Minder Sırtlanları
Sabır tükendi artık. ACM vesilesiyle bu kaypak molla camiası hakkında iki çift laf etmek farz oldu. Bizi az çok takip eden bilir, vaktiyle ACM’yi felsefî zeminde, metodolojik düzeyde en sert eleştirenlerden biri bizdik +
Bir müslümanın başka birinin iyiliğine şahitlik etmesi için onu camide yanında görmesi gerekiyor. Süleymancılar bu yüzden yalnızlar. O topladıkları lacivert kalabalık da herhangi bir zamanda müslümanların herhangi bir meselesi için toplanmadı.
İzmirli Türk turist :)
Düşünün ki; uluslararası o mekana Katolik, Ortodoks, Protestan, Anglikan, Evanjelist, Yehova Şahidi, Yahudi, Hindu, ateist... türlü türlü insan gidiyor ve açık giyindiği için kutsal bir mekanda içeri alınmayan kişi bir müslüman Türk kadını.
Kendi olmasa bile 2 kuşak önceki ananesi veya babanesi, Yunan başörtüsüne el uzatmasın diye cepheye mermi taşıdı.
Benim gibi dışarıdan bir gözle bakan insanlar için ne kadar alçaldığınızı ve kimliğinizi kaybettiğiniz görmek inanın çok üzücü.
Daha da üzüldüğüm şey şu ki, ben bu insanların tarafındaydım ve o dönem kendimizi ülkenin aydınlık yüzü zannediyordum. Aklıma geldikçe utanıyorum. Umarın Allah bir gün size de nasip eder.
Atmosfer müthiş. Giyim kuşamdaki hem sadelik, hem de cenazeye uygunluk, kış cenazesinin verdiği o ürperti, Oğuz beylerinin yüzlerindeki asillik ve hüzün o kadar kuvvetli yansıtılmış ki her gördüğümde kilitlenip kalıyorum. Yunus'un ilahisi de muazzam uymuş.
"Gazâlî, İslam dünyasında felsefe ve bilimi durdurdu" saçmalığı bitmeden bu sefer;
"Ebussuud, Osmanlı'da Araplaşmayı başlatıp devleti bilimden uzaklaştırdı" saçmalığı ortalığı sardı
Tarihte böyle herşeye kâdir, "ol" deyince olan figürler hiç yaşamadı, bilgisayar oyunu değil bu
Televizyonda Bizimkiler, Ekmek Teknesi varken ilkokul, ortaokul sıralarındaydık. Haraç keseni, köpekle tehdit edeni, abisi, ocağı, sustalısı, kelebeği, bilmem nesi. Hepsi vardı. Hepsini yaşadık... Yazın mesela kafede Counter Strike, Half Life oynardık, çıkışta kaybeden takım kazanan takıma dondurma ısmarlardı. Birbirimize en çok gönül koyduğumuz mesele aynı kızı sevmek ya da tuttuğumuz takımların kapışmalarının ötesine gitmezdi. Anamız babamız sevgiyi, merhameti öğretti çünkü. Ama işte, ne değişti? Bir şey değişmedi. Dizileri ya da bilgisayar oyunlarını önemsemiyor değilim ama mesele çok başka. Varlığı önemsenmeyenin derdi başka. Sesi duyulmayanın derdi başka. Anası babası tarafından görülmeyenin derdi başka. Ama sevgiden ve merhametten yoksun olan tek başına dert. Dünyayı kurutur böyleleri. Kaç yaşında olursa olsun, kurutur. Kuruttular.
"Yâ Ebu Bekir!" dediler. "Arkadaşının işinden haberin var mı? O, bu gece Beytü'l-Makdis'e gittiğini, orada namaz kılıp Mekke'ye döndüğünü söyledi."
Hz. Ebû Bekir,
"Siz bunları ondan mı duydunuz?"
"Evet," dediler, "aynen ondan duyduk."
Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir,
"Vallahi," dedi, "o söylediyse, şeksiz şüphesiz doğrudur. Siz buna hiç şaşırmayın!"
(İbn-i Hişâm, II, 5)
2 yıldır millet Gazze diye Gazze diye kalktı. Onca eylem, onca yürüyüş. Boykot.
Hepsini aşağıladılar. Yok işte Filistinliler topraklarını satmış, yok efendim Doğu Türkistan (ki Uygur Türkleri’nin radikal tarafta yer almalarından dolayı kendileri de destek olmuyorlar, sadece onları niye söylemiyorsunuz diyorlar), boykotla dalga geçtiler, hatta inadına boykot edilen yerlere gittiler.
Sonra baktılar Avrupa’da millet eylem yapıyor, baktılar Hollywood’da ve diğer pek çok benzeri mecrada oyuncu, şarkıcı ses çıkarıyor, baktılar bunların adi bir kopyacısı olmak adına Gazze için bişeyler söylemek var. Sesleri çıkmaya başladı.
25 yıl önce bugün, dünya, Cemal el-Dürrah'ın 12 yaşındaki oğlu Muhammed'i Gazze'de üzerlerine yağan İsrail kurşunlarından 40 dakika boyunca korumaya çalışmasını izledi. Yalvarışlara rağmen, İsrail askerleri Muhammed'i kasıtlı olarak karnından vurdu.
Kimsenin size bunun 7 Ekim 2023'te başladığını söylemesine izin vermeyin.
#MyAgendaSumud
Sevdin Habîbini kâinata sevdirdin; sevdin de hil‘at-i risâleti giydirdin.Makām-ı İbrahim’den Makām-ı Mahmûd’a erdirdin. Server-i asfiyâ kıldın, Hâtem-i enbiyâ kıldın, Muhammed Mustafâ kıldın.Salât ü selâm tahiyyât ü ikrâm her türlü ihtirâm O’na, O’nun âl ü eshâb ü etbâına yâ Rab!