Ekrem İmamoğlu, İBB dava dosyasına giren, Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketinden bir markete yapılan 43 milyonluk transferin nedenini sordu.
Gülibrahimoğlu'nun çalışanı, market kartları aldıklarını söyledi ve ekledi:
"Kamu kurumlarına, AK Parti teşkilatına, İstanbul Valiliği'ne verdik."
Merdan Yanardağ:
"Ben sol görüşlü, sosyalist bir gazeteciyim. Daha bacak kadar çocukken 'Bağımsız Türkiye' sloganı atıp yürüyüşlere katıldım. 17 yaşındayken Ariel Şaron’a karşı düzenlenen mitingde konuştum. Bizim gibi insanlara 'casus' demek, atılabilecek en alçak iftiradır"
https://t.co/pvBtCjcQUt
🔴Sabah yazarı Hilal Kaplan
📌Adının geçtiği 1600’den fazla haber ve sosyal medya paylaşımı için erişim engeli kararı aldırtan Hilal Kaplan, "Adının geçtiği 1600’den fazla haber ve sosyal medya paylaşımı için erişim engeli kararı aldırttı” haberi için de erişim engeli kararı aldırttı.
İzmir'de bir müteahhit, emekli generalin oğlunu öldürmüş olay yeri inceleme polisleri cinayeti intihar gibi göstermek için delil karartmış, adli tıp intihar raporu düzenlemiş, savcı dosyayı kapatmış.
Emekli general oğlunun cinayetini ortaya çıkarmak 8 yıl uğraşmış. Polisler delil karartmaktan yargılanıyor. Adli tıp raporu yeniden hazırlandı ve intihar değil cinayet olduğu ortaya çıktı.
Kıçı kırık bir müteahhit polisi savcıyı adli tıbbı bağlamış. Paşa çocuğuna bunu yapan sıradan anadolu insanına neler yapmaz. Yargı ve emniyet bu kadar yozlaşmamalıydı. Bir devletin dini adalettir. Parası ve adamı olanın cinayet örtbas edebildiği bir ülke olmamalıyız.
“Yarın Adliye’ye sevk edecekler, oradan çıkartılar mutlaka”
3 Temmuz 2025’te Emniyetin nezarethanesinde Defnemle böyle konuşmuştuk. Ertesi gün tutuklanmış ve gece geç vakit Buca’daki hücreme gelmiştim. O günden bu yana geçen 9,5 aylık süre içinde defalarca bu cümleyi kurduk. Suçsuz olduğunu bilmenin özgüveniyle bu inancımızı hep koruduk.
Fakat dün gece 3. kez tutukladılar.
9,5 ayda 3 kez tutuklanan kimse var mıdır bu memlekette bilmiyorum ama size çok kısaca bu akıl dışı sürecin hikayesini anlatayım:
Zaten Danıştay kararıyla belediye başkanı olarak yargılanamayacağım, görevi ihmal dahi olmadığı kesinleşmiş bir konuda ilk tutukluluk gerekçesi nitelikli dolandırıcılıktı. 6 aylık dava süreci adeta bizi aklıyordu. Tüm bilirkişi raporları, uzman görüşleri, tanık ifadeleri ilk yapılacak duruşmada “tahliye” olacağım fikrini çok güçlendirmişti. Nitekim 5 Ocak’taki duruşmada mahkeme heyeti tahliye kararı verdi.
Ancak bu ihtimali öngören ve tahliye edilmeme tahammül edemediğini gizleyemeyen başsavcılık makamı elinde tuttuğu büyük gücü kullanarak 5 gün önce yeni bir operasyon başlattı ve 2. kez tutuklandım. Bu suçun konusu “zimmete yardım” idi ve dahil edilemem mümkün olmayan kooperatiflerin iç işleyişi ile ilgiliydi.
2. Tutukluluğun ardından, devam eden soruşturmada gelen bilirkişi raporları, isnat edilen suçu çürütüyordu.
Nitekim 2 gün önce gelen MASAK raporları bizim masumiyetimizin en net kanıtı oldu. 28 yıl öncesine, 1984 yılına kadar geri giden 256 sayfalık raporda tek bir satır adım olumsuz geçmiyordu. Ne kooperatif yöneticileri ile ne onların ihale ettikleri işi yapan müteahhitlerle, taşeronlarla benim aramda tek bir para hareketi tespiti yoktu. “Bu sefer oldu, çok yakında kesin serbest bırakılmam kararı verecektir mahkeme” diyordu herkes.
15 yıl önce Seferhisar’da belediye başkanlığına adım atarken ailece kurduğumuz ve 20 yıl boyunca işlettiğimiz tatil köyünü devretmiştim. Aile meclisinde sadece belediye başkanlığı yapacağımı, ticaretle, turizmle uğraşmayacağımı ve avukatlık da yapmayacağımı konuşup onaylarını almıştım. Başkan seçilmemle birlikte “para mevzularını” bir kenara bırakmış ve gençliğimden beri hayalini kurduğum yeni bir sayfayı açmıştım. MASAK raporu 28 yıllık bir arama-tarama sonucunda burada anlattığım 2-3 cümlelik hayatımı raporlamış, bu temiz geçmişi kanıtlamıştı.
Haftaya iddianame yazılır ve “kapı gibi” MASAK raporu ortadayken daha fazla tutamazlar diyorduk.
Günler ilerledikçe aynı cümleyi kurmaya başladık.
“Yarın Adliye’ye sevk edecekler, oradan çıkartırlar mutlaka”.
Yine öyle olmadı. Ankara CHP İl Başkanı Ümit Erkol’un tutuklandığı, 3. Soruşturmada benim de “şüpheli” olduğumu ve ifademin alınacağını söylediler. Oysa soruşturma yine bir kooperatifin iç işleri ile ilgiliydi.
İfadem başlarken avukatlarım Sayın Savcıya hangi suç isnadıyla sorgulayacaksınız diye sordular. Savcı Bey de “zimmet, resmi evrakta sahtecilik ve görevi ihmal” dedi. İfade sonunda yine avukatlarım, Sayın Savcı’ya “sahtekarlık olduğunu gösteren tek bir evrak, zimmeti ortaya koyan tek bir para hareketi göstermediniz” dediler. Sayın savcı sustu, cevap vermedi ama tutukluluk talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk etti. Şaşkınlık içindeydik, tam bir “deja vu” yaşıyorduk.
Sayın Hakimle, gece saat 24:00’da başlattığı duruşmada, aramızda şöyle bir konuşma geçti;
Hakim: Buyurun
Ben: Siz buyurun
Hakim: Buyurun savunmanızı yapın
Ben: Sayın Hakim, avukatlarım Sayın Savcıya sahtekarlık yapılan bir evrak, zimmeti ortaya çıkartan bir para hareketi göstermediniz demişlerdi. Tutukluluk talebiyle size gönderdiğine göre muhtemelen bunları size gönderdi. Siz bunları bana sorarsanız ben de bununla ilgili bir savunma yapayım.
Hakim: 7 klasör arasında dosyayı anlamaya çalışıyorum. Savcılık “para hareketlerinin aklanması için yapılan eylemlerden” bahsetmiş.
Ben: Bir tane imzam olan belge, bir tane para hareketi söyleyin Hakim Bey, tek bir tane söyleyin, ne ile suçlandığımı anlayayım.
Hakim: ...
Ben: Sayın Hakim eğer bana somut bir soru sormazsanız ben savunma yapmayacağım. Neyle suçlandığımı bilmediğim için savunmam yoktur.
Burada sustum ve sonrasında avukat arkadaşlarım konuştular.
Gece 2:00’da 3. kez tutuklandım.
Yedek tutuklamanın yedeği tutuklama böyle gerçekleşti.
Sayın Başsavcı, 3 değil 33 kez aynı şeyi yapsanız suç yaratamayacaksınız. Bunu kaçıncıda anlayacaksınız bilmiyorum. Ama siz anlayana kadar bu memlekette hukuka güven duygusu azalmaya devam edecek. Önünde sonunda alnım ak başım dik İzmirle, memleketimle kucaklaşacağım…
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, Koğuş B/63
Buca – Kırklar
15.04.2026
Uşak Belediye Başkanı, sırf bu yüzden, itibar suikastı yapılarak göz altına alındı, çünkü AKP'li vakıfların tekerine çomak soktu,tarikatları rahatsız etti
12 tapu, 4 de konut satışı…
19 yıl boyunca bütün maaşlarını biriktirse, bir ekmek, bir şişe su dahi alıp içmese toplamı 45 milyon lira.
Ama toplam 452 milyon liralık gayrimenkul var.
Milletimize tarih önünde emanet ediyorum.
📌Soma davasında, ölen 301 kişiden sorumlu olan tüm sanıklar dışardayken, ailelerin yanında duran avukatlar hala cezaevinde.
📌Milletvekili seçilen Can Atalay için AYM kararına rağmen hukuk işletilmiyor.
📌Selçuk Kozağaçlı’da ise tahliye sonrası yeniden tutuklama ile belirsizlik derinleşiyor.
📌İnfaz paketleriyle toplum vicdanını yaralayan ağır suç işleyenler tahliye olurken, vicdanı savunanların içeride kalması kabul edilemez.
Lafı hiç dolandırmayayım. Hepimize zulümsüz, zamsız, soygunsuz ve AKP'siz bir yıl diliyorum. Zaten öyle bir yıl, doğal olarak iyi bir yıl oluyor. O halde, iyi yıllar.
Sersala we pîroz be.
Sersereyê şima bimbarek bo.
"Süs bitkileri rakamına bir bakın. 3G diye bir ihale şekli var ve limiti defalarca aşıyorlar. Bugünkü rakamı 8 MİLYAR 900 Milyonluk kamu zararı var. Takipsizlik kararı verildi. Tahmin ediyorum aynı bilirkişiler. Hiç şüphem yok.
Gördüklerinizin sadece bir tanesi 300 BİN TL'ye alınmış. Ters Himalaya Ağacı'nın fiyatını bir araştırın. Mezkur listede adı geçen bilirkişiler aynı şekilde.
Rakamlar küçük ama bilirkişi raporu ilginç. Mavi Ladenin boyu 250 cm'den alınmış ancak şartnamede 350 cm yazıyor. Büyür herhalde demişler. Bir başkası bunu yapsa ayağından asarlar ama yine takipsizlik kararı verildi."
"Meğer bu kadar parayı ne yapacaklar? İleriyi hesap etmişler. 'Oğlana villa lazım, onu şimdiden ayarlayalım' demişler. Arsayı o şirketlerden biri almış. İnşaatı da yine ANKAPARK'ı yapan şirketlerden biri yapmış. 600-650 MİLYONLUK villa yapıyor ve diyor ki '400 MİLYONA veririz.'
Hayatınızda hangi işi yaptınız? Kaç sigortalı çalıştırdınız? Ne kadar vergi verdiniz? Bu kaynağı nereden buldunuz? Nereden buldun sorgusu yapılamıyor ama ben dahil bütün siyasetçiler açıklamak zorundadır. Açıklayın gelir kaynaklarınızı. Neden saklıyorsunuz? Ama babadan alışkanlık var. 'Ben hesabımı Allah'a veririm deyip geçer'
Öyle yok. TÜRK Yargısına vereceksiniz bunun hesabını!"