CİNAYET BÖYLE İŞLENİR!
20 ton margarinden, 45 ton peynir imal ediliyor...
Nasıl mı?
“Margarin, nişasta, kemik unu ve iade peynirlerden imal edilen peynir üretimi, her geçen gün ülke geneline yayılıyor.
Süt yerine, bu ürünler kullanılıyor.
Peynir imalatında süt kullanılsa, Türkiye’nin sütü yetmez.
Daha çok, süt üretimi yapılması gerekir.
Hileli PEYNİR ÜRETİMI nasıl yapılıyor?
Bu işi yapanlar çok uyanık.
Nerenin peyniri meşhursa, onu taklit ediyorlar.
Erzincan tulumu, Siverek peyniri, Bergama tulumu, İzmir Tulumu gb adlarla pazarlama yapıyorlar.
Halbuki, hepsi aynı peynir (?)
Bunlar, 20 ton margarinden 45 ton peynir üretiyorlar.
Bir gram süt kullanmıyorlar.
Margarinin kuru madde oranı yüzde 90.
Su katarak çoğaltıyorlar.
İçine nişasta, iade peynir koyarak, hiç süt katılmadan peyniri imal ederek satıyorlar.
Ortalama 20 ton margarinle, 45 ton peynir imal edildiğinde 500 ton süt kullanılmamış oluyor.
Milli ekonomi!
Oysa; 1 kilo tulum peyniri için, 10 kilo süt gerekiyor.
Bunun üzerine yüzde 27 işçilik, vergi, işletme maliyeti gibi giderler eklenince, peynirin fiyatı ortaya çıkıyor.
Eğer fiyat bunun altında ise, yediğiniz peynir hilelidir.
Veya yediğiniz peynir değildir.
Natürel beyaz peynir için, 7 kilo süt gerekiyor.
Bu hesabı yaparak aldığınız peynirde süt olup olmadığını anlar ve öğrenebilirsiniz.
1 kg süt 20 TL.
Daha önce lokal düzeyde olan hileli peynir üretimi, Afyon, Kayseri, Konya, Sivas başta olmak üzere, bir çok yerde yapılmaya başlandı.
Devlet kurumları bu imalatlari tek tek biliyor, sadece izliyor!
Önlem alınmadığı için, hileli üretim engellenmediği için, bu üretim hızla ülke geneline yayılıyor...
Ne de olsa, kazanç getirici bir sektör!
Peynirinizin, gerçek peynir olup olmadığını evde kendiniz de anlayabilirsiniz ...
Bir cam kaseye, küçük bir parça peynirinizi koyun ve üzerini geçecek şekilde sirke ilave edin.
Biraz bekledikten sonra, o su beyaz rengini almışsa peynir sahtedir.
Adam öldürmek için silah kullanmayınız!
Sağlıcakla kalın!
Alıntı
Kamuda çalışan kişileri;
Doktor, Öğretmen, Polis, Hemşire... fark etmeksizin; maaş alıyorlar diye satın aldığını zanneden;
Sunulan hizmetin sadece kendilerine özgü olduğunu sanan, kendini kral/kraliçe çocuklarını da prens/prenses olarak gören; doğru birimde/kurumda ve doğru zamanda olmamasına rağmen hatta randevu gibi çağın getirdiği temel sıra gereksinimlerini bile karşılamamasına rağmen karşısındaki insanın iyi niyetini suistimal eden, istediği olmayınca kaos çıkaran bir kitle var ki; laf anlatmaya çalışıyorsun dinlemiyor, kural diyorsun anlamıyor, ezberlediği 3-5 kelime dışında hiçbir sözcük dağarcığı yok. Hayatında okuduğu en son kitap Cin Ali, toplum içinde nasıl oturulur kalkılır, nasıl konuşulur hiçbir fikri yok...
Bu alt seviye insani yeteneklere bile sahip olmayan sürüye, Acili gereksiz meşhul etme diyoruz;
Verdiği cevap; "Maaş alıyorsunuz, Acile gelince bana e*** gibi bakacaksınız"
Bu beyinsize laf anlatamadığımız için sırasını bekleyen, naif ve saygılı ama hayatın kendine sunduğu olanaklar sebebiyle okuma fırsatı olmamış teyze/amca Acilde sırada beklerken kalp krizi geçirip hayatını kaybediyor.
Laftan anlamayanların oy potansiyeli var diye hiç kimse bu arsız tiplere dokunmuyor. Gereksiz yere sistemi tıkayıp, devletin çalışanlarına sorun çıkaran bu tiplere ağır yaptırımlar olması gerekiyor.
Eskiden memurun düğmesini koparmak 10 yıldan başlardı, şimdi memuru dövüp atsan hiçbir şey olduğu yok.
Devletin devlet olduğunu hissettirmesi gerekiyor.
Memur mesai saatlerine uymuyor mu? Koy kapının önüne.
Memur rüşvet mi alıyor? Koy kapının önüne.
Memur işini mi aksatıyor? Koy kapının önüne.
Memurun yapması gereken işleri belli bir tanıma sokarsın, kuralını çizersin. Dışına çıkan memura tekmeyi bas.
Ama bunun dışında angarya iş mi yükleniyor? Koy yöneticiyi kapının önüne.
Ama bunun dışında vatandaş memura zorluk mu çıkarıyor? Kes cezasını maddi/özgürlük kısıtlaması
Ülkede ne memur, memur; ne vatandaş, vatandaş; ne yönetici, yönetici.
Kimin ne yaptığı net değil. Hayat düzenimiz olsun diye, ne zaman girip ne zaman çıktığımız belli olsun diye, ne iş yapacağımız belli olsun diye Kamu'da çalışıyoruz.
Kurallar sürekli değişiyor. Beklentiler sürekli değişiyor. Gelirim bile sürekli değişiyor.
Garanti meslek diye girdik hiçbir şeyin garantisi yok. Vatandaş her gün daha dengesiz davranıyor.
Aciller zaten içler acısı. Canı sıkılan Acil servise gidiyor ve bu durumdan normalde rahatsız olunması gerekirken, yöneticiler yeşil alanda daha çok hasta bakılması için çalışanlarını sıkıştırıyor...
Sistem falan yok, ne yaşadığımızı anlamıyorum bile
Avustralya federal polisi açıkladı, Bondi terör saldırısı münferit bir olay değil, geniş bağlantıları var, olayda 4 Hindu, sahte Müslüman kimliği kullanarak terör olayını gerçekleştirdiler, ama tüm dünya faturayı Müslüman'lara kesti, olayın ardında %100 Mossad var
Yabancılar Türk dizilerinin kültürlerini, toplumlarını ve kendi insanlarını yozlaştırdığını ve ahlaksız bir toplum yarattığından şikayet ediyor.
Yabancılar bile bu saçmalıklara maruz kalmaktan bıkmış.
Bu zeka geriliği yapan dizilerden biz de bıktık!
Çolak Salih'i bilir misiniz?
Arabistan'da sağ kolunu bırakmıştı Salih. Memleketine dönmüştü... Herkes ona acıyor, vebalı gibi kaçıyordu.
Ha bir de Türk cephede ölürken, sakat kalırken herkes zenginleşmişti.
Niko'nun durumu iyiydi, Boşnak Fuat harbe gitmemişti, Ermeni Sarkis'in babası kuyumcuydu, O da Harbe gitmemişti elbet. Ya Yorgo? O iyice zenginlemişti.
Salih bunlar böyle olsun diye vuruşmuştu ya zaten, elinde kalan anasının son bahçesini de bunlara satsın diye...
Bildiniz mi Çolak Salih'i???
Onlar rahat etsin diye Kuvayi Milliye'ye katılmıştı çolak koluyla...
Bugün de Türk gençleri kendi ülkesinde birer Çolak Salih değil mi?
Dünyanın dört yanından yabancılar gelip Türk Gençlerinin ülkesinde Türk Milletinin vergileri ile burslar alıp okuyor, Türkiye'de kalıyor, ailelerini Türkiye'ye getiriyor ve Türkiye'de zenginleşiyor.
Çolak Salihler ise hala askere gidiyor, vatan için şehit yahut gazi oluyor.
Ellerinde kalan son toprak parçasını da satıyor nihayet. Kendi vatanında parya oluyor Salih'ler...
Ülkesi Göçmenistan olmuş Salih'in.
Arap gelmiş, Rus gelmiş, Hintli gelmiş, Afrikalı gelmiş... Bir tek Salih'e rahat yok koca ülkede.
Salih biraz sesini mi çıkardı? Biniyor devlet tepesine Salih'in...
Hey gidi hey... Ama Çolak Salih'ler zaferi görmüştü elbet. Elbet yine Zafer'i gören Çolak Salih'ler olacak...