Cumhuriyet Halk Partisi; haktan, adaletten ve halktan yana olan herkesin umududur.
Cumhuriyet Halk Partisi, kurulduğu günden bu yana gücünü kişilerden değil, halktan alan; dürüstlükten, çalışkanlıktan ve ahlaki değerlerden ödün vermeyenlerin baba ocağıdır.
Halkın umudu olan Cumhuriyet Halk Parti'miz, bireysel hesapların, hesaplaşmaların, kavganın ve öfkenin yeri değil; tam aksine, her birimizin görev ve sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gereken bir çatıdır.
Bu noktada Cumhuriyet Halk Parti'mizin Antalya İl Başkanlığı görevini üstlenen ve Parti'mizin her kademesinde aldığı görevi alnının akıyla tamamlayan Hasan Şahin Başkanımıza, yeni görevinde başarılar diliyorum.
Bizler, hem ülke olarak hem de Cumhuriyet Halk Partisi olarak türlü zorluklar ve badireler atlattık. Tüm bu sancılı günleri de kol kola, omuz omuza atlatacağımıza inanıyorum.
Annelik; ayaklarının altına cennetin serildiği, saygının en büyüğünü hak eden ve yetiştirdikleri evlatlarla geleceğimizi ilmek ilmek ören sevginin ve şefkatin makamıdır.
Bugünün vesilesiyle; evlatlarını vatan uğruna toprağa veren başta şehitlerimizin kıymetli anneleri olmak üzere, sınırsız sevgileri ve sonsuz sabırları ile hayatın her alanında evlatları için mücadele eden ve varlıklarıyla yolumuzu aydınlatan tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyorum.
İyi ki varsınız!
#AnnelerGünü
3-Biz yarım asır sonra altı oklu bayrağı Korkuteli burcuna dikmenin haklı gururunu yaşarken, bizi seçen halka hizmet etme makamını belediye başkanının kocasına çiftlik edenleri, “her şeyi ben bilirim” anlayışına boyun eğen, buna göz yuman ve gündelik menfaatleri için hakkı söylemekten imtina edenleri de muhakkak tarihin hafızası kaydedecektir. Korkuteli halkından aldığımız oy, boynumuza asılı namus borcudur. Bu namusa halel getirmeyecek ve belediyeyi çiftlik etmeye çalışanlara karşı da tavizsiz mücadelemi sürdüreceğim.
4-Cumhuriyet Halk Partisi gündelik konjonktürün partisi değildir. Gündelik siyasi hedef ve menfaatlere göre siyaset yapılacak parti de değildir. Cumhuriyet Halk Partisi, savaş meydanlarında kan ve ter akıtarak, boynunda idam fermanlarıyla millet için çalışarak kurulmuş, devlet kurmuş ve yaşatmış bir partidir. Şaibenin bu partide işi yoktur. Her CHP’li hesap verebilir olmalı ve bundan çekinmemelidir. Bizim millete karşı sorumluluğumuz budur. Hiçbir CHP’li hiçbir sebeple “bizden olanı görmezden gelelim” diyemez. Hiçbir CHP’li savcılığa başvurmayı suç sayamaz. Maalesef partimize hakimiyet kuran ve her yolu mübah gören bu anlayışa karşı da mücadelem sürecektir.
Bilirim ki; gecenin en karanlık anı, şafağa en yakın andır. Elbet şafak sökecek, ak ile kara ayrılacaktır. Adaletsizlik ve yoksulluğun pençesinde can çekişen bu ülkenin umudu yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi’dir.
Bu inançla ve avazım çıktığı kadar haykırıyorum; YAŞASIN CUMHURİYET HALK PARTİSİ!
Yeniden kavuşana kadar, hoşçakalın…
BASINA ve KAMUOYUNA
AÇIKLAMA
Kamuoyunca da bilindiği üzere CHP Antalya İl Disiplin Kurulu tarafından hakkımda “İHRAÇ” kararı verilmiş bulunmaktadır. Aylar öncesinden başlatılan bu disiplin süreci ile ilgili bugüne kadar partimizi kamuoyunda tartıştırmamak adına tarafımca herhangi bir açıklama yapılmamış, yöneltilen ısrarlı sorular da cevapsız bırakılmış ve sürecin tamamlanması beklenmiştir.
Bugün geldiğimiz aşamada artık kamuoyunun ve partililerimizin doğru bilgilendirilmesi ve olası bilgi kirliliğine imkân verilmemesi için süreç hakkında bu açıklamayı yapmak zorunlu hale gelmiştir.
Partimizin Korkuteli İlçe Başkanlığı tarafından şahsıma tebliğ edilen 26.01.2026 tarihli yazı ile başlatılan süreçte ne İlçe Başkanlığı ne İl Başkanlığı ne de İl Disiplin Kurulu tarafından şahsıma yöneltilen suçlamanın ne olduğu açıklanmamış, her aşamada tarafıma yöneltilen suçlamanın ne olduğunun açıklanması talebim karşılıksız bırakılmıştır. Bu suretle savunma hakkım açık biçimde elimden alınmıştır.
Nihayet İl Disiplin Kurulu’nun 01.04.2026 tarihli kararı ile suçumun ne olduğunu da öğrenmiş oldum. İl Disiplin Kurulu’nun kararına göre; belediye başkanı ile aramızda sorunlar varmış, belediye başkanı ve ilçe başkanı tarafımla görüşmüş ve bu anlaşmazlıkları gidermiş, fakat ben bu anlaşmazlıkları ısrarla sürdürmüş ve nihayet kamuoyunda da tartışılmaya devam eden Arasta Projesi ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunmuşum.
Özetle suçum; “Arasta Projesi hakkında kamuoyunda herkesçe konuşulan ve tartışılan birtakım iddiaların araştırılması için Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunmak” olarak belirtilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; söz konusu başvuru meclis üyesi mevkidaşım Sn. Koray KÜÇÜKSARI ile birlikte tarafımca yapılmış olup hiç kimse hakkında herhangi bir suçlama içermemektedir. Bu başvurunun tek amacı; başvuru dilekçesinde de açıkça belirttiğimiz üzere Arasta Projesi hakkında hem geçmiş dönem hem de mevcut döneme ilişkin kamuoyunda yüksek perdeden dile getirilen ve hem partimizi hem de meclis üyesi olarak şahsımızı haksız bir töhmet altında bırakan iddiaların araştırılarak açıklığa kavuşturulmasıdır.
Herkes bilmelidir ki bu başvuru; şeffaf ve hesap verebilir siyaset anlayışımızın bir gereği ve bizi meclis üyesi olarak seçen Korkuteli halkına karşı da namus borcumuzdur. Bu başvuruyu yaparken durduğum noktadan bir adım geri atmadığımı ve atmayacağımı da herkes bilmelidir. Bu süreçte attığım imzayı geri çekmemi, bir küçük özür ile ihraç kararından kurtulacağımı telkin edenler de bilmelidir ki; bana dayattıkları disiplin sopasından çekinip te inandığım değerlerden taviz vereceğimi düşünenlerin sonu hüsrandır.
Ve herkes şu dört hususu iyi anlamalı ve bilmelidir;
1-Benim siyasi hayatım ve mücadelemde Cumhuriyet Halk Partisi dışında bir mecra yoktur, olmayacaktır. Bize ata mirası olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluşundan bugüne temsil ettiği ilkeler uğruna hem parti içinde hem parti dışında mücadele etmek namus borcumuzdur. Önce Yüksek Disiplin Kurulu’nda sonra da mahkemelerde bu hukuksuz karara karşı da mücadelemi sürdüreceğim.
2-“Belediye başkanının kocasına karşı örgütün itibarını korumak” iddiasıyla göreve gelip ilk günden bugüne bu itibarı paspas ederek “emir eri”ne dönüşenlere karşı da mücadelem tavizsiz sürecektir. Belediye Başkanlığı makamındaki Cumhurbaşkanı fotoğrafının yanına CHP Genel Başkanı’nın fotoğrafını bile astıramayan acizlerin bize vereceği bir ders ya da nasihat te yoktur. Ben bu partinin sayısız isimsiz neferinden biriyim. Gücüm ne birini bir göreve getirmeye ne de oradan indirmeye yetmez. Ancak haklılığım ve eğilmeyen başım, davasına ihanet edenlerin uykusunu kaçırmaya devam edecektir.
📅 24 Temmuz 1923 – 24 Temmuz 2025
🇹🇷 Lozan Barış Antlaşması’nın 102. Yılı
Lozan, bir milletin istiklalini tüm dünyaya kabul ettirdiği şanlı bir mührün adıdır.
102 yıl önce masa başında değil, cephede kazanılmış bir zaferin tescilidir.
Lozan; Türk’ün esareti reddedişidir, devletiyle milletiyle yeniden ayağa kalkışıdır.
Bugün hâlâ dimdik duruyorsak, o temelin adı Lozandır.
📸 Bu fotoğrafta sadece bir imza yok…
Dikkatle bakın: Masanın etrafındaki emperyalistlerin yüzlerine sinmiş öfke, kibir ve çaresizlik var.
Çünkü o gün; mağlup ettiklerini sandıkları bir milletin, başı dik bir evladı karşılarında oturuyordu.
İsmet Paşa’ya bakan her gözde, “nasıl oldu da bu millet yine ayağa kalktı?” sorusu okunur.
Ve o bakışlar, Türk milletinin alnının teriyle kazandığı bu zaferi kabullenmek zorunda kalanların sessiz itirafıdır.
Cumhuriyet Halk Partimizin 7. Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun kıymetli kardeşi Adil Kılıçdaroğlu’nun vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim.
Acınızı paylaşıyor, merhuma Allah’tan rahmet; başta 7. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere, ailesine ve yakınlarına sabır diliyorum.