Burada Ata Demirer, Yasemin Sakallıoğlu, Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan olsaydı mesela oluşacak kamuoyunu bir düşünün. Bizim zor zamanımızda hiçbir zaman kaymak tabaka olmadı, biz hep birbirimizi destekliyoruz.
Deniz Göktaş hakkında başlatılan hukuki süreçlerle ilgili olarak "bu lafların sonucu belli" kabullenişinde olanlardan tutun "reklam bedelini göze almış" diyenine kadar her türlü tepki var, ama "ifade özgürlüğü ne oldu" diyen yok. Espriye yer bırakmayan toplumlar tel tel dökülür.
“Erdoğan diktatör olsa diktatör diyemezdi” diye yola çıktılar, “O zaman Erdoğan’la ilgili kısma değil de dinle ilgili kısma odaklanalım, oradan soruşturma başlatalım. Hem Erdoğan prim kasar, hem Erdoğan kendisi için aksiyon almamış olur, hem de toplumun çoğu dinsiz damgası yememek için ses çıkarmaz” diye ilerlediler. Karşınızda salak mı var? Her şey ayan beyan ortada.
Deniz Göktaş’ın stand-up gösterisinden paylaşılan videolar, “kamu güvenliği” gerekçesiyle erişime engellendi.
NATO Zirvesi öncesi, Nallıhan’da doğayı koruma ve endemik türleri incelemek amacıyla düzenlenen geziden dönen TEMA Vakfı üyelerinin de aralarında bulunduğu 225 kişi gözaltına alındı; 178’i tutuklandı.
Gazeteci Ali Çağatay, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla cezaevine gönderildi.
Bir komedyenin sahnedeki sözü, doğa savunucularının gezisi, gazetecinin yaptığı haber…
Kamu güvenliği adına daha ne kadar özgürlükten vazgeçmemiz istenecek?