Geçen sezon başı içerideki profesyonelin şeytansı operasyonu ile az daha İsmail Yüksek’i kaybedecekti Fenerbahçe…
Yüzyılın saçmalığı dedik, yazdık çizdik konuştuk..!
Şimdi ise Oğuz Aydın saçmalığı..!
Fenerbahçe Oğuz Aydın’ı veremez, satamaz kiralayamaz..!
Oğuz Aydın bu takımın kaptanı olacaktır, şuanda en gerekli oyuncularından biri..!
10+4 sıkıtısı yaşayan bir kulüp A Milli oyuncusunu birine vermesi büyük bir saçmalıktır..!
Fenerbahçe’nin o teklifi kampa getiren menajerle tüm ilişkisini kesip Oğuz Aydın’ın sözleşmesini de uzatıp ona değerli olduğunu hissettirmeli..!
Ben hayatımda böyle bir kulüp görmedim; herkes ona düşman, herkes yenilsin yok olsun istiyor ama herkese de bir şey lazım oldumu kapısını çalıyor..!
Kapındaki terliği isteyenden sürdüğü arabasını isteyeceksin..!
Başka türlü olamazsınız; Greenwood ile de olamazsınız Messi ile de olamazsınız..!
Böyle biteceği çok belliydi, kumar bağımlısı, karşılıksız çek, senet ve dolandırıcılıktan defalarca ceza almış birine yardım derneği kurma izni vermek kediye ciğeri emanet ermek gibiydi…
Özlediğimiz futbol tam olarak buydu. Rakibini kendi sahasına hapseden, oyunu 30 metrede oynayan, sürekli önde baskı yapan ve inisiyatifi elinden bırakmayan bir takım. Sezon öncesi adına en değerli kazanım da bu.
Türkiye’nin en kaliteli oyuncuları bizde. En yürekli oyuncuları da bizde. Eksik olan, bu kaliteyi ve mücadele ruhunu gerçek bir takım kimliğine dönüştürecek, özlenen futbolu sahaya yansıtacak, bu camianın ruhunu bilen bizden biriydi.
İsmail hocayla o eksik parça da tamamlandı. Şimdi bu birlikteliğin sahaya yansımasını izleme zamanı.
Sayın Adalet Bakanım,
Sabrım artık taşmak üzere. Aylardır sizinle görüşebilmek için bekliyorum. Her defasında "Tamam Yasemin Hanım, inşallah" denilerek umutlandırılıyor, ancak somut bir adım göremiyorum.
Bir anne olarak artık sesimin duyulmasını istiyorum. Adalet beklemek bu kadar zor olmamalı. Bu yaşadığımız belirsizlik ve sessizlik, acımızı her geçen gün daha da büyütüyor.
Lütfen bu zulme son verin. Ben yalnızca evladım ve tüm çocuklarımız için adalet istiyorum. Mücadelemden vazgeçmeye hiç niyetim yok. Hukuk ve adalet içinde, sesimi duyurmaya devam edeceğim.
Saygılarımla.@abakingurlek
Elektrikli otomobil kullanıcılarının ortak bir özelliği var:
Arabayı kullanmıyor, her yolculuktan sonra yüksek lisans tezi savunuyor.
“Sabah %83 ile çıktım, klima 22 derecede, dışarısı 34°C, 127 km gittim, eve %49 ile döndüm. Bu arada çok keyifliydi.”
Kimse sormamış.
Sanki aile meclisinde zorla elektrikli araba aldırmış da her gün performans raporu sunarak “Bakın pişman değilim.” demeye çalışıyor.
Benzinli araç kullanan biri en fazla “Depoyu fulledim.” der geçer.
Elektrikli araç kullanan ise her paylaşımında TÜBİTAK proje sonuç raporu yayınlıyor.
Elektrikli otomobil kullanıcıları araba sürmüyor; her gün ‘Hâlâ pişman değilim.’ konulu faaliyet raporu paylaşıyor.😄