Gazzelilerin idamı başladı. Aralarında 18 yaş altı çocuklar var. Evladı, ailesi katledilen insanlar var. Dr Hüsam Ebu Safiyye var.
İnsanlığın izzetinefsini ayaklar altına alan, vicdanları kanatan görüntüler…
Dr Hüsam ve annesi.
Oğlunun İsrail tarafından mahkum edildiğini öğrendikten kısa bir süre sonra kalp kriziyle vefat etmişti.
Şimdi İsrail senatosu, Gazzelilerin idamını onayladı. İdamları durdurmak için bir adım atılacak mı?
#FreeDrHossamAbuSafiya
Genç yaşında kanser sebebiyle vefat eden bir kardeşimizin son yazısı...
Awake Narkoz ismiyle müsemma bir film var. Babasından yüklü bir servet kalan genç kalp nakli ameliyatına girer. Ameliyatta bir teknik aksaklık olur ve kahramanımız hissetmemesi gerekenleri hisseder, duymaması gerekirken duyar. Ameliyat aslında bir komplodur, sevgilisi dahil yakınları onu ortadan kaldırıp servetine konma peşindedirler. Daha fazlası spoiler olacak, merak edenler izleyebilir. Kahramanımız kendi sonunu çaresizce izlemekte ve insanların onun için neler düşündüğü gerçeğiyle yüzleşmektedir. Bunun gerçek hayattaki bir benzeri de cenaze törenlerimizde yaşanır. “Ah vah ne iyi adamdı rahmetli” ile “gıdım koklatmadan gitti şerefsiz” arasında gidip gelen o muhabbetler işte. Benim de lenfoma tespiti ile başlayan sürecim cenaze töreni provası gibiydi. Ufaktan bir gidip gelme provası yaptık da diyebiliriz. Bu esnada yaşadıklarım da awake filmindeki gibiydi, sadece izliyordum.
Sanırım kendimi acındırmayı büyük bir ayıp ve yenilgi olarak kabul ettiğimden olsa gerek, hastalık şüphesini aileme bile söylememiştim. Biyopsi için ameliyata girince mecburen haberleri oldu. Devamında da yine bizzat kimseye bahsetmedim, sosyal mecralarda vs. paylaşmadım. Ancak kulaktan kulağa tahmin etmediğim bir hızla yayıldı. Bu yazıyı da bu yayılmayı bilmenin verdiği rahatlıkla yazıyorum.
Halsizlik, aşırı terleme, kilo kaybı, lenf nodları şişmesi derken ayakta duramayacak hale gelmem 2 ay sürdü sürmedi. Zaten tip olarak en agresif ilerleyen riskli bir tür imiş. Pantolonların düşmesi rahatsız edince eşofman giymeye başlamıştım ama bir gün giyinirken bacağımın inceliğini fark ettiğimde gerçekten moralim bozulmuştu.
Sanırım en çok yoranı kesin teşhis koyulmadan önce beklediğim biyopsi safhasıydı. Bu esnada en çok da eşim ve çocuklarıma üzüldüm. İnsanın en kötü de olsa gerçeği kabul etmesi kesinlikle rahatlatıcı. Ölü mezara konulunca acısı hafifler derler. Sanki mezara konulmadan önce insan halen ölümü kabullenemiyor da mezara konunca artık mücadele edecek bir şey kalmıyor.
İş vesair kurumlardan elini eteğini çekince ölenle ölünmez kuralı kabilince yerin hızlıca dolduruluyor. Tabi benden sonra tufan dedirtmemek de önemli, koltuklar bir şekilde dolduruluyor ama bakalım sistem işliyor mu yoksa one man show mu yapmışsınız bu gerçek ortaya çıkmaya sabırsızlanıyor.
Şüphesiz ölümün en ağır yönü aile rollerinde. Eş, baba, evlat derken herkeste bir yer işgal ediyorsun. Aile bağları bu yoklukları doldurmak için de varlar ama yine de çocuğunun yetim olduğunu hayal etmek çok yıpratıcı. İnsan her şeye çözüm buluyor da buna bulamıyor.
Sonrası 5-6 ay süren tedavi safhası. 5 gün 24 saat süren kemoterapi seansları. Artık melekler dışında tuvalette bile yanından ayıramayacağınız bir de kemo standınız oluyor. 1 hafta bunun yüzünden yiyemiyorsun öbür hafta yan etkisinden, tam biraz düzelir gibi olurken zaten yeni seans geliyor. Kusmalar bayılmalar tedavinin şanından. Böyle böyle vakit geçiyor. Bu esnada işten güçten hatta evden de koparılmış paralel evrende gibiydim. Vücudun defans refleksinden olduğunu tahmin ettiğim derin bir boşluk, düşüncesizlik ve hissiyatsızlık içinde. Bu boşluğu yapabildiğim kadar ibadet, sıkıldığım kadarıyla da hastane televizyonu doldurdu. Dmax’ın tamirat tadilatı, ikinci el pazarı tabi bir de Müge Anlı. Müge Anlı saatinde televizyonda izlenecek hiç düzgün bir şey yok. Aynı kepazelikler Brezilya dizileri yayınlansa en azından gavura bak ne pis der rahatlardık, o da yok. Kanal 7’nin Hint kuşağının niye bu kadar ilgi gördüğünü de anladım tabi.
Çok şükür tedavi sürecim nispeten rahat geçti. Zaten hayatımın pek çok safhasında zalimsiz yaşayamadığım için ekstra bir şey çektiğimi anlamadım bile. Çevremdekiler ise tevekkül ettiğim için şikayet etmediğimi sanıyorlardı, keşke öyle olsaydı.
Bu tören provasının en güzel yanı ise geçmişte yaptığın iyiliklerin boşa gitmediğini görmek oluyor. Dünyanın dört bir yanında mübarek mekanlardan gelen dua videoları, kestirilen kurbanlar, dökülen lokmalar. Hepsinden Allahü Teala razı olsun.
Her şey güllük gülistanlık da olmadı tabi. Yakın çevremde hastalığımdan keyif alanlar da vardı. Kimisi sizi geçemeyeceğine inanınca sizin düşmenizi bekliyor, zavallıca. Beni ayakta gördüklerinde yüzlerine taktıkları sahte üzüntü ifadesinden tanınmamaları mümkün değildi. Dahası yaptıklarımın cezası olarak başıma bunların geldiğini söyleyip selam söyleyenler de eksikliklerini hissettirmediler sağolsunlar. Tabi uzaktan değil bunlar, zaten insana ne zarar gelirse yakınından geliyor. Yeri geliyor akraba yeri geliyor samimi şekilde açıldığın arkadaşın. Seni zayıf gördüğü anda akrep tabiatının gereğini yerine getirmekte hiç gecikmiyor.
Ne dersler çıkardım?
Herkesi memnun edeceğim diye ömrümü tüketmişim. Bu memnuniyetperverlik öyle bir hal almış ki karşımdaki bunu kendisine doğuştan hak gibi görmüş. Sanki dünyaya bu insanları memnun etmeye gelmişim, benim bu doğal hizmetim beğenilmediği zaman da benden kötüsü de olmamış. Kıssadan hisse: Sen doğru olduğuna inandığını yap, bırak insanlar ne düşünürse düşünsün.
Hayatta tevekkülü esas tutmalı. Plan yapmayı severim ve plandan sapmak bana rahatsızlık verir. İdealdan uzaklaşmayı dünyanın sonu addederdim ama hayat neyse ki sadece siyah ve beyaz değil. Evet plan yapmak doğru ama elden geleni yapıp tevekkül etmek esas olan. Artık planı da plandan sapmayı da çok mühimsemiyorum. Boş mu verdim yoksa? Hayır. Aksine daha iyi bir noktaya geldim. Biz hayatımızda da işimizde de ailemizde de sisteme odaklanmakla mükellefiz. Hedefler, planlar vs. sadece yoruyor. Önceliklerin neler sırala; sonra da zaman, para, şu bu neyse artık elindeki kaynağı bu önceliklere göre ayır. Sistemine odaklan onu iyileştirmeye çalış. İyi alışkanlıklar edin. Sonrası zaten nasipse gelir. Gelmemesinde ne hayır olduğunu da bilemezsin o yüzden çalışabildiğin kadar çok çalış ama çok hırs yapma.
Hayat çok kısa, hem iş için hem ahirete çalışmak için. Zamanın kıymetini bilmeli. Tayyı zaman edemeyiz ama daha doğru zaman planlaması, iş delegasyonu önemli. Bir önceki maddede yazdığım gibi sistemi ve verimliliği önemse.
Önceden yapıp yapamayacağımı düşünmeden her iyi gördüğüm faaliyete evet diyordum artık demiyorum. Verdiğim her evet cevabı yeni bir sorumluluk demek ve yerine getiremediğim her sorumluluğun beni mental olarak ciddi yorduğunu fark ettim.
Çok uzatmadan söyleyeyim: Aile ile daha fazla ve kaliteli vakit geçirilmeli. Günün sonunda elde kalan aile oluyor.
Şimdi halihazırda takip hastasıyım. Normal bir insana göre bu hastalığa tekrar yakalanma şansım bilmem kaç kat daha yüksek. Buna rağmen çevremde değişen bir şey yok. Sizin kendinize vermediğiniz değeri kimse size vermiyor. Ben bunu bizzat yaşayarak tecrübe ettim. Siz bunu öğrenmek için benim kadar düşmeyi beklemeyin derim.
Bünyamin Ekmen
Cenab-ı Hak kardeşimize gani gani rahmet eylesin, makamını âli kılsın ve cennetinde sevdikleriyle buluştursun inşallah.
Bebeklerin, yetim ve öksüzlerin, ev sahiplerinin, yaşlı ve hastaların, açlıktan kırılan insanların, kuşların, yuvaların üzerine Ramazan vakti bomba yağdıran İsrail’e,
lanet olsun.
Kız çocuklarının eğitim biçimine karar veriyorum. Zira ne zaman yemek yiyeceklerine de karar veriyorum.
Çünkü uyumadan yarım saat önce su içerlerse gece altlarına işiyorlar.
Siz ne anlatıyorsunuz yahu ? Ben çocuğumun babasıyım. Bebek ve çocuk çok su içince altına kaçıracak kadar iradesi gelişmemiş bir varlık olduğu için işlerinin hepsine ben karar veriyorum.
Merhabalar ebeveynlik kurumu ile ilgili 101 eğitimini şu an almış oldunuz.
Hâla eğitim hakkı diyor. Kardeş hafızlık da ahlaki edinimler bir eğitimdir.
Modern medeniyetin verdiğini eğitim kılan, modern olanı istemeyeni ya da modern yanında başka bir öğrenimi de eklemeyi tu kaka kılan ne ? Neye göre eğitim dışına aldınız ?
Benim iki kızım da okula gidiyor. Büyüğü 3 yaşından beri İngilizce konuşan bir oyun ablasıyla oynuyor. Arapça öğreniyor.
Modern eğitimi ve hayat ideallerini b.k gibi buluyorum. Daha iyisini kurgulayabiliyorum. Kendi kendinize kardelen ayşe triplerine girmenize de ölüyorum.
Dünyanın gözü önünde yaşanan bir vahşet, bir utanç vesikası.
İsrailli askerler buldozerlerle Filistinlilerin evlerini yıkıyor, varlarını yoklarını yağma edip topraklarını işgal ediyor. Bu zulüm karşısında sağlam bir adımın hâlâ atılmamış olması utançtır, büyük bir trajedidir.
Tam 1 yıldır suçsuz yere tutuklu. Oğlu şöyle yazmış:
“Beyaz önlükle ölümün, yıkımın ve tankların önünden tek başına yürüdü; korkusuz olduğu için değil, yemini ve insanlığı her türlü korkudan daha büyük olduğu için.”
#FreeDrHussamAbuSafiya
Cevapsız çağrı ..🇵🇸🇵🇸🇵🇸🇵🇸🥀
Bir şey sorabilir miyim hey müslümanlar
Neden dönmüyorsunuz aramalarımıza!!
Annem babanın elini bırakma dedi
Kopsa da bırakmadım,
Bedenini arıyorum kanlı bir çarşıda
Ölüm süren tarlada
Neden dönmüyorsunuz aramalarımıza!
Anladık yoğunsunuz gelen giden çok Dünya’ya
Toplanıp durmalar, durup toplanmalar
İş yemekleri ve binek otlatmalar asfaltta
Kahve lekesine kahrolmalar, sırta polar aramalar
Koşmalar ,beş heceliler, hazır çekilmiş kopya
Neden dönmüyorsunuz aramalarımıza..
Yooo hiç seslenmiyoruz size ; kimsiniz ki siz ?
Sevapsız bir çağrı, kaç kez üstelik
Biz mi yenildik yogaya riyaya masivaya
Yok hani kardeşiz ya tüm kitaptan sorumluyuz,
İmtihan büyüktü ya hani bîtaptan yükümlüyüz
Anlamadım biz mi uydurduk bunları
Biz mi çekiştirdik kalpsiz yuları
Musluğa dayayıp da keyiften ayakları
Sıcak suyun gelmesini biz mi bekledik
Cidden soruyorum biz mi ölüyoruz
Ey Parfümlü cesetler yanlış mı görüyoruz.
Acilse yaz diyorsunuz ya yazıyoruz işte çok sıradan
Yo yo içler acısı değil halimiz
Biziz müslüman biziz,
Nerdesiniz diye sormuyoruz merak eden razı
Gazzeyi seven rıza
Sahi niye dönmüyorsunuz aramalarımıza
Hadi biz bitiyoruz her bahçede
Siz niye sustunuz her lehçede
İnsan bir arar sorar ulaşamıyorsun kardeşine neticede
Hadi biz öldük döküldük tel tel cennete
Size suali var, sıratı var, bir hesabı var bu işin
Narı var, günahı var, en dibi cehennemin
Kör değiliz görüyoruz görmediğinizi
Nili, puseti ve kızıldenizi
Çekip gitmenizi ışıkları kontrol etmenizi
Ocakta unuttum mu diye dönüp dönüp gelmenizi
Biliyoruz ortalığı verirsiniz telaşa
Pencereden manzara, ölüm hep bir temaşa
Beklemiyoruz ama gelmeyen de sizsiniz
Ar damarlarından tükenmiş nesilsiniz
….
Bizi hiç aramayın meşgulüz hep ölmekle
Dönersek açmazsınız sizde gündem yaşamak
Ölünce sayılanız bir arayız manşette
Gün gün unutulmayı Gazze unutmayacak .
100 Filistinli daha katledildi. 40.000 sivil öldürdüler. Hamas’ı yenemediler ve kaybettiklerini kabullenmemek için suikast, katliam, savaş suçu işlemeye devam ediyorlar. İsrail bir terör örgütüdür!
#GazaGenocide