleri sindiren mideye, barsaklara ve bütün bu organlara verilmiş ilme... Akleden, hisseden, düşünen, üzülen, sevinen beyne Vs...
Baktıkça biz sonsuz akıl ve bilim sahibinin varlığına inandık ve hep Allah dedik...
Ama başkaları önce tabiat dedi...
Sonra tabiatın akılsız, kör, sağır ve dilsiz vb. olduğunu düşününce bu kez "mutasyon" dediler...
Sonra canlılar arasında mutasyonu izah edecek "geçiş fosilleri" olmadığını görünce, bu kezde "akıllı tasarıma" kadar geldiler...
Pek yakında da Allah diyeceklerdir eminim...
Sahi bu kadar zahmete ne gerek vardı!..
Bir düğüne insanlar farklı farklı niyetlerle gider...
Kiminin niyeti;
-Dedi kodu için laf toplamak...
-Gelin veya damatta kusur aramak, fitne fesat çıkarmak...
-Takı takarken "kaz gelecek yerden tavuk esirgememek" gibi maddi bir menfaat içinde bulunmak...
-Dünya çıkarları için çevre edinmek vs...
Kimininde niyeti;
Yuva kuracak olan o gençlere "Allah rızası için" maddi veya manevi destekte bulunmaktır... Aslında düğünde bulunan büyük çoğunluğun niyetide budur.
Şimdi o düğüne de bulunan insanları tümden dedikoducu, menfaatçi, fitne fesat çıkaranlara olarak nitelersen "Allah'ın affetmem" dediği kul hakkına girersin...
Bakınız, Şeytanın cennetten kovulma nedenide böylesi bir genelleme yapmasıdır!..
Çünkü Şeytan, dünyaya gelecek olan tüm insanları "kan akıtan, fitne fesat çıkaranlar" olarak niteleyip, genelleme yaparak Hz. Adem'e secde etmedi...!
ABD nin nüfusu 357 milyon.
Bunun 7 milyonu Yahudi, 5 milyonu Müslüman, geri kalan nüfüs içerisinda 340 milyon kadarıda Hristiyanlardan oluşmaktadır.
Yani seçimlerde 7 milyon Yahudi oy kullanırken, 350 milyon insan uyuyormu? Hayır, onlarında en az 200 milyonu sandığa gidiyor.
Dediğiniz gibi ABD yi siyonistler yonetiyor ve bunu aklım hiç almıyor.
Allah Ülkemizin yar ve yardımcısı olsun.
3-5 yıl öncesine kadar iki blokla bir dünya vardı.
1-AB ve ABD,
2-Rusya ve Çin.
Bizde her ne kadar AB ye alınmasakta, yerimizi AB ve ABD olarak belirleyip NATO ya girmiştik.
Şimdi 3 kutuplu bir dünya var.
1-Arap dünyası, İran, Irak, Suriye, yani Orta doğuda tam hakimiyet kurmaya çalışan, NATO dan ayrılmayı düşünen ABD ve İsrail,
2-Birinci dünya savaşında Osmanlı İmparatorluğunu ait topraklari işgal eden, Ülkemizi Avrupa birliğin bir türlü almayan AB,
3-Osmanlı İmparatorluğu ile aralıksız 200 yıl savaşan, Osmanlının tüm enerjisini bitiren Rusya ve Uygur Türklerini esareti altında tutan Çin...
Gelde yerini seç!
Al birini vur ötekine...
Allah Ülkemizin yar ve yardımcısı olsun. "Türk-Kürt ve Araplar olarak, her zamankinden çok daha fazla birlik ve beraberlik içinde olmalıyız.
“Köy nüfusunun azlığı gelişmişlik kriteri olarak anlatılırdı!..”
1960-70 li yıllarda ülkemizde nüfusun yaklaşık yüzde 70 i köylerde, yüzde 30 u da şehirlerde yaşamaktaydı. Avrupada ise bu oran köylerde yüzde 30, şehirlerde yüzde 70 kadardı. Köy nüfusunun azlığı gelişmişlik kriteri olarak anlatılırdı!..
Günümüzde ise Avrupa genelinde pek bir değişiklik olmamış gibi... Yaklaşık toplam nüfusun %26,6'sı köylerde veya kırsal alanlarda yaşarken, yüzde 75 kadarı şehirlerde yaşamaktadır.
Ülkemizde ise köy nüfusu yüzde 70 lerden yüzde 7 ye düşerken, şehir nüfusu yüzde 30 lardan yüzde 93 lere kadar çıkmıştır...
Hani, köy nüfusu düşüklüğü "gelişmişlik" kriteriydi ya..!
Sosyal medyada insanlar et, yağ, süt, peynir gibi hayvansal ürünlere, sebze ve meyve fiyatlarına yetişemediklerini, maaşların kiraları bile karşılamadığından yakınıyorlar…
Benmi dedim köyleri boşaltın, şehirlere dolun diye!..
Köylerden şehirlere giden doktora, öğretmenlere, mühendislere yani devlette görev alan memurlara bir sözüm olamaz…
Bakınız köy nüfusu yüzde 70 lerden, yüzde 7 lere düşmüş!?
Buda yaklaşık 35-40 milyon insanın şehirlere göçü demektir.
Sahi bunların hepsi memurmu oldu, emeklimi oldu!?
-Oysa 1960-70 li yıllarda halkın yüzde 80 ni üreticiydi (yüzde 70 köy+yüzde 10 şehirler de sanayici vb.)
Bu gün üretici kesim tüzde 5 lere kadar düşmüştür.
-O yıllarda tüketici kesim ise yüzde 20 kadardı.
Bu gün tüketici kesim yüzde 90 ları bulmuş durumda…
Sonuçta üretim azalmış, üretici / tüketici dengesi allak bullak olmuştur…
Bütün bunla yetmezmiş gibi “ticari ahlak” sıfırlamış!.. Kanaat tükenmiş, insanlar doyumsuzlaşmıştır!..
Oysa 1960-70 li yıllarda gıda ve kira gibi ihtiyaçları ülke nüfusunun en fazla yüzde 10 nu talep ediyordu. Çünkü köylerde herkes kendi yağıyla kavruluyordu. Bu gün ise gıda ve kira talepleri 10 kat artarak yüzde 80 leri bulmuş durumdadır.
Özetle; Kontrolden çıkmış göçlerle, boşalmış köylerle, bu doyumsuz ve dengesiz piyasayla, ne maaşları 10 kat artabilir… Nede arz ve talebin 10 kat arttığı kira ve gıdalar 10 kat azalır!..
Allah sonumuzu hayreylesin. Amin.