bu psikopat katilin dem parti bünyesinde konferanslar vermesine karşı ''demokrat'' kamuoyundan tek bir tepki duymadım. bu arkadaşlar için insan yakmak tribünde küfür etmekten daha kabul edilebilir galiba.
Şehit annesi Pakize Akbaba, açılıma karşı Anıtkabir'de:
"Vatan elden gidiyor, başka vatanımız yok. Ben oğlumun başında yemin ettim. 'Oğlum git vatana helallik yap, şehit ol' dedim. Ona verdiğim sözü yerine getireceğim. Beni kimse durduramaz."
“İzleyeceğiniz görüntüler film ya da oyun sahnesi değildir.” (2015)
Türk Devleti tam 10 yıl önce bugün, 6.187 EYP, 2.307 hendek-barikatı imha edeceği ve sonunda 793 evladını şehit verdiği Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonlarından biri olan hendek operasyonlarını başlattı.
@aykiricomtr Buraya hangi orospu çocuğu örgüt saldırmıştı ya? Doğru başlık;
9 yıl önce bugün, tam da bu saatlerde, PKK terör örgütü tarafından Beşiktaş’ta polislerimize yönelik iki ayrı bombalı saldırıda 39’u polis olmak üzere toplam 46 vatandaşımız şehit düşmüştü.
Bir polis memuru, Çözüm Süreci'ne isyan etti:
“Bu süreç başladığından beri uyku uyuyamıyorum.
MHP'nin kurultaylarında büyüdüm, lanet olsun!
Son sözü Türk milleti söyler.”
Değerli dostlar; yaklaşık bir yıl önce açıktan ilan edilen 'Yeni Devlet kurma projesi' ve buna bağlı yürütülen İhanet Süreci bugün çok tarihi bir şerefsizliğe imza atmış bulunuyor.
Bunca zamandır 80 milyonun dizi izler gibi hayretle takip ettiği sürecin aslında ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz; bu yönüyle çok başarılı yazılmış bir senaryosu var. Hani sanat eserleri yorumlanırken, eseri yorumlayan kişi kendisinden bir şeyleri yansıtır ya? Eserin anlamının ne olduğunun önemi olmaksızın. Hatta anlamı da olmayabilir. Bu süreç tam olarak böyle bir eserdir. Ortada kimsenin tanımlamadığı bir süreç var ve Türk müesses nizamı el ele olmasını umduğu şeyi yansıtıyor, okuyor. Bunun için gazetecisi kendi kendine spin doctorluğa soyunuyor, sanatçısı kanaat önderliğine atlıyor. Duvara yapıştırılan bir muzda hayatın anlamını arayan duayen sanat eleştirmenleri gibi „Kardeşlik“, „Barış“, „Bir asırlık sorun“, „Devlet Projesi“, „Demokrasi“ gibi yarak kürek laf salatası içinde kendi ideallerini görüyorlar. Veyahut psikolojideki meşhur Rorschach testinde olduğu gibi, süreçte türlü acayiplikler okuyan şizofrenleri dinliyoruz.
Bu sizleri şaşırtmasın; zira burada beylik beylik konuşan AKP’liler, MHP’liler veya DEM’liler de ne olduğunu bilmiyor. Çünkü adam yerine konmuyorlar. Oysa ne beylik konuşuluyordu, değil mi? Güya pazarlık yoktu, PKK kendi kendine silah bırakacaktı. İsrail kapımızdaydı. Halbuki şizofreni daha sürecin başındaydı. Cumhur “Terörsüz Türkiye” derken, Terör Örgütü “Demokratik Cumhuriyet süreci” diyordu. Kimse de “Madem sorun Kürt sorunu, tanımlaması ne, çözümü ne?” demiyordu. “Madem sorun PKK ve terör; o zaman Meclis ne alaka?” demiyordu. Sadece “Bize güveniiiin!” diye bağıran bir Cumhurbaşkanı; öcalan’a methiyeler dizip Türk milletine söven bir MHP Genel Başkanı.
Oysa terör örgütü bize gün gün anlatıyordu: meşru muhatap kabul edildiklerini, pazarlık yürüttüklerini, af yasası çıkacağını, dağdaki teröristin siyaset yapacağını ve yeni anayasa hazırlayacaklarını - tek tek söylüyordu. Duayen aydınlarımız ise panik olmuştu. İyi hoş ama Demirtaş ne olacaktı? Peki, madem hepimiz birbirimize tren yapacağız; CHP başkanları niye hapisteydi? Yoksa Öcalan–Bahçeli–Erdoğan üçgeni demokrasi için savaşmıyor muydu? Tabii tüm bunlar eski röportajlar, tutanaklar veya kulis bilgilerini “sızdırarak” kamuoyunu manipüle etmelerine engel olmadı.
Ve gözleri yönelmişti Edirne’deki peygamberlerine. Palulu Obama da durur mu? Yıllardır olduğu gibi minik bir göz kırpma, minik bir kuyruk sallamayla müritlerine yeni umut üfledi ve bir altı ay daha “Öcalan’a karşı çıkacak” ümitlerini harladı. İş bitene kadar bu salakları da idare etmek gerekiyordu; ne yaparsın?
Esasen şu an gerçekleşen, bir gerçekliğin Anayasa’ya geçirilme projesidir. Maksat, Türkiye Cumhuriyeti’ni tarihe gömmek ve Kürtçü-İslamcı ittifakı temelinde yeni bir devlet kurmaktır. Sizin bu aşamada konuşmak veya fikir beyan etmek gibi bir lüksünüz yoktur. Çünkü eliniz silah tutmuyor. Çalmıyorsunuz. Öldürmüyorsunuz. İnsan gibi yaşamaya çalışıyorsunuz. Siz bu işin finansman kısmında varsınız. İmralı’da haftalardır süren inşaattan tutun da Meclis’teki kebaplara kadar veya bu kaymak tabakayı beslemek için verilen ihalelere kadar işi finanse etmek için debelenen kölelersiniz.
Bakın ne konuşulduğunu, neden konuşulduğunu, ne için konuşulduğunu - hiçbirini bilmiyorsunuz. Sadece "Siz Kürtlerle savaşıyordunuz, Bahçeli ve öcalan sizi barıştırdı. Hadi Özgür bu nikahı onayla da şu süreç suç olmaktan çıksın, hepimiz bulaşalım boka!" diyorlar. "Olmaz" derseniz de sövüyorlar. Buna da demokrasi şöleni diyorlar. Oy verdikleriniz sizi adam yerine koymuyor, 40 bin kişinin katiline gitmek için birbiriyle yarışıyorlar - bunu da aramızda çözdük diye komisyona bağlıyorlar. Yalan yok, bizim siyasiler komisyon işlerinden iyi anlıyorlar.
Meğer yıllar önce Bahçeli ipi değil, ipini atmış - biz anlamadık. Tutan biri çıktı elbette. Imralı'ya mı gitmek istiyor? Gitmeli, ama kelepçeli. Ipini de birlikte yanına vermeli.
Orkun Özeller, Devlet Bahçeli’ye “terörist sevici” gibi ifadeler kullandığından ötürü tutuklanmıştı.
Tutuklanmadan önce “Tutuklansam bile biz kazandık. Türk Milleti kazandı. Mutluyum.” dedi; tutukluluğu boyunca da söylediklerinden hiç geri adım atmadı.
Bugünkü savunmasında nerede duruyorsa orada durmaya devam etti: “PKK sempatizanları beni sevmezler. NATO’cular da beni sevmezler. FETÖ’ye boyun eğmemem nedeniyle de beni sevmezler. Amerika’nın vermiş olduğu madalyayı YPG’ye yardım etmeleri sebebiyle reddettiğimden, onlar da beni sevmezler.”
Ne burada kesmedik ahkam bırakmadıktan sonra Furkan Bölükbaşı adlı provokatör gibi “Onları ben yazmadım. Benim annem AKP bilmem nesi, ben Cumhurbaşkanı’nı çok severim, 15 Temmuz cart curt.” diye ağladı; ne de tahliyeleri mevzubahis olunca Ahmet Özer ve Selahattin Demirtaş gibi Devlet Bahçeli’ye, Tayyip Erdoğan’a teşekkürler etti.
Tahliye olur olmaz verdiği ilk demeçte de nerede duruyorsa orada durmaya devam ediyor.
Elif gibi dimdik, @OrkunOzeller!
TÜRK BASINININA…
TÜRK VE DÜNYA KAMUOYUNA…
ŞEHİT ANASI OLARAK, ŞEHİT ANALARI DERNEK BAŞKANI OLARAK, ERDOĞAN, BAHÇELİ VE ÖCALAN HAKKINDA ANAYASAYI İHLAL, ÜNİTER DEVLETİ VE LAİK CUMHURİYETİ ORTADAN KALDIRMAK İÇİN “SİVİL DARBE TEŞEBBÜSÜ”NDEN YARGILANMALARI İSTEMİYLE DAVA AÇTIM.
AYRICA 55.000 KİŞİNİN KATİLİ OLDUĞU MAHKEMELERCE TESPİT EDİLMİŞ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN KURUCUSU VE HALEN YÖNETİCİSİ OLAN CANİ AFFEDİLSİN DİYE ŞEHİT ANALARININ VE GAZİLERİN RIZASI YOK İKEN “UMUT HAKKI” DİYE UYDURMA BİR KILIF ARAMALARI SEBEBİYLE DE BAHÇELİ VE ERDOĞAN HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUM… BU KONUDAKİ MÜCADELEMİZ SON NEFERİN SON NEFESİNE KADAR SÜRECEK !
“İzleyeceğiniz görüntüler film ya da oyun sahnesi değildir.” (2015)
Türk Devleti, 10 yıl önce Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonlarından biri olan ve sonunda 793 evladını şehit vereceği hendek operasyonlarını başlattı.
Ben terörle mücadele Gazisiyim.
Şahsım ve Vatan Bayrak uğrunda Şehit düşmüş Silah Arkadaşlarım adına, bu ihanet ve alçak rezaleti bize reva gören destek olan alkış tutan kim varsa ahımız üzerlerindedir. İlahi adalet tecelli edecektir.
Vatan evlatlarını değilde, alçak pkklıları muhatap alanlar bunun zararını da bedelini de ödeyecektir.
Allah sizleri affetmesin.