Yarın 30 Ağustos Zafer Bayramı… Bize bu toprakları ebedi vatan kılan en büyük zaferin yıl dönümü.
Bu kutlu zaferin ruhunu diri tutmak ve coşkusunu nesilden nesile taşımak adına merhum babam Prof. Dr. Haydar Baş’ın hafızalarımıza kazınan o tarihi çağrısını bir kez daha hatırlatmak istiyorum:
"Evlerinize bayrak asın; eğer siz asmazsanız, gelir başka milletler kendi bayrağını asar."
Bizler bu geceden itibaren balkonlarımızı, pencerelerimizi al bayrağımızla donatıyoruz.
Allah bu millete bir daha esaret günleri yaşatmasın; vatanımızı ve bayrağımızı ilelebet payidar kılsın. Zafer Bayramımız kutlu olsun!
Borç için büyüme lazım, büyüme için enflasyon lazım, enflasyon için düşük faiz lazım. O yüzden FED ile kavga ediyor. Aslında kendi içinde tutarlı ama
yanlış.
Dünya ekonomileri borçları sürdürülebilir hale getirebilmek için uğraş verirken Milli Ekonomi Modeli borçsuz bir düzen öngörür.
Bunu yakın zamanda detaylandıracağız…
"Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır!"
22 gün 22 gece süren, tarihin akışını ve bir milletin makus talihini değiştiren Sakarya Meydan Muharebesi'nin yıl dönümünde; başta Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu vatanı canı pahasına savunan tüm kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Dün Sakarya’da topyekûn mücadeleyle emperyalizme boyun eğmeyen irade, bugün tam bağımsız Türkiye hedefimizin en büyük teminatıdır.
İYİ Parti Bursa Milletvekili Sn. Selçuk Türkoğlu’na, gazilerimizin eylemlerine müdahale sırasında yapılan saldırıyı kınıyorum.
Saldırı sonucu rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan Sn. Türkoğlu’na Allah’tan acil şifalar diliyorum. Geçmiş olsun.
1071’de Sultan Alparslan’ın Malazgirt’te açtığı kutlu kapı, 1922’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kocatepe’den başlattığı Büyük Taarruz ile ebediyen mühürlenmiştir. Biri Anadolu’yu yurt kılan, diğeri ise bu yurdun asla işgal ve esaret kabul etmeyeceğini tüm dünyaya ilan eden iki büyük zaferdir. Kutlu olsun!
Zafer Partisi Genel Başkanı Sn. Ümit Özdağ’ın davetiyle bu akşam Kutlu Parti Genel Başkanı Sn. Yusuf Halaçoğlu, Adalet Partisi Genel Başkanı Sn. Vecdet Öz ve Milli Yol Partisi Genel Başkanı Sn. Remzi Çayır ile bir araya geldik.
Ülke gündemini istişare ettik, Sn. Genel Başkanların tecrübelerinden istifade ettik. Hepsine teşekkür ediyorum.
“Türkiye’nin bir milli ittifaka ihtiyacı vardır.”
Parti Sözcümüz @lutfullahonder, Genel Başkanımız Hüseyin Baş’ın katılacağı siyasi parti genel başkanları buluşmasına ilişkin açıklamalarda bulundu.
“Henüz konuşulmamış konuları konuşulmuş, anlaşılmamış meseleleri anlaşılmış gibi göstermemek gerekir.
Türkiye’nin ihtiyacı; Cumhuriyet’in kurucu değerleri, üniter yapı, milli birlik ve beraberlik temelinde çok daha geniş bir milli ittifaktır.”
Ülkemizin en önemli sorunlarından biri tarım kesimini ilgilendirmektedir.
Bağımsız Türkiye Partisi, mevcut düzeni tamamen değiştirerek bir tarım reformu sunmaktadır.
Tarım reformu, ülkemiz şartları dikkate alınarak Türk çiftçisi için hazırlanmış bir düzendir.
BTP'nin tarım reformuna göre,
1- Tahditler kaldırılacaktır.
2- Devlete ait topraklar uzun vadeli, sembolik ücretler karşılığında kiraya verilecektir.
3- Ürün fiyatları çiftçiler tarafından üretici kooperatif üzerinden belirlenecektir.
Hem devlet desteğini hem de iç piyasa fiyatını beraber alacaktır.
4- Devlet üreticinin yetiştirdiği ürünün yüzde 50'sine en az 6 ay evvelinden avans verecektir.
5- İthal ürünlere karşılık yerli üreticinin korunması devlet garantisinde sağlanacaktır
6- Tarım içim gerekli olan finansman elde edilen üretim karşılığı senyoraj geliri ile karşılanacaktır.
7- Devlet tarıma bağlı sanayi üzerine yatırım yapmak isteyen girişimcilere, "proje mukabili 0 faizli krediler" ve "gerekirse geri ödemesi üretim veya ürün" olacak türden kredi verecektir.
8- Devlet ürünlere pazar garantisi verecektir.
9- Gübre ve tarım ilaçları konusunda yatırımlar teşvik edilecektir.
10- Çiftçi ye emeklilik desteği ve doğal afetlere karşı sigorta desteği sağlanacaktır.
Biz, bu reform paketini yıllardır çiftçimiz ile paylaşıyoruz. Bizim yanımızda olması, yapacaklarımıza inanarak bizi iktidara taşıması Türk tarımını tekrar "kendi kendine yeten yedi tarım ülkesi"nden biri haline getirecektir.
Açlık sınırı: 36 bin 940 TL
Yoksulluk sınırı: 120 bin 325 TL
En düşük emekli aylığı: 23 bin 552 TL
Bunlar, son 24 saat içinde açıklanan ve Türk ekonomisinin karnesi niteliğindeki verilerdir.
Buna bir de 28 bin 75 TL olan asgari ücreti ekleyelim.
Alın size ekonominin resmi!
5 emekli maaşını birleştirince ancak 1 yoksul ediyor.
4,2 asgari ücretlinin maaşını birleştirince ancak 1 yoksul ediyor.
Türkiye'de asgari ücretin, diğer ülkelerin aksine, temel ücret hâline geldiğini de hatırlatalım.
Bir de açlık sınırı var!
Asgari ücret, açlık sınırının 8 bin 865 TL; en düşük emekli maaşı da 13 bin 388 TL altındadır.
Yani milyonlarca insan, açlık sınırının altında maaşla yaşamak zorunda.
Tablo gerçekten vahim.
İstanbul'da kiralar 40 bin liradan başlıyor. Gıda enflasyonunda, savaştaki ülkelerin bile fersah fersah önündeyiz.
Böyle bir ortamda TÜİK, enflasyonun ve işsizlik verilerinin düştüğünü iddia ettiği istatistikleri açıklıyor.
TÜİK'e göre işsizlik oranı, haziran ayında bir önceki aya göre 0,5 puan azalarak yüzde 7,6'ya gerilemiş. TÜİK'e göre Türkiye'deki işsiz sayısı 2 milyon 688 bin kişi.
Ancak DİSK-AR öyle demiyor.
Bu kurumun raporuna göre geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 28,8, geniş tanımlı işsiz sayısı ise 11 milyon 643 bin olarak açıklandı.
Nereden bakarsanız bakın, durum Türk halkı için hiç de iç açıcı değil ve önümüzde de ne yazık ki umut verici bir ışık yok.
Halk çaresiz.
Vatandaş, kendisini boğan ekonomik sorunlarına çözüm bekliyor.
Sorunlar çok büyük ama çözüm var.
Çözüm, defalarca ifade ettiğimiz gibi, parti programımız olan Milli Ekonomi Modeli'dir.
Milli Ekonomi Modeli ile Türkiye'de kaynaklar, yabancıya ve yandaşa değil, milletin kendisine akacak.
Milli Ekonomi Modeli ile sosyal devlet anlayışı hâkim olacak.
Bu konuda da karar verici merci yüce Türk milletidir.
Milletimiz, "Bağımsız Türkiye" diyerek makûs talihini değiştirmeye karar verdiği gün bambaşka bir Türkiye ortaya çıkacaktır.
"Hayatım boyunca millî egemenliğin en sadık bir hizmetkârı olduğumu milletin nazarında bir defa daha doğrulamak için, bu yetkinin üç ay gibi kısa bir müddetle sınırlandırılmasını istiyorum."
Başkomutanlık görevini kabul ederken söylediği bu sözler, Mustafa Kemal Paşa'nın yetkiyi bir ayrıcalık değil, millete karşı üstlenilmiş bir sorumluluk olarak gördüğünü gösteriyordu.
Bu kararın ardından millet topyekûn mücadeleye hazırlandı; Sakarya'dan Büyük Taarruz'a uzanan zafer yolunun en önemli dönüm noktalarından biri yaşandı.
Başkomutanlık yetkisinin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e verilişinin yıl dönümünde Milli Mücadele’nin eşsiz önderini saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
Hafta boyunca teşkilatlarımızla Türkiye’nin dört bir yanında saha çalışmalarımızı sürdürdük. Vatandaşlarımızla bir araya geldik, taleplerini dinledik, çözüm önerilerimizi anlattık. Bu karanlık günlerin elbet sonu gelecek. Biz de Türkiye’nin aydınlık yarınlarını hep birlikte inşa etmek için durmadan çalışmaya devam edeceğiz. @BTP_Parti
Çerçeve Yasaya, Çerçevelik Sorular
1- Meclis’ten bir yasanın geçmesi için salt çoğunluk yeterliyken ve AK Parti, MHP ve DEM Parti bu sayıya çok rahat ulaşabiliyorken; çerçeve yasa için neden Meclis’teki tüm partilerin katılımı isteniyor?
2- Anayasa değişikliğinin ön adımı niteliğinde olduğu söylenen bu çerçeve yasa, iddia edildiği gibi herkesin istediği ve toplumsal mutabakatın sağlandığı bir düzenlemeyse, neden milletin önüne götürülüp referanduma sunulmaya cesaret edilemiyor?
3- Adı “toplumsal birliktelik” olan 12 maddelik yasa teklifinin içerisinde, toplumsal birlikteliği doğrudan sağlayacak hangi madde yer alıyor? (Hukuki değerlendirmem; teklif sadece infaz düzenlemesinden ibaret çerçeveyi böyle koymak lazım)
4- Terörist başının bu yasayı onayladığı basında yazılıp çiziliyor. Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti’nde bir yasa çıkarılırken, Meclis’te milletin seçtiği vekillerin dışında herhangi bir kişinin onayı aranıyor?
5- Son olarak; aylardır komisyonda oturup kalktınız, toplantılar yaptınız… Allah aşkına, hazırladığınız yasa teklifi bu mu?
Siyasetin amacı elbette ki toplumsal huzuru sağlamaktır. Peki, ekonomi kötüyse toplum huzur bulabilir mi?
Siyasetin öncelikli maksadı, ekonomiyi düzeltmek ve halkın refah seviyesini artırmak olmalı.
Geçinemeyen bir emekliye, kirasını ödeyemeyen bir işçiye, çocuğunu okutmakta zorlanan bir esnafa, devletin yapacağı en büyük iyilik ekonomisine destek olmaktır.
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme bizce şöyle olur:
Madde 1: Devletimizin üniter yapısı, Mustafa Kemal Atatürk ilkeleri kırmızı çizgimizdir.
Madde 2: Türkiye'nin yabancıya ve yandaşa verilen madenleri geri alınarak devlet-millet ortaklığı ile işletilecektir. Bu kaynakların geliri vatandaşa vatandaşlık maaşı olarak verilecektir.
Madde 3: Devletin özelleştirmeler yoluyla elden çıkarılan fabrikaları yeniden devletleştirilecek ve bölgesel istihdam güçlendirilecektir. İş sahibi olacak olan gençler illegal yapıların istismarına açık olmaktan kurtarılacaktır.
Madde 4: Parti programımız olan Milli Ekonomi Modeli'nin gelir adaletini sağlayacak projeleriyle vatandaşlar arasındaki adaletsizlik duygusu ortadan kaldırılacak ve devlet-millet bağı güçlendirilecektir.
Madde 5: Yargı bağımsızlığı temin edilecek, kuvvetler ayrılığı ilkesi gerçek anlamda yeniden tesis edilecek ve hiç kimse kendini yargının, anayasanın üzerinde göremeyecektir.
Madde 6: Yargıdaki siyasallaşma ortadan kaldırılarak, herkesin "adalet var" duygusu ile devletine güveni sağlanacaktır.
Madde 7: Köy okulları yeniden faaliyete geçirilecek, okulsuz köy kalmayacaktır. Anayasal bir hak olan eğitimde fırsat eşitliği ülkenin tamamında hayata geçirilecek ve bölgesel dezavantajlar ortadan kaldırılacaktır.
Madde 8: Sağlık hizmeti ülke geneline eşit kalitede yayılacak ve yine anayasal bir hak olan sağlık hizmetlerine erişimde bölge farkı olmayacaktır.
Madde 9: Milli birlik ve beraberlik konusunda ortak paydalar ön plana çıkarılacak ve bu yönde çeşitli şekillerde yayınlar ve eğitim faaliyetleri yapılacaktır.
Madde 10: Dış güçlerin Türkiye üzerindeki planlarının bir parçası olarak Türk askerine, polisine, öğretmenine, doktoruna vs. silah doğrultmuş hiç kimse ve hiçbir grup için af söz konusu olamaz, teklif dahi edilemez.
Madde 11: Türkiye'nin demografik yapısını bozan kontrolsüz dış göç önlenecek ve Türkiye'deki kaçak göçmenler hukuk çerçevesinde ülkelerine gönderilecektir.
Madde 12: Türkiye, dış politikada ulusal güvenliğini tehdit eden ülkelerle ilişkilerini gözden geçirecek ve gereken adımları atacaktır.
Madde 13: Türkiye, komşularıyla iyi ilişkiler kurarak bölgesel istikrar ve güvenin temini için gereken adımları atacak.
Yüzyıllar geçse de dinmeyen sızımız, haksızlığın karşısında sarsılmaz kalemizdir Kerbela... Zulme karşı çıktığı için 72 yareniyle birlikte şehit edilen İmam Hüseyin Efendimizin matemini tutuyor; Aşura mateminin tüm İslam alemine ibret, birlik ve beraberlik vesilesi olmasını diliyorum.