Biz burada yığılan mağduriyetleri,hukuksuzlukları ve zulmü elimizden geldiğince duyurmaya çalışıyoruz.Emek verenleri ise elimizden geldiğince destekliyoruz.
Bunun dışında hala cemaat,tarikat,şeyh,şıh,hoca güzellemesi yapan,destekleyen olursa ben şahsen takipten çıkacağım.
Fatih Karahan, enflasyon tahminini 12,4 puan yukarı revize etmeleri konusunda, "ciddi bir revizyon ama karamsarlığa gerek yok" diye ifade etti!
Sn.Karahan normal bir ülkede %2'nin üstü enflasyon eleştiri konusu olurken, sizin revize ettiğiniz oran %12,4...
Farkında mısınız!
Savaş yüzünden enflasyonda %16 hedefi tutmadı demenin dezenformasyon olduğunu düşünüyorum.
Savaş var diye %16 olmaz belki %18 olur ama %30 olmaz.
Enflasyon oranları:
Lübnan: 15,7
Ukrayna: 7,7
Rusya: 6
Türkiye: 31,51 (TÜİK)
Savaş olan 3 ülkenin enflasyonun toplamı bile OVP olan Türkiye'nin enflasyonundan daha düşük.
Savaşın etkisi elbette olmuştur ama OVP'nin etkisi savaşın etkisinden çok daha fazla. Sorun OVP, savaş değil.
AKP’nin halka ihanet planı Resmi Gazete’de yayınlandı!
Cumhurbaşkanı kararıyla;
2 Boğaz Köprüsü, 8 Otoyol ve 2 Çevre Otoyolunun 30 yıllığına özelleştirilmesi kararı alındı.
Özelleştirme programına alınanlar⬇️
🔴Köprüler
1. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü
2. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü
🔴Otoyollar
1. KGM Avrupa Otoyolu
2. KGM Anadolu Otoyolu
3. İzmir-Aydın Otoyolu
4. İzmir-Çeşme Otoyolu
5. Niğde-Mersin-Adana (Batı) Otoyolu
6. Adana (Doğu)-Gaziantep (Batı) Otoyolu
7. Gaziantep (Doğu)-Şanlıurfa Otoyolu
8. Toprakkale-İskenderun Otoyolu
🔴Çevre Otoyolları
1. Bursa Çevre Otoyolu
(Çağlayan kavşağı-Yenişehir kavşağı)
2. Gaziantep Çevre Otoyolu
Devletin ücretli işlettiği 2 Boğaz Köprüsü ve 8 Otoyolun;
🔵2025 yılı toplam kârı 600 Milyon Dolar
🔵30 yıllık toplam kârı 18 Milyar Dolar!
Güncel kurla 871 Milyar 920 Milyon Lira!
Maliyeti yıllar önce vatandaşın vergileriyle ödenmiş ve devletin yüksek kârla işlettiği bu köprüleri, otoyolları ve çevre otoyollarını özelleştirmek vatandaşa ihanettir.
Bu yolları özelleştirmeyle işletecek olan şirketler 30 yıl boyunca araç geçiş ücretlerine zam üstüne zam yapacaklar.
Bunun adı Türkiye’nin geleceğini satmaktır!
Derhal bu özelleştirme kararından vazgeçin!
Kaynak: 05.09.2026 tarihli Resmi Gazete, 20.10.2010 tarihli Resmi Gazete
Şimdi de KHK meselesi aynı şekilde çözümsüz bırakılıyor. Duymak istemiyorlar. “Yok öyle bir şey. Bitirdik biz o meseleyi Ömer Bey. Bitti o mesele. Defteri kapattık. Geçmiş olsun.” Diyorlar. Yok öyle bir şey arkadaşlar.
Ben, KHK'lı eski komiser Mustafa Kabakçıoğlu!
Gümüşhane E Tipi Cezaevinde tek kişilik hücrede 29 Ağustos 2020'de plastik bir beyaz sandalye üzerinde hayatımı kaybettim. Beni ölüme götüren bütün sorumluları tuttuğum defterde belirttim. Halen bu kişiler hak ettikleri cezaları almadılar.
“Bana kötülük yapanların Allah’ın mahkemesinde hesabını göreceğim. Hakkımı helal etmiyorum ve etmeyeceğim.”
Af konusunda !
İlk öncelik KHK lıların olmalı
Daha doğrusu suç işlemeyen insanlara af istemekte çok absürt oluyor ama suçsuzlara af istemekte kaderde varmış !
KHK lılarda mağduriyet yok zulüm var !
Gerçekten 700 bin aile bundan etkilenmiş
O kadar araştırdık 1 tane sabıkalı yok içlerinde
Bu ülke onlara yapılanlardan sonra bir daha doğrulamadı !
ALLAH CC razı olmadı .
#EhliyetMağdurları
#khk
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi “Kim devletle boy ölçüşebilir ki?” diye soruyor?
Devletin savcısı var, ordusu var, polisi var, tankı var silahı var, her türlü şiddet tekeli devletin elinde.
Vatandaşın neyi var ki nesiyle boy ölçüşecek?
Bakan Çitçi kamu yönetimi mezunu, iktidarların anayasa ile bu yüzden sınırlandırılması gerektiğini, dolayısıyla modern hukuk sisteminin, kuvvetler ayrılığı ve hukukun üstünlüğü ilkesinin tam da bu yüzden, devlet ve vatandaş arasındaki güç eşitsizliğini dengelemek, devletin aşırı gücü karşısında vatandaşın hukukun koymak için var olduğunu bilen biri.
Hiçbir şeyi olmayan bir vatandaş, polisi, jandarması, ordusu, tankı, silahı, idari gücü ve şiddet, zor kullanma tekeline sahip olan bir devletle nasıl boy ölçüşebilir?
Bu mümkün mü?
Kamu gücünü elinde bulunduran devlet ve iktidara karşı hiçbir gücü olmayan vatandaşı korumak için iktidarın yetkilerinin sınırlandırılması hukuk devleti fikrinin en güçlü gerekçelerinden biri değil mi?
Anayasa Mahkemesi eski başkanı Prof. Dr. Zühtü Arslan kaleme aldığı “Anayasa Teorisi” kitabında siyasi iktidarların güçlerinin neden anayasa ile sınırlandırılması gerektiğini şöyle yazıyor, diyor ki:
“Kutsallık ve ‘Hikmet-i Hükümet’ zırhını kuşanan devlet kolayca keyfiliğe ve ceberutluğa yönelebilir. Ceberut devlet de, Konfüçyüs’ün ifadesiyle, yırtıcı kaplanlardan daha tehlikeli olabilir. Tarih Konfüçyüs’ü haklı çıkarmak için uğraşan devlet adamlarıyla doludur. Lord Acton’un ‘Güç yozlaştırmaya eğilimlidir, mutlak güç ise mutlaka yozlaştırır’ sözünü de doğrulayan tarihsel tecrübe, iktidarın etkili araçlarla sınırlandırılması gerektiğine işaret etmektedir. İktidarın etkili bir şekilde sınırlandırılması, sosyal düzenin en önemli sorunudur. Devletin hukukla bağlı olması, hukuk devleti ya da hukukun üstünlüğü ilkesi, keyfi ve ceberut devlet karşısında bulunan en etkili panzehir olma özelliğini devam ettirmektedir.” (Sh. 82, Seçkin Yayınları, 2008)
Prof. Zühtü Arslan “hikmet-i hükümet” devlet seçkinlerinin ellerinde tuttukları etkili ve öldürücü bir silah olma özelliğine sahip olduğu tespitinde bulunan Prof. Zühtü Arslan bunu şöyle anlatıyor: “ “Yurtseverlik”, “kutsallık”, “ebed müddet” gibi retoriklerle süslenince hikmet-i hükümet, “dost-düşman”, “vatansever-hain”, “bizler-ötekiler” ayrımının şekillendirdiği siyasal/hukuksal alanda özgürlükleri boğmak üzere zaman zaman hortlayan bir hayalete kolayca dönüşüvermektedir.”
"Hangi sözü yanlış? Hepsi doğru, tabiki tutuklayacaklar; bu kadar dürüst, doğru konuşan insanı dışarıda tutarlar mı?"
"Artık hiç kimse bakın bu ülkede diplomasından da emin olamaz, evinden barkından da emin olamaz.
Vallahi gelir senin evine el koyar. Hem vallahi hem billahi, kimsenin evi garantide değil.
Bir şey bahane eder, hiç alakanız bile olmasın bir terör örgütüyle; bir cümlenizi alır, 'aha' der 'sen bununla terör örgütüne yardım etmek istedin, hadi bakalım.' Ya 'Ben onu kastetmedim, ben şunu kastettim', sen derdini anlatana kadar 1 sene hapis yatarsın.
1 sene sonra iddianame hazırlanır, çıkarsın mahkemeye; hakim vicdanlı bir adamsa seni bırakır ama 1 sene yatmış olursun böyle.
Ne canın güvende, ne malın güvende. Muhalifsen istedikleri gibi kılıfını ayarlıyorlar, mahkemeyi açıyorlar, malına el koyuyorlar, belediye başkanıysan yerine kayyum atıyorlar.
Her tarafta kendi gazetecilerini konuşturuyorlar ve herkesi böyle ikna ederiz zannediyorlar. Ama bir de insanda sağduyu diye bir şey var. Sağduyu insana gerçekleri söylüyor. Bu yapılan aslında rakibini saf dışı etme operasyonu, herkes bunu anlıyor. İstediğin kadar sen gazetecilerini konuştur, ne yaparsan yap; sağduyu insana gerçeği söylüyor."