"belki yine gelirim sesime ses veren olursa bir gün..."
UĞURLAMA TÖRENİ
12 Temmuz Pazar günü saat: 11.00
İnşaat Mühendisleri Odası Necatibey Caddesi No: 57
DEFİN TÖRENİ
Karşıyaka Mezarlığında İkindi Vakti uğurlayacağız.
2. Kapı L 17-160A
Tam 33 yıl önce, yüreğimizde kapanması mümkün olmayacak bir acıyı yaşadık.
Halk Edebiyatımızın büyük ozanı Pir Sultan Abdal’ı anmak için Sivas’a gelen 33 aydın ateşe verilen Madımak Oteli’nde katledildi.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı laik, demokratik ve üniter devlet yapısını hedef alan gerici ayaklanmacılar, “Kahrolsun laiklik!”, “Yaşasın Şeriat!” sloganlarıyla birlikte 2 Temmuz 1993 günü Sivas’ta hiç sönmeyecek bir yangın, yüreğimizde hiç dinmeyen bir acı ve kanlı bir tarih bıraktı. Sivas’ta dil sustu, vicdanlar sustu, türküler ateşe verildi. Gerici ayaklanma, “Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak!” diyerek sadece aydınlarımızı değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Cumhuriyet’in temel kazanımları olan laikliği, bilimi, demokrasiyi ve çağdaşlaşmayı hedef aldı.
2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yitirdiğimiz canlarımızı saygıyla anıyor, onların aziz hatıraları önünde bir kez daha saygıyla eğiliyoruz.
Laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin ışığı hiç sönmeyecek!
Sivas’ta insanlığa karşı işlenen bu suçu unutmayacağız, hep aklımızda!
#ÇağdaşYaşamıDesteklemeDerneği
Deniz Gezmiş ve Abdullah Gül Arasındaki İlişkiyi Biliyor Musunuz ?
Birinin adı Deniz Gezmiş‘ti.Ankara’dan..
Diğerinin adı Abdullah Gül..Kayseri’den..
1960l yılların sonralarında yolları İstanbul Üniversitesi’nde kesişti..
Hukuk Fakültesinde okuyan Deniz Gezmiş sol görüşlüydü..
Öğrenci lideriydi..
Fikir Kulüplerinin önde gelen isimlerinden..
İktisad Fakültesinde okuyan Abdullah Gül ise sağ görüşlü..Milli Türk Talebe Birliği üyesi…İslamcı grubun Akıncılar cephesinden..
Yıl 1968 idi..Temmuz sıcağı..
Amerikan 6. Filosu İstanbul boğazındaydı..
Savaş gemileri Dolmabahçe açıklarına demir atmıştı..
Amerikan askerleri karaya çıkmış, İstanbul genelevlerinde cirit atıyordu.
Yanki, Yüksek Kaldırım’da ve Beyoğlu Abanoz sokakta zevk alemleri yaparken, Polisin dışarda onların güvenliğini alması bardağı taşırmıştı.
Tepki büyüktü..
Sol görüşlü öğrenciler “6.Filo Defol” mitingleri yapıyordu..
Sağ görüşlüler ise buna karşı çıkıyordu..
İki grup sürekli kavga ediyordu..
Gazeteler linç manşetleri atıyordu..
“Kızılları boğmanın vakti geldi”
“Ya susturacağız, ya kan kusturacağız”
Genelkurmay kışlalarda broşür dağıtıyordu.
“Amerika’yı sevmeyen komünisttir.”
İstanbul Üniversitesi barut fıçısı gibiydi..
Birgün Deniz Gezmiş ve Abdullah Gül‘ün içinde bulunduğu gruplar karşı karşıya geldi..
Bir yanda Nazım Hikmet‘in çocukları..
Diğer yanda Necip Fazıl‘ın..
Taşlar, sopalar, tekme, tokat..
Fikirler değil yumruklar konuştu..
Zaman zaman da silahlar..
Ertesi gün Deniz Gezmiş ve arkadaşları, Abdullah Gül ve arkadaşlarının fotoğraflarını okulun duvarlarına astılar..
Altına da tek cümle yazdılar.
“Faşistler giremez”
Abdullah Gül o günden sonra 6 ay okula ara vermek zorunda kalmıştı..
Yıllar geçti..
Amerikan Emperyalizmine hayır diyen sol görüşlü öğrenciler bir bir yok edildi..
Fikir Kulüplerinde yetişenlerin önü kesildi.
Kimi kahpe bir pusuda öldürüldü..
Kimi işkencede son nefesini verdi…
Kimi de Denizler gibi darağacına gönderildi..
Bazıları onlarca yıl hapis yattı..
Bazıları da köşesine çekildi..
Peki sağ görüşlü, özellikle islami cepheden öğrencilere ne oldu?..
Abdullah Gül devletin zirvesine, Cumhurbaşkanlığına kadar yükseldi..
..Ve diğer Milli Türk Talebe Birliği üyeleri..
Recep Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç, Mehmet Ali Şahin, Cemil Çiçek, Beşir Atalay, Abdülkadir Aksu, Hüseyin Çelik, Ahmet Davutoğlu, Numan Kurtulmuş, Fehmi Koru, Abdurrahman Dilipak, Kadir Topbaş ve daha niceleri.
Hepsi önemli yerlere geldi..Devlet onlara teslim edildi..
44 yıl önce..
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan darağacında can verdiler..
İşlerini cellada bırakmadılar..
Sehpalarını kendileri tekmelediler..
Onların mahkeme salonunda söyledikleri bir söz,bugün bile unutulmadı..
“Türkiye’de gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunanlar varsa, bunlar ancak Amerikan emperyalizmi ile iş yapan çıkarcılardır.”
Üç fidanın anısına saygıyla
(…)
“Gün bitse de gökyüzünde / Günler daha mühürlenmedi. / Çünkü dilde söz, / Çiçekte renk, / Zamanda gelecek bitmedi…”
Sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyayı ellerimizle kuracağız.
İşçi sınıfının Uluslararası Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü kutlu olsun!
Yaşasın 1 Mayıs!