"Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz."
Çocuklarımızın gülüşüyle aydınlanan yarınlara, umutla…
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün armağanı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun 🇹🇷
Piyasalarda özellikle hisse senedi piyasasında uzun yıllardır gün içinde böyle bir dönüş görmemiştik.
Cuma günkü gibi bir hacim ya da ona yakın bir hacimle önümüzdeki günlerin çok daha olumlu ve pozitif olacağını düşünüyorum.
Güzel dönüş👍 #bist100
Dünyanın hangi gelişmiş ya da gelişen borsasında olursa olsun; en prestijli, yabancı yatırımcıların yoğun pozisyon aldığı büyük şirketlerle ilgili sosyal medyada çıkan asılsız dedikoduların bedeli çok ağırdır. O yorumları yapan hesaplara öyle yaptırımlar uygulanır ki, kimse o yükün altından kalkamaz.
Çünkü mesele sadece bir şirketin değeri değildir. Mesele, milyonlarca yatırımcının hakkı, o şirketlerin itibarları ve en önemlisi piyasalara duyulan güvenin korunmasıdır. Asılsız söylentilerle piyasa değerleri erirse, o zararı hiçbir güç telafi edemez. Düzenleyiciler bu yüzden piyasaların işleyişine gözleri gibi bakar.Karakolu göstermezler sizlere!
“Nasıl olsa bir şey olmaz” düşüncesiyle atılan her yalan haber, piyasadan milyarlarca liranın silinmesine, yatırımcının geleceğinin çalınmasına yol açar. Bu şirketlere sahip çıkmak onları korumak gözünüz gibi bakmak gerekir.Yoksa yoksası maalesef çok acı olur !
YARI FİNALDEYİZ! 🇹🇷
A Erkek Milli Takımımız, FIBA 2025 Avrupa Şampiyonası çeyrek final maçında Polonya'yı 91-77 mağlup ederek adını yarı finale yazdırıyor. 🏀
🇹🇷 Türkiye 91-77 Polonya 🇵🇱
@te_istasyonlari#BuYolculukHepimizin#EuroBasket
Değerli dostlar, finansal okuryazarlığa ve yatırım araçlarına gönül vermiş genç kardeşlerim,
Yıl 1987, yer Karaköy Rıhtım Caddesi. Salı Pazarı’nın – halk arasında “Amerikan Pazarı” – hemen yanında, o dönemin adıyla IMKB yer almakta. Korbey dediğimiz işlemlerin gerçekleştiği bölüme müşterilerin kabul edildiği zamanlar... İlgi o kadar az ki isteyen, elini kolunu sallayarak işlem salonuna girip çıkabiliyor.
Genellikle emekli ve yaşlı insanların yoğunlukta olduğu bu salonda bir tek kadın müşteri vardı; o da annem.
"—Oğlum, beni yalnız bırakma, birlikte gidelim," deyince…
"—Anne, kadın başına borsada ne işin var, gitmeyelim," diye diretsem de,
"—Bütün gün evde top oynayacağına gel benimle, bir şeyler öğrenirsin," diyerek beni zorla peşinden sürüklediği yerdi orası.
İstemeye istemeye, zorla sürüklendiğim o işlem salonunda; kadın erkek birçok insan, farklı renklerde yelekler giymiş, ellerinde telsiz telefonlarla oradan oraya koşturup duruyorlardı. Annem, "Metin, Metin!" diye bağırıp sarı yelekli bir brokeri yanına çağırdı ve:
"—Bana 25 adet Kartonsan, 25 adet İzocam, 1 lot da Ege Gübre al," emrini verdi.
“Annem ne diyor?” diye içimden geçirirken, nereden bilebilirdim ki ertesi yıl o salondan hiç çıkmayacağımı…
O dönemlerde seans saat 16.00'da kapanıyordu. Salondan çıkıp Karaköy'den vapura yürürken, Allah’tan Güllüoğlu’nun önünden geçiyorduk da; bir porsiyon baklava ve bir bardak limonata, o günün en anlamlı zamanı oluyordu benim için.
Böyle başladı borsa hayatım.
Ne bilgisayar vardı ne cep telefonu... Üniversiteye yeni başlayacaktım. Bu insanlar alım satım kararlarını neye göre veriyor, doğrusu ben de merak etmiyor değildim.
Borsadan çıkınca hemen yanında Semih Menkul Değerler vardı. Önünde ellerinde hisse senedi tutan bir sürü adam, pazar yeri gibi bağırıp çağırıyordu.
"—Anne," dedim, "senin ne işin var burada?"
Ama ne oldu? Yine bir yıl sonra, sokak borsasının müdavimlerinden biri ben oldum.
Mühendislik okumaya başlamıştım, matematikle aram iyiydi ama ne temel analizden ne teknik analizden anlıyordum. Zaten anlayan da pek yok gibiydi.
Ta ki, rahmetli Yusuf Sarı ile Ereğli tahtasının önünde tanışana kadar…
Ereğli'nin yanında Nasaş, onun yanında da Çukurova Elektrik tahtası vardı. Bütün kalabalık bu üç tahtanın önünde toplanır, diğerlerinde yaprak bile kıpırdamazdı.
Rahmetli Turgut Özal’ın iktidara gelmesiyle birlikte borsaya olan ilgi katlanarak artmaya başladı.
Seans salonuna önce kartla az sayıda yatırımcı alınmaya başlandı, sonra ise tamamen yatırımcılara kapatıldı. Salon kapanınca tabii ki sokak borsasının popülaritesi tavana vurdu. Aşağıda arabasını, minibüsünü getirenler, arabasının üzerine çıkıp hisse satmaya çalışanlar (ben dahil), Karaköy iskelesinden borsaya uzanan yolda masa sandalye kurup “hisse alırım, hisse satarım” diyenler...
Pazar o kadar büyümüştü ki artık içimden okula gitmek gelmiyordu. Seans saat 16.00’da bitiyor, ancak en az iki saat boyunca borsanın yan sokağındaki kahvede, işin üstadlarından temel analiz dersleri almak büyük keyif veriyordu.
ANAP iktidarıyla birlikte borsaya yabancı ilgisi çok arttı. Tahtalar her gün %10 tavan oluyordu. Biz de elimizde hesap makineleriyle iki-üç gün sonrasının tavan fiyatlarını hesaplayıp sokakta gelen yatırımcılara fiyat çekiyorduk.
Ya da tam tersi: düşüşlerde bir sonraki günün taban fiyatlarını hesapladıkça moralimiz bozuluyordu.
Kapanış sonrası çıkan kapanış kâğıdı, sokak borsasının en önemli ekipmanlarından biriydi. Genellikle ya sol taraf “sıfır satış” ya da sağ taraf “sıfır alış” olurdu. Akşam 16.15’te elimizde olurdu.
Ereğli, dönemin en flaş şirketiydi. Piyasanın nabzını belirlerdi: Düşerse tüm piyasa düşer, çıkarsa tüm piyasa çıkardı. Sokak borsasında da en çok rağbet gören iki şirket Ereğli ve Çukurova'ydı.
En güzel iş, saat 15.45–15.50 gibi pasiften Ereğli almak, kapanışta birkaç kademe yukarı çıkması için dua etmekti. Çünkü gong çalıp seans kapandığında, kapanışın bir-iki kademe üzerinde elinizdeki tüm Ereğli hisselerini sokakta satabiliyordunuz. Parayı toplayıp aracı kuruma gider, alış fiyatından maliyeti öder, kalan kısım arbitrajınız olurdu. Mutlu mesut Karaköy–Kadıköy vapuruna binip eve dönerdiniz.
O günlerden bu günlere gelirken…
Büyük tecrübeler yaşadık, çok badireler atlattık. Savaşlar gördük, ülkemizde ve dünyada ekonomik krizlerle yüzleştik. Siyasi krizlerin en büyüğüne maruz kaldık:
— Deniz Baykal dönemi,
— DYP–RP koalisyonu,
— Rahmetli Ecevit’in el sallaması,
— Anayasa kitapçığının fırlatılması...
Hepsini birebir yaşadık.
Sahte Çukurova hissesi, tahta sisteminden kademeli elektronik sisteme geçiş, borsanın yerinin ve adının değişmesi, depremler, terör saldırıları… Derken yüz yılda bir gelen pandemiyi bile yaşadık.
Faizlerin %8’e kadar indirildiği dönemleri gördük.
“Her şeyi tecrübe ettik,” derken, aslında hâlâ öğrenci olduğumuzu fark ettik.
Belki genç kuşaklara faydası olur diye, zaman zaman eski anılarımızı ve tecrübelerimizi paylaşmaya devam ederiz.
Lafı fazla uzatmadan, aylık dolar bazlı BIST grafiğimizden başlayarak, günlük TL bazlı grafiğe doğru ilerlemek istiyorum. Disiplinli bir analiz yapılırken, en yukarıdan aşağıya doğru adım adım ilerlenmesi gerektiğinin altını özellikle çizmek isterim.
Aylık dolar grafiğinde, birinci dalganın 275–278 $ aralığında bulunan 21 ve 200 aylık hareketli ortalama dirençlerinde tıkandığını gördük. Bu iki güçlü direnç bölgesinin, mevcut haber akışıyla kolay kolay kırılamayacağı zaten aşikârdı. Bu teknik detayın yanına, Haziran'da başlayıp Ağustos'ta sona eren ve net biçimde 5 dalgadan oluşan üçüncü ana dalganın birinci alt dalgasını da ekleyelim; grafik sayımında bu yapı adeta bağırıyor.
Geri çekilmenin üç dalgadan oluşabileceğini biliyoruz. Bu geri çekilmeleri de Fibonacci seviyeleriyle takip edeceğiz: %38.2, %50, %61.8 ve belki de %76.8’lik bir düzeltmeye üç dalga halinde maruz kalma ihtimali, teorik olarak mümkündür. Dolayısıyla şu anda hem bu geri çekilme dalgalarını takip ettiğimiz, hem de bir sonraki yükseliş dalgası için temel şirketler üzerine çalıştığımız bir dönemden geçiyoruz.
Yine aylık grafikte, 250 $ seviyelerinde oluşmasını hayal ettiğimiz bir TOBO (ters omuz-baş-omuz) formasyonu beklentimiz de var. Bu seviye aynı zamanda %61.8’lik geri çekilme desteğine denk geliyor. Aşağıda ise 239 $ seviyesinden geçen 50 aylık hareketli ortalamayı da göz ucuyla takip edeceğiz.
Belki bu analiz bazı yatırımcılar için “çöp” değeri taşıyor olabilir. Ancak ben yıllardır dalga teorisini özellikle de üçüncü dalgaları büyük bir tutarlılıkla gözlemlediğim için bu analiz setini önemsiyorum. Şunu da belirtmeliyim: Dalga analizi, yurt dışında daha likit yatırım araçlarında çok daha verimli sonuçlar vermektedir.
Şimdi gelelim TL bazlı günlük grafiğe.
2024 Temmuz ayında başlayan düşüş ve yatay hareket, Ağustos 2025’te düşüş trendinin yukarı kırılmasıyla sona ermişti (turuncu çizgi). Yükseliş hız kazandı ve şimdi tam olarak o çizginin üzerinde destek buldu; alıcılarla karşılaştık. Bu seviye aynı zamanda %38.2 Fibonacci düzeltme seviyesine denk geliyor. Bu seviyenin ilk etapta kırılmaması oldukça normal. Belki de bu seviyenin üzerinde kalarak bir return hareketi tamamlanmaya çalışılıyor olabilir.
Ancak eğer bu seviye aşağı yönlü kırılırsa, bu kez %50 ve %61.8 düzeltme seviyelerini ve olası ABC dalga yapısını takip edeceğiz. Yani bu seviye oldukça önemli bir STOP seviyesi.Seviyelerin karşısına bilinçli olarak rakam yazmıyorum; genç kardeşlerim belki bu vesileyle grafik açıp, seviyeleri nasıl tespit edeceklerini öğrenirler diye umut ediyorum.
Üçüncü yükseliş dalgasının hangi seviyeden başlayacağını –medyum olmadığım için– bilemem, ama başlayacağına %100 eminim. Madem medyum değilim, o zaman destek seviyelerinde kademeli yani sistemli yatırımcı olmayı tercih ederim. Çünkü üçüncü dalganın yaşanma ihtimali bile beni her zaman heyecanlandırır. Hangi yatırım aracı olursa olsun, ben hayatımı bu dalgayı tespit etmeye adadım.
Peki düzeltme sonrası yukarı yönlü hareket bekliyoruz, hangi sektörlere yatırım yapacağız?
Eskiden işimiz kolaydı; az sayıda şirket vardı. Ereğli, Çukurova, yanına biraz çimento, bira ve bilançosu düzgün birkaç şirket ekledik mi yeterliydi.
Şimdi 655 şirket var. “Hangi birinin bilançosunu inceleyeceğiz?” demem gerekirken, demiyorum. Çünkü Fintables sağ olsun, her şeyi kolaylaştırıyor. Gerçekten çok güzel bir platform hazırlamışlar; içinde yok yok.
Otur, fonları incele, bilançoları değerlendir. Saniyeler içinde belirlediğin kriterlere göre uygun şirketleri filtrele. Her şey mevcut… Tabii bu imkânlar, kendini geliştirmek isteyenler için geçerli. Oturan, bekleyen, başkasından tüyoyla alım satım yapanlar için, ezbere hisse yatırımı yapanlar için bu dönem adeta bir kabus olabilir.
Zayıf büyüme beklentilerinin olduğu bu dönemde bile bilançolar arasında parlayan şirketler var. Ve ne kadar şanslısınız ki bu bilançoları analiz eden sosyal medyada hesap sayısı da artık oldukça fazla.
Geriye tek bir şey kalıyor: Psikolojik eğitim.
Bence yatırımcılığın en zor geliştirilebilecek bölümü tam da burası.
Her yatırımcının bir stratejisi, bir yatırım planlaması, bir disiplini olmalı. Uyguladığı yöntem başarılıysa hiçbir taviz vermemeli. Değilse, o yöntemi ivedilikle değiştirmeli.
Yazmaya başlamadan önce asıl amacım; BTC, altın ve gümüş analizini de paylaşmaktı. Ancak yine lafı biraz fazla uzattım…
Hepinize ve hepimize hayırlı bir kış, bereketli bir sonbahar diliyorum.
Okula başlayacak olan genç kardeşlerim: Lütfen ama lütfen finansal okuryazarlık konusunda kendinizi geliştirin.
Bakın, bugün dünyanın en iyi üniversitelerini bitirmiş, master yapmış gençler bile iş bulmakta zorlanıyor. Diplomanın para etmediği, işe girsek bile kovulma riskimizin yüksek olduğu bir yapay zekâ çağında hızla ilerliyoruz.
Donanım sahibi olun. Kendinizi sürekli geliştirin.
Sevdiğiniz iş kollarında çalışın. Benim gibi işinize koşarak gittiğiniz alanları seçin.
İş yaparken mutlu olun ki filmin sonunda mutlu bir son sizleri beklesin.
Saygılarımla.
A ERKEK MİLLİ TAKIMIMIZ ÇEYREK FİNALDE! 🇹🇷
FIBA 2025 Avrupa Şampiyonası son 16 turundan galip ayrılan A Erkek Milli Takımımız çeyrek finale yükseliyor!
#BuYolculukHepimizin#EuroBasket
TARİHİMİZDE İLK KEZ FİNALDEYİZ! 🔥
2025 FIVB Kadınlar Voleybol Dünya Şampiyonası Yarı Finali'nde rakibimiz Japonya'yı 3-1 mağlup ederek tarih yazıyoruz! ❤️🔥
Tebrikler! 👏🎊 #FileninSultanları🇹🇷
✍️ Finaldeki rakibimiz bugün 15:30'da oynanacak İtalya-Brezilya maçınının sonucuna göre belli olacak. ⏳
🇹🇷 30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun!
Bağımsızlık mücadelemizin en büyük zaferlerinden biri olan 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 103. yıl dönümünde, bu büyük zaferi bizlere armağan eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
“Trabzonspor, ona hayat verenlerin hayatıdır.” Şamil Ekinci
Ağlamamak ve o formayı almamak imkansız! Hepsine Allahtan rahmet diliyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ederim. #FormaUnutmaz Unutmayız Unutamayız…