Terörsüz Türkiye sürecimizi herhangi bir yol kazası olmadan bugüne kadar getirmeyi başardık.
Hazırlıklarını tamamladığımız yasal düzenlemenin Gazi Meclisimizin gündemine gelmesiyle birlikte sürecin ivme kazanmasını temenni ediyoruz.
Ümitvar tutumumuzu korurken elbette riskleri de göz ardı etmiyoruz.
Halkımız, ülkemize ekonomik faturası 2,3 trilyon doları aşan bu sorunun artık kalıcı biçimde çözülmesini istiyor.
Bunu da AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak elbette siyaset kurumunun da desteğiyle bizim başaracağımıza inanıyor.
Biz de bu inancın boşa çıkartılmasını asla ve asla istemiyoruz.
Süreci istismar etmek isteyenler olacağını; iftirayla, karalamayla, çarpıtmayla bu süreci engellemeye çalışanlar olacağını kuşkusuz çok iyi biliyoruz.
Allah’ın izniyle onlara fırsat vermeyeceğiz.
Aklıselimle, sağduyuyla, sabırla hareket edecek, tahriklere gelmeden inşallah süreci menziline ulaştıracağız.
Biz etrafımızdaki çatışmalardan Türkiye’yi uzakta tutmanın mücadelesini verirken siyasi rakiplerimiz kendi içlerinde kavga ediyor, birbiriyle çatışıyor.
Biz ülkemizin küresel ölçekte itibarını daha da yükseltmenin peşinde koşarken onlar Ankara’da sonu gelmez siyasi çekişmelerle uğraşıyor.
Biz Gazze’den Lübnan’a, Somali’den Sudan’a kadar nerede bir sıkıntı varsa onu çözmeye çalışırken onlar kendi sorunlarına bile çözüm bulamıyor.
Bizim gündemimizde Körfez ile Avrupa’yı ülkemiz üzerinden ticari olarak birbirine bağlayacak olan Kalkınma Yolu Projesi var…
Eskisi ve yenisiyle onların gündeminde ise kimin figüran, kimin proje, kimin hain olduğunu tespit etmek var.
Bizim gündemimizde Terörsüz Türkiye süreciyle ülkemizin yarım asırlık sorunlarına çözüm bulma gayreti var…
Yine eskisi ve yenisiyle onların gündeminde internet hesaplarını, il-ilçe başkanlığı binalarını bölüşmek var.
Nettin evladım sen..?
Kemalistlerde
Devre mevre bırakmadın..
Yaktın ya alayını..😁
Kızımız
Soracağı soruyu..
Peşin peşin..
Boru haline getirip..
Öyle sormuş..😎
Yani..
Soruyu aynı anda
Hem sormuş
Hemde sokmuş..😂
Müthiş yaa..👇
Gençlik, bu milletin atardamarıdır.
Atardamar, nasıl kalbin pompaladığı kanı bütün vücuda ulaştırıyorsa gençlik de toplumun enerjisini, idealini ve hedeflerini geçmişten alıp geleceğe taşır.
Bu damar ne kadar güçlü, ne kadar sağlıklı olursa millî bünyemiz de o derece sıhhatli olur.
Türkiye’nin hayrına olacak her işe kulp takma telaşında olanlar tam da bu yüzden TÜGVA’nın önünü kapatmak istiyor.
Gençlerimiz, “kıtaları ipek bir kumaş gibi kesip biçen” ecdadı anlamasın, tarih ve medeniyet kodlarıyla buluşmasın diye çabalayanlar tam da bu yüzden TÜGVA’yı hazmedemiyor.
TÜGVA gibi göz bebeğimiz olan kuruluşların, sayısı az ama sesi çok çıkan bir güruhun hedefi olmasının sebepleri işte bunlardır.
Varsın rahatsız olsunlar, Allah’ın izniyle nehri tersine akıtamazlar.
Geçmişte defalarca yaptıkları gibi bu milletin tertemiz evlatlarını kirli oyunlarına, kirli hesaplarına alet edemezler.
O günler artık geride kaldı.
O karanlık günler bir daha gelmemek üzere artık eski Türkiye’de kaldı.
Biz gençlerimizi, sevgili yavrularımızı asla yalnız bırakmayız.
Türkiye’nin aydınlık yarınlarını üç beş kendini bilmeze yem ettirmeyiz.
Tek bir evladımızın dahi ümitsizliğe kapılmasına izin vermeyiz.
Dizideki Sheldon karakterini severim. Bu vesileyle cevap vereyim de madem merak edenler var öğrensinler.
Elbette zaman zaman yorumlara göz atıyorum; genelde yorum sayısının 3-4 katı beğeni ve yeniden paylaşım rakamları oluyor. Herhalde bunun ne manaya geldiğini anlatmama gerek yoktur.
Geçmişimizle de bugünümüzle de hamdolsun gurur duyuyoruz! Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde AK Parti, sayısız sorunu çözerek bu ülkeye çağ atlattı, vatandaşlarımızın refahını yükseltti, ülkemizin çehresini değiştirecek yatırımlara imza attı ve bize büyük gururlar yaşattı.
Biz ülkemize hizmet etmeyi şeref sayan bir siyasi hareketiz. Siyaseti de figüran kiralayarak ya da kameralara oynayarak yapmıyoruz. Bizim için en yüce makam, hiç tanımadığımız birisinin bize gelip “Allah razı olsun” demesidir.
Gittiğimiz her yerde de vatandaşlarımız yanımıza gelip “Allah sizden razı olsun” demeye devam ediyor. Bu dün de böyleydi, çok şükür bugün de böyle…
Birilerinin siyasetteki sermayesi kurdukları yolsuzluk, hırsızlık ve rüşvet düzeni olabilir ama bizim tek bir sermayemiz var: o da samimiyetle çalışmak!
Türkiye olarak İsrail saldırılarından yoğun şekilde etkilenen Güney Lübnan’ın yeniden inşası bağlamında elimizden gelen desteği sağlamaya hazırız. 🇹🇷🇱🇧
HAFİFE ALIYORUZ
Bazı şeyleri sanki başından beri çantada keklikmiş gibi çok hafife aldığımızı düşünüyorum.
Hele hele mesele Türkiye ile İsrail’in bölgesel konularda kafa kafaya geldiği sırada, çoğu kişi tarafından “İsrail’in sözünden çıkmaz” denilen bir ABD Başkanı’nın Türkiye ile tam uyumlu bir politika izlemesi ise…
*
Geçtiğimiz hafta Trump’ın başkanlığının tam bir buçuk yılı doldu.
Bu bir buçuk yılda İsrail ile ilk önce Suriye’de karşı karşıya geldik. Türkiye’nin desteklediği Şara’yı “terörist” olarak gören ve Trump ile ilişki kurmasını ne pahasına olursa olsun engellemeye çalışan İsrail ilk kaybı burada yaşamıştı.
“Erdoğan istediği için görüşüyorum” diyen Trump, Şara ile ilk temasından bu yana o çizgiden hiç şaşmadı.
Yaptırımları kaldırdı, Şara yönetimine destek verdi ve o günden beri bu politikasını hiç değiştirmedi.
*
Yine Suriye sahasında İsrail’in oynadığı at YPG/PKK’ydı. 10 yıldan uzun bir süredir Türkiye’nin en büyük milli güvenlik meselelerinden biri olan bu sorun da Trump’ın “güçlü Suriye devleti” politikasına verdiği yardımla bertaraf edildi.
Hatırlayın… O zamanlar çıkıp “Davut koridoru kurulacak” diyen sözde uzmanlar bugün hala Suriye yorumu yapmaya devam ediyorlar.
*
Bir de Trump ile ilgili artık herkesçe bilinen “dengesizlik” unsurunun Türkiye’ye karşı henüz yaşanmamış olması da bana göre bir hayli hafife alınıyor.
Örneğin geçen sene Netanyahu’ya Türkiye ve Suriye meselelerinde “makul ol” diyen Trump’ın F-35 satışı meselesinde “ikinci makul ol vakasını” yaratması sürpriz değil.
“Sürpriz değil” dediğime bakmayın.
Sabahtan öğlene, öğlenden akşama fikir ve tavır değiştirebilen ABD’nin görmüş olduğu en tahmin edilemeyen adamın bir buçuk yıldan fazla süredir hiç sapmadan Türkiye politikasında olumsuz manada değişikliğe gitmemesi nasıl “aman nazar değmesin” diye takip edilmiyor anlam veremiyorum.
*
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump ile kişisel ilişkisinin meyveleri tek tek toplanıyor.
“Kimse benim F-35’leri kime satıp satmayacağımı söyleyemez” çıkışı bir “makul ol” kadar önemlidir. Benim hafızam yetmiyor ancak bir İsrail Başbakanı Amerikan kanallarına çıkıp “Türkiye’ye F-35 satmayın” diye yorulmuşken, İsrail’in tüm lobileri aktif baskı yapıyorken, medya çarkları çalıştırılıyorken şu çıkışın değeri yok mudur?
Bir sürü ülke yıllardır parasını lobilere dökerken yanından bile geçilemeyen bu “dostane” söylemin önemini umarım hiç mumla aramak zorunda kalmayız.
*
Şu son bir buçuk yıldır Trump’ın hoş sözlerini eylemlerle de tamamlayacak mı diye takip ettik mi? Ettik.
Bizzat bunu Oval Ofis’e kadar taşıdım mı? Taşıdım.
Yıllardır sana, bana, bize dert olan meseleleri bir bir çözdüğümüzde karşılığını aldık mı? Aldık.
Geriye kaldı CAATSA ve F-35. Sonuna kadar bunları da takip edeceğiz ancak… Asıl tarafımızda olması gereken şey, Trump’ın bu zamana kadar taviz vermediği “harbi” ilişkisi olacak.
"Sırf hükümeti yıpratmak adına, siyasi iradeye zarar vermek adına her türlü ahlaksızlık sergilenerek, devlet ile millet karşı karşıya getirilmeye çalışıldı.
Yine bu süreçte; sosyal medya fenomeni, sanatçısı, oyuncusu, gazetecisi, siyasetçisiyle çok farklı kesimlerin yıpratma savaşına müdahil olduğunu, adeta aynı merkezden düğmeye basılmışçasına topa girdiğini gördük.
Devlet olarak bir taraftan tüm imkânlarımızla afetzedelerimizin yardımına koşarken, diğer taraftan da bu çevrelerce köpürtülen dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldık.
Son haftalarda ortaya dökülen bilgi ve belgeler, 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri sürecinde neler yaşandığını, hangi oyunların çevrildiğini, devlete ve millete hangi operasyonların çekildiğini, deprem bölgesine ayak basmamış terbiye yoksunu tiplerin nasıl hariçten gazel okuduklarını hepimize çok net biçimde gösteriyor."
@RTErdogan