Büyükler buyurdular ki;
Müminin siması şifadır, kelamı devadır. Bir gün mübarek hocamız Cuma namazına alt kata indiler, namazı kıldık, sohbet ettiler. Efendim, buraya gelmeden evvel çok başım ağrıyordu, çok rahatsızdım. Ama arkadaşlarımızı gördüm, şifa buldum, buyurdular. Onun için, mümin rahatsız olursa, hasta olursa, bir din kardeşinin evine gitsin. Onunla biraz sohbet etsin, kitap okusun, mutlaka iyileşir. Şimdi bir müslüman varmış, hastalandığında doktora gitmezmiş. Ne yaparmış? Bir komşusu varmış, o komşusuna gidip dermiş ki; yahu komşu, bana biraz su, biraz ekmek ver. O da bir dilim ekmek verirmiş. Sormuşlar buna, sen ne yapıyorsun hastalanınca. Demiş ki; Hazret-i Peygamber'in "aleyhissalatü vesselam" hadis-i şerifi var. "Cömertin yemeğinde şifa vardır, hasisin (cimrinin) yemeğinde hastalık vardır."