CHP kurultayının iptali meselesinde ortaya çıkan tablo artık çok daha net görülüyor.
Bir taraftan
“kurultay iptal edildi, yönetim değişti”
algısı oluşturulmaya çalışılıyor.
Ama ortadaki resmi belgeler başka bir şey söylüyor.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın siyasi parti sicil kayıtlarında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak hâlâ Özgür Özel görünüyor.
YSK kayıtlarında da
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak hâlâ Özgür Özel görünüyor.
Mevcut yönetimin mazbatası duruyor.
Yani seçim hukukunda en önemli belge olan mazbata geri alınmış değil.
İptal edilmiş değil.
Yerine başka bir isim adına yeni mazbata düzenlenmiş değil.
Üstelik YSK’nın resmi yazısında çok açık bir ifade var:
“Kurulumuzun Anayasa ve yasalar gereği mahkeme kararlarını uygulamak gibi bir görevi ve yetkisi bulunmamaktadır.”
Yani halkın anlayacağı şekilde konuşalım:
Ortada tartışılan bir mahkeme kararı olabilir.
Ama seçim hukukunda bir yönetimin değişmesi için resmi kayıtların değişmesi gerekir.
Mazbatanın iptal edilmesi gerekir.
Yeni mazbata düzenlenmesi gerekir.
Bunların hiçbiri yapılmadan,
“CHP yönetimi değişti” demek hukuken de siyaseten de havada kalır.
Çünkü seçim hukukunda esas olan yorum değil,
resmi kayıttır.
Yetkiyi belirleyen şey dedikodu değil,
mazbatadır.
Bugün görünen gerçek şudur:
YSK kayıtlarında değişiklik yok.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtlarında değişiklik yok.
Mazbata iptali yok.
Yeni mazbata yok.
O halde ortaya çıkan bu tartışmanın temelinde hukuki belirsizlik olduğu açıktır.
Bu mesele sadece CHP’nin iç meselesi değildir.
Bu mesele;
demokratik siyasetin nasıl işleyeceğiyle ilgilidir.
Çünkü bir siyasi partinin kurultay iradesi,
delegelerin oyuyla oluşur.
Eğer seçim kurullarının verdiği mazbatalar yok sayılarak,
mahkeme koridorlarında siyasi sonuç üretilmeye çalışılırsa,
yarın hiçbir partinin kongresi,
hiçbir seçimin sonucu,
hiçbir demokratik irade güvende olmaz.
Mesele tam da budur.
Sandıkla gelen iradenin,
hukuki tartışmalar üzerinden etkisiz hale getirilmek istenmesidir.
Ama unutulmamalıdır:
Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğine;
kapalı kapılar ardında yapılan hesaplar değil,
delegeler,
partililer
ve millet karar verir.
CHP sahipsiz değildir.
Millet iradesi de sahipsiz değildir.
Parti binasını ya da CHP tabelasını ele geçirdi Kılıçdaroğlu. Ama parti öyle bir şey değil ki. Seçmeni ikna edemedikten sonra o binada istersen ömür boyu otur ! Ölene kadar !
El Salvador’da Devlet Başkanı Nayib Bukele, "Kimse çalmadığında para yetiyor" diyerek çocuklara ücretsiz dizüstü bilgisayar, kırtasiye ve okul üniforması dağıttı.
Nürnberg’de düzenlenen 30. Türkiye-Almanya Film Festivali'nin açılışında konuşan Haluk Bilginer:
"Sanat politiktir ve politik olmaya devam edecektir. Utanmayı bilmeyenler yönettikçe dünya daha kötüye gidecek. Bizim utanan insanlara ihtiyacımız var"
Nobel Barış ödülüne talip olan ABD Başkan’ı Trump Venezuela'nın başkenti, Caracas'ı da vurdu..
Ne demişti Süleyman Demirel
“Silah satan BARIŞ ister mi?”
#Venezuela
Bugün sokak hayvanları için büyük bir zafer kazanıldı! 🐾❤️
Türkiye Hayvanları Koruma Vakfı'nın açtığı dava sonucu, Danıştay 10. Dairesi, Çevre Bakanlığı'nın "Sahipsiz ve Tehlike Arz Eden Hayvanlar" genelgesini hukuka aykırı bulup iptal etti.
Bu karar, masum canların keyfi uygulamalarla toplanıp kötü koşullara mahkum edilmesinin önüne geçti. Hayvanların yaşam hakkı, idarenin keyfine bırakılamaz!
Sessiz dostlarımızın sesi duyuldu. Vicdanımız rahatlasın, mücadeleye devam edelim. Onlar da bu dünyanın parçası! 💙
#SokakHayvanları #HayvanHakları #DanıştayKararı #YaşamHakkı
Mansur Yavaş;
İşsiz gencin cebine konan yol biletidir.
Köyden gelen öğrencinin sırtındaki kitap çantasıdır.
Pazardan eli boş dönmesin diye verilen file desteğidir.
Engellinin önüne konan rampadır.
Çocuğun masasına bırakılan sıcak süttür.
Yetimin bayramlık elbisesidir.
İşçinin evine giren ekmek parasıdır.
Yaşlının elini tutan dost sesidir.
Esnafın kapanan dükkanını ayakta tutan candır.
Kadının gece karanlığında yanan sokak lambasıdır.
Şehit ailesinin kapısına çalınan destek elidir.
Muhtacın evinde yanan sobanın kömürüdür.
Hastanın cebinden çıkmayan ilaç parasıdır.
Çocuğun yüzünde gülen ışıktır.
Mansur Yavaş Ankara’nın vicdanıdır.
Havayolu personeli bu sevimli kangurunun uçağa binmesine izin vermezken. Kangurunun biniş kartını tutuş ve taranmayı bekleme şekline bakar mısınız 🥺
(AI)
https://t.co/AvPRUghTXq
Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci tüm yerler dolu olduğundan gidip üniversite profesörünün oturdugu masaya oturmuş.
-Profesör kaşlarını çatarak:
- ” Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz! demiş, imalı bir şekilde. Öğrenci biraz duraksadıktan sonra cevap vermiş;
–