Yeni bir sey soylemeyecegim elbette ama sovyet halkinin acliktan kirildigi propagandasi acayip tutmus ve derinlere kadar inmis. Bu yalanin sokulup atilmasi cok zor gorunuyor. Yeni bir sosyalist deneyim olmadan bunun degismesi zor. Tam bir paradoks.
Yeni nesil tabiriyle patlamali guldugum anlar oldu. Genel olarak begendigim bir video. Bir onceki gosterisinden cok daha iyi buldum. Izleyin, izlettirin.
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
Cok guzel bir disiplin yakaladim. Muhtesem kilo veriyorum. Spor ve diyetle mayis sonu fit olur, temmuz ortasi sixpackleri cikaririm bu gidisle. Eger sixpackleri cikarirsam kalan yazin her gunu ciplak dolasacagim 😂
Bu kadinin karakterini hic begenmiyorum ama kendisine yapilanlar buyuk haksizlik. Bu donemde hala trans kadinlara yapilan bu ayrimcilik turkiyenin bir adim bile ileri gidemedigini gosteriyor.
Türkiye'nin ilk açık kimlikli trans kadın doktoru Larin Kayataş, memuriyetten ikinci kez ihraç edildi:
"Etek boyuma dair ifadeler rapora geçirildi. 10 yıllık emeğime hukuksuz biçimde son verildi. Bunun adı açıkça zulüm"
https://t.co/9HBL9TPEYO
@yoldasartyom Bunlarda bizde de vardi. Tek kanalli donemde tvde fazla bir sey olmadigi icin bu kitaplari okudugumu hatirliyorum. Teknoloji gelisti ama hala kitaba dokunma istegim bitmedi. Ben old schooldan devam.
@instaistb@korunmakilavuzu Ne bos konusuyorsunuz yav. Adamin vucudu oyle ahim sahim degil zaten. Yag oranini dusurmus ve boyle gorunuyor. Her boka anabolik bla bla diye otmeyin. Daha bunun ayrimini yapamiyorsunuz.
Bir sey ters gidince her sey ters gitmeye basliyor. Inanilmaz zorluklar icindeyim ustune bir de 40 derece atesle -13te disarda calismak zorundayim. Resmen iskence bu. Bu sureç beni oldurmezse hayvan gibi guclendirecek.
Sacmalik otesi. Ozellikle kemalistler bunu cok yapiyor. Akp oncesi ekonominin cok iyi oldugu yonunde beyanlar gercekci degildir. Bu tarihler ogrenci oldugum donemlerdi ve nerdeyse tum ogrenciler sefil bir hayat yasiyordu. 900 liraya 5 ay gecinirdim o donemde.
Sarp Apak:
"2000'lerde çalışmaya başlayanlar olarak şanslı olduğumuzu düşünüyorum, paramız çok değerliydi.
Barda otururken reklam anlaşması yaptığımızın haberi gelmişti, 'Herkese benden bira' demiştim, 200 kişiye bira ısmarladım, hesap 900 liraydı. Çok güzel bir dönem yaşadık."
@Felsefemiz0135@LaboransS_ Teror kelimesinin anlami degismistir. Zamanla daha ideolojik hala gelmis, kotulerin pervasiz ve rastgele uyguladigi siddet olarak algilanmaya baslamistir. Terorden kasti politik, yonlendirilmis baski unsurudur.
Bizim evde mahir ile che'nin posteri yanyanaydi. Benim de kardesim oldugu icin kendilerini kardes saniyordum.
Not: Gun boyu ali asker caliyor, duvarda devrimcilerin fotolari. Nasil bir evde buyumusun ya 😀
@aaylakaadam Ulan benim kitaplarima el koymustu komutan. Okumak icin degil ha. Kitaplarimi alip dolabina kitlemisti. Dua et mahkemeye vermiyorum diye de tehdit savurdu. Bandrollu kitap amk cahili ya aklima geldi sinirlendim.
Marx'ın sömürü (emek-değer) teorisi neden temelden yanlıştır?
1. Malların değeri nesnel değil, özneldir. Değer, insan zihninin nesneler üzerine yaptığı bir tahmindir. İnsanlar nesneleri faydalı olarak, yani amaçlarına ulaşmak için birer araç olarak görür. Bir nesne, ancak bir kişi onu kendi amacını tatmin edebilecek olası bir araç olarak öznel biçimde gördüğünde "mal" haline gelir.
2. Malların değeri, içerdikleri emek miktarı tarafından belirlenmez. Uydurduğum bir dilde anlamsız bir kitap yazmak için 10.000 saat harcayabilirim. Eğer kimse bu kitabı faydalı görmezse, Marxist değer teorisine göre içine koyduğum 10.000 saatlik emek nedeniyle çok değerli olması gerekse bile, kimse onu satın almaz. Buna karşılık, Marxist teoriye göre ormanda bulduğum ve içine hiçbir emek koymadığım bir elmasın değersiz olması gerekir. Oysa öyle değildir. Emek-değer teorisinde bir başka sorun daha vardır. Bir yıl olgunlaştırılmış bir viski fıçısı, aynı fıçının 10 yıl olgunlaştırılmış halinden daha az değerlidir. Oysa fıçıya harcanan emek miktarı aynıdır. Bu da bizi bir sonraki noktaya götürür: zaman faktörü.
3. Marx, zaman tercihi kategorisini tamamen göz ardı eder. Eylem zamanımıza mal olur. Zamanımız sınırlı olduğu için bir amaca ne kadar hızlı ulaşırsak o kadar iyidir. Buradan şu sonuç çıkar: Bugün mevcut olan bir malı, ancak gelecekte mevcut olacak aynı mala kıyasla daha değerli görürüz. Bu nedenle bugün 100 liraya sahip olmayı, ancak 10 yıl sonra elde edilecek 100 liraya tercih ederiz.
Her üretim süreci zaman alır. Bir işçinin bir takım elbise diktiğini varsayalım ve bu takım elbise, nakliye, pazarlama ve danışmanlık gibi süreçlerin ardından bir yıl sonra 1000 liraya satılsın. Basitlik adına, malzeme, makine ve diğer üretim maliyetlerini hesaba katmayalım. Dolayısıyla, 1000 liranın tamamının yalnızca işçinin emeğine atfedildiğini varsayalım. Buna rağmen işçi, takımı tamamladığı gün 1000 lira ücret almayacaktır. Çünkü takım elbise 1000 liraya satılacaktır, ancak ancak bir yıl sonra. Oysa bir yıl sonraki 1000 lira, bugün açısından daha az değerlidir. %10'luk bir faiz oranında, işçinin emeğinin ürünü bugün yaklaşık 910 lira değerinde olur. Serbest piyasada şu yönde bir eğilim vardır: Her işçi, katkısının iskonto edilmiş marjinal değer ürününü ücret olarak alır; bu örnekte yaklaşık 910 lira. Bunun açıklaması oldukça basittir. Eğer işçi 910 lira fazla ücret alırsa, işveren zarar eder ve nihayetinde piyasadan çekilmek zorunda kalır. Bu durumda ücret, iskonto edilmiş marjinal değer ürününe ulaşana kadar düşme eğilimi gösterir. Tersine, eğer girişimci işçiye iskonto edilmiş marjinal değer ürününden daha az ödeme yaparsa, kar elde eder. Bu kar, diğer girişimcileri cezbederek işgücü için daha yüksek ücret teklif etmelerine yol açar. Kar eden girişimci de talebi artırma eğilimine girer ve sonuçta "Bu işten güzel kar ediyorum" diyerek işçiye daha uzun çalışmak isteyip istemediğini sorabilir. Artan talep ücretleri yükseltir. Aynı zamanda, ek çalışma nedeniyle takım elbise arzı artar ve bunun sonucu olarak takım elbisenin fiyatı düşme eğilimine girer. Ücret ile takım elbisenin fiyatı, iskonto edilmiş marjinal değer ürününün takım elbisenin fiyatına eşit olduğu noktada birbirine yaklaşır. Marx, zaman tercihi kategorisini hesaba katmadığı için, takım elbisenin fiyatı (1000 lira) ile ücret (910 lira) arasındaki farkı haksız bir artı-değer ve sömürü olarak yanlış biçimde yorumlar.
4. Emek-değer teorisi döngüseldir. Marx'a göre malların değeri, içerdikleri emek tarafından belirlenir. Peki emeğin değerini ne belirler? Marx'ın cevabı şudur: İşçiyi ayakta tutmak için gerekli olan mallar (gıda vb.). Ancak bu malların değeri de yine içerdikleri emek tarafından belirlenir. Bu da döngüsel bir akıl yürütmeye yol açar.
5. Eğer şirket karlarının işçilerin sömürülmesinden kaynaklandığı doğru olsaydı, kapitalizm altında karların çalıştırılan işçi sayısına göre eşitlenmesi gerekirdi. İki işçi çalıştıran bir şirketin, yalnızca bir işçi çalıştıran bir şirketin iki katı kar elde etmesi gerekirdi. Örneğin, iki çalışanı olan küçük bir sağlıklı gıda dükkanının (toplam mal değeri 10.000 lira) hemen yanındaki, yalnızca bir çalışanı bulunan fakat 1.000.000 lira sermaye yatırılmış bir kuyumcu dükkanından iki kat daha fazla kar elde etmesi gerekirdi. Gerçekte ise bunun böyle olmadığını gözlemleriz. Piyasada karların, emek miktarına göre değil, kullanılan sermayeye göre birbirine yaklaşma eğilimi vardır. Kullanılan sermayenin getirisi ortalamanın üzerinde olan alanlara daha fazla yatırım yapılır; bu da üretim faktörlerini edinmenin maliyetlerini artırır ve artan üretim yoluyla ürün fiyatlarının düşmesine neden olur; sonuç olarak yatırım getirisi azalır. Yatırım getirisinin ortalamanın altında olduğu alanlarda ise bunun tersi yaşanır. Daha az yatırım yapılır. Maliyetler ve üretim düşer. Daha düşük üretim, fiyatların yükselme eğilimine girmesine yol açar ve böylece getiri yeniden yükselir.
Dolayısıyla Marxist sömürü teorisi temelden yanlıştır. İnsanlık tarihindeki en büyük entelektüel sahtekarlıktır. Sonsuz insan acısına yol açmıştır. Marx'ın teorisi ayrıca çoktan çürütülmüştür. Javier Milei bu konuyu defalarca ele almaktadır. Buna Davos'taki tarihi konuşması da dahildir. Buna rağmen bu teori, iş mevzuatında ve kamusal söylemde hala yankı bulmaya devam etmektedir.
@2016ayranguzeli Zazalar cogunluktur hala. Kurtlerin bir kismi cok sonradan yerlesmistir dersime. Turk nufusu sanildiginin aksine az degil ama batiya goc sonrasi bazi jenerasyon dersimli oldugunu ya unutmus ya da red etmistir.
Ben de lisede koyu kemalisttim.
Gerci sol kemalisttim, asla sag kemalistlere sempatim olmamisti. Daha sonra marksizm ile tanistim. Kemalizm elestirim bilimsel duzeydedir ve islamcilarin gotten uydurma kemalizm elestirilerini ciddiye almiyorum.