#CANLI | YENİ Parti'den tutuklu belediye başkanları Ekrem İmamoğlu, Murat Çalık ve Resul Emrah Şahan için dayanışma yürüyüşü!
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel:
🗣️"Bugün 19 Mart Darbesi'nin 500. günü. 500 gündür üç değerli arkadaşımız tutuklu. Bu tutuklamanın dördüncü gününde kurulan sandıklarda millet, Ekrem İmamoğlu'nu Cumhurbaşkanı adayı olarak belirlemişti."
https://t.co/36CMP4yssp
Cem Küçük ders olsun
Attığı iftiralar onu kurtaramadı.
Yandaş olmak da sizi kurtaramayacak. En ufak çıkar çatışmasında yok hükmündesiniz. Arkadaşlarınız da hemen sizi satacak.
İktidara güvenip, hukuksuzluğu alkışlayarak ayarını bozduğunuz hukuk kantarı sizi de tartacak
SON DAKİKA!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında gazeteci Cem Küçük, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma ve şantaj" suçlarından gözaltına alındı (Anka)
60 yıla yaklaşan gazetecilik hayatımda bunu da gördüm!
Doğruluğu belgeler ve itiraflarla kanıtlanmış "Figüranlı CHP toplantısı" haberini konu alan -Kayyım Gürsel Tekin ve cast ajansının açıklamalarına da yorumsuz yer verdiğim- X paylaşımım nedeniyle Kayyım, hakkımda suç duyurusunda bulunmuş.
Hakikaten siyaset ve basın tarihine geçecek ibretlik ve trajikomik bir durum.
Bu arada gazetecileri hedef gösteren Tekin hakkında, ben de suç duyurusunda bulunacağım.
Gözaltındaki Sinem Dedetaş'tan ilk mesaj:
"Sevgili komşularım, Bu sabah yanınızda olamasam da her sabah olduğu gibi bugün de aklım ve kalbim Üsküdar’ın sokaklarında. Tüm çalışma hayatımı gözden geçirdiğimde, olmayı hak ettiğim ve hayal ettiğim yer elbette nezarethane değildi. Ama sağlığım yerinde çok şükür. Sizlerin de vermiş olduğu destekleri avukat arkadaşlarımız bana ulaştırıyor, gerçekten çok mutlu oluyorum. Sizden haber almak, destek almak moral veriyor. En yakın zamanda görüşmek ümidi ve sevgilerimle."
Gülmekten ölüyorum! Butlan yönetimi hâlâ il ve ilçe başkanlarını görevden almakla tatmin olup bunlar hakkında basın toplantısı yapabiliyor!!!!
😂😂😂😂😳😅✨ ortada böyle bir konu kalmadığını bile anlamadılar! Bence sonunda birbirlerini görevden alsınlar hızları kesilmezse! 😂😂😬😳😂
Fatih Altaylı: “Yine bir askerimiz şehit oldu. Bu kez bir Hava Harp Okulu öğrencisi.
Yıllarca eğitim almış, ordumuzun gözbebeği olan, öz evladımız gibi bakmamız gereken bir pilot adayı.
Peki niye şehit oldu? Terör örgütü mü vurdu? Hayır. Uçağı arıza yapıp kaza kırıma mı uğradı? Hayır! Yunan uçaklarıyla it dalaşı yaparken mi? Asla.
Peki nasıl? Yalova kampında, sıcak altında talim yaptığı için.
Üç öğrenci de aynı nedenle hastanede, tedavi görüyor.
Geçen yaz aylarında da yine aynı nedenle, güneş altında eğitim yaptırıldığı için iki er şehit olmuştu. Bu kez Hava Harp Okulu’nun bir pilot adayı şehit. Sizce bu normal mi?
Durmadan sıcak nedeniyle, güneş çarpması ve sıvı kaybı nedeniyle şehit vermek bu kadar sıradan, kabul etmemiz gereken bir olay mı?
Bu eğitim subaylarında ya da bu subayların kullandığı eğitim yönergelerinde bir sorun yok mu?
Millet, evlatlarını Peygamber ocağı dediğimiz orduya, sıcak altında öldürmeniz için mi yolluyor?”
Armağan Çağlayan:
"Kemal Kılıçdaroğlu partisine sadece iktidarı değil , ana muhalefeti de kaybettirdi. Dünya tarihinde görülmemiş bir siyasi başarı!
Tebrikler"
Butlancı Kemal Bey,
Siyasi çıkar hesabı yapmayan, önyargı içinde olmayan, idealist ve tertemiz ODTÜ öğrencilerinin bile diline düştün.
Seninle çok fena dalga geçtiler!
Şu kısacık hayat, üstelik bu yaşta, değer mi bunları yaşamaya?..
Herkese Merhaba, geçtiğimiz perşembe gününün ilk saatlerinde, yaşadığım bölgeden sorumlu jandarma birliği tarafından, BirGün gazetesinin bir paylaşımında okuduğum, "Kanuni Sultan Süleyman şakası nedeniyle ceza alan komedyen" haberi üstüne yaptığım yorumum gerekçe gösterilerek, "halkı alenen kin ve düşmanlığa teşvik" suçlamasıyla gözaltına alındım. Cep telefonuma ve kimliğime el konuldu. Cep telefonumun şifresini orada ve o dakikada verdim. Gözaltı işlemlerimin ardından İstanbul Emniyet Md. götürüldüm. İlk alınışım ve serbest bırakılışım arasında bana toplam dört kere sağlık kontrolü yapıldı. Gözaltı sürecim boyunca -bakış dahil- hiçbir kötü muameleye maruz kalmadım. "Çağlayan Adalet Sarayında" alınan savcılık ifademde, temmuz ayı boyunca paylaştığım tüm sosyal medya mesajlarım önüme bir klasör halinde konuldu ve bunların, bana isnat edilen suçun unsurlarını taşıdığı söylendi. Ailemden aldığım eğitim; mesleğim ve mesleğimin yapılış ve sahneleniş prensipleri nedeniyle "halkı kin ve düşmanlığa teşvik etme" suçu işleme imkânım olmadığını, bu suçlamayı reddettiğimi ve mümkünse suçlamalarına başka bir kulp bulmalarını rica ettim. Ardından tutuklanma talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine gönderildim. Kısa süren yargılanmam ardından, yurt dışı çıkış yasağı ve ev hapsi cezasına çarptırıldım. Bilgisayar kullanmadığım ve cep telefonuma el konulduğu için sonrasında haliyle kimselerle iletişim kuramadım. Arayanlara, soranlarla çok teşekkür ederim. İstemeden sebep olduğum, aile büyüklerimin akan gözyaşları ve iç sıkıntıları dışında hiçbir üzüntüm yoktur. Tüm paylaşımlarım istisnasız X hesabımda durmaktadır, duracaktır, yenileri paylaşılacaktır, dolayısıyla susmam ve susturulmam mümkün değildir. Evlâtlarımız ve ülkemiz için aydınlık bir gelecek talebi hapsedilemez. Sevgilerimle.
Dünya Kupası Finali’ni yayınlıyorsunuz…
Milyonlar ekran başında…
Sonra tam herkesin beklediği şovları görmezden geliyorsunuz…
Merak ediyoruz…
TRT neyi yayınlamamayı tercih etti?
Görüntü mü rahatsız etti?
Verilen mesaj mı?
Yoksa dünyanın izlediği bir gerçeğin Türkiye’de görülmesini mi istemediniz?
Yayını kesmek yerine keşke nedenini de anlatsaydınız…
Unutmayın:
Sessizlik, bazen en uzun açıklamadır…
ALÇAKLIĞIN ALEMİ YOK...
Haluk Levent'i teşhir etmek, yargılamak, cezalandırmak, lanetlemek...
Hepsi güzel. Hak ettiğini bulsun. En başta da milletin güvenini nasıl istismar ettiği ortaya çıkacaksa, kimse kimsenin babasının oğlu değil, gözünün yaşına bakılmasın.
Ama bunu fırsat bilip, Haluk Levent üzerinden "İzmir Marşı"na ve bu marşın temsil ettiği değerlerle, bu marşla yürüyen vatanseverlere "yürümek" en basit ifadeyle alçaklıktır.
O kadar düşmeyin!
6 Şubat depreminde tam 6 gün çocuğunun altında kaldığı enkazın başındaydım.
Ne AFAD ne KIZILAY ne AHBAP ne bir tek devlet yetkilisi görmedim.
Enkazın başında yüzlerini ilk kez gördüğüm gönüllü canlar ve TKP-TİP-CHP’ den gelen kurtarma ekipleri vardı.
Çocuğumu enkazdan Maltepe Belediyesi kurtarma ekibi çıkardı.
Bağrıma bastığım çocuğumla ‘ölüm kağıdı’ almak için tüm Hatay’ı dolaştım.
Devleti ilk kez Reyhanlı yolunda kimsesizlerin kepçelerle gömüldüğü yerde 4 savcı olarak gördüm.
İşleri evrak vermekti.
Cenaze nakil araçları bile yoktu.
Adana’ya kadar çocuğumu aracın arka koltuğunda eşinin kucağında taşıdık.
Yollarda binlerce yardım tırları-kamyonlar-özel araçlar gördük. Yine ne KIZILAY ne AFAD ne AHBAP yoktu.
Nakil aracını Mersin belediyesi
Adana’ya gönderdi çocuğumu ordan Akyaka’ya o araç getirdi.
Yalnızdık.
Dostlarımın, yoldaşlarımın, yürekleri ağlayan canlarımızın dışında yapayalnızdık.
Yetmedi ekranlarda basında bu durumu paylaştım diye davalar açıldı, yargılandım, yargılanıyorum.
Bugün AHBAP yardım paralarının peşine düşenler, KIZILAY’ı da diğer yardım adıyla para toplayan yapıları da sorgulamalılar.
Acılarımız üstünde tepinerek bizi halen adaletsizlikle boğanlara ise lanet olsun.