Lindsay Clancy did not plan her children’s murders the day she did it.
She started laying the groundwork for a trial 5 months prior. How do I know? The evidence is clear if you look through a nurse’s eyes.
As an RN, the first thing we’re taught is that “if you didn’t document it, it didn’t happen” in regards to patient care. Lindsay was an L&D nurse. She heard that line in school and on every unit she ever worked.
Callan was only a few months old when she began “seeking treatment”. She told doctors she was depressed and anxious. She did not tell them she was suicidal or homicidal. She knew exactly what those words do. One statement of intent to harm herself or the kids and she is in a locked unit. If they even suspected she wanted to hurt anyone, it would have unleashed a chain reaction that would prevent her from completing her plan. She wanted freedom and she knew just what lines not to cross to reach that goal.
What she did do was write it down. Diary entries. Texts. Conversations with her husband and her mother. Thoughts of harming herself and the children. That paper trail exists for a reason. It is the documentation she knew a future jury would see.
For months the pattern held: disclose the dark thoughts to family and to a journal. Minimize or deny them to the people who could actually help.
Cycle through providers. We call that “doctor shopping” in the medical world and it’s a clear indicator of someone who wants specific medicines or is trying to avoid coordination between doctors. She KNEW the system and exactly how to use it.
Collect prescriptions. Zoloft, Prozac, Seroquel, Valium, Klonopin, Ativan, Lamictal, amitriptyline—thirteen medications, more than thirty prescriptions. A nurse knows which side effects to report to get a med changed or dose adjusted. The list itself became the evidence she wanted. We don’t know if she ever took any of them except on the day of the crime.
As a mom, if I were having actual thoughts of hurting my kids, I’d be the first one screaming it to every doctor, every nurse. I’d make sure I was locked away where I couldn’t actually hurt them. But not Lindsay. She did all she could to not be locked away.
When the Women & Infants postpartum program discharged her after one day because she didn’t fit the criteria, the calendar was not on her side. Callan was eight months old. The cleanest “postpartum psychosis” window was already gone. She had to execute sooner rather than later.
She planned it to the minute. As a nurse, she knew exactly how long it would take to strangle each child—about six minutes. She sent her husband on errands that would keep him out of the house long enough to kill all three and stage what was supposed to look like a suicide attempt.
Her medical education ensured she knew EXACTLY how deep and what direction to cut her wrists to ensure she wouldn’t bleed out. She knew EXACTLY how deep and where to cut her neck to avoid hitting the carotid arteries, the jugular veins, or compromise her airway. She even knew jumping out a 2nd story window wouldn’t be fatal but would look dramatic to a future jury. Every cut, every decision was calculated, cold, and with the medical training to execute the plan flawlessly (the injuries she sustained were a miscalculation from landing wrong, not the fall itself).
Lindsay Clancy is not a woman who “snapped with no warning.” or even one who was failed by her family and the healthcare system. She is a woman who spent months building a file and setting the stage so she could blame her crime on those very people while she could live out the childless life she dreamed of living.
Videonun son kısmı, size sürekli anlattığım feminizm ve siyonizm arasındaki organik bağı şahane özetliyor.
Feminizme karşı olan kadın, diğerine" "erkekler bu riskli, pis ama medeniyetin devamı için elzem olan işleri yapmayı bırakırsa bununla alakalı planınız nedir" diye soruyor ve feminizmi savunan kadın açık açık "bu işleri yapacak göçmen erkekleri getiririz" diyor.
Bakın size 1 yıldır diyorum ki; feminizm, siyonistler tarafından, gelişmiş ülkeleri zayıflatmak için kurgulanmış bir ideolojidir. Bilerek veya bilmeyerek bu düzene hizmet eden herkes hem vatanına ihanet ediyordur hem de siyonizme çalışıyordur. Sizin bana verebildiğiniz tek tepkiniz ise küfür etmek çünkü haklı olmamdan korkup, bu kadar aptal yerine konulmuş olabileceğinizi sindirememeniz. Halbuki bu ilk kez de olmuyor, zaten aptalsınuz.
Bahsedilen o pis işler yapılmak zorunda yoksa ülkeler çöker. Kadınlarda bunu yapabilecek ne fiziksel yeterlilik ne de teknik beceri var. Dolayısıyla sistemin devamı için siz ne kadar zırvalarsanız zırvalayın erkek gerekiyor, yani erkeklere muhtaçsınız.
Peki, bu muhtaç olduğunuz erkekler sisteme küstürülür ise ne olacak? E işte ne olacağını zaten kadın söylüyor. Sizin işleriniz için göçmenler gelecek, sonra o göçmenler ile yerel kadınlar melezlenecek ve yahudi için kontrol edilmesi kolay olan vasıfsız, melez, vatansız bir toplum oluşturulacak. Kalergi Planı sağcıların uydurduğu bir komplo teorisi idi değil mi? Hani aynı Covid'in laboratuvarda üretildiği, tüm milyarderler ve devlet adamlarının aslında aynı amaca hizmet eden pedofililer olduğu gibi. Komplo değil mi bunlar evladım?
Sizce neden muhafazakar kızlara Afrikalı zenciler ve Koreli oğlanlar pompalanıp, seküler kesime İspanyol ve Yunan? Neden mesele erkek değil ama Türk erkeği?
Beğenmediğiniz o Türk erkeği, Kurtuluş savaşı dahil, 100 sene boyunca dededen toruna, size milletin cariyesi, hizmetçisi olmayın diye bir vatan bıraktı, bunu yaparken can verdi. Milletini sevmek profiline Atatürk gözü koyup, Türk'e küfür etmekle olmuyor!.
"Sürmeneli" Mehmet, iyi oku.
Sultan Abdülaziz'in bizzat kendi bestelediği "Valse d'Invitation" (Davet Valsi) adında çok zarif bir vals eseri vardır.
Sultan V. Murad'ın yüzlerce bestesi vardır ve bu bestelerin neredeyse tümü vals, polka, mazurka ve galop gibi Batı formlarındadır.
II. Abdülhamid'in bir vals bestesi yoktur ama kendisi "A La Turca (Klasik Türk) müziğinin insana hüzün verdiğini, bu yüzden Batı müziğini (özellikle opera ve operetleri) tercih ettiğini bizzat hatıratlarında belirtmiştir. Yıldız Sarayı'nda özel bir tiyatro kurdurmuş, çocuklarına ve saray efradına piyano ve Batı müziği eğitimi aldırmış, sarayda sık sık valsler, polkalar ve operetler çaldırmıştır.
Bugün gurur duyduğun o Mehter teşkilatı ve Yeniçeri Ocağı, Sultan II. Mahmut tarafından kaldırılmıştır.
Bugün dinlediğin ve bildiğin tüm Mehter Marşları, Enver Paşa öncülüğünde İttihatçılar tarafından sonradan bestelenmiştir.
İyi oku şu sözleri;
Hep kahraman TÜRK milleti.
Orduların, pek çok zaman,
TÜRK milleti, TÜRK milleti,
Aşk ile sev MİLLİYETİ.
Kahret vatan düşmanını,
Çeksin o mel'un zilleti.
"TÜRKİYE MİLLETİ", "TÜRKİYELİLİK" GİBİ ŞEYLER YOK.
İyi oku ve sindir "Sürmeneli" Mehmet, Pontuslardan da bahsetmiyor Mehter marşları.
TÜRK Cumhuriyeti'ne yönelik imalarınızın nedenini çok iyi biliyoruz. "100 yıl önce" edebiyatınız işlemiyor. Dinlediğiniz Mehter Marşları yasaktı, zaten 109 yıl önce İttihatçılar tarafından yazıldı. Yeniçeri ocağı kaldırılmıştı ama Atatürk bizzat Sofya'da "Yeniçeri" kıyafeti giydi. Bu sizin değil bizim gururumuz. Siz gidin "Türkiyelilik" oynayın.
4.5 milyon takipçisi ve milyonlarca görüntülemesi olan bu yabancı sayfa başta olmak üzere bütün dünya Türkiye ile dalga geçiyor!
Türkiye'yi rezil edip tüm dünyanın eğlencesine dönüştürdünüz.
Futbolcu olarak kiminiz milliyetçiliği kullandı kiminiz dini kullandı hepiniz çok güzel pozlar verdiniz. Her biriniz en az 3-4 reklamda oynadı ve sponsorluk anlaşması yaptı.
Yazıklar olsun!
Burda havalimanı duty free'de parfüm kısmında 50'lik bir abla var. Kötü birisi değil kesinlikle ama aklımda o canlandı.
Hanıma parfüm seçerken Türk olduğumu görünce konuştu ve tanıştık. Sıklıkla havalimanını kullandığım için de yüzümü öğrendi artık.
Hayata bakın.
23 yaşında Marmara Üniversitesi bitince ABD'ye gitmiş. Orada önce bir Afroamerikalı ile yaşamış(zenci diyemiyoruz), sonra internetten tanıştığı bir Norveçli için buralara gelmiş. Onunla 10 sene birlikte yaşamış. Sonra burada bir Karadağlı Sırpla 9 sene evli kalmış. Geçen yaz da ayrılmış. ABD'de kızı var kızıyla görüşmüyor. Norveçliden de oğlu var o da okuyor.
Ablanın iki lafının biri Türk.
"Türk gibisi yok."
"Norveçliler çok ruhsuz."
"Sirplarda romantizm yok."
Lan bir ruh yoksa 10 seneyi nasıl bağladın?
Romantizm yoksa 9 sene nasıl geçti?
Ben telefon tarifesine 24 ay taahhüt veremiyorum, kadın Balkanlar ve İskandinavya arasında hayat kurmuş.
Bir noktadan sonra anladım ki bazı insanlar ilişki yaşamıyor, kıta değiştirerek tecrübe kazanıyor ve kendini tüketiyor. Kadının özgeçmişi NATO genişleme haritası maşallah.
Tabii ki şimdi dönüp "Türk erkeği bambaşka" diyecek. E doğal. İnsan gençken heyecan arıyor, yaş ilerleyince de istikrar. Gençken kırmızı Ferrari isteyenlerin bir kısmı emeklilikte nasıl Toyota Corolla övmeye başlıyorsa bu da o. Corolla kötü olduğu için değil, artık yolda bırakmaması güveni var.
Türk erkeğinin trajedisi de burada zaten. Dünyanın en romantik adamı olduğu için değil, yıllarca kapris küpü Serapların, Ebruların, Burcuların ve türünün en üst seviye bitirim karakterleri olan Nisanur, Hiranur ve Sümeyyelerin psikolojik stres testlerinden geçe geçe dayanıklılık kazanıyor.
Normal bir milletin erkekleri üç ayda pes ederken bizimkiler duygusal özel kuvvetler eğitiminden çıkmış gibi geziyor.
Tabi ki Türk diyecekler.
Gençliğinde hayatı gece kulübü gibi yaşamış, yaş ilerleyince bir anda düzeni kurayım diyor.
Çocukluğumdan beri camide ön safta oturan bazı dedelere bakınca içimden "Bu adamın geçmişini bilsek kim bilir ya kulamparanın ya da götçünün tekidir" hissi geçmiştir. Bu sebepten tanımadığım hiçbir yaşlının elini öpmem. Sakalın uzunluğu bazen karakter gelişimini değil, dosya kalınlığını da gösterir.
Bu abla da bana biraz o hissi verdi. Hayatın bütün açık büfesini dolaşıp sonunda mercimek çorbasını övmeye başlayan müşteri işte. Çorba güzeldir eyvallah da, sen yıllarca menünün geri kalanını test etmişsin zaten.
Tertemiz kadınlarımız müstesna.
Ama şu videodaki Türk kadınlarını kurutmak için elinizden geleni yapın. Kürde versin, cingene versin, gorile versin hatta isterse salamura yapsın veya ekmeğin arasına koyup yesin ama Türk tenezzül etmesin lütfen.
Velhasıl, vaktiyle Türk'e yüz vermeyip şimdi "Türk gibisi yok" diyenleri görünce asla acımam.
Yatırım tavsiyesi düşüş başladıktan sonra verilmez kuralını öğretmek lazım bunlara!
Mesajını da memelerini gözümüze sokmadan verebilirdi ama burada bile samimi değil.
Ha son olarak
II. Viyana kuşatmasında çok bilmiş tavırları ve aptal fikirleriyle Merzifonlu tarafından sürekli aşağılanan Kırım Hanı Şahin Giray, Türklere karşı yardıma gelen Polonya ordusunu tepeden izlerken onlara saldırmamış, özetle askerlerine: "bırakın geçsinler de Tatarın kıymeti bilinsin" demişti.
Bizim de diyeceğimiz budur. Kenarda kal ve kuru da Türk'ün kıymeti bilinsin.
@dogalmaxx Akla ister istemez şu soru geliyor: vücutta birikmiş PUFA temelli yağlardan nasıl kurtulacak? Bir şekilde bu yağların yıkıma uğrayıp dolaşıma katılması gerekmiyor mu yakılıp atılması için?
Bazı kadınlar buna "haklısın" demiş, diğerleri "ne nankör kadın" demiş. İkisi de yanlış. Çünkü bu video, basit bir haklı-haksız tartışması değil günümüzde çok sık gördüğümüz, "Narsist" etiketinin asıl açıklaması olan tipoloji.
Ne olduğunu açayım.
Önce videonun ne söylediğine bakalım. Çünkü asıl analiz, kadının söyledikleri ile yine kendi söyledikleri arasındaki çelişkide gizli.
Kadın "kocam çocuğa bakmıyor" diye başlıyor. Sonra
Adam akşam 7'de geliyor, 9'a kadar çocuğu uyutuyor. Çocuğu uyutan o. "Hafta sonu babasına vericem, dinleneceğim" diyor. Yani hafta sonu çocuğa bakan da o.
"Ne duşu bitiyor, ne traşı bitiyor, ne tuvaleti bitiyor, dinlenemiyorum."
Kadın aslında "Eşimin fizyolojik bir vücudu olduğu için bile öfkeliyim. Adamın 5 dakikalık temel ihtiyaçları benim rahatımı bozuyor." diyor.
Şimdi zaman dilimlerine bölelim
Haftaiçi Sabah - Akşam 7 arası
Adam çalışıyor, kadın çocuğa bakıyor.
Haftaiçi Akşam 7'den 9'a kadar
Kadın yatıyor, adam çocuğa bakıyor.
Haftasonu, adam çocuğa bakıyor
Adam çocuğa bakıyor, kadın yatıyor ama adamın tuvaleti duşu gibi insani ihtiyaçlarında rahatı bozuluyor. Kadının nefreti tetikleniyor.
Yani adamın dinlendiği, kendine ayırdığı tek bir dakikası bile yok, kadın haftaiçi akşam 7den sonra dinleniyor, haftasonu dinleniyor ama adam bu kadına yine de yetemiyor.
Tipolojiye gelelim şimdi, toplumda direkt Narsizm ile ilişkilendiriliyor ama bu klinik narsizm değil. Şımartılmış yaşam stili. Klinik narsizmden çok daha yaygın, çok daha "normal görünen" bir yapı.
Bu tipolojide birey şu temel beklentiyi taşır:
"Benim rahatsızlığım anında giderilmeli, başkasının rahatsızlığı önemsizdir."
Çocukken bu, bağırarak elde edilen bir oyuncaktı. Ağlayarak elde edilen bir tablet. Yetişkin bir kadında, evlilikte bu mekanizma şöyle çalışır,
Kendi konforu mutlak öncelik, partnerinin konforu yalnızca kendi konforunu engellediği ölçüde dikkate alınır. Partnerin yorgunluğunu, ihtiyacını, fizyolojisini bağımsız bir gerçeklik olarak hesaba katmak.
Bu kişide kapasite olarak vardır, ama seçim olarak yapılmaz. Çünkü yapmak rahatsızlık verir, hak gördüğü konforu sarsar.
Adler'in başka bir kavramı da var Entwertungstendenz, değer düşürme eğilimi. Bu kişi, kendi katkısını yüceltmek için partnerinin katkısını sistematik olarak küçümser.
Kadın diyor ki: "Ben de çalıştım, biliyorum. İşe gitmek çocuk bakmaktan kolaydır. Adam sanki gezmeye gidiyor gibi geliyor."
Birkaç katmanlı bir çarpıtma var burada. Eşinin gittiği iş, gezmek değil kendisi de bunu biliyor, kendisi de daha önce çalışmış. "Ofiste oturmak gezmektir" gibi bir kıyas yapıyor, ama eşinin işinin ne olduğunu, ne kadar strese girdiğini, ne kadar fiziksel ve zihinsel yük taşıdığını hesaba bile katmıyor.
Bütün kıyas, "ben daha çok çekiyorum, o az çekiyor" sonucuna varmak üzere kuruluyor. Bu, partneri küçük göstererek kendini büyük göstermenin mekanizmasıdır.
Adler'e göre bu mekanizma, kişinin kendi yetersizlik duygusunu kapatmak için kullanılır. Yani bu kadın derinde "ben yeterince iyi bir anne değilim" hissediyor olabilir ve bunu örtmek için "o yetersiz bir baba" diye haykırıyor.
Burada modern feminizmin asla tartışmadığı şeyi de tartışalım. Bu kadın çalışmıyor. Eve geliri tamamen eşi getiriyor. Ekmek, kira, fatura, çocuğun bezi, kadının kendi giysisi, hepsi eşinin emeğinden çıkıyor.
Ev içi emek gerçek emektir, evet. Çocuk bakımı yorucudur, evet. Bunlar tartışmasız. AMA bu, şu anlama gelmez "Adam dışarıda her şeyi taşısın, eve gelince de senin çocuk bakım yardımcın olsun, üstüne hayatı bile olmasın."
Kooperasyon iki taraflıdır. Adam dışarıda finansal stresi, sektör belirsizliğini, mental yükü ve zamanını taşıyor. Kadın bunu yok sayarak "asıl yorulan benim" mantığını kuruyor.
Bu eşitlik değil partnerin emeğinin sistematik olarak inkarıdır. Ve bu inkar, modern dijital feminizm tarafından "haklı şikayet" diye etiketleniyor.
Modern feminizm ve algoritma bu tip kadınlara "Sorununu çözme. Sorununu sergile. Sergilersen ödüllendirilirsin." diyor. Çünkü diğer kadınlardan destek görüyor, kurban psikolojisine giriyor.
Bu sorunu çözmek yerine sergileyerek sempati ve dikkat toplamaktır. Eskiden bu strateji bir komşuyla, kuzenle, kayınvalideyle sınırlıydı. Sosyal medya bunu endüstriyel ölçeğe çıkardı.
Bu kadın eşine söylese, bir süreç başlar. Konuşma, müzakere, kavga, anlaşma, değişim. Belki çatışma çıkar, ama bir çözüm vektörü doğar.
Ama instagrama çıkıp anlattığı anda, 200 bin kadın "haklısın" yazar. Kurban kimliği taşa kazınır. Artık eşine daha az tahammül edebilir, çünkü "200 bin kadın da haklı diyor, demek ki haklıyım." düşüncesi oturur.
Modern dijital feminizm bu kadına çözüm sunmuyor. Daha iyi bir kurban statüsü sunuyor. Çünkü kurban statüsünde tutmak, sistem için karlıdır, daha çok video, daha çok engagement, daha çok satılacak duygu.
Bu kadın evliliğini onarmıyor. Evliliğinin sigortasını yakıyor ve yangının ışığında alkışlanıyor. Boşanmayla bitmeme ihtimali yok bunun. Çocuğun da büyüyünce aynı nevrotik davranışları sergileyeceğinden ben eminim.
Aile kurmak bir aşk görevidir. Görev kelimesine dikkat. Romantik bir his değildir; iki kişinin birlikte üçüncü bir şey (çocuğu, hayatı, anlamı) inşa ettiği bir kooperasyon görevidir.
Aşk görevinin temel kuralı, eşitlik üzerinden kooperasyon. Eşitlik "her şey 50-50" anlamına gelmez. Eşitlik, iki tarafın değerinin de tanındığı anlamına gelir.
Bu kadın eşinin değerini tanımıyor. Eşi çalışıyor, değersiz. Eşi çocuğu uyutuyor, yetersiz. Eşi hafta sonu çocuğa bakıyor, duş alıyor diye rahatlık bölünüyor. Eşi "kendini yorma" diyor, kadın dalga geçiyor.
Hiçbir şey yeterli olamaz. Çünkü mesele eşinin ne yaptığı değildir. Mesele, kadının ne kadar dünyanın merkezi olduğu hissidir. Bu his giderildiğinde eş ne yaparsa yapsın "yeterli" olur. Giderilmediğinde eş ne yaparsa yapsın "az" kalır.
Bu yüzden bu kadının kocası "düzelse" bile, bir süre sonra şikayet yine başlar. Çünkü mesele kocada değil, yapısal beklentidedir.
Bu video, bir kadının haklı şikayeti değil. Bu video, şımartılmış yaşam stilinin, değer düşürme eğiliminin ve kurban kimliğinin sosyal medya çağında nasıl viral içerik olarak paketlendiğinin örneğidir.
Bu video, bir insanın eşinin tuvalete gitmesinden bile rahatsız olmasının normalleştirilmesidir. Ve modern dijital feminizm bu normalleştirmeye alkış tutmaktadır.
Şikayet eden kadın da, alkışlayan binler de aynı tipolojinin farklı yansımalarıdır. Ve hiçbiri çözüm üretmez, sadece yeni bir video çıkana kadar bekler.
Bizler savaş sözkonusu olduğunda Türk milleti olarak başat üç hasrete sahibiz.
1️⃣Haksıza ve zalime karşı savaşmak
2️⃣Savaşmıyorsak haksıza ve zalime karşı savaşan kim olursa olsun desteklemek
3️⃣Kahramanlığı ve kahramanca savaşanı takdir etmek.
💢İran, bu üçü açısından da Türk halkının desteğini almıştır. Eski tarihî çekişmeler ne olursa olsun gördüğüm şey, 100 Türk'ün 95'inin İran'a tam desteğidir.
💢Bunu sokaktaki insanlara da sorduğunuzda yüzlerindeki ifadeden anlayabilirsiniz. Alman fonuyla beslenen liberal medya maymunları ve yine aynı yerlerden fonlanan mezhepçilerin bu halkın asırlık coğrafi refleksi üzerinde ciddi bir etkisi yoktur.
💢Türk halkı direnen milletleri sever ve heyecanla destekler. Hele ki o direniş emperyalist ahlaksızlar sürüsüne karşı yapılıyor ise. Heyecanımızın sebebi budur. Yoksa ne ben ne de @SamyeliSuhan bey gibileri sırtımızı zincirle dövüp Lebbeyk ya Hüseyin demiyoruz
💢Bu arada belirtmek gerekir ki Türkiye'de inancı ne olursa olsun gördüğüm millî şuur sahibi ve emperyalizme karşı duran her deist, ateist ve agnostik isim, İran'ın bu haklı mücadelesinde vakur ve tek ses oluyor
💢Hakkaniyet adına da yapılması gereken zaten budur. Bunun ötesinde bir tavır, örneğin İsrail ve ABD'ye karşı savaş veren İran'a vurmak gerçekten çok farklı bir kalitesizlik seviyesidir. Nevşin, Şirin ve onların köpürttüğü çoğunluğu Alman fonlu isimler bu gruba giriyor
💢Haklı olanın eksiksiz olması gerekmiyor arkadaşlar. İran şüphesiz baskıcı ve halkına karşı özgürlükleri kısıtlamış sorunlu bir rejimdir. Ancak İran'a karşı başlatılan bu haksız savaşın amacı yeryüzünde direnen son kaleyi yıkmak ve şeytani pedofil pagan sürüsünün zafer ilan etmesidir.
💢Türklüğün bu tür bir savaşa karşı duruşunu zaten başta özetledik. Kazanacak tarafı bilmeksizin duruşumuz nettir ve aklımızda soru yoktur.
💢Burada ateist fikirleriyle yazan @Sadik0707 gibilerini, deist birçok ismi İran'ın savaşında doğru yerde durdukları için görürsünüz çünkü bu bir inanç değil duruş meselesidir.
💢Bazı coğrafyaların ateisti bile Stalin gibi, Mao gibi zalim ve kan içici olmuyor, merhametli oluyor. Nitekim bunları yazdığım coğrafya da böyle bir yer ayrıca.
💢Rejimi de onların iç meselesidir ve halkın değişim için hazır olduğu an zaten bir ipekböceğinin kelebeğe dönüşeceği günü gibidir. Vakti geldiğinde, şartlar olgunlaştığında tutamazsınız onu. Velhasıl, inancı İran'a kalabilir. Biz onların insanlığı ve bölgenin geleceği ile ilgiliyiz.
💢Bende mezhep yok, bir başkasında din yoktur, bir diğerinde de Allah inancı yoktur ama insaf vardır, hakkaniyet vardır, duruş vardır. İşte milli duruş dinden bağımsızdır ve belirli bir ideolojik yahut din bazlı saplantı ile meseleye bakanlar bunu kolay kolay anlamazlar.
💢İngilizlerin keşfettiği (kolonize ettiği) tropikal bir adaya İngilizler köpek, koyun ve domuz getirmişler. Daha önce hiç dört ayaklı hayvan görmeyen ada halkı domuz için etli kanatsız kuş, köpek için bağıran kanatsız kuş ve koyun için de çok tüylü kanatsız kuş demiş.
💢Zamanla tavşan, fare ve diğer hayvanlar da getirilince, kitaplarda farklı hayvanları gördükçe kanatlı veya tüylü kuş kelimesiyle adlandırmak yerine farklı kelimeler üretmeyi seçmişler.
💢At ne kadar dört ayaklı kuşsa biz de o kadar irancıyız.
💢Algısal fakirlik tam olarak budur çünkü Algı fakirliği, karmaşık bir jeopolitik durumu ve ona çok yönlü bakanları, şucu bucu gibi dar kalıplara indirgemek, indirgemeye çalışmaktır.
💢Böyle yapıldığında farklı aktörlerin çıkarları, hataları ve çelişkileri göz ardı edilir. Bu da insanları, bir tarafı gerçeği hiç görmemeye, bir tarafı tamamen haklı görmeye ve eleştirel düşünmeden taraf tutmaya götürür. Oysa daha geniş bir algı, aynı anda hem bir ülkenin dış politikadaki duruşunu destekleyip hem de iç politikadaki sorunlarını eleştirebilmeyi mümkün kılar.
💢Gerçek ve ideal anlayış, tek boyutlu değil, çok katmanlı bakabilmekten geçer.
Bu arada,
✌️Direniş ekseni kazanacak çünkü gidişatın jeopolitik ve gerçekçi başka bir ihtimali daha kalmadı.
🔴 İFŞALIYORUZ!
Dünyaca ünlü emlakçı Michael Shvo’nun eşi Seren Shvo’nun İsrail-Türkiye çifte vatandaşlığına sahip bir siyonist olduğu ortaya çıktı.
Şahıs paylaşımında Hamas için teröristler diyerek İsrail’in yanında olduğunu belirtiyor.
Just to kill Larijani at his daughter's house, the Epstein Syndicate bombed AN ENTIRE RESIDENTIAL NEIGHBORHOOD near Teheran.
At least one hundred CIVILIANS were murdered with him.
Murdered by barbarians who proud themselves of not reading anything - like neo-Caligula. Larijani wrote books on mathematics and Kantian philosophy.
Functionally illiterate Barbaria can only excel when it comes to killing sprees.
Many synagogues across the US encourage their members to donate to the Israeli Defense Forces to help carry out a genocide in Gaza, mass murder & apartheid in the West Bank, mass murder and ethnic cleansing in Lebanon, and mass murder in Iran. A few examples:
Temple Judaea: "How to Give
The following are suggested organizations: Friends of the Israel Defense Forces"
https://
https://t.co/MfHpVMvBSl
Beth Tfiloh Congregation "Ways to Help Support Israel: FIDF (Friends of the IDF)"
https://
https://t.co/qQUhmjkgLK
Beth El "Volunteers for Israel: ISRAEL IS AT WAR! VOLUNTEERS URGENTLY NEEDED ON IDF BASES Programs are available now"
https://
https://t.co/chWlnS7Ni3
-with-israel/
Synagogue of the Suburban Torah Center: "Friends of the IDF is the sole organization authorized to collect charitable donations on behalf of the soldiers of the Israel Defense Forces across the United States of America. Click Here for their donation page."
https://
https://t.co/792DEOOlef
Congregation Beth Israel: "There are a number of charities collecting to support victims in Israel. Please consider donating through one of them –
http://
https://t.co/t51FBD8NwM - goes directly to the Israeli Defense Fund
https://
https://t.co/vWSfESDEwE
Palm Beach Synagogue: "Support initiatives that embrace, educate and empower IDF soldiers. Donate to “Thank Israeli Soldiers” >>"
https://
https://t.co/gN9rssOBiS
Park Avenue Synagogue: "Donations: Friends of IDF (Championing the men and women of the IDF)"
https://
https://t.co/ENoUGtaW7G
s/israel-at-war/
This is a small sample of shuls encouraging their Jews to donate to apartheid, genocide and wars of aggression.
Try to imagine if a mosque in the US raised money explicitly to send to the RSF forces in Sudan, carrying out a genocide there.
I am a US citizen & Surgeon who took care of the Boston Maraton Bombing victims in 2013. I paid for 7 years to own a small apartment in downtown #Beirut for my 3 kids to enjoy summers there. Today, #Israel reduced my dream home to rubble, with american weapons, paid by my taxes.
This is what it looks like when you give Zionists everything they want. This is Zionism put into practice.
The wars.
The massacres.
The bombed-out schools and hospitals.
The millions of displaced individuals.
The invasion of Lebanon
The explosions carpeting Tehran.
The hollowed-out moonscape of Gaza.
The horrific pogroms in the West Bank.
The child amputees.
The smell of the rotting corpses.
The assassinated doctors and journalists.
The blackened sky and the poisoned water.
The nonstop deluge of brain-melting propaganda.
The aggressive promotion of Islamophobia and anti-Arab racism.
The erosion of free speech rights throughout the western world.
The corrupt warmongering politicians.
The legions of online hasbara trolls.
The soaring fuel prices.
Money which could pay for social services buying bombs for Israel instead.
All the death, destruction, instability and suffering that's being visited upon countless civilians throughout west Asia.
This is Zionism. This is what it looks like when you apply the political ideology of forcibly imposing the existence of a Jewish ethnonationalist apartheid state on historic Palestine. This is it. You're looking at it.
There is no alternate-reality version of Zionism where all these nightmares are not happening. There is no other kind of Zionism out there waiting in the wings. The liberal Zionist fantasy of a peaceful, egalitarian Israel is just that: a fantasy. It has never existed in real life.
In real life Israel cannot exist without nonstop violence and abuse. It's like a house that will fall down if it's not in a constant state of construction. At some point you realize the house should never have been built where it was built, and that steps need to be taken to rectify this error.
Zionism is a failed experiment. How do we know? Look around you.
Time to pull the plug.
Bunun gibi Türkçe konuşan o. çocuğu siyonistleri ifşa ettiğimiz çalışmamızı lütfen yayın. Çok yakın zamanda bu katiller vatan topraklarımızda özgürce gezemeyecek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı taşıyamayacak. Hep birlikite böyle bir sürece şahit oalcağız İnşallah.