Arabın aceme, acemin araba üstünlüğü yoktur.
Android-Windows-Linux.
Profil fotosu vazgeçemediklerimi içerir. Bir öge eksikse, fotosu çekilemediğindendir.
kahrolsun israil, kahrolsun israilin yaptıklarından en ufak pişmanlık duymayan israil halkı, kahrolsun onları haklı görme gafletinde olan herkes. Allah belalarını versin. Elon, artık hesabı askıya alabilirsin. #FreePalestine
Özgür Özel, "Yeni partiye gidiyoruz" dedi.
Var mıydı önünde başka bir yol?
Yok, çünkü yolsuzluk sanığı Ekrem İmamoğlu'nun, Meclis'te arkasında duracak bir gruba ihtiyacı var! İmamoğlu Partisi olmanın gereği yerine getirildi!
Adını da Ekrem'in Partisi koyarlar artık.
Aylar öncesinden bunun böyle olacağını söylediğimde, saldırıp küfürler etmişlerdi. Hepsini toptan iade ediyorum şimdi...
Karanlık el ve lego adamları
Türkiye'nin en güvenilmez adamını TIME dergisinin "en etkili 100 kişi" listesine hangi güç taşıdı? Aynı ismi "en çok güvenilenler" listesinin başına kimler yerleştirdi? Bu mekanizmayı çözmeden Türkiye'de olup bitenleri anlamak gerçekten zor.
Haluk Levent'in ayaklarını yerden kesen bu yükselişin mühendisleri görünürde medya, gazeteciler, sanatçılar ve muhalif siyasi aktörler. Hepsi tanıdık, bildik isimler. Zaaflarıyla, hırslarıyla, kariyer hesaplarıyla ortada, göz önünde duruyorlar.
Oysa asıl sihir, hepsine aynı anda, aynı cümleleri kurdurtabilmekte. Bu kişileri gözü kapalı bir şekilde tek bir hedefe yöneltmekte.
Tekrar aynı soru: Proje Haluk Levent ve Babala TV patladığında, özür dilemek için sıraya giren, "yanıldık" diye gerekçe uyduran gazeteci, sanatçı ve siyasetçi tayfasını harekete geçiren bir karanlık el yok mu?
Karanlık bir madde gibi muhalif alanı dolduran, bu isimleri lego gibi istediği şekle sokan, istediği hedefe yönlendiren bir aklı göremiyor musunuz?
Her seferinde "yanıldık" diyerek özür dileyecekleri yeni bir siyasi operasyona nasıl alet olabiliyorlar?
Muhalif medya ve siyasetin İsrail'in 5. kol faaliyetlerinin bir aparatı haline geldiğini hala çözemedik mi?
https://t.co/C9Nj0Vgjmy
Rekor Başarı: Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik'ten Güçlü Finansal Performans!
İki dev şirket, yılın ilk yarısında piyasa beklentilerini geride bırakarak toplam 24,5 milyar TL net kar elde etti ve sektör liderliğini bir kez daha tescilledi.
Genel Müdür Taha Çakmak'ın vurguladığı gibi; enflasyonla mücadele bilinciyle hareket edilirken, bazı bireysel ürün gruplarında fiyat artışına gidilmeden sürdürülebilir büyüme sağlandı. Etkin fiyatlama yönetimiyle hem üretim büyütüldü hem de herkes için sigorta vizyonu kararlılıkla sürdürüldü.
Sektöre değer katan bu büyük başarıda emeği geçen tüm ekibi kutlarız! 👏
Gündüz gözüyle pervasızca suç işleyen bu eleman nasıl olur da elini kolunu sallayarak gezebilir diye düşündüğümüz kim varsa bugün ya hapiste ya da hapse girmemek için adam rolü yapıyor.
Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve Ekrem İmamoğlu ülke için uluslararası tehditti. Hepsi kendini dokunulmaz sanıyordu, basur oldular.
Seloyla Osman'a selam çakmayanı linç ediyorlardı, bugün adlarını anan yok. Eko desen mahkeme heyetinin şamar oğlanı oldu. Aynı kaptan yiyenler haricinde davasına giden yok.
Ayşe Barım hapiste unutuldu. Sanat sepet tayfa onun yokluğunda kendini partilemeye verdi, onda da uyuşturucu operasyonlarına takıldılar. Parası olan yurt dışına kaçıyor, olmayan sessizce uyuşmaya devam.
Ümit Özdağ ve Fatih Altaylı ulusal tehditti. Hatırlı dostları vardı. İçeri alınıp kulakları çekilince pamuk gibi oldular. Etliye sütlüye karışmadan, ılık ılık takılıyorlar.
İsmail Saymaz kanguruya dönmüştü, mesleği hatırlatıldı. Nevşin Mengü savunma sanayiideki gelişmeleri görmek zorunda kaldı. Merdan Yanardağ ismini gençlerin çoğu bilmiyor.
Deprem sonrası Haluk Levent hakkında çok yazıp çizdik. Kumar bağımlısı bir müptezel olduğunu, dolandırıcılığı ata sporu olarak gördüğünü sağır sultan bile duydu. Cumhurbaşkanı adayı olsun diyenler bile vardı. Baraj patladı yalanı yüzünden ifade vermeye giderken Oğuzhan Uğur babalana babalana yürüyordu. İsrail Gazze'de on binlerce masumu öldürürken o, programına çağırdığı 'yüksek mertebe' dostlarıyla Filistinlilere iftira atıyordu. Sonuç?
Bir gün sıra Birgün'e de gelecek. Büyükten küçüğe doğru bu işler, sırayla.
Aziz Nesin bir televizyon programında "Tayyip Erdoğan 'ben şeriatçıyım' diyor, böyle insanların olduğu ülkede yaşanmaz" diyor. Bunun üzerine Tayyip Erdoğan canlı yayına bağlanıyor ve Aziz Nesin'e hayatının en büyük dersini veriyor.
Yer işaretlerine ekleyelim mümkünse
Zeki Müren ve Ajda Pekkan, Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası yaptırım baskısı altındaki Türkiye'nin "70 cent'e muhtaç olduğu" zor dönemde ASELSAN'a döviz bulmak için Almanya turnesine çıktı.
📍ASELSAN Eski Genel Müdür Yardımcısı Fuat Akçayöz:
▪️Büyük bir kadroyla Almanya'ya gidildi. Hatta sanatçılardan bazıları Zeki Müren'e tepki gösteriyor, "Biz bundan hiç para almayacak mıyız, böyle şey mi olur?" diyerek.
▪️Zeki Müren'in onları şiddetle azarladığını biliyorum.
📍ASELSAN Eski Genel Müdür Yardımcısı Mahmut Karadeniz:
▪️Birkaç milyon mark para toplandı. Hakikaten de bu parayla yabancılara ödeyeceğimiz ilk kısım paraları çıkarttık.
📌Cüneyt Özdemir:
🔶Çıkan şeylere bakalım. Mesela ben bekliyordum ki Süleyman Soylu ile ilgili, hani ifadesini aldıramadı ya, öyle bir iddiası vardı işte, "Ben tam Süleyman Soylu'nun adını verdim, benim işte sözümü kestiler, ifademi almadılar" biz de demiştik ki: "E yaz kardeşim, avukatın var, mektup yaz. Anlat ne biliyorsan." *Süleyman Soylu'nun S'si, S'si geçmiyor mektupta. Ama başka bir bakan hedef: Akın Gürlek hedef.*
*Öyle bir tablo çiziyor ki; Akın Gürlek işini, gücünü bırakmış, demiş ki: "Ben şu Haluk Levent'e nasıl bir kumpas kururum... kurarım" yani, hani "Kururum" derken "Kururum" dememiş, "Kurarım" demiş. Haluk Levent'in iddiasına göre öyle bir tablo var.*
Gidiyor iş insanlarıyla konuşuyor. *Tam Haluk Levent alnının akıyla Ahbap hesaplarından aldığı parayı yerine koyacakken... Ne yapsa beğenirsiniz? Akın Gürlek hem de bir Pazar günü, hem de bir öğlen günü gidiyor Haluk Levent'e operasyon düzenliyor. Bakar mısınız şu Akın Gürlek'in yaptığına?*
Burada, oysa yani ne yapmış Haluk Levent? Kendi söylediği için söylüyorum; kumar oynamak için Ahbap'tan ödünç para almış. Böyle anlatıyor, "Ödünç almışım". Demek ki daha önce de yapmış bunu. Çünkü diyor ya, "Ben borç aldım, sonra da iade ediyorum. İade edince de kapanıyor."
Neden borç alıyor kumar oynamak için Haluk Levent kardeşimiz? İşte çocuk kumbarasındaki parayı bozdurmuş. Depremzededeki arkadaşına para göndermiş ya da sen iyi niyetle yurt dışından, yurt içinden para göndermişsin; Haluk Levent kardeşimiz bununla kumar oynuyor ama ödünç alıyor parayı. Kendi söylediği için söylüyorum, değil mi? Ben... abartısıyla anlatmıyorum bunu, değil mi? Mektuptan bu çıkıyor benim gördüğüm kadarıyla.
ABD Deniz Piyadeleri, AeroVironment'ın JUMP 20-X insansız sistemini (Switchblade kamikaze mühimmatıyla) ilk kez alay seviyesinde test etti.
Ancak birlikte bu boyuttaki (Grup 3) drone'u uçuracak eğitimli personel olmadığı için sistem testlerini üretici firma gerçekleştirdi.
ABD ordusunun bünyesine yeni drone sınıfları katılırken, asıl darboğazın teknoloji değil eğitimli insan gücü olduğunu gösteren çarpıcı bir örnek.
Bu ülkede iktidar, ağzıyla kuş tutsa, İmamınoğlu beslemesi muhalif medyası ve trolleri, "Siyasal İslamcı iktidar zavallı bir kuşu dişledi" diye propaganda yapar. Bunlara bir şey izah etmeye gerek yok. Go fuck yourself motherfucker deyip geçmek lazım...
Rahmetli babamın (aşağıda gördüğünüz) minibüsü vardı ve borcumuz da çoktu. Muavin çalıştırmak bir maliyet ve tasarruflu olmak adına çalıştırmıyordu. İlkokul 4. sınıfta ve 5. sınıfta iken sabahçıydım, öğlen koşa koşa eve gelir, annemin ekmek üstüne sürdüğü salçalı ekmeği yer, önlüğümü çıkarır, babama yardım etmeye Aksaray'daki durağa giderdim. Varsa ödevlerimin olduğu defter ve kitapları da yanımda götürür, sıra beklerken ders çalışır, ödevlerimi yapardım. Akşam olunca da beraber eve dönerdik. Yemek yedikten sonra da kovayı suyu alır, arabanın içini dışını bir güzel temizlerdim. Beni yakından tanıyanlar bilir, hafızam ve dikkatim meşhurdur. Bir gün duraktayız Aksaray'da ve babama dedim ki, "Baba, bugün tam 365. gün. Hiç sektirmeden 365 gündür arabada sana yardım ediyorum." Babam şaşırdı, ciddi misin diye sordu. Ona bir önceki senenin aynı gününden beri hiç ara vermediğimi söyleyince suratı düştü. Elini cebine attı, hatırı sayılır bir miktar para verdi. "Ne işin var senin burada? Sen çocuksun, git lunaparkta harca bu parayı, canının istediğini yap!" dedi. Tabi lunapark o zamanların önemli eğlencesi. Bir sevindim, bir sevindim. Babam parayı verdikten sonra hemen arkasını döndü. Ama ben o esnada ağlamaya başladığını görmüştüm. Elbette o zaman bunun sebebini çok da anlayamamıştım.
Bu minibüsün bende böyle de bir hatırası var.
Şimdi ne babam kaldı, ne de minibüs. Lunapark diye bir şeyi en son ne zaman gördüğümü ise hatırlayamıyorum. Demek ki hafızam da artık eskisi gibi değil.
Karadenizli değilim ama soruya soruyla cevap vereyim:
Çadır AŞ satış ve pazarlama müdürüsünüz. Ahbap derneği aradı, elinde çadır varsa almak istiyorum dedi.
ELİNDE ÇADIR YOK. TÜM STOKLAR DEPREM BÖLGESİNE GÖNDERİLMİŞ BİLE.
Bunu cevap olarak verdin.
Dernek yetkilisi dedi ki, yav iyi kötü HİÇ Mİ YOK?
Aaaa, dedin. ALMAN KIZILHAÇI bana özel bir sipariş vermişti, oldukça lüks X adet fuar çadırı. Ancak onlar için gerekli ekipmanım olmadığından, fason diktirmek üzere X firmasına verdim. O dün hazırdı, sevk edilecekti Almanya'ya.
Ahbap yetkilisi dedi ki, yahu ben göndereyim parasını, sen yeniden diktir o çadırları, o hazırları bana ver.
3 sn düşündün ve dedin ki, "mantıklı". Para şirket hesabına geldi, talimat verdin o özel üretim çadırları filanca yere sevk edin dedin.
Şimdi burada olması gereken neydi?
1.Çadırları verip para almaması mı gerekiyordu?
2.Parayla veya parasız çadırları vermemesi mi gerekiyordu?
3.O çadırları AFAD'a mı vermeliydi? (AFAD aldığı her çadır için para ödüyor, bedavaya almıyor)
4.Diğer???