Müslüman bir ülkede muhafazaķâr görünümünde bir iktidar partisi tarafından yönetiliyoruz.
İneğin rahminden vahşice alınan Fetüsteki ksenejonik kan hücrelerinin, graphane borularına yüklenip çoğaltılmasıdır, yapay et !
Ülkemizde üretilmesine kim izin veriyor?
Bir sorsanıza?
Sonra bu yapay etlere ne oluyor sahi ?
Kim satıyor?
Kim yiyor ?
Kim, kime KAN yediriyor ?
Muhafaza- KÂR konusu bugün KÂR 'ı Put etmeye dönmüş!
Memlekette bunları dile getirmeye korkan etkili yetkililerin suratlarına bir Osmanlı tokadı atasım var !
Yazıklar olsun.
Susana, başını çevirene...
3 kuruş dünya menfaatine kapılıp, ALLAH 'ın yaradılış kanunlarının çiğnenmesine göz yumuyorsunuz.
Ekranlarda “analiz” kasan arkadaşlar!
Korkmayın, haykırın…
Bu iki kişi, İsrail’den daha tehlikeli.
İsrail zaten tescilli Müslüman düşmanı. Ancak asıl korkulması gerekenler, İsrail postuna bürünmüş “Müslümanlar”…
Sudan’a, Yemene bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız…
▪️ BAE'nin Sudan'da ne işi var?
Birçoğunuz BAE’nin neden Sudan’a, hatta Somali, Cibuti ve Eritre gibi Kızıldeniz ülkelerine bu kadar takıntılı olduğunu, neden her sınırı aşıp ülkeyi kaosa sürüklediğini merak ediyor olabilirsiniz.
Cevap basit: BAE, küresel gıda güvenliğini kontrol etmek ve Kızıldeniz kıyısındaki tüm limanları ele geçirerek bir zamanlar “Umman İmparatorluğu” olarak anılan denizcilik ağının modern bir versiyonunu kurmak istiyor. Bunu başarmak için de Sudan’ın geniş tarım arazilerine, muazzam maden zenginliğine ve stratejik kıyı şeridine ihtiyaç duyuyor.
International Holding Company ve Jenaan Investment gibi Emirlik şirketleri halihazırda Sudan’da 50.000 hektardan fazla tarım arazisini kontrol ediyor. Dev Abu Hamed Projesi ise 162.000 hektarlık bir alanı kapsıyor. Bu projeler Sudan halkına yardım etmek için değil, BAE’nin kendi gıda arzını güvenceye almak için tasarlandı.
Ancak bu kadar büyük kaynakları kontrol etmek için sahada nüfuz gerekir. Aksi halde, tıpkı Cibuti’de olduğu gibi, “ulusal varlıkları sömürmek ve egemenliği zayıflatmakla” suçlanarak sözleşmeleri iptal edilen DP World vakasında olduğu gibi, kovulma riski doğar. İşte bu noktada Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) devreye giriyor. BAE, bu milisleri Sudan’daki silahlı uzantısına dönüştürdü; ülkenin altın, toprak ve tarım ihracatına erişim karşılığında para ve silah sağlıyor.
Sudan hükümeti, adaletsiz şartlar nedeniyle bazı BAE tarım anlaşmalarını reddedip yerel halk da bu sömürücü projelere karşı çıktığında, Abu Dabi strateji değiştirdi: ticari anlaşmalardan vekalet savaşlarına geçti.
Petrol rezervleri tükenmekte olan bu çöl devleti, kendi gıda güvenliğini sağlamak ve hatta küresel gıda zincirlerini kontrol etmek saplantısıyla, Afrika ülkelerinin kaynaklarını sömürmekten çekinmiyor. Sudan’ın verimli toprakları ve zengin madenleri uğruna yıkıcı savaşları destekliyor, bölgeyi istikrarsızlaştırıyor.
Tanık olduğumuz şey, modern bir sömürgeciliktir — eski imparatorlukların zihniyetinin günümüze uyarlanmış hâli; ama bu kez, Afrika’yı kendi çıkarlarına göre yeniden şekillendirmek isteyen küçük bir Körfez devleti tarafından yürütülüyor. BAE’nin kibir, hırs ve bencilliği akıl almaz boyutlarda. Ülkeleri bölüp küçülterek kendisi gibi bağımlı ve kırılgan hale getirmek istiyor — üstelik dünya bunu sessizlik ve suç ortaklığıyla izliyor.
(@Deee_luul)
@benburadayim_tr @tcmeb@Yusuf__Tekin@diyanetbasin@DIBAliErbas Âşık Dertli (1772, Bolu - 1846, Ankara), Türk halk ozanı. Osmanli divan şairi dır.
Şair Dertli bu şiiri yaşadığı döneminde “saz çalmanın günah olduğunu, şeytanların saz çalan kişinin başına toplandığını” söyleyenleri eleştirmek için yazmıştır. Aşık Dertli Türk şairimiz.
@KumandanRte Lan ne vekili yapıştırın şamarı alın gözaltına. Bir kere yapın şunu artık. O kaçan askeri de atın görevden gitsin. Devlet kaçar mı? Nereye kaçıyorsun elinde silah var ve bir sürü adamsınız...