Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla savaş bölgesinden tahliye edilen Ahıska Türkü aileler Ahlat’ta kendileri için inşa edilen kalıcı konutlara yerleşmeye başladı.
Ailelerin vatandaşlık işlemleri tamamlandı. Kimliklerini Göç İdaresi Başkanı Muhammet Selami Yazıcı teslim etti.
30 bin kişilik yorgun ordusuyla üzerine gelen 200 bin kişilik haçlı ordusunu yenmek her babayiğidin harcı değil.
Sultan Alparslan ve kutlu ordusunun zaferinin 955. Yıldönümü kutlu olsun.
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn
Sevgili babam,
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Türkiye Ekonomi Politikaları Ara��tırma Vakfı Ortadoğu ve Orta Asya Araştırmaları Enstitü Direktörü, İlahiyatçı Prof. Dr. Hilmi Demir vefat etmiştir.
Cenaze namazı 24 TEMMUZ(YARIN) cuma namazına müteakip Etimesgut - Ahimesut Söğüt Camii'nde kılındıktan sonra Elvanköy Mezarlığı'na defnedilecektir.
Rabbim mekânını cennet eylesin.
Hazine ve Maliye Bakanı, yılın ilk yarısında faiz dışı bütçe fazlasının 521 milyar liraya ulaştığını, bütçe açığının geçen yıla göre iyileştiğini söyleyerek övünüyor.
Peki bu “iyileşmenin” bedelini kim ödüyor?
Emekli ödüyor!
Sabit gelirli ödüyor!
Esnaf ödüyor!
Çiftçi ödüyor!
Sanayici, üretici, yatırımcı ödüyor!
Vergi toplamakta öyle bir noktaya geldiniz ki artık kümesteki yumurtaları toplamakla yetinmiyor, yumurtlayacak tavukları kesiyorsunuz!
İbn Haldun asırlar evvel söylemiş:
“Devletlerin kuruluş ve yükseliş döneminde vergiler düşük, gelirler yüksektir; çöküş dönemlerinde ise vergiler yüksek, gelirler düşüktür.”
Vergiyi artırarak bütçeyi bir müddet rahatlatabilirsiniz. Vatandaşın cebindekini alarak kasayı bir müddet dolu gösterebilirsiniz.
Ama esnafı tüketirseniz kim ticaret yapacak?
Çiftçiyi tüketirseniz kim üretecek?
Sanayiciyi tüketirseniz kim yatırım yapacak?
Vatandaşın alım gücünü tüketirseniz üretileni kim satın alacak?
Sonra kimden vergi toplayacaksınız?
Ekonomi, milletin sırtına daha fazla yük bindirerek düzelmez. Ekonomi; üretimle, yatırımla, istihdamla, bereketle ve güvenle ayağa kalkar.
Siz bugün kasayı doldurmakla övünüyorsunuz.
Ama o kasayı doldururken milletin cebini, üreticinin sermayesini, esnafın tezgâhını ve Türkiye'nin yarınlarını boşaltıyorsunuz!
“Müslümanlar Bosna'daki Srebrenitsa Soykırımını unutmasın özellikle de Türk halkı hiç unutmasın... Çünkü bizim çocuklarımız öldürülürken, tecavüze uğrarken Sırplar "Türklerden öç alıyoruz" diye bağırıyordu!”
#Srebrenitsa#Srebrenica
Biz Türkiye’nin siyasi merkezi olmaya talibiz. Sağın ya da solun değil; milletin merkezindeyiz!..
Kimsenin gömleğini çıkarmasını istemiyoruz. Kimseye geçmişini inkâr ettirerek siyaset yapmıyoruz. Bizim tek ortak paydamız; ay yıldızlı al bayrağı kendi bayrağı bilen, bu memlekete aidiyet hisseden ve Türkiye’nin geleceğine karşı sorumluluk duyan herkestir.
Aidiyetiniz, kökeniniz, dünya görüşünüz ne olursa olsun; “Ben bu millete borçluyum, çocuklarıma daha güçlü, daha zengin, daha huzurlu bir Türkiye bırakmalıyım” diyorsanız, bizimle aynı istikamettesiniz.
Biz insanların dün nerede durduğundan çok, yarın bu memleket için ne yapacağıyla ilgileniyoruz.
Bu yüzden her kesimin oyuna talibiz. Türkiye’nin dört bir yanından, farklı siyasi geleneklerden, farklı hayat hikâyelerinden insanların ortak umuduna dönüşüyoruz. Belki henüz anketler bunu tam göstermiyor ama Anahtar Parti’nin en büyük gücü, toplumun her kesiminden gördüğü bu karşılıktır.
Ay yıldızlı al bayrağı kendi bayrağı bilen, Cumhuriyet’i, demokrasiyi, hukuku ve vatan sevgisini evlatlarına bir emanet gibi bırakmayı namus borcu sayan herkesle omuz omuzayız.
Biz ayrıştırmaya değil, birleştirmeye talibiz. Biz kutuplaşmanın değil, milletin iktidarına talibiz.
Bunu yaparken de ukalalık etmeyeceğiz. Kendimizi milletin üstünde görmeyecek, kimseye doğrularımızı dayatmayacağız. Ama memleketimizin geleceğini, devletimizin itibarını ve milletimizin birliğini korumak konusunda da en küçük bir tereddüt göstermeyeceğiz. Çünkü bizim siyasetimizin merkezi millet, pusulası ise Türkiye’dir…
Agiralioglu'nun topladigi kalabalığı normal bulmuyorum.
Normal degil derken kastettigim şudur.
Bu kalabalık sadece bir liderin kişisel karizmasından veya geçici siyasi gündemlerden kaynaklanmıyor olabilir. Toplumda karşılığı olan, uzun süredir karşılanmamış bir siyasi ve kültürel ihtiyacın dışavurumu olabilir.
-Türkiye'de muhafazakâr ama mevcut iktidardan memnun olmayan,
-Milliyetçi ama mevcut milliyetçi partilerde kendini temsil edilmiş hissetmeyen,
-Dindar kimliğini korurken yeni bir siyasi adres arayan,
bir seçmen kitlesi olabilir.
Ağıralioğlu'nun etrafındaki kalabalık bana tesadüfi görünmüyor; toplumda karşılığı olan yeni bir siyasi damarın ortaya çıkıyor olabileceğini düşünüyorum. Bu damar araştırılmalı.
17. YY'da yazılmış Hanname adlı farklı bir Oğuzname eserinde Yafes'in Türkistan'da kurduğu Tohmaş adlı bir şehirden bahsedilir. Yafes'in iki oğlu; Maruh-ı Türk ve Tarıh. Tarıh, Babil'e; Türk Marut ise Tohmaş'a yerleşir. Tarıh'ın 3. kuşaktan oğlu Zülkarneyn (Hürmüz, Körmez Han).
Yıllardır bize dediniz ki:
"Faizle mücadele ediyoruz."
Millet de inandı, sabretti, bekledi.
Ama bugün önümüzde duran tabloya baktığımızda başka bir şey görüyoruz.
2003'ten bugüne kadar bu ülkenin bütçesinden faize ödenen para yaklaşık güncel rakamlarla 1 trilyon doları aşmış durumda.
Daha da dikkat çekici olanı; "Bana yetki verin, faizle nasıl mücadele edilir göstereyim" dediğiniz günden bugüne yaklaşık 305 milyar dolar faiz ödenmiş olmasıdır.
Şimdi millet adına soruyoruz:
Madem faiz bu kadar büyük bir tehditti, neden tarihin en büyük faiz faturaları bu dönemde ortaya çıktı?
Madem sizin deyiminizle faiz lobileriyle mücadele ediliyordu, neden kazanan yine faiz lobisi oldu?
Bu milletin alın teriyle toplanan vergiler;
hastanelere,
okullara,
üretime,
tarıma,
sanayiye,
gençlerin geleceğine harcanmalıydı.
Ama bugün görüyoruz ki milletin imkânları büyük ölçüde faiz yükünün altında ezilmiştir.
Bizim itirazımız rakamlara değil.
Bu rakamların temsil ettiği kayıp fırsatlaradır.
Çünkü bu memleketin kaynakları faize değil, berekete akmalıdır.
Borca değil, üretime akmalıdır.
İsrafa değil, kalkınmaya akmalıdır.
Milletimiz adına soruyoruz:
Faizle mücadele edildiği söylenirken, neden ortaya çıkan tablo tarihin en yüksek faiz ödemesi olmuştur?
Takdir aziz milletimizindir.