ENDİŞELİYİZ! ⚠️
📌 Hekimlik Meslek Yasası Tasarısı’nın ayrıntılarının, yetkinliği kamuoyunca bilinen Sağlık-Sen yetkilileri ile Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Sayın Dr. Hasan Basri Velioğlu arasındaki görüşmede ele alındığına dair açıklamaları hayretle karşılamaktayız.
⚠️ Bugüne kadar hekim haklarının savunulmasında bir varlık göstermemiş ve bu yönde bir yaklaşım sergilememiş bir yapının, bundan sonra da hekimlerin haklarını gözetmeyeceği ve böylesine kritik bir yasayı hazırlayacak mesleki ve hukuki birikime sahip olmadığı açıktır.
📚 2022 yılında başlatıp iki yılı aşkın bir süre boyunca büyük bir emekle olgunlaştırdığımız bu kapsamlı çalışmanın, ehil olmayan ellerde içeriğinin değiştirilerek amacından saptırılması en büyük endişemizdir.
📄 Hazırladığımız yasa tasarısı; yalnızca hekimlerin haklarını değil, tüm sağlık çalışanlarının huzurunu ve yurttaşlarımızın nitelikli, erişilebilir sağlık hizmetine kavuşmasını hedefleyen, devletimize maddi külfet yüklemeyip tasarruf ettiren bütüncül bir yaklaşımdır.
🤝 Elbette tasarımızın yasalaşma sürecinde siyasi irade ve sağlık bürokrasisiyle değerlendirilmesini doğal karşılıyoruz. Ancak sistemin ana taşıyıcı gücü olan hekimleri ilgilendiren bu düzenlemede yapılacak her türlü revizyonun, yine hekimlerin kurumsal aklı ve katkısıyla şekillenmesi gerektiğine inanıyoruz.
📑 Üstelik bu çalışma;
✅ 2022 yılında başlatılmış,
✅ İki yılı aşkın emekle hazırlanmış,
✅ Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde tescil edilmiş,
✅ Eser sahipliği resmî kayıt altına alınmış bir çalışmadır.
📢 Bu doğrultuda, büyük bir hassasiyetle hazırlayıp takdim ettiğimiz çalışmamıza sahip çıkılması hususunda; TBMM Sağlık Komisyonu Başkanı Sayın Prof. Dr. Vedat Bilgin, Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ve AK Parti Sağlık Politikaları Başkanı Sayın Prof. Dr. Halit Yerebakan’ın gerekli özeni göstereceğine inanıyor, durumun ehemmiyetini kamuoyunun ve makamlarının takdirlerine arz ediyoruz.
@saglikbakanligi@sbshgm@drmemisoglu@TBMMresmi@vedatbilgn@DrYerebakan
#HekimlikMeslekKanunu #HekimSen #HekimlikMeslekYasası #Sağlık #Telif #Tescil #HekimHakları
SAĞLIK BAKANLIĞI VE HARAKİRİ
Sağlık Bakanlığı’nın mevcut teşvik ve taban ödeme sistemi; bakanlığın kendi eliyle kendi varlığına yaptığı bir harakidir.
Teşvik ve taban ödemesindeki adaletsizlikler; çalışanların Bakanlığa olan inancını tamamen yok etmiş, aynı amaç için ter döken çalışanları birbirine düşürmüştür.
Kışkırtılmış puan üretme dayatmasıyla kamu kaynakları hoyratça israf edilirken, niteliğin değil niceliğin öne çıkması vatandaşın sağlık hizmetine olan güven duygusuna ağır bir darbe vurmuştur.
Sihirli değnek olarak sunulan performans sistemi, yapıcı ve onarıcı özelliklerini kaybederek tamamen yıkıcı bir yapıya dönüşmüş ve tüm sistemin işlerliğini tamamen felç etmiştir.
Onlarca yılda büyük emeklerle inşa edilen Sağlıkta Dönüşüm Programı büyük bir hızla çöküşe giden süreçte, Sağlık Bakanlığı bu yıkımı izlemekte ve gidişatı durduracak hiçbir çözüm üretmemektedir.
📢 TEŞVİK DEĞİL, HAKKIMIZI İSTİYORUZ!
Teşvik sistemine her gün yeni bir kriter ekleniyor:
❌ Üretilen puan
❌ Kurum hedef katsayısı
❌ Birim hedef katsayısı
Bu düzen, herkese daha fazla ödeme yapmak için değil; aynı bütçeyi çalışanlar arasında yeniden paylaştırmak için kuruluyor.
Bir kişi insanüstü çalışırsa diğerinin payı azalıyor.
Herkes insanüstü çalışırsa ise bu kez ödenecek tutarlar eski seviyesine geriliyor.
Yani sistem daha fazla kaynak üretmiyor; çalışanları birbirine karşı yarıştırıyor.
Biz buna modern kölelik sistemi diyoruz.
Hakkımız olan ücret, tek kalemde ve adil şekilde ödenmelidir.
📢 HASTANELERDE DAĞITILDIĞI İDDA EDİLEN SUNUMDAKİ BİREYSEL HEDEF KATSAYISI UYGULAMASI NELER GETİRİYOR? LÜTFEN SONUNA KADAR OKUYUNUZ ÖNEMLİDİR.
👉Sağlık Bakanlığınca hazırlandığı idda edilen sunuma göre Bireysel Hedef Katsayısı (BHK), hekim ve diş hekimlerinin teşvik ek ödemesini 1,00 ile 1,40 arasında etkileyen yeni bir değerlendirme sistemi olarak uygulanacaktır.
Örneğin bu sistemde bir hekim eski usulde 10 TL teşvik ek ödemesi alıyorsa ve yeni katsayısı 1,40 olarak belirlenmişse, alacağı ek ödeme yaklaşık 14 TL olacaktır. Peki bu aradaki 4 TL kimin cebinden çıkacaktır?
📌 Sunumda öne çıkan başlıklar:
✅ Hekimlerin aynı branş ve benzer hastane grubundaki meslektaşlarıyla karşılaştırılması (Örn. Bir hastanedeki 4 kardiyoloğun tıbbi puan ortalaması alınacak; ortalamanın üstünde kalanların BHK'si 1,01 ile 1,40 arasında değişirken ortalamanın altında kalanlar 1,00 ile çarpılacaktır),
✅ İşlemlerin zorluk, süre ve emek düzeyine göre sınıflandırılması,
✅ Baraj puanı, branş ortalaması, Z-skoru ve bonus kriterlerinin kullanılması,
✅ Bazı altyapı, personel ve malzeme eksiklikleri için muafiyet uygulanması öngörülmektedir. Örnek başhekim şu hekim şu nedenden dolayı puan üretememiştir derse muaf olacaktır. Umarız bu yetkiyi başhekimler elinde koz görüp farklı amaçlarla kullanmaz.
🔍 Gelin durumu somut bir örnekle açıklayalım:
Bir hastanede 4 kardiyolog olsun. Bunlardan 2'si insanüstü bir gayretle çalışıp yüksek puan üretsin, diğer 2'si ise standart hekimlik sınırlarında puan üretsin. İcat edilen yeni Z-skoru formülü ile bu 4 hekimin puan ortalaması alınacaktır. Ortalamanın üstündeki 2 hekimin katsayısı 1,10 - 1,40 arasında değişecek, ortalamanın altındaki 2 hekimin katsayısı ise 1,00 olacaktır.
Peki katsayısı 1,00 olan hekimin aldığı net tutar düşecek mi?
🧮 Basit Bir Hesaplama:
Eski Sistem (Mevcut Durum):
Hastanenin Dağıtacağı Tutar: 1.000 TL
Toplam Puan: 1.000 puan
Hekimin Puanı: 100 puan
Hekimin Teşvik Net Tutarı: 100 TL
👉Bireysel Hedef Katsayısı Sonrasında:
Hastanenin Dağıtacağı Tutar: 1.000 TL (Değişmedi)
Toplam Puan (Katsayılarla): 1.200 puan
Aynı Hekimin Puanı: 100 puan
Hekimin Yeni Payı: 83,33 TL
👉Sonuç: Burada 1,40 BHK alan 2 kardiyolog eski sistemde 100 TL alacakken yeni sistemde 140 TL alacaktır. Diğer 2 kardiyolog ise ortalamanın altında kaldığı için hak ettiği 100 TL yerine 83,33 TL alacaktır. Hastanenin toplam geliri ve dağıtılan havuz artmadığı için, 1 katsayılı hekim kendi cebinden meslektaşına aktarma yapmış olacaktır. Paralar sadece kendi aralarında yer değiştirmektedir! (Burada ki örneği sadece kardiyolog olarak düşünmeyin. Hastane geneline yayıp düşünün.)
👉O ki bu 4 kardiyolog da insanüstü çalışıp yüksek puan üretirse; bu sefer ortalama yükselecek ve 4'ü de 1,00 katsayı alarak yine eski sistemdeki parayı alacaktır. O da olmadı, diğer hastanelerdeki kardiyologların ortalaması devreye girecektir.
⚠️ Adalet mi, Yoksa Performans İçinde Performans mı?
Burada gün aşırı çalışan ödüllendirilirken, standart ve insani şartlarda çalışan cezalandırılmış olmaktadır. Herkes gün aşırı çalışırsa bu sefer yine kimse ödüllendirilmeyecektir!
Bazı hekimlerimiz "Çalışanla çalışmayan ayrılsın" diyordu; işte böyle ayırmışlar! Doğru mu olmuş yanlış mı, yorumu size bırakıyoruz.
👉Ayrıca; zaten puan üreten hekimin emeği tıp standartlarında ölçümlenmektedir. Geçtiğimiz Ocak ayında "Kurum Hedef Katsayısı" icat edilmişti, şimdi de "Bireysel Hedef Katsayısı" icat edildi.
Soruyoruz: Dünyanın neresinde 3 kuruşluk emek karşılığına bu kadar karmaşık şart koyulmuştur? Dünyanın neresinde böyle bir bordro hukuku vardır?
Burada "performans içinde performans" uygulanmaktadır! Hekimin aynı emeği ve tıbbi faaliyeti; birbirini izleyen ve tekrar eden katsayılarla mükerrer biçimde değerlendirilmekte, üstelik hekimin kontrolünde olmayan kurumsal/karşılaştırmalı veriler bireysel ücretine yansıtılmaktadır.
👉Aynı çalışma ikinci kez performans değerlendirmesine tabi tutulmaktadır. Bireysel performansın farklı adlarla tekrar tekrar değerlendirilmesi, kurumun ve diğer çalışanların sonuçlarının bireysel ücrete yüklenmesi ve hesaplama sisteminin öngörülebilir olmaması hukuka aykırı olduğunu düşünüyorum.
⚖️ Sendika olarak duruşumuz: Yönetmelik resmi olarak yayımlandığında, hukuk birimimiz konuyu detaylıca değerlendirecek ve gerekli hukuki ile idari mücadeleyi kararlılıkla sürdürecektir.
Not: Bu değerlendirme ve hesaplamalar hastanelerde sunulduğu iddia edilen bilgilendirme sunumlarına göre yapılmıştır. Kesin analizlerimiz yönetmelik yayımlandıktan sonra kamuoyuyla paylaşılacaktır.
Deprem dönemi herkesi Ahbap’a bağış yapmaya davet ettiler.
Şimdi hepsi “Ahbap’a bağış yapmadım” diyor!
Soru 1- Madem bu adama güvenmiyordunuz neden milleti ısrarla oraya yönlendirdiniz?
Soru 2- Madem bu adamın ne yaptığından haberdardınız neden bütün Türkiye’yi uyarmadınız?
Soru 3- Yoksa o süreçte sizin aklınız depremde değil 3 ay sonraki seçimde miydi? O sebeple mi dolandırıcılık yaptığını düşündüğünüz birini devletin yerine konumlandırdınız? “Devlet yok Ahbap var” algısına destek attınız?
Soru 4-Sahi siz depremde Ahbap’a bağış yapmadıysanız kime bağış yaptınız? Kızılay’a mı? Yoksa hiç bir yere ve hiç kimseye bağışda bulunmadınız mı? Bu sizi vicdanen rahatsız etmedi mi?
( İstediğiniz sorudan başlayabilir, kağıdın arka yüzünü kullanabilirsiniz.)
Komplikasyon gelişince hekim nasıl tutuklanır? Kararı kim almıştır? Kararı alan hakım savcı ceza alacak mıdır? Yoksa bu da her zamanki gibi
geçiştirilecek midir? Yine mi sessiz kalacaksınız? Sessiz kalınan her an bir cerrah cerrahiyi bırakıyor..Yazıkk! Cerrahiyi bitirdiniz👏👏👏
KAMUOYUNA DUYURU
MESLEĞİNİ YAPAN HEKİMİN HEDEF GÖSTERİLMESİ KABUL EDİLEMEZ
Basında, Şanlıurfa'da özel bir hastanede doğum yaptıktan sonra sevk edildiği diğer hastanede hayatını kaybeden vatandaşımızla ilgili haberleri derin bir üzüntüyle takip ettik. Hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileriz.
Ancak bu acı olayın ardından başlatılan hukuki ve medyatik süreçte, kabul edilmesi mümkün olmayan ciddi hak ihlalleri yaşanmaktadır.
Basın Etiği Ayaklar Altına Alınmıştır
Henüz yargılama süreci devam eden ve hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan meslektaşımızın, kamuoyu önünde adeta mahkûm edilerek hedef gösterilmesini şiddetle kınıyoruz. Toplumda tutuklanan kişinin üzerine haksızca “kesin suçludur yoksa neden tutuklansın” yaftasının vurulduğu bir ortamda hukuken fahiş bir hata olarak tutuklanması, sonrasında tahliye ettirilse bile kabul edilemez!
Toplumdaki bu yanlış kabulü en ince ayrıntısına kadar bilen basının ve medyanın, en ağır suçlarda bile şüphelilerin isimleri gizleyip yalnızca baş harflerini paylaşırken, birçok basın organında meslektaşımızın adının ve görselinin açıkça yayınlanması basın meslek ilkelerine ve etiğine tamamen aykırıdır. Basının ve duyarsız sosyal medya kullanıcılarının meslektaşımızı bu şekilde paylaşması, meslektaşımızı ve mesleği hedef haline getirmekten başka bir amaca hizmet etmemektedir.
Çifte Standart ve Hukuksuz Tutuklama
Sağlık çalışanlarına yönelik fiziki şiddet vakalarında dahi tutuklama kararı verilmezken, meslektaşımızın jet hızıyla tutuklanmasını hayret ve teessüfle karşılıyoruz.
Bu haksızlığa karşı Hekimsen başta olmak üzere, pek çok hekim ve sağlık örgütüyle birlikte sosyal medya üzerinden tepkimizi dile getirdik. Sivil toplum kuruluşlarının ve meslektaşlarımızın gösterdiği bu haklı refleks, nihayet Sağlık Bakanlığı’nı harekete geçirmiş ve bakanlık tarafından konuya ilişkin bir kamuoyu açıklaması yapılmıştır.
MESLEĞE VE DEONTOLOJİYE SAHİP ÇIKMAYANLARI DA KINIYORUZ
Mesleğini icra ettiği için, hasta bakarken ya da görevinin başındayken bir meslektaşımızın ansızın tutuklanmasına karşı sessiz kalan STK ve meslektaşlarımızı da anlamak mümkün değildir. Bu zamana kadar ilk defa bir hekim, hakkındaki koruyucu hükümlere riayet edilmeksizin, kastının olup olmadığı araştırılmaksızın, bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın mesleğinin başındayken tutuklanmıştır. Hekim camiası için bu durum, mesleğin geleceğini yakından ilgilendirdiği gibi halihazırda mesleğini icra ederken de bir çok tereddüt, endişe ve stres yaşamasına neden olacaktır.
Söz konusu fahiş hukuki hataya karşı meslektaşlarımızın ve hekim STKlarının sessiz kalmasını kabul edemiyoruz.
Cevap Bekleyen Ciddi Sorular
Yaşanan bu süreç, sağlık sistemimiz ve hukuk güvenliğimiz açısından son derece düşündürücü sorunları barındırmaktadır:
1. Yasal Prosedür Neden Çiğnenmiştir?
Kanunen Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun izin vermesi gerekirken, savcılık makamının doğrudan tutuklama kararı vererek bir hekimi ve anneyi mağdur etmesi açık bir hukuk ihlali değil midir?
2. Sağlık Bakanlığı Neden Pasif Kalmıştır?
Sağlık Bakanlığı, adli süreçlerdeki bu hukuksuzluğa karşı hızlıca müdahil olmak için neden STK'ların sosyal medya baskısını beklemiştir? Eğer bu toplumsal tepki oluşmasaydı, meslektaşımızın mağduriyetine göz mü yumulacaktı? Bakanlık, olayları sadece seyreden bir kurum mu, yoksa çalışanlarının haklarını gözeten ve düzenleyen bir merci midir?
3. Defansif Tıp Bir Devlet Politikası mı Oluyor?
Hekimleri hatalı malpraktis mevzuatlarıyla ve hukuki baskılarla köşeye sıkıştırarak riskli vakalardan kaçınmaya (defansif tıp uygulamalarına) zorlamak bir devlet politikası haline mi gelmiştir?
4. Yetkili Sendikalar ve Sivil Toplum Kuruluşları Neden Sessizliğe Gömülmüştür?
Toplu sözleşme masasında oturma yetkisini elinde bulunduran ve çalışanların haklarını en gür sesle savunması gereken sağlık iş kolundaki malum sendikalar, meslektaşımızın bu mağduriyeti karşısında neden derin bir sessizliğe gömülmüştür? Meslektaşımızın kamuda çalışmaması haksızlık karşısında susmaya bahane midir? Sağlık çalışanları, kendilerinin ve meslektaşlarının haklarını, can güvenliğini ve hukukunu umursamayan bu yapılara üye kalmaya daha ne kadar devam edecektir?
5. Çözüm Hazırken "Hekimlik Meslek Kanunu" Neden Geciktirilmektedir?
Üzerinde yoğun emek harcadığımız ve her detayını titizlikle hazırladığımız "Hekimlik Meslek Kanunu", hem bu tür vahim hukuk kazalarını önlemede hem de hekimliğin kronikleşmiş pek çok sorununu çözmede hazır bir reçete olarak önümüzde durmaktadır. Sektörün geleceğini ve hekimlerin hukuki güvenliğini koruyacak bu hayati kanunun çıkarılması neden ısrarla geciktirilmektedir?
Sonuç ve Kararlılık Beyanımız
Meslektaşımıza uygulanan bu açık hukuksuzluğu ve yargısal hatayı Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) şikayet edeceğimizi; meslektaşımızın haklarını hukuki zeminde sonuna kadar savunacağımızı ve bu yanlışın hesabını soracağımızı, olayın ayrıntıları netliğe kavuştuğunda ortaya çıkacak senaryolara göre kanuni sınırlar çerçevesinde iş bırakma da dahil her türlü girişimi planladığımızı ve gerçekleştirmeye hazır olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz