Türkiye’nin kurucu partisi 103 yaşında!
9 Eylül’de Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu öncülüğünde, Ankara örgütümüzle Ata’mızın huzurundayız.
📍 Anıtkabir Aslanlı Yol Girişi
🕤 09.30
Tüm Ankaralıları bu büyük buluşmaya davet ediyoruz!
@herkesicinCHP@kilicdarogluk
CHP KAPATILSA ÖYLE Mİ?
Mustafa Balbay’ı üniversite yıllarından tanırım.
Okuduğumuz Basın Yayın Yüksek Okulu, Halkın Kurtuluşu ve Devrimci Yolcuların etkisi altındaydı. Balbay ise İGD’liydi. Sınavlara girerken bile tedirgin olurdu. Çoğu zaman arkadaşları ikna eder, sınava güvenli biçimde girmesini sağlardık.
Yıllar sonra yollarımız Milliyet ve Güneş gazetelerinde yeniden kesişti. Kısa süre aynı çatı altında çalıştık.
Önce o gözaltına alındı, ardından ben…
Sonra o Cumhuriyet gazetesinin İzmir Bürosu’nda, ben Güneş gazetesinde görev yaptım.
Okul yıllarından, mesleğe adım attığımız günlerden bugüne tanıyorum kendisini…
1978’lerden günümüze…
Ergenekon sürecini uzun uzun anlatmayacağım. Bilen biliyor.
Mustafa Balbay’ı ve cezaevindeki diğer meslektaşlarımızı hiç yalnız bırakmadık. Silivri yolları yolumuz oldu. Duruşmaları izledik, dayanışma gösterdik, haksızlığa karşı sesimizi yükselttik.
Tahliye edildiği gün de yanındaydım.
Ankara’dan Sincan Cezaevi’nden tahliye edildikten sonra kalabalık bir grupla evine kadar geldik. Çocuklarıyla, ailesiyle rahatça kucaklaşabilsin diye içeri girmeden Batıkent’te yaşayan annemle kız kardeşimin evine döndüm.
Sonradan öğrendim ki ev ana baba günüymüş.
Bir tek ben eksikmişim…
Yıllar geçti, 2015 yılında CHP önseçiminde İzmir 2. Bölgede bu kez birlikte yarıştık.
Kemal Kılıçdaroğlu, Balbay’ı 24. Dönem’de milletvekili yapmıştı. Milletvekilliğinin önemli bir bölümünü cezaevinde geçirmişti. Mağdurdu, kamuoyunda tanınıyordu.
Sonradan öğrendim ki Kılıçdaroğlu, Balbay’ı dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’na da emanet etmişti.
Ben maddi imkansızlıklar içinde, fedakar arkadaşlarımızla birkaç pankart asabilmek için çabalarken Balbay’ın afişleri İzmir’in en uzak köylerine kadar ulaşmıştı. Yerel yönetimin olanakları onun arkasındaydı.
Sonuçta ikimiz de milletvekili seçildik.
İlk kurultayda Mustafa Balbay genel başkanlığa heveslendi. Ne birlikte siyaset yaptığı arkadaşlarının görüşünü aldı ne de kendisini milletvekili seçen İzmir üyelerine danıştı.
Gerekli imzayı toplayamadı, aday bile olamadı.
Bugün CHP sayesinde milletvekili olan, en zor günlerinde CHP’nin ve CHP’lilerin desteğini gören Mustafa Balbay televizyon ekranlarında partiye verip veriştiriyor.
Eleştirebilir.
CHP eleştirilemez bir parti değildir. Yanlışları da eksikleri de elbette konuşulmalıdır.
Ancak eleştiri başka, insanın kendisine sahip çıkan çatının kapatılmasını önermek başkadır.
Mustafa Balbay, TV100’de aynen şöyle diyor:
“CHP kapatılsa herkes oturacaktı, herkes yepyeni bir yol tutacaktı. Orada bir akıl birliği oluşacaktı.”
CHP kapatılsa öyle mi?
Mustafa Balbay’a sormak gerekir:
Sizi milletvekili yapan CHP değil miydi?
Cezaevindeyken size sahip çıkanlar CHP’liler değil miydi?
Silivri yollarına düşenler, duru��malarınıza gelenler, özgürlüğünüz için mücadele edenler bu partinin yöneticileri, milletvekilleri, üyeleri ve seçmenleri değil miydi?
CHP, savaş meydanlarında kurulmuş, Cumhuriyeti kurmuş bir partidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetidir. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin devamıdır.
CHP’nin kapatılmasından söz etmek, yalnızca bir siyasi parti hakkında görüş açıklamak değildir. Bu söz, o partinin geçmişine, örgütüne ve milyonlarca seçmenine karşı büyük bir vefasızlıktır.
İktidarın bile söylemeye çekineceği bir cümleyi, yıllarca CHP milletvekilliği yapmış birinin kurması acıdır.
İnsan, kendisine uzatılan eli unutabilir.
Cezaevi kapısında bekleyenleri de unutabilir.
Kendisini milletvekili yapanları, afişini köylere kadar taşıyanları, arkasında duran örgütü de yok sayabilir.
Ama CHP’yi kapatmayı önermek için unutmak yetmez.
Mustafa Balbay’ın sözlerini üzüntüyle dinledim.
CHP’nin kapatılması değil, demokratikleşmesi gerekir.
CHP’nin yok edilmesi değil, güçlendirilmesi gerekir.
Ortak akıl, bir asırlık çınarı keserek değil; onun gölgesinde birbirimizi dinleyerek oluşturulur.
Baltanın sapı ağaçtan olabilir.
Ama ağaç, kendisini kesmek isteyen baltayı unutmaz.
“Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış” maç bitiminde Gs hocası ve metin öztürk konuşuyor. Bu nasıl arsızlık ta insanların aklıyla alay ediyorlar adeta…
Kemal Kılıçdaroğlu’nu “Erdoğan’a seçim kazandırmak için kurulmuş iktidar planının parçası” olmakla suçlamak, siyasi eleştirinin değil; vicdan ve izan sınırlarının da ötesindedir.
O Kılıçdaroğlu ki; yıllarca Erdoğan’ın karşısında bedel ödedi, linç girişimine uğradı, tehdit edildi, kurşunlandı ama geri adım atmadı.
Bugün dönüp “partinin canına okudu, böldü, dağıttı” diyorsunuz.
CHP’nin hafızası var Sayın Özel.
Kimin partiyi bir arada tutmaya çalıştığını, kimin hangi koltuklara kimin sayesinde geldiğini de bu parti gayet iyi biliyor.
Siyasi rekabet başka şeydir; kendinden önceki Genel Başkanı, Erdoğan’ın planının parçası olmakla itham etmek başka.
Bu sözler Kılıçdaroğlu’ndan çok, onları söyleyen kişinin siyasi siciline yazılır.
@eczozgurozel@yenipartiyiz
BU ÖFKEYE DEVLET TESLİM EDİLEMEZ
Özgür Özel hakkında yazmayayım bir süre diyorum.
Ama o beni mecbur ediyor.
Fahiş hatalar yapıyor.
Yani kendisi aranıyor.
Son olarak...
Sn Kılıçdaroğlu'nun elini sıktıktan sonra..
"80 yaşında adam gelmiş, elini uzatmış. Bir selamı almamak benim tabiatımda değil" demiş.
Yaşına gönderme yaptığı,
Kemal Bey Cumhurbaşkanı adayı olduğunda Özgür Bey ağlıyordu.
"Kılıçdaroğlu'na canım feda" diyordu.
Kemal Bey Cumhurbaşkanı seçilseydi..
Bugün otuz yaşında mı olacak zannediyordu acaba!?
Sn Devlet Bahçeli'yi görünce önünde temenna ediyor...
Abartıp aracına kadar uğurluyor.
Bülent Arınç'a partisinin iç sorunlarını anlatıyor.
Sn Erdoğan'la normalleşiyor.
Onu yoktan var eden Sn Kılıçdaroğlu'na gelince neler söylüyor neler?
"Sen geldin partinin canına okudun, partiyi böldürdün, dağıttın. Toplu iğnenin başı kadar gönül dünyamda yeri yok." diyor.
Sanki ilk gördüğü zorlukta tomaya binip kaçan..
Önceden parti kurmayı plânlayan Kemal Bey'miş gibi.
Bu sözleri de kontrol edemediği öfkesinin eseri.
Dediğim gibi..
Bunlara devlet teslim edilemez.
Yeni Parti’li troller, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu savunduğum için beni mezhepçilik yapmakla suçluyor.
Yahu ben Alevi bile değilim. Asıl siz, Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik mezhepsel bir düşmanlık üzerinden insanları mezhepçilikle suçluyorsunuz.
Benim durduğum yer belli: Kurucu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu, bu ülkeyi kurtaran ve Cumhuriyetimizi kuran Cumhuriyet Halk Partisi.
Tek amacı, yolsuzlukla anılan kadrolarını savunmak olan bir anlayışa inanarak Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılmam.
Benim meselem mezhep değil, ilke ve siyasi duruştur. Cumhuriyet Halk Partisi’ne olan bağlılı��ım da kişilere değil, bu ülkenin kuruluş değerlerine ve Cumhuriyetimizin temel ilkelerine dayanır.