1821-1830 yılları arasında Mora Yarımadasında Müslüman Türk ahali sistematik olarak katledilmiştir.
Bu imha politikasına, ibadet yerlerinden medreselere, mezarlıklardan diğer kültürel miras unsurlarına kadar uzanan planlı bir yıkım ve tahribat da eşlik etmiştir.
Tripoliçe katliamının 205. yıldönümünde, acımasızca katledilen Müslüman Türk sivil halkı rahmetle anıyoruz.
Türkçe eğitim konusunda artık somut adım atılmalıdır.
Türkçe, sadece Fırat Kalkanı bölgesinde değil; Şam, Humus, Hama, Halep ve Türkmenlerin yaşadığı Suriye’nin her yerinde isteyen öğrenciler için seçmeli ders olarak sunulmalıdır.⬇️
30 Eylül 1918'de, Şam henüz düşmeden önce, Osmanlı ordusu ve yönetimi içinde gizlice örgütlenen Arapçı paralel yapının kurduğu cunta, Türk komuta kademesine karşı darbe yaparak tasfiye ettiğini ve şehirde yönetimi ele geçirdiğini anlatmıştık.
Çok daha korkunç bir mevzu var:
Şam darbesi yaşanmadan önce Cemal Paşa, Şam'ın savunmasını Iraklı Arap Korgeneral Ali Rıza Paşa er-Rikabi'ye emanet etmişti. Rikabi, emrindeki Osmanlı piyadesini savunulamaz mevzilere, topçuyu ise su bulunmayan ve sürdürülemeyecek bir mevziye yerleştirdi. Ardından Şam'ın savunma planlarını da yanına alarak şehirden ayrıldı, İngiliz hatlarına geçti ve planları Çöl Süvari Kolordusu Komutanı General Harry Chauvel'e teslim etti.
General Barrow, Rikabi'nin bu davranışını açıkça 'ihanet' olarak niteledi ve karşısındaki tablo karşısında şaşkınlığını gizlemedi. Fakat Barrow'un bilmediği çok daha önemli bir ayrıntı vardı: Rikabi, el-Fetat üyesiydi ve 1917'de Lawrence ile Şam yakınlarında gizlice görüşmüştü. Bu görüşmede Lawrence'a Şam'daki Osmanlı birliklerinin mevcudu ve askerî durumu hakkında bilgi vermişti.
Şam düştükten birkaç gün sonra vali oldu. 1920'de ise Emir Faysal tarafından başbakanlığa getirildi. Kısacası, Osmanlı ordusunun savunma planlarını düşmana teslim eden Rikabi, yeni kurulan düzende hızla en üst makamlara yükseldi. Türk'e ihanetinin mükâfatını fazlasıyla aldı.
Anti-Kemalist soytarılar yıllardır Arap İsyanı'nın olmadığını söyleyip cephenin çökme sebebinin Mustafa Kemal Paşa'nın izinsiz-habersiz ricat etmesine bağlıyor.
Kimse Mısır Sefer Kuvvetleri içindeki yaklaşık 140 bin Arap askerî personelden bahsetmedi. Kimse 1916–1918 arasında cephe gerimizde on binlerce Arap isyancının faaliyet gösterdiğini anlatmadı. Kimse Osmanlı ordusu ve yönetimi içine sızmış Arapçı paralel yapıdan söz etmedi. Kimse Şam'ın savunması kendisine emanet edilen hain Arap generalin savunma planlarını İngilizlere teslim ettiğini anlatmadı. Kimse Şam'da İngiliz birliklerinin coşkuyla karşılandığını, Halep'te ise İngiliz kuvvetlerinin şehre yerel Arapların yardımıyla girdiğini söylemedi. Yıllarca bütün bu tablo görmezden gelindi, cephedeki çöküş birkaç ricat kararına indirgenerek anlatıldı.
@ismailsaymaz@HuseyinAygun62 Çerkez olmasının da bir önemi yok. O bir Alman artık. Ama kutlamayı pkk sloganları ile yapması önemli ve çok kötü bir tercih.
"Atatürk-Birdwood Pera Palas Görüşmesi" ilk kez 1944'te Enver Behnan Şapolyo'nun kitabında Harington görüşmesi olarak yazdığı sahnenin, 1963'te Yusuf Hikmet Bayur tarafından Birdwood'a çevrilmesiyle uydurulmuş bir anlatıdır. Doğru olmadığını Eylül 2015 makalemde gösterdim.
Türkmenler, Suriye’nin ayrılmaz bir parçasıdır.
Dilimiz kimliğimizdir. Türkçe ve kültürel haklarımızın yeni Suriye Anayasası’nda açık ve kalıcı şekilde güvence altına alınmasını istiyoruz.
Ayrıcalık değil, eşit vatandaşlık ve haklarımızı istiyoruz.
Sabah yayında PKK’nın silah bırakmadığını, raporlara bunların yansıdığını, Kandil’in yasal somut adımlar atılmadan da silah bırakmayacaklarını söylediklerini anlattım.
Bugün Cemil Bayık doğrulamış, şunları söylemiş:
📌 Önder Apo özgürleşmezse silah bırakmayız.
📌Türkiye Meclisi’nde çıkan yasa bizim taleplerimize uygun değil. Yasada bazı maddeler yazılmış, bunlar bizim için fazla önemli değil. O onların yasası, bizim de yasalarımız var.