Apocu hareket, Rojava üzerinden Kürd siyasi tarihine en ağır darbelerden birini indirmiştir. Bu darbe, o denli derin ve çok boyutlu olmuştur ki, bölgenin toplumsal, siyasal ve örgütsel belini 30-40 yıl süreyle doğrultamayacağı öngörülebilir. Çok değil 4 ay öncesine kadar, Kürdistan'ın 4 parçasını etrafında birleştiren Rojava, bugün fiilen tasfiye edilmiş, hayalleri çalınmış ve umutları kırılmış bir coğrafyaya dönüşmüştür. Öncelikle, iç muhalefetin neredeyse tamamen yok edilmesi ya da marjinalleştirilmesi, Apocuların en büyük başarısıdır. Geriye kalanlar ise ya korkuyla suskunlaşmış ya da ağır travma yaşamış kitlelerdir. Umutları sistematik olarak sömürülen, devrimci romantizmle mobilize edilen Rojava halkını yeniden örgütlemek, kuşaklar boyu sürecek bir çaba gerektirecektir. Çünkü kırılan yalnızca bir siyasi proje değil, kolektif güven, gelecek beklentisi ve toplumsal dayanışma mekanizmalarıdır.Apocu hareketin kendi tabanında yarattığı hayal kırıklığı da çarpıcıdır. Daha birkaç ay öncesine kadar "Kuzeyi Rojava için feda ettik" söylemiyle motive olan müridler, bugün aynı projenin fiilen çöktüğünü görmenin acısıyla yüzleşmektedir. Kadroların düştüğü durum ise trajikomiktir. "General"sıfatıyla anılan figürlerin çaycılığa terfi etmesi, "siyaset cahili" olarak nitelenecek kadın kadroların belediye bulaşıkçılığına indirgenmesi, Apocu hareketin hem askeri hem de sivil kanadındaki niteliksizliği ve vizyonsuzluğu gözler önüne serdi. Bu kişiler, bir zamanlar "dünya kadınlarına özgürlük getirecek" iddiasıyla sahneye çıkarken, bugün kendi ilan ettikleri özerk yönetim mekanizmalarında bile marjinalleşmişlerdir.Kuzey Kürdistan ve TC'deki konferanslar ve propaganda etkinlikleri ise, utanç verici bir entelektüel sefaleti yansıtmaktadır. Dinleyenlerin utanç duyduğu, konuşmacıların ise en ufak bir mahcubiyet hissetmeden zırvalamaya devam ettiği bu performanslar, ideolojik dogmatizmin bilimsel ve eleştirel düşünceyi nasıl katlettiğinin açık kanıtıdır. Komün adı verilen,ne üdüğü belirsiz, teorik temeli zayıf, pratikte ise otoriter denetim mekanizmasına dönüşen modelle yeni bir sistem kuracaklarını iddia etmeleri, 21. yüzyılda bile hala 19. yüzyıl ütopyalarına sarılmanın acıklı bir örneğidir.Sonuç olarak, Apocu hareketin Kürdistan coğrafyasında yarattığı tahribat, salt siyasi bir yenilgi değildir, aynı zamanda sosyolojik, kültürel ve psikolojik bir felakettir. Bu tahribatı onarmak, mevcut nesille mümkün görünmemektedir. Çünkü Kürd toplumunda en değerli sermayeyi ,güveni, umudu ve ortak aklı,sistematik olarak tüketmiştir. Geriye kalan, kırık bir coğrafya, tükenmiş bir kuşak ve gelecek on yıllara yayılacak derin bir travma.
İslam tarihinde "Muaviye taktikleri" diye bilinen yönetim anlayışının iki esası vardı;
1- Rakibini bölmek, fitne çıkarmak
2- Satın almak, ödüllendirmek.
Bunlar aynı zamanda Kur'an'da Firavun'un yönetim karakteri olarak da anlatılır. (Kasas 4, A'râf 113-114. Şuarâ 41-42)
@mstafasak@sidratta Türkiye'de sanırım göğüs ucuz, kanat but vs daha pahalı? Avrupa'da tam tersi, en pahalı kısım göğüs. Bu yüzden liste doğru olsa da yanıltıcı.
@HurAyse Maalesef. Hatta arttırıyorum, devlet istemezlikle kalmaz; biz buraya 4 parça Kürtler birleşip büyük Kurdistan kuramasın, bunun önünü alalım diye geldik bile diyebilirler.