“sanık H.. Z..'in talimatıyla maiyetinde memur olan sanık S.. Ö..'ün, suç tarihinde katılanlar adına avukatları tarafından verilen akaryakıt istasyonu işletme ruhsatı talebi içerikli dilekçe ve eklerini kabul edip kayda almadığının dosya kapsamıyla sübuta erdiği, ancak TCK'nın 257. maddesinin genel, tali ve tamamlayıcı bir hüküm olup görevi kötüye kullanma suçunun oluşumu için eylemin Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmamış olması gerektiği, sanıkların eylemlerinin ise TCK'nın 121/1. maddesinde ''kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukukî bir neden olmaksızın kabul edilmemesi'' şeklinde tanımlanan dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturduğu”
Yargıtay 5. Ceza Dairesi E:2013/7283, K:2015/11885 sayı ve 26/05/2015 tarihli karar
‘’Kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.’’
Araç uzun süreli kiraya verilmişse ve bu kiralama vergi dairesine bildirilmiş ise araç sahibi trafik kazasından oluşan zararlardan sorumlu tutulamaz.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E:2013/10570, K:2014/10824
Usulsüz tebligat “geçersiz” tebligat anlamına gelmez. Usulüne aykırı yapılmış tebligat mutlaka geçersiz değildir. 7201 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile Yönetmeliğin 53. maddesi muhatabın öğrenmiş olması hâlinde tebligatı geçerli saymaktadır. Ancak temelde tebligat usulsüz olduğundan yani mevzuatta öngörülen yöntem izlenmeden yapıldığından bu noktada muhatabın öğrendiğini bildirdiği tarih, tebliğ tarihi sayılmaktadır. Ayrıca usulsüz tebligatı alan ve öğrendiğini bildiren tarafın kendisine yeniden ve usulüne uygun bir tebligat çıkarılmasını (yapılmasını) istemek veya bunu beklemek gibi bir hakkı bulunmamaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
E:2024/728, K:2025/261, 30.04.2025
‘’ Davalı tarafça gönderilen 01.11.2013 tarihli Facebook mesajlarında davalının "11.000,00 TL'lik borcuma ödeme planı çıkarsınlar ve ben de ödemeye başlayayım." şeklindeki beyanları açıkça borcu kabul anlamında yorumlanmalıdır. Davalı anılan mesajların kendisi tarafından çekildiğini inkar etmediğine göre 6100 sayılı HMK'nun 199. maddesi anlamında belge niteliğinde kabulü gereken mesajlar doğrultusunda akdi ilişkiyi de inkar etmeyen davalının borcu açıkça kabul ettiği gözetilerek’’ Yargıtay 19. Hukuk Dairesi
Esas No:2015/14813
Karar No:2016/2351
‘’idare tarafından profesör kadrosu ilan edilirken, bu kadroya özgü ihtiyaçlar belirlenerek, objektif, bilimsel ve hukuken denetlenebilir nitelikte ek koşullar da getirilebileceği ancak, uyuşmazlık konusu profesörlük kadrosu ilanında "adaylardan biri uzaktan algılama alanında uzman olmak, biri coğrafi bilgi sistemi konusunda uzman olmak, üçüncü adayın ise sayısal arazi yükseklik modelleri konusunda doktora yapmış olmak ve ölçme teknikleri alanında doçent unvanı almış olmak" koşulunun hangi gerekçelerle getirildiğinin davalı idarece ortaya konulamadığı gibi getirilen bu koşulun, açılan kadroya atanması istenilen kişiyi tarif eder nitelikte olduğu; dava konusu ilanda getirilen koşul yönünden hukuka uyarlık bulunmadığından, dava konusu işlemde hukuki isabet olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline’’
Danıştay 8. Daire
Esas No:2020/4030
Karar No: 2023/697
‘’Rusya devletinde bulunan bu kişilerin hükümlünün hesabına katılanın hesabından para havale ettikleri ve bu parayı... aracılığıyla göndermesini istedikleri, hükümlünün de hesabına gönderilen parayı belli bir komisyon karşılığında bu şahıslara havale ettiğinin anlaşılması karşısında, hükümlü hakkında, savunmasının aksine suç kastı ile hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığından atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.’’ Yargıtay 8. Ceza Dairesi
Esas No:2024/24160
Karar No:2025/3482
📍 Danıştay 12. Dairesi'nin 19.03.2025 tarihli, 2022/1176 E. ve 2025/1582 K. sayılı kararında; bir belediye personelinin yerel seçim öncesi yaptığı siyasi içerikli paylaşımlar nedeniyle sözleşmesinin yenilenmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. Kararda, Facebook gibi platformların "özel alan" olduğu ve paylaşımların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Danıştay, 12. Daire, E. 2022/1176, K. 2025/1582, T. 19.03.2025: "Bu durumda; davalı idarece paylaşımların davacıya ait olup olmadığına yönelik bir tespitin yapılmadığı; davacıya ait olsa bile yerel seçim öncesinde yapıldığı görülmekle birlikte davacının, davalı idarede mühendis olarak istihdam edildiği, dolayısıyla hizmetin getirdiği sorumluluk derecesinin daha sıkı yorumlanmasını gerektirecek bir görev ve statüsünün olmadığı, çok kısa aralıklarla ve benzer içeriklerle yapılmış iki paylaşımın ikna etme çabası olarak nitelendirilebilecek yoğunlukta olmadığı, davacının eyleminin, siyasi faaliyet kapsamında kamu hizmetlerinin sürekliliğini, etkinliğini, verimliliğini ya da gereği gibi yerine getirilmesini doğrudan etkilediğinin de ortaya konulmadığı, dolayısıyla söz konusu bu iki paylaşımla siyasi faaliyette bulunduğundan söz edilemeyeceğinden, sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır."
Daha büyük ve daha zor şeyleri yapmaya gücüm yettiği halde yapmaya elverişli imkanlarımın doğamaması sebebiyle kendimden aldığım bir tür intikam ve suçluluk duygusu içerisindeyim.
@_leylimleylim Asıl mesele doktorların yüksek döner almaları olmamalıdır ki bence daha fazlasını hak ediyorlar, asıl mesele bizim döner sermayeden düşük Ücret almamız olmalıdır