Günler geçer, haftalar... Aylar...
Yıllar geçer
Bi'iznillah, yiğit kardeşim
Anıl Doğdu hep bizimledir
Öz gardaşımdır, Ülküdaşımdır.
Canıma can,
Kanıma kandır.
* * *
Var olasın yiğit gardaşım
Allah seni var eylesin...
Çocuklarını genç yaşta vatan topraklarına emanet eden şehit analarımıza da saygı ve sevgilerimi sunuyor, her zaman yanlarında olduğumuzu bu vesileyle bildirmek istiyorum.
Elbette, elleri öpülesi annelerimizi sadece yılın bir gününde hatırlamamız doğru değildir. Onlara, yaşadığımız müddetçe en değerli hazinemiz olarak saygıyla, şükranla ve büyük bir hürmetle yaklaşmamız en öncelikli manevi sorumluluklarımız içindedir.
Hem maddi, hem de manevi hayatımızda annelerimizin yeri doldurulamaz önem ve kıymeti bulunmaktadır. Nitekim “Cennet annelerin ayakları altındadır” kutlu seslenişi bunun en bariz kanıtıdır.
Akılla duygunun, heyecanla sağduyunun, yılgınlıkla azmin arasında yaşanacak çatışma ve ikilemler, öncelikle annelerimizin yol gösterici, hikmet ve hidayete davet eden nasihatleriyle aşılacaktır.
Annelerimizi hiç üzmeden, kutsal bir emanet gibi hayatlarının sonuna kadar en değerli varlığımız olarak üzerlerinde titrememiz hepimizin bu fani hayattaki manevi görev ve vecibeleri arasındadır.
Günümüz şartlarında ağırlaşan hayat şartlarına karşı ailesinin geçimine yardım eden,yılların getirdiği zorlukların çizgiler halinde yüzlerine yansımasına aldırmadan mücadelelerini sürdüren annelerimizin,hangi yaşta olursak olalım,bizlere öğretecekleri daha çok tecrübeleri vardır.
PKK’lı Cumhurbaşkanı adayının serbest bırakılmasını canla, başla destekleyen karanlık ittifak tarafları ve holigan taraftarları, sesi çıkmıyor diye kader kurbanlarının sahipsiz olduğunu falan mı düşünüyorlar? Eğer böyleyse halt ediyorlar, kesinlikle yanlışa düşüyorlar.
Kader çizgimiz bellidir. Bunun değiştirmek harcımız değildir. Ancak kader mahkumlarının talihini değiştirebilir, onların elinden tutabilir, zincirlerinden ve zindanlardan onları çekip çıkarabiliriz. Tartışma ve konuşmaya değmez mi? Hadi buyurun…